İzmir BAM 11. HD 2021/1672 E. 2024/864 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1672
2024/864
30 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1672
KARAR NO : 2024/864
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25.02.2021
NUMARASI : 2020/728 E. - 2021/189 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 30.04.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 30.04.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.02.2021 tarih 2020/728 E. - 2021/189 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacının dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti’nin ortağı olduğunu ve ... Mah. ... Cad. No.../.../... ... adresinde “...” isimli içkili restoranı işlettiğini, davacının 2015 yılında ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti’nin imza yetkilisi olarak davalı ile bahsi geçen restoranda satılmak üzere alkol satın alma sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre ... Şti adına sözleşme süresince sözleşmeye konu ürünleri satın almayı, diğer rakip ürünleri ve bunlara ilişkin her türlü malzemeyi satın almamayı, bulundurmamayı, tanıtımını üstlenmemeyi ve davalının pazarladığı mamüllerin satışını yapmayı kabul ettiğini, davalının da işletmeye destek olma amacı ile dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti’ye ön iskonto bedeline mahsuben 100.000,00 TL+KDV nakit katkıda bulunduğunu, yine sözleşme gereğince müvekkilinin ... Şti’nin imza yetkilisi olarak ve adına hareketle sözleşme süresince doğmuş ve doğabilecek, cezai şart dahil her türlü borcun teminatı olmak üzere bir teminat senedi imzaladığını, daha sonra ... Şti. “...”isimli içkili restoranın kapandığını, davacı aleyhine dava konusu İzmir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2019/12376 Esas sayılı icra dosyasından icra takibinin başlatıldığını farkettiklerini, davacının rızası dışında, tarafı olmadığı bir sözleşme ve teminat niteliği taşıyan, bedel ve imza dışında başkaca bir boşluğun doldurulmadığı, kambiyo vasfında olmayan teminat senedinin davalı tarafından hukuka aykırı bir şekilde doldurulmak suretiyle kendi adına borç yaratılarak, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı bir şekilde borç altına sokulduğunu belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, İzmir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2019/12376 Esas sayılı icra dosyasına konu edilen icra takibinin davacının davalıya hiç bir borcu olmaması sebebiyle davacı açısından iptaline, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibi konusunun bir borç ilişkisini dayandırmadan, davacının rızası dışında imzalatarak, üzerini sonradan doldurduğu ve davacının taraf olmadığı bir sözleşmede tarafmışçasına haksız ve mesnetsiz bir şekilde aleyhine borç yaratarak bu borcu icra konu etmesi sebebiyle, takip konusu meblağın % 20’sinden az olmamak üzere, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davalı şirket aleyhine açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı şirket ile dava dışı ... Şti. arasında 15.04.2015 tarihinde 5 yıl süreli Satın Alma Sözleşmesi tanzim edildiğini, dava dışı şirkete, Satın Alma Sözleşmesi'nin ayrılmaz parçası niteliğindeki “Belgedir” başlıklı yazı gereğince, sözleşmede belirlenen 100.000-TL.+KDV (118.000-TL.) katkı, dilekçesi ekinde yer alan davacının imzasını havi “Teslim Alındı Tutakları” ile verildiğini, sözleşmede belirlenen katkının ödendiğinin şirket imza yetkilisi davacı tarafından da ikrar edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye, dava dışı şirketin aykırı hareket etmesi nedeniyle ... A.Ş.ne verilen senet dayanak gösterilerek, ilamsız takip başlatıldığını, davalı şirketin, sözleşmenin 11 maddesine göre sözleşmeyi ihlal ettiğini, sözleşmenin ihlal edilmesi nedeniyle dayanak senette hem aval veren olarak gözüken davacıya, hem de dava dışı şirkete 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, davacı/borçlunun dayanak olarak gösterilen senette, aval veren olarak görünmesine rağmen bu aşamada sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, huzurdaki davaya konu icra takibinin 7 örnek ilamsız takip olup borçlu/davacı hakkındaki işbu borca ve takibe itiraz etmediği için, sözleşmeden kaynaklanan katkı alacağına ilişkin takibin kesinleştiğini, davacının 15.04.2015 tarihli müşterek borçlu ve müteselsil kefalet senedi ile, imza yetkilisi ve ortağı olduğu ... Şti.’nin davalı şirkete sözleşmeden ve diğer taahhütlerden, kanundan ve benzeri nedenlerden dolayı doğmuş doğacak her türlü borçlarını müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla aynen kabul ettiğini, dava dışı şirketin davalı şirkete olan taahhüdünü ihlal etmesi, borçlarını ödememesi ve yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde davalı şirketin dava dışı şirkete yaptığı 118.000-TL. tutarındaki miktarı, derhal, nakden ve defaten davalı şirkete ödeyeceğini taahhüt ettiğini savunarak, haksız ve dayanaksız davanın reddine, %20’den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu senedin incelenmesinde, senedin ön yüzünde davacıya ait iki imzanın bulunduğu, bu imzalardan birinin şirket kaşesinin altında olduğu, diğer imzanın altında ise şirket kaşesinin olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar davacı iradesine aykırı olarak şirket temsilcisi sıfatıyla senedi imzaladığını ileri sürmüş ise de Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda davacının aval veren sıfatıyla senet bedeli olan 118.000,00 TL den sorumlu olduğunun anlaşıldığı, davacı vekili, davalı tarafından ibraz edilen 15/04/2015 tarihli Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalet Senedi başlıklı altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle imza incelemesi yapılmasını, ayrıca senedin davacının rızası dışında sonradan doldurulduğunu ileri sürmüş ise de davacı tarafından takibe konu senette bulunan imzaya itiraz edilmemiş olması ve Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalet Senedi başlıklı belge altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edilmesinin davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ayrıca davacının rızasına aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı olarak ispat edemediği anlaşıldığından davacının beyanlarına itibar edilmediği, esasen imzası inkar edilmeyen şirket temsilcisinin imzasının bulunduğu 15/04/2015 tarihli "Belgedir" başlıklı belgeye göre davalının dava dışı şirkete 24/04/2015 tarihinde 70.000,00 TL+KDV, 15/01/2016 tarihinde 30.000,00TL+KDV oranında katkı payı verdiği, dava dışı şirketin sözleşmeye aykırı olarak sözleşme süresi sona ermeden kapatıldığı, bu nedenle davalının dava dışı şirketten 118.000,00 TL katkı payını isteyebileceği, davacının aval veren sıfatıyla senetten sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, sözleşmenin 9.a. maddesine göre davacının ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti’nin imza yetkilisi olarak ve adına hareketle sözleşme süresince doğmuş ve doğabilecek, cezai şart dahil her türlü borcun teminatı olmak üzere, bir teminat senedi imzalandığını, sözleşmeden de görüleceği üzere davacının kendi adına değil, ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu... Şti adına hareket ettiğini, bu sözleşme ile kendisine değil, ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti’ye menfaat sağladığını ve hep bu amaçla hareket ettiğini, sözleşmeyi imzalayan davacının aynı zamanda işbu dilekçe ekinde sundukları teminat senedinin de sadece ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti’nin imza yetkilisi olarak imza ettiğini, söz konusu teminat senedine ve sözleşme eki belgeye önce tek imza attığını, daha sonra sözleşme yetkilisinin bir imza atması gerektiği ihtaratı üzerine, iyiniyetle, müşterek ve müteselsil kefil olma iradesi olmaksızın ikinci imzayı da teminat senedinin ve sözleşme eki belgenin üzerine attığını, daha sonra da davacının ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti. “...”isimli içkili restoranını kapattığını, davacının son dönemlerde uyap vatandaş portalını kontrol ederken, dava konusu İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2019/12376 Esas sayılı icra dosyasının varlığını farkettiğini, sistem üzerinde dosya içerisinde yaptığı incelemede, davacının hem kendi hem de ortağı ve imza yetkilisi olduğu dava dışı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti aleyhine bahsi geçen icra takibinin başlatıldığını, icra takibinin kendisi açısından kesinleştiğini ve kendi aleyhine tahsile yönelik icrai işlemlerin yapıldığını gördüğünü, İzmir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2019/12376 Esas sayılı dosyası içerisinde fiziken yapmış olduğu incelemede, tarafı olmadığı bir sözleşme ve teminat niteliği taşıyan, bedel ve imza dışında başkaca bir boşluğun doldurulmadığı, kambiyo vasfında olmayan teminat senedinin, davalı tarafından hukuka aykırı bir şekilde, suç sayılacak şekilde doldurulmak suretiyle kendi adına borç yaratıldığını, haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı bir şekilde borç altına sokulduğunu farkettiğini, davacının rızası dışında, şahsen herhangi bir ticari ilişki içinde olmadığı, hiçbir borcu söz konusu olmamasına rağmen, tarafı olmadığı bir sözleşme ve teminat niteliği taşıyan, bedel ve imza dışında başkaca bir boşluğun doldurulmadığını, kambiyo vasfında olmayan teminat senedinin, davacının borçluymuşcasına bir icra takibi ile karşı karşıya kaldığını ve borçlu olmadığını ispatı açısından işbu huzurdaki davayı açmak zorunda kaldığını, davalı tarafından, İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2019/12376 Esas sayılı dosyası ile borçlu sıfatıyla davacı ve dava konusu icra dosyasının diğer borçlusu ... Şti aleyhine başlatılan icra takibinde, icra takibine konu senet ve sözleşmeden kaynaklı katkı payı alacağının 118.000,00 TL olmamakla birlikte, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki ve/veya başkaca bir ilişki bulunmadığını, bu doğrultuda da davacının davalıya hiç bir borcu olmadığını, davacının davalıya icra takibi bedeli toplamı 118.000,00 TL tutarında borcu olması, davalıdan bu bedelde bir katkı payı alacağı alması, tarafların arasında bu miktarda bir alacak ve borç ilişkisinin bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, icra takibine ve davaya konu işbu kambiyo vasfını yitirmiş senedin ve şahsen imzalamadığı bir sözleşmeden kaynaklı katkı payı, borç ilişkisi sebebiyle değil, davacının rızası dışında, iyiniyeti kullanılarak, müşterek ve müteselsil kefil olması iradesi olmaksızın imzalatıldığını ve daha sonra da icra takibine konu edildiğini, sözleşmeden de görüleceği üzere, davacının söz konusu ve icra takip dayanağı sözleşmede taraf sıfatına sahip olmadıklarını, sözleşmenin bir tarafı olmadığı gibi kendi adına atmış olduğu bir imza da bulunmadığını, davacının böyle bir borç altına girmesinin ya da davalı ile bir ticari ilişki içinde olmasının mümkün olmadığını, davalının alkollü içecek satışı yaptığını, alkollü içeceklerin satın alınabilmesi için içki satma ruhsatının bulunması gerektiğini, ancak davacının kendi adına içki satma ruhsatı bulunmadığını, icra takip dosyasında bulunan kambiyo vasfını kaybetmiş teminat senedinin üstünün daha sonradan doldurulduğunu, davalının, davacının iyiniyetini suiistimal ederek, kötüniyetle, aralarında borç-alacak ilişkisini doğuracak herhangi bir ilişki olmamasına davacı davacıya açığa imza attırarak kendine alacak yarattığını, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takip dosyası incelendiğinde, takip dayanağının bahsi geçen senet olmadığını, mahkemece bu konunun bile dikkate alınmadığını, sanki takibin dayanağı bir kambiyo senediymiş gibi, hukuki nitelendirmeler yapıldığını, haksız ve hukuksuz gerekçelerle davanın reddedildiğini, icra takibinin dayanağının kambiyo senedi olmadığını, öte yandan davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan, Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefalet Senedi başlıklı belge altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, bu evrakın ne icra takip dosyasına sunulduğunu ne de davacıya teslim ve/veya tebliğ edilmediğini, davacının bu belgeyi, davalının cevap dilekçesi ile gördüğünü, davalının cevap dilekçesinden de görüleceği üzere, aslında davacının bu belge ile dava dışı şirketin tüm borçlarından müşterek ve müteselsil kefil olduğunu ileri sürdüğünü, bu belge altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, bu evrağın davacıya teslim ve/veya tebliğ edilmediğini, davacının görmediği ve bilmediği bir evraka itiraz edemeyeceğini, davalı tarafından davacının rızası dışında imzalatılıp, icra takibine konu edilen kambiyo vasfını kaybetmiş senedin üzerinin daha sonra davalı tarafından doldurulduğunun, haricen de tespit edilebileceği gibi uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme ile de kolaylıkla tespit edilebileceğini, mahkemece bu taleplerinin kabul edilmediğini, hiçbir inceleme yapılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamları)
Kambiyo senetleri kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarı içermekte ve sebepten bağımsız (mücerret) senet niteliğinde olup, yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda senedin teminat senedi olduğu yahut açığa imza sonrasında senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu itirazlarının davacı tarafça yazılı belge ile ispatlanması gerekmektedir.
Somut olayda; davacı, aval veren borçlu/ kefil olarak imzalarının bulunduğu bononun, içeriği yazılmadan davalıya teminat olarak verildiğini ileri sürmüş ise de, bonodaki imzalara itiraz etmediği, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, davaya konu senedin kambiyo vasfında ve geçerli olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41