SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 11. HD 2021/1463 E. 2024/730 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1463

Karar No

2024/730

Karar Tarihi

5 Nisan 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1463

KARAR NO : 2024/730

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15.06.2021

NUMARASI : 2019/252 Esas 2021/563 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 05.04.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 05.04.2024

Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.06.2021 gün ve 2019/252 Esas 2021/563 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA : Davacı vekili, davalıların işleteni ve ZMM sigortacısı olduğu araç ile dava dışı ( tefrik edilen ) ...'in kullandığı motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, olay nedeni ile davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, kusurun karşı tarafta olduğunu, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi 40.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı ... ... vekili, cevap dilekçesinde özetle: yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacıların davaya konu kazada tam kusurlu olduklarını, motosikletin tescil kaydının bulunmadığını, davacılarda zorunlu kask, diz ve dirsek korucularının bulunmadığını, motosiklet sürücüsünün ehliyetinin olmadığını, davacıların alkol ve uyuşturucu madde etkisinde olduklarını, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirket vekili, kazaya karışan aracın aracın davalı şirket tarafından tanzim edilen zorunlu mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalandığını, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını tedavi giderlerinden doğan tüm sorumluluğun SGK 'ya ait olup teminat kapsamında bulunmadığını, kusur ve zararın isat edilmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının motosiklet yolcusu olarak bulunduğu trafik kazasında davalı ....'in % 60 dava dışı ( tefrik edilen ) ...'in % 40 oranında kusuru bulunduğu olay nedeni ile davacının SGK tarafından karşılanmayan 112,50-TL tutarlı tedavi gideriyle geçici ve sürekli olmak üzere toplam 289.574,69-TL iş göremezlik zararı bulunduğu, olay nedeni ile davacı lehine 25.000,00-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği, belirterek davacının davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraflar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, tarafların kusur oranının hatalı olarak tespit edildiğini, davacının kazada bir kusuru bulunmadığını, kaza davalı sürücünün asli ve tam kusuru ile meydana geldiğini, davacının kaza ile illiyet bağı kurulabilecek herhangi bir davranışı söz konusu olmadığını, davacının maluliyetinin belirlenmesi ve denk gelen tazminat bedelinin hesaplanması sırasında hatalı usul ve işlemler yapıldığını, davacı lehine hükmolunan manevi tazminatın az olduğunu, daha fazla miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... ... vekili, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacının yolcu olarak bulunduğu motorsikletin sürücüsü asli kusurlu olduğunu, motosikletin sürücüsü ... alkol ve uyuşturucu madde kullanarak, plakası ve zorunlu trafik sigortası bulunmayan motosiklet ile işbu davaya konu olan kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, motosiklet sürücüsü ... ve davacı yolcu ...'ün koruyucu nitelikteki kask, dizlik, vs. takmadıklarını, motorsiklet sürücüsünü ehliyetsiz olduğunu, motosiklet sürücüsü ve motosiklette bulunan yolcu davacının alkol ve uyuşturucu madde etkisi ile tedbirsizce trafiğe çıktığını, olayın meydana geldiği yerde fren izine dahi rastlanmadığını, tanıkların motosikletin aşırı hızla ve kontrolsüzce hareket ettiğini beyan ettiğini, davalıların kusurunun bulunmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, talep olmamasına rağmen müşterek müteselsil olarak eksik inceleme hüküm kurulduğunu, dava konusu olayda kusur oranı ve kusur oranına denk düşen tazminat tutarı tespit edildiğinden müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığını, tefrik edilen davanın ...'e ihbarı talep edilmiş ise de ihbar talebi hakkında hiçbir karar verilmediğini, sigortalı araç sürücüsü kendisinden beklenebilecek tüm özen ve yükümlülüklere uygun davrandığını, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğin, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının kask ve kolluk gibi diğer koruyucu teçhizatları kullanmadan motosiklet ile seyahat etmekte olup bu tutumu neticesinde maluliyeti ortaya çıktığını, hatalı yönetmelik üzerinden maluliyet oranı belirlendiğini, davacının geçici iş göremezliği talebinin teminat dışı olduğunu, tedavi giderine ilişkin davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, 1,8 teknik faiz üzerinden hesap yapılması gerektiğini, temerrüt tarihini kabul etmediklerini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında trafik kazası nedeni ile davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

  1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

  2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumludur.

  3. Somut olayda davaya konu kazaya karışan motosiklet sürücüsü ... tarafından açılan dava eldeki dava dosyasından tefrik edilmiş, ...'in eldeki dava dosyası yönünden taraf sıfatı sonlandırılmıştır. Davalı sigorta ...'in kazanın oluşumunda kusuru bulunduğunu belirterek davanın bu kişiye ihbarını telep etmiş ise de davalının ihbar talebi hakkında her hangi bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. ve devamı maddeleri dikkate alındığında, ihbar talebi konusunda ara karar kurulmaksızın, hüküm kurulması hatalıdır. Bu itibarla, mahkemece davanın ihbarı talep edilen ...'e ihbar dilekçesi ve dava dilekçesinin tebliği sağlanarak ve tebliğ edildiğine dair tebligat parçası dosyaya alınmalı, ihbar olunanın sunması halinde beyan dilekçesi ile varsa delilleri toplanmalı, neticesine göre hüküm kurulmalıdır. Davalının bu talebini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. maddesinde öngörülen sürede, tahkikat sonuçlanmadan, ilettiğinin anlaşılması karşısında; davanın ihbarı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması yerinde görülmemiştir. ( Yargıtay 22. HD'nin 01.06.2020 tarih ve 2017/26836 E. - 2020/5128 K. 9. HD'nin 25.04.2013 tarih ve 2023/1170 E. - 2023/5956 K )

  4. Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, TBK’nun 61 ve 62. maddeleri uyarınca zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, TBK’nun 162. maddesine göre borcun tamamından sorumludurlar. Nitekim, 2918 sayılı KTK'nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar, müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türü olup kazaya neden olan her iki araç sürücü/işleten/trafik sigortacıları meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Davacı açıkça davalıların kusur oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, davalıların müteselsil sorumluluğu bulunduğundan davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekir. ( Yargıtay HGK 28.12.1983 tarih ve 9-721/1421 E/K; Yargıtay 17. HD'nin 2015/15236 E. - 2018/11491 K., 2016/10126 E. 2019/4053 K., 2018/3768 E. 2020/1237 K. )

  5. Davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu çerçvevede, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu ile olaya ilişkin ceza dava dosyası kapsamında belirlenen maddi olgular çerçevesinde, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek ve oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi raporuna göre ...'in % 60 ... 'in % 40 oranında tali kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Zira, olay nedeni ile zarar gören davacıya müterafik kusur olarak atfedilen kask takma eylemi dışında etkili bir kusuru bulunmadığından dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde ayrıca % 10 oranında etkili kusur tayini yerinde olmayıp müteselsil sorumluluk ilkesi çerçevesinde iç ilişkide rücu hakkı baki olmak kaydıyla davalıların kusur oranları ile bağlı kalınmaksızın zararın tamamının talep edilmesi mümkündür.

  6. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. Maddesi gereğince koruyucu ekipman / tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi sürücü resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. ( Yargıtay 4. HD'nın 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K. 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. - 2022/6733 K. ,23.03.2022 tarih ve 2021/11590 E. - 2022/5710 K.) Eldeki davada, kaza tespit tutanağı içeriğinden motosiklet sürücüsü davacının, koruyucu ekipman takmadığı tespit edilmiş olup mevcut yaralanmasına göre atfı kabil müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının karar gerekçesinde açıklanıp, tartışılması elzemdir.

  7. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup, süresinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi (818 sayılı BK. 43. maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır taşımasının varlığı halinde ancak hatırı taşıması yapan lehine tazminattan indirim söz konusu olabilir. ( Yargıtay 17. HD'nin 01/12/2020 tarih ve 2019/3044 E. 2020/7926 K. Sayılı ilamı) Somut olayda, davacının davalı tarafından sigortalı araçta değilde, kazaya karışan dava dışı motosiklette yolcu olarak taşındığı gözetilerek hatır taşıması definin uygulama yeri bulup bulamayacağının kararda tartışılması gerekmektedir.

  8. Öte yandan, TBK'nın 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti de takdir edilemez. Bir başka ifade ile davacı lehine hesaplanan maddi tazminatlardan, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle yapılan indirimler sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, red edilen kısmım yönünden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekir.(Yargıtay 17 HD'nın 13/11/2019 tarih ve 2017/2928 E. - 2019/10602 K. sayılı ilamı)

  9. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4.HD'nın 20/06/2022 tarih ve 2021/13933 E. 2022/9109 K.) Dosyaya kazandırılan 24.04.2020 tarihli maluliyet raporunda kaza tarihi ( 07.09.2015 ) itibariyle yürürlükte bulunan anılan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet değerlendirmesi yapılmadığının anlaşılması karşısında, söz konusu rapor maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersizdir.

  10. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı geçici işgöremezlik tazminatı ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. ( Yargıtay 4. HD'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K.)

  11. Tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. ( Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. )

  12. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından dava dışı ...'e davanın ihbarı, ihbar olunanın davaya katılması durumunda cevap ve delil sunma imkânı tanınması sağlanmasını müteakip, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri hükümlerine göre, davacının mevcut yaralanması nedeni ile iş göremezlik oranının ve geçici iş göremezlik süresi konusunda önceki raporu düzenleyen E.Ü. Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu'ndan kurul halinde düzenlenecek açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli maluliyet raporu dosyaya kazandırılıp, dosyanın yeniden aktüer bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, varsa ceza dava dosyası içeriği, hasar dosyası, kaza tespit tutanakları, yaralanan kişinin aylık geliri, maluliyet raporu, benimsen kusur durumu ve tarafların kazanılmış hakları dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve ( progresiv rant usulü ) % 10 artırm % 10 iskonto edilmesi yöntemi esaslınmak suretiyle davacının hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, destek lehine davalı tarafından yapılan bir hatır taşıması ile davacının zararın artmasına neden olan müterafik bir kusurunun kusurunun bulunup bulunmadığı da tartışılıp değerlendirilerek, müşterek müteselsil sorumluluk ilkesine uygun düşecek şekilde oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde maddi tazminat yönünden sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limiti belirtilerek davacının tazminat talepleri hakkında karar verilmesi, gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,

2. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.06.2021 tarih 2019/252 Esas 2021/563 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3. Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4. Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

5. İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 05.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriistinafdereceizmirkararınınTazminatkonusugerekçenumarasımahkemesiözeticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim