SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 11. HD 2021/1696 E. 2024/863 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1696

Karar No

2024/863

Karar Tarihi

30 Nisan 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1696

KARAR NO : 2024/863

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12.12.2017

NUMARASI : 2016/722 Esas 2017/1220 Karar

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 30.04.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 30.04.2024

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.12.2017 tarih 2016/722 Esas 2017/1220 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA :Davacı vekili, tüketici ... A.Ş. ile müvekkili arasında 16/03/2015 tarihinde kredi ve rehin sözleşmesinin imzalandığını, davalının bu sözleşmede “kefil” sıfatıyla yer aldığını, sözleşmenin “muacceliyet” başlıklı 9. maddesi gereğince tüm taksitlerin muaccel hale geldiğini, 04/02/2016 tarihinde davacı tarafından borçlulara muacceliyet uyarısı mektubunun gönderildiğini ve bu mektup ile 04/02/2016 tarihi itibariyle güncel borç tutarının faizi ve vadesi gelecek taksitler ile birlikte 30 gün için ödenmesinin istendiğini, borçluların temerrüte düşürüldüklerini, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle davalıya Beşiktaş 17. Noterliği'nin 16/03/2016 tarihli, 25763 yevmiye numaralı ihtarnamesinin ve hesap özetinin gönderildiğini, ödeme yapılmayınca ve kat ihtarına yasal sürede itiraz edilmeyince davacı tarafından İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5000 sayılı dosyasında taşınır rehininin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını ve tahsilat sağlanamayınca tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/5391 sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itirazının haksız olduğunu, ortada mükerrer bir takibin bulunmadığını, takipte istenen faiz oranının yasaya uygun olduğunu, davalının rehin hakkına açıkça itiraz etmediğini ve İİK’nın 147.maddesinin 1.bendi gereğince rehin hakkının kesinleştiğini, itirazın kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, davacı lehine inkar tazminatına karar verilmesin talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili, davalının borçlu şirketin ortağı iken bu şirketin borçlarına kefil olduğunu, ancak şirket ile ortaklık ilişkisinin sona erdiğini, bu nedenle şirketin borçlarını ödeyip ödemediği ya da rehinli aracını teslim edip etmediği konularında bilgisinin bulunmadığını, borcun taşınır rehini ile güvence altına alındığını, dolayısıyla ilamsız takip başlatılamayacağını, öncelikle rehinin paraya çevrilmesi ve bu aşamadan sonra kalan alacak yönünden ilamsız icra takibi başlatılması gerektiğini, alacağın likit olmadığını, tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddine, davalı yararına % 20’den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, rehne konu aracın dava dışı asıl borçluda olduğu ve 13/07/2016 tarihinde yakalanarak yakalama tutanağının düzenlendiği ve Menemen otoparkına teslim edildiği belirlenmiş olup, aracın davacı banka elinde bulunmaması nedeniyle TBK'nın 586/2 maddesi çerçevesinde teslime bağlı taşınır rehninden söz edilemeyecek olunup, davalı kefil hakkında dava konusu ilamsız icra takibinin başlatılmasında yasal ve hukuki bir engel bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının haklı görülmediği, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 16/03/2015 tarihli ticari kredi sözleşmesini 127.055,96 TL kefalet limiti ile “kefil” olarak imzalayan davalının, ödenmeyen takip tarihi itibariyle toplam 57.630,96 TL olan borçtan sorumlu olduğu, takipte borca yinelik itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2016/5391 sayılı dosyasında davalının 57.029,24 TL'si asıl alacak, 333,62-TL'si işlemiş faiz, 16,68-TL'si BSMV ve 251,42-TL'si ihtarname gideri olmak üzere tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile toplam 57.630,96-TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 57.029,24 TL'si asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,20 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisinin uygulanmasına, dava açıldıktan sonra ödenen 45.266,49 TL’nin icra dosyasında İcra Müdürlüğü tarafından dikkate alınmasına, 57.630,96-TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, gerekçeli kararda savunmalarının karara yazılmadığını, kararın üçüncü paragrafında uyuşmazlığın fatura alacağı olduğunun belirtildiğini, oysaki uyuşmazlığın tamamen kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, kararda hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiği halde itirazları dikkate alınmaksızın yeni bir rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu kredi sözleşmesi sadece kredi sözleşmesi olmayıp aynı zamanda rehin sözleşmesi olduğunu, “Tahsilde tekerrüre yer olmaması” kaydı ile yapılan hacizlerde alacaklının birden çok borçluya ve kefile karşı takip yapabilmesi Yargıtay’ın bazı kararlarında kabul edilmiş olsa da içeriğine bakıldığında bunlar genel borç ilişkilerine yönelik olup teslime bağlı taşınır rehni söz konusu olan takipler için geçerli olmadığını, Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili 586.maddesi açıkça yer alan bir istisna olan teslimli taşınır rehninin, sözleşmeye konulan bir kayıtla değiştirilmesi ve sözleşme hükmüyle istisna dışı bırakılarak genel düzenlemeye tabi kılınmasının mümkün olmadığını, kanunun amacına bakıldığında teslime bağlı taşınır rehinlerinde kefile gitmeden rehin yoluna gidilmesinin zorunlu olmasının bir özel durum olduğunu, kanun koyucunun kefilin özel bir hükümle korunabilmesini amaçladığını, Genel İşlem Şartlarını düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ve devamı maddelerinde de açıkça belirttiği üzere kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olan sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayıldığını ve bu hükme dayanılarak sözleşmenin taraflarından bir ifada bulunmasının talep edilemeyeceğini, dolayısıyla bilirkişi raporunun sözleşmede yer alan "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" kefile başvurulmasına dair hükmü geçerli kabul ederek rapor düzenlemesinin yasaya aykırı olup sadece bu kayda göre yasa hükmünü dederlendirmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dilekçesinde geçen ve karara dayanak olarak kabul edilen bilirkişi raporuna da konu olan asıl borçlunun ödeme yoksunluğunun tespiti bakımından da TBK’nın 586.maddesi birinci fıkrasında geçen ifade ile ikinci fıkradaki istisna gözetilmeden tüm alacaklar için borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğünde olması şartının kefile gitmede yeterli olarak görüldüğünün savunulduğunu, lakin ikinci fıkra, birinci fıkranın bir istisnası olarak düzenlenmiş olup teslime bağlı taşınırlar da bu genel şartın yeterli olmadığı ve rehnin paraya çevrilmeden kefile başvuralamayacağının açıkça belirtildiğini, yani, davacının belirttiği asıl borçlunun, alacağa ilişkin rehin açığı belgesine dayanarak ödeme yoksunluğunda olduğu iddiasıyla, rehnin paraya çevrilmesi talep edilmeden direkt kefile başvurmasının kanuna aykırı olduğunu, rehin açığı belgesine ilişkin takip alacağının olduğunun dosya da yalnızca zikredildiğini ve ne davacı dilekçesinde ne de bilirkişi raporunda buna ilişkin bir belge eklenmediğini, bir inceleme yapılmadığını, satışın hangi koşullarda yapıldığının belli olmadığını ve bu bakımdan dosyada bir eksiklik söz konusu olduğunu, şartları ve mahiyeti belli olmayan bir satışın sonucunda hazırlanmış rehin açığı belgesine dayanılarak kefile başvuruyu meşru kılmanın hakkaniyetle ters düştüğünü ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan böyle bir koruyucu hükmün mahiyetine bakıldığında da durumun şartlarından söz konusu özel düzenlemenin amacını anlayabilmenin mümkün olacağını, zira kefil, taşınır rehni ile güvence altına alınan bir alacak için daha kolay kefalet borcu altına girmeyi kabul edebildiğini, çünkü rehin zaten alacağın borçlu tarafından ödeneceğini, ödenmediği durumda da paraya çevrilebilen bir garanti sağladığının kanıtı olduğunu, böylece kefil olan kişiler, zaten alacak üzerinde rehin hakkı kurulan, taşınırla güvence altına alınan (teminatlandırılan), borç bakımından kendisini güvence altında hissederek “En azından taşınırın üzerindeki rehin paraya çevrildiğinde kalan kısmını ödemekle yükümlü olacağım” şeklinde bir düşünceyle sözleşmeyi kefil olarak daha kolay imzalayacağını, dolayısıyla teslime bağlı taşınır rehninin, adi alacak gibi kabul edilerek direkt kefile başvurulması hakkaniyete uygun düşmediği gibi kanunun kefili korumaya yönelik ilgili özel hükmüne de uygun düşmediğini, teslime bağlı taşınır rehinlerinde asıl borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla haciz başlatılmadan veya başlatılmış olup tamamlanmadan kefile başvurulamayacağını, mahkemece rehnin davalı bankaya teslim edilmediği için bu hükmün uygulanamayacağına değinilmişse de rehinli mala sicilde rehin konduğunu, dolayısıyla rehinli bir taşınırın satışının yapılması mümkün olmayacağından ilgili yasa maddesinin uygulanması gerektiğinin açık olduğunu, bu sebeplerle söz konusu mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca karara dayanak kabul edilen bilirkişi raporundan da görüldüğü üzere davacı tarafın alacağını kabul etmemekle birlikte, bir an için kabul edileceği farzedildiğinde bile alacağın likit olmayıp, bilirkişi raporu ile hesaplandığı görüldüğünü, davalıya gönderilen ödeme emri esnasında ödenecek paranın belirli olmadığını, dolayısıyla alacağın da likit olmadığını, bu sebeple davacı taraf diğer istemlerinde olduğu gibi %20 icra inkar tazminat taleplerinde de kötü niyetli olup bu talebin reddine, usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmesi ile alacaklının %20 kötüniyet tazminatı ile yükümlendirilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, kefilin sorumlu olacağı borç miktarı rehnin paraya çevrilmesinden sonra doğacak rehin açığı belgesinde belirlenecek olan miktar olduğunu, bu bedel belirlenmeksizin alacaklının alacağının likit olduğunun kabulüne olanak olmadığını, aynı sözleşmede beş adet kefil olduğu, bu kefillerin herbiri hakkında takip başlatıldığı ve kefillerin borca itiraz ettiği durumda alacaklının alacak miktarı kadar (%20 x 5 = %100) icra inkar tazminatı alacağına hak kazanması asla yasa koyucunun iradesi olamayacağını, çünkü hiç kimsenin yasal düzenlemelerden yararlanarak haksız ve hukuka aykırı zenginleşmesi yasa koyucunun iradesi olarak düşünülemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek eksik inceleme sonucu TBK'nın 586/2. maddesi dikkate alınamaksızın verilen usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak alacaklının alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile yükümlendirilmesine, takibin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, kredi ve rehin sözleşmesine dayalı olarak davalı aleyhine alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile; İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2016/5391 sayılı dosyasında davalının 57.029,24 TL'si asıl alacak, 333,62-TL'si işlemiş faiz, 16,68-TL'si BSMV ve 251,42-TL'si ihtarname gideri olmak üzere tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile toplam 57.630,96-TL borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 57.029,24 TL'si asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,20 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisinin uygulanmasına, dava açıldıktan sonra ödenen 45.266,49 TL’nin icra dosyasında İcra Müdürlüğü tarafından dikkate alınmasına, 57.630,96-TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesin karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Davaya dayanak teşkil eden İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2016/5391 sayılı dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 57.029,24 TL asıl alacak, 333,62-TL işlemiş faiz, 16,68-TL BSMV ve 251,42-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 57.630,96-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız yolla icra takibine girişildiği, borçluya 15/04/2016 tarihinde usulüne uygun olarak ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlunun yasal süresi içerisinde vekili aracılığıyla 22/04/2016 tarihli dilekçesi ile alacaklı şirkete olan borcun kefaletten kaynaklandığını, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığını ileri sürerek, faiz ve fer'ileriyle birlikte tüm borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğu anlaşılmıştır.

Yerel mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, takip dosyasının getirtilmesinden sonra dosyanın bankacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek 12.06.2017 havale tarihli bilirkişi raporunun alındığı, buna göre davacı şirket tarafından dava dışı, ... .A.Ş .ne 16.03.2015 düzenleme tarihli 65.000.00-TL Kredi limitli,83.862.97-TL borç toplamını ihtiva eden ... Kredi Ticari Kredi ve Rehin Sözleşmesi imzalandığı, iş bu sözleşmeyi davalı ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet limiti 83.862.97-TL olarak belirlendiği, sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete 65.000.00-TL araç kredisi kullandırıldığı ve krediye konu aracın borçlunun borçlarını teminen banka lehine rehin edildiği ve dava dışı şirketin hizmetinde olduğu, kredi taksitlerinin aksaması üzerine, davalılara öncelikle muacceliyet ihbarnamesi gönderildiği, ihbara rağmen riskin devam etmesi üzerine kredi hesabının 15.03.2016 tarihinde kat edilerek davalıya keşide edilen ihtarnamenin tebliğ edildiği, davalının 29.03.2016 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün anlaşıldığı, ihtar sonrası ödeme yapılmaması üzerine dava dışı asıl borçlu ...A.Ş aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2016/5000 E. Sayılı dosyası ile Taşınır Rehnin Paraya Çevrilmesi yolu ile, davalı aleyhine ise İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2016/5391 E. Sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibine geçildiği, davalının takibe, borca ,faiz ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, takip tarihi itibariyle hesaplanın 57.029,24 TL asıl alacak, 333,62 TL işlemiş faiz, 16,68 TL faizin %5 gider vergisi, 251,42 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 57.630,96 TL şirket alacağından davalının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, davacı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık % 16.20 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini uygulama ve talep yetkisinin bulunduğu, dava dışı asıl borçlu aleyhine yapılan rehin takibi sonucunda takibe konu aracın satıldığı ve 45.266.49-TL tutarın 05.12.2016 tarihinde davacı şirket vekiline ödendiği, kalan 32.559.05-TL dosya borcu için 23.03.2017 tarihinde Rehin Açığı Belgesi alındığı ve bu hususun davanın dayanağı İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2016/5391 E. sayılı dosyasına davacı vekili tarafından bildirildiği, 31.05.2016 dava tarihi sonrası tahsil edilen 45.266.49-TL tutarın icra dosyasında dikkate alınması gerektiği yönündeki bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, hükme esas almaya yeterli ve elverişli mahiyette tanzim edildiği görülmüştür.

Konuya ilişkin yasal düzenlemelere bakıldığında; TBK'nın 586.maddesinin 2.fıkrasının 1.cümlesinde müteselsil kefil hakkında icra takibi yapılmasına engel olan bir istisna öngörüldüğü, anılan düzenlemeye göre alacağın teslime bağlı menkul rehni (TMK m.939) veya alacak rehni (TMK m.954 vd) ile güvence altına alınması halinde rehnin paraya çevrilmesinden önce mütesilsil kefil hakkında takip yapılamayacaktır. Ancak, TMK'nın 940.maddesinin 2.fıkrasında "Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu kişilerin taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devrilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar tüzükle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeden hareketle kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar bakımından, teslime bağlı rehin yanında, zilyetliğin alacaklıya devrine gerek olmaksızın, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile kaydedilmek suretiyle taşınır mal üzerinde rehin kurulabilir. Böyle bir rehin teslime bağlı taşınır rehni olmadığından TBK'nın 586.maddesinin 2.fıkrasının 1.cümlesine göre müteselsil kefilin takibine engel teşkil etmez. (Yargıtay 11. HD 2013/17403 Esas 2014/386 Karar). Davaya konu rehin sözleşmesi ve sicil kaydından kurulan rehnin TMK'nın 940.maddesine göre oluşturulan sicilli taşınır rehni olduğu, buna göre taşınır rehini paraya çevrilmeden müteselsil kefil hakkında takip yapılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı değerlendirilmekle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; itirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likid olması zorunludur. Bir başka ifade ile icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun itiraz ettiği alacağın likid (muayyen) bir alacak olması, gerekir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07.06.2006 tarih ve 2006/19-295 E. - 2006/341 K. sayılı ilâmı). Somut olayda mahkemece kabul edilen ve yukarıda açıklanın gerekçeye binaen alacağın likit nitelikte olduğu değerlendirilmekle hüküm altına alınan icra inkar tazminatına yönelik davalı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.936,77 TL'den peşin alınan 984,19 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.952,58 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriistinafdereceizmirİptalikararınınkonusugerekçenumarasımahkemesiİtirazınözeticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim