İzmir BAM 11. HD 2023/1765 E. 2024/762 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2023/1765
2024/762
17 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1765
KARAR NO : 2024/762
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2023
NUMARASI : 2023/381 Esas 2023/680 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
DAVA TARİHİ : 30.12.2021
KARAR TARİHİ : 17.04.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17.04.2024
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.09.2023 tarih 2023/381 Esas 2023/680 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davalı sigorta şirketi tarafından ihtiyari mali mesuliyet sigortalı ve kaza tarihindeki maliki ..., sürücüsü ise ... olan ... plakalı aracın, 19/11/2019 tarihinde, maliki davacı ... olan ... plakalı araca çarptığını, kaza sonucu davacının aracında yüksek maddi hasarın meydana geldiğini, trafik kaza tutanağında meydana gelen kazanın oluş şeklinin ifade edildiğini, ... plakalı aracın tam kusurlu olduğunu, bu aracın kaza tarihini kapsar şekilde ... Sigorta A.Ş. tarafından hem ZMSS hem de İMSS sigortalı olduğunu, zarar tazmini için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, açılan hasar dosyası kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu yüzden İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/385 E. Sayılı dosyası ile davanın ikame edildiğini, yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda davacının zararının toplamda 87.400,00 TL olduğunu, ancak söz konusu bilirkişi raporunda esas alınan ekspertiz raporunda yedek parça ücretlerine ortalama %37 oranında iskonto yapıldığını, değer kaybında ise Yargıtay kararlarının aksine hesaplama yapıldığını, bu nedenle davacının gerçek hasar bedeli ve değer kaybı zararının, hesaplananın üzerinde olduğunu, dava değeri 39.000,00 ye arttırılarak davalarının bu tutar üzerinden kabulüne karar verildiğini, ancak davacının aracında meydana gelen hasar miktarının, teminat limitinin üstünde olmasından dolayı davalı sigorta şirketine ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında başvurulduğunu ve hasar dosyası açıldığını, hasar dosyasında gerekli tüm belgelerin ibrazına rağmen dava tarihine kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuktan da sonuç alınamadığını, davacının aracında oluşan bakiye zararının tazmini için bu davanın açıldığını, davacının aracının onarım süresince araç mahrumiyet zararı doğduğunu, bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin davacının hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, poliçe teminat limit ve şartları dahilinde, zorunlu trafik sigortacısının poliçe limitini aşan bakiye hasara ilişkin 100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, kusurlu araç ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olarak davalı ... Sigorta A.Ş. den tahsiline, yargılama giderleri arasında vekâlet ücretine hükmedilmesine, yapılacak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili bakiye zarar bedelini 90.323,18 TL arttırarak toplam 90.423,18 TL'ye çıkarttığını bildirir 07.11.2022 tarihli ıslah dilekçesini sunmuştur.
CEVAP : Davalı vekili, davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davaya cevap verilebilmesi için HMK. 121 md. gereği delillerin taraflarına tebliğinin gerektiğini, dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığından haksız davanın reddi gerektiğini,
davanın, "belirsiz" olarak açılmasının, Yargıtay kararları doğrultusunda mümkün olmadığını, davacı tarafın HMK md.119 gereği talep sonucunu açık bir şekilde yapması gerektiğini, davacı tarafın değer kaybına ilişkin zararlarının davalı sigorta şirketince giderilmiş olduğunu, haksız değer kaybı taleplerinin reddinin gerektiğini, davacı tarafın hasar bedelinin çok daha fazla olduğuna ilişkin haksız iddialarının dikkate alınmaması gerektiğini, her durumda değer kaybı hesaplamasında ZMSS genel şartlarının da dikkate alınması gerektiğini, her durumda değer kaybı bedeli belirlenirken aracın somut özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, başvuranın faize ilişkin taleplerinin reddinin gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bunun başvurana haksız yarar sağladığı dikkate alınarak işbu başvurunun usulden reddini, HMK'nın 119. Maddesi gereği davacının talebinin açıkça belirtilmesine karar verilmesini, davacının değer kaybına ilişkin zararının mahkeme kararına istinaden giderildiğinden haksız taleplerin reddini, tazminat hesabının ZMSS Sigortası Genel Şartları ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasını, kusura ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının trafik kazası sonucunda meydana gelen hasara ilişkin talepte kaza tarihi itibariyle mahkememizde görülen dosya nedeniyle belirsiz alacak davasına konu edilip edilmeyeceğidir. HMK'nın 107. maddesine göre: (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği belirtilmektedir. Belirsiz alacak davasının amaçlarına bakıldığında davanın başında talep sonucunu tam olarak belirlemeyen davacının yüksek yargılama giderine mahkum olma riskinin giderilmesi, zamanaşımı süresini kesmesi, davacının gereksiz masraf yapmasının önüne geçilmesi gibi özellikleri bulunan bir dava çeşididir. Davacı mahkemeye sunduğu bedel arttırım dilekçesinde de beyan ettiği üzere belirsiz alacak davası açtığı, mahkemede görülen 2020/385 E.-2021/738 K. Sayılı ilamının, dava açıldıktan sonra kesinleşmiş olsa da, bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile görülmekte olan bilirkişi raporunda miktarların aynı olması dolayısıyla, miktarı aynı olan ve bilirkişi raporu ile belirlenip bu rapor kapsamında mahkeme önceki dosyası ile karar verildiğinden dolayı davacının bu hususta belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği ve davacının hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizce "....Davanın başlangıçta belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, aynı Mahkemenin 2020/385 E.-2021/738 K sayılı dosyasının yargılama sırasında 05/07/2022 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından 07/11/2022 tarihli değer arttırım dilekçesi sunulduğu, ancak davanın ıslah edilip edilmeyeceği yönünde beyanda bulunulmayıp, talep edilen bedelin ne kadarının hasar ve değer kaybı bedeli olduğunun açıklanmadığı, Yargıtay 17. H.D'nin 04.11.2019 tarih 2017/2842 E. 2019/10129 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, belirsiz alacak davasında davacı alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107 maddesi dayalı olarak bir kez alacağını arttırabileceği, ayrıca davalının HMK 176 md. göre bir kez de ıslah edebileceği anlaşılmakla,6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı taraftan davanın ıslahı yönünden ve talep edilen tazminat kalemleri yönünden açıklayıcı beyan alındıktan sonra, davalının süresi içinde yapmış olduğu zamanaşımı def'i de değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekmekle davacının istinaf istemi yerindedir." gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 19.10.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı bedelinin kazaya sebebiyet veren aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından tazmini istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla; mahkemece yapılan yargılamada toplanan deliller, bilirkişinin heyetinin mahkemeye ibraz ettiği raporu ve dosya kapsamına göre dava konusu kazanın 19.10.2019 günü saat:18.03 sıralarında meydana geldiği, kazanın ... ili, ... ilçesi, ... Bulvarı ... Sokak kavşağında meydana geldiği, yolun geometrik özelliği yatay güzergahın düz olduğu, düşey güzergahın eğimsiz yol olduğu, gün durumunun gündüz olduğu, yerleşim yeri içi oldugu görüşe engel bir cismin olmadığı ve iki araçlı yandan çarpma şeklinde meydana geldiği, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 46/2-b, 46/2-c, 56/1-a ve 47/1 maddelerini ihlal ettiği, ...’un maliki olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'un atfı kabıl kusurunun olmadığı, dava konusu ... plaka sayılı araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 76.700,00 TL (KDV dahil) hasarın meydana gelebileceği, dava konusu ... plaka sayılı araçta kaza nedeniyle 10.700,00 TL değer kaybının meydana geldiği, dosyanın taraf vekillerinin itirazlarını irdeler şekilde ek rapor için bilirkişilere tevdi edildiği, bilirkişi ek raporunda yedek parça ve işçilik olarak toplamda 100.612,87 TL, bu rakama %18 KDV eklendiğinde genel toplamın 118.723,18 TL hasar meydana gelebileceği, değer kaybı yönünden yapılan değerlendirmelerde aracın kasko değerinin davaya konu ... plaka sayılı aracın Türkiye Sigorta Birliği Kasko Değer Listesi'ne göre, kaza tarihindeki kasko değerinin 267.070,00 TL olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda davaya konu aracın piyasa rayiç değerine ilişkin olarak TSRSB “Kasko Değer Listesi”, markasına hizmet veren yetkili satış ve servis bayileri ile ülkemizde en çok rağbet edilen internet siteleri ikinci el araç satış ilanları bahse konu aracın, marka, model, tipi, km.si, yakıt cinsi, vites türü, kullanım şekli, kullanım süresi, kullanılmışlık düzeyi, yıpranma payı ve ayrıca pazarlık payı da dikkate alındığında kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin 260.000.00 TL olabileceği, ancak aracın söz konusu kaza nedeniyle; motor kaputunun değiştirildiği, sol ve sağ ön çalnurluğun tamir edildiği, bu durumda aracın kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa ravi değerinin 249.300,00.TL olduğu ve sonuç olarak kazaya bağlı olarak araçta 10.700,00.TL değer kaybı meydana geldiği şeklinde rapor ibraz edildiği, davacı vekili tarafından bakiye zarar bedelini 90.323,18 TL arttırarak toplam 90.423,18 TL'ye çıkarttığını bildirir 07.11.2022 tarihli ıslah dilekçesinin sunulduğu anlaşılmakla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 04/05/2023 tarih 2023/449 E.-2023/679 K. Sayılı ilamı doğrultusunda davacının davasının kabulü ile; 90.423,18 TL'nin sigorta şirketinin poliçe limiti aşılmamak kaydıyla (100.000 TL) sigorta şirketine müracat tarihi olan 03/12/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin zaman aşımı definin önceki dava dosyası kapsamında iki yıllık zaman aşımı süresi dolmadığından TBK 157/1 gereğince reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığından haksız davanın reddi gerektiğini, gerek haksız fiil zamanaşımını süresinin gerekse sigorta uyuşmazlıklarından doğan tazminat taleplerinin zamanaşımı süresinin rizikodan itibaren 2 yıl olduğunu, nitekim TTK’ nın 1420. maddesinde; sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan tüm istemlerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı belirtildiğini, aynı doğrultuda “Kasko Sigortası Genel Şartları” C.10. Maddesinde; sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğradığı açıkça düzenlendiğini, yine KTK'nın 109. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğradığı açıkça belirtildiğini, dolayısıyla huzurdaki davaya konu hasar bakımından uygulanacak zamanaşımı süresi ise yukarıdaki mevzuat hükümleri uyarınca 2 yıl olduğunu, davaya konu olan kazanın 19.10.2019 tarihinde gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında 2 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra 30.12.2021 tarihinde açılan davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığının sabit olduğunu, dava dilekçesinde kaza tarihi 19.11.2019 olarak belirtilmişse de ilgili tarih hatalı olup ilgili kazanın 19.10.2019 tarihinde gerçekleştiğini, nitekim bu husus dava dilekçesinde atıf yapılan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/385 E. sayılı dosyası kapsamı ile de sabit olduğunu, davaya konu kaza 19.10.2019 tarihinde gerçekleşmiş olup 30.12.2021 tarihinde açılan davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, iş bu davaya dayanak yapılan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/385 E. sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu içeriği kesinleşmiş olup usuli müktesep hak gereği ilgili dosya kapsamında alınan raporda tespit edilen tazminat tutarının aşar şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf, huzurda görülen davayı ikame etmeden önce ... plakalı aracın ZMMS poliçesine istinaden İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/385 E. sayılı dosyası ile tazminat davası ikame edildiğini, davacının aracında meydana gelen zararın, "76.700-TL hasar, 10.700-TL değer kaybı" olduğunun tespit edildiği bilirkişi raporu, tarafların kararı istinaf etmemesi neticesinde kesinleştiğini, iş bu istinaf dilekçesine konu karar da ise, ilgili bilirkişi raporu içeriğinin kesinleştiği dikkate alınmadan içeriği kesinleşen bilirkişi raporundan daha fazla zarar tespiti içerir rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu, somut olayda; davacı tarafın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/385 E. sayılı dosyası kapsamında verilen kararın kesinleşmesi ile davacı aracında 76.700-TL hasar, 10.700-TL değer kaybı meydana geldiğinin kesinleştiğini, ancak işbu karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda daha fahiş tespitlerde bulunulmuş olup kesinleşen içerikte tespit edilen tutar davalı sigorta şirketince usuli müktesep hak doğurmakta olup daha aleyhe tespitler içerir rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu genel şartlara göre belirlenen hasar miktarına iskonto uygulamak sureti ile sınırlı olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.2.2 maddesi düzenlemesi gereği ... plakalı araç onarımının kaza tarihi itibariyle anlaşmalı onarım merkezinde yaptırılması halinde tedarik iskontosu uygulanacağını, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, sigorta şirketleri, hasarlı aracın değiştirilmesi gereken yedek parçalarının, tedarik parçalarının tedarik sürecinde, toplu ve büyük tutarlı yedek parça alımı yapabilme kapasitelerinden kaynaklanan rekabet gücünü kullanarak indirim hakkı elde edebilmekte, farklı servislerden fiyat teklifi alarak rekabet ortamı içerisinde alternatif onarım metotları kullanılabilmekte olduğunu, burada önemli olan hasarlı araca sigortacılık mevzuatının öngördüğü vasıfta parçaların takılması ve hasarlı aracın layıkıyla onarılarak gerçek zararın karşılanması olduğunu, iskonto uygulanması için parça tedariki yapılması gerekmediğini, zira burada başvuran yetkisiz ve anlaşmasız serviste aracın onarımını gerçekleştirerek sigorta şirketinin iskonto uygulanmasına ilişkin hakkını elinden almakta ve gerçek zarardan değil, kendi fiili ile artırmış olduğu fiili zarardan sorumlu tutulmasını sağlamaya çalıştığını, bu nedenle; davaya konu araçta meydana gelen hasar zararı belirlenirken ilgili parçalara iskonto uygulanması gerekir iken bilirkişi raporunda iskonto uygulanmamış olmasının kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin KDV’den sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, gerçek zararın giderilmesi ilkesi uyarınca, davalı sigorta şirketinin KDV’den sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken KDV ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, bu nedenlerle sigorta şirketinin, hesaplanan hasar tutarıyla birlikte KDV’den sorumlu tutulmasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda hasar bedeline KDV tutarı da eklenmiş olup bilirkişi raporunun bu yönü ile hatalı olduğunu, davalılar aleyhine tazminat talep edildiğini, davalılar tarafından davacıya karşı "karşı dava" açılmadığının da kesin olduğunu, somut olayda; davacının davayı kaybetmesi ve kaybettiği takdirde davalı şirkete rücu edeceği bir husus bulunmadığını, dolayısı ile davacının huzurda görülen davayı davalı sigorta şirketine ihbar etmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, davanın ihbarı usulüne dayanarak davacının davaya konu taleplerini davalı sigorta şirketinden talep etme imkanı bulunmadığını, davacının davaya konu taleplerinin davalı sigorta şirketinden talebi ancak aleyhine dava açması ile mümkün olabileceğini, davacının davayı ihbar etmesinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, her halükarda, ıslaha konu edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz isteyebileceğini, zira dosya kapsamında kararda başvuranın ıslah ile taleplerini arttırdığını belirtildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararları doğrultusunda somut olayda ıslah edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğinin açık olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, 19.10.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle karşı aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacı olan davalıdan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 S. KTK'nın zamanaşımını düzenleyen 109.maddesine göre, "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.....". Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 155. maddesinde ise; "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." kuralını içermektedir. Bu düzenlemelere göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser.
6098 Sayılı TBK'nın 154. maddesinde ise (818 sayılı BK. 133) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanunun 156. maddesinde ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; kaza tarihinin 19.10.2019 tarihi olduğu, davanın 30.12.2021 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davalının 2 haftalık cevap süresi içerisinde zamanaşımı defini ileri sürdüğü, bu haliyle davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmış bulunduğu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/385 Esas sayılı dosyasında davacının davalıya yönelik davasının sadece zorunlu mali mesuliyet poliçesine dayalı olarak açıldığının belirlenmesi dikkate alınarak, sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasının da TBK' nın 154. maddesi uyarınca zamanaşımını kesen bir neden olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmesine rağmen davanın kabulüne yönelik verilen karar isabetli olmamıştır. Davalı vekilinin istinaf istemi yerindedir.
Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.09.2023 tarih 2023/381 Esas 2023/680 sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2. Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcının peşin alınan 59,30 TL harç ve 1.542,50 TL ıslah harcından mahsubu ile fazla yatan 1.174,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine,
3. İstinaf yoluna başvuranın ödediği istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
4. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17.04.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01