İzmir BAM 11. HD 2021/1471 E. 2024/710 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1471
2024/710
3 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1471
KARAR NO : 2024/710
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02.04.2021
NUMARASI : 2019/365 E. - 2021/373 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 03.04.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 03.04.2024
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.04.2021 tarih 2019/365 E. - 2021/373 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacının serbest mali müşavir olarak çalıştığını, davalının da serbest mali müşavir olduğunu, tarafların ortaklık yaparak aynı ofiste çalışmaya başladıklarını, aralarında ortaklığa ilişkin protokol bulunduğunu, bu protokol gereği davacının; davalıya ait ofise işyerini taşıyacağını, davalının da mükelleflerine ait defterlere de bakacağını, bu nedenle bedeli belirtilmemiş açık teminat senedi verdiğini, protokol şartlarına uymayan davalının hareketleri neticesinde ortaklığın bozulduğunu, ortaklığın bozulması sonucunda davalının kendisinde bulunan teminat senedi üzerinde bulunan davacının imzasını karaladığını ancak senedi vermediğini, davalının mükellefleri nezdinde yaptığı girişimler sonucu davacının elinden defterlerin alınması gibi girişimlerde bulunduğunu, ardından imzası karalanan senedin üzeri 50.000 TL olarak doldurularak İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2017/13946 Esas sayılı dosyası ile işleme konulduğunu, takibin kesinleştiğini, davacının İzmir 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/782 Esas sayılı dosyası ile imzanın karalandığı ve geçerli bir senet olmadığına dair açtığı davanın halen devam ettiğini, davacının, davalı ile olan ilişkisinin bahse konu protokol ve bu protokol çerçevesinde verilen senet olduğunu, aralarında başkaca bir hukuki ilişki olmadığını, davalının gerçek olmayan senede dayanarak icra takibi yaptığını, yapılan icra takibi nedeni ile davacının malvarlığına, 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına banka hesaplarına hacizler konulduğunu belirterek, İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2017/13946 E.sayılı icra dosyasına konu 15.07.2017 vade tarihli, 50.000 TL bedelli senedin teminat senedi olduğunun tespitine ve teminat senedi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağından takibin iptaline, icra dosyasına dayanak teşkil eden senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının imzasını inkar etmediğini, davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının takip ve dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, davalının ise bononun davacı tarafından davalıya olan borcu nedeni ile verildiğini iddia ettiği, bu durumda ispat külfetinin davacıda olup dava konusu senedin teminat senedi olduğunu yazılı delille ispatlaması gerektiği, 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesi uyarınca bonoların kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, bunun aksine bononun teminat bonosu olduğunun yazılı bir şekilde ispatının gerektiği, iş bu davada HMK'nun 200 ve 201. maddeleri uyarınca davalının açık muvafakatı olmadıkça tanık dinlenilemeyeceği, davacı ve davalının mali müşavir olarak serbest meslek icra ettikleri, davacının davalı ile aynı işyerinde faaliyet yürüttükleri, takibe konu bononun teminat amacıyla bu ilişki kapsamında düzenlendiğinin davacı tarafından ileri sürüldüğü, davalının ise davacıdan alacaklı olduğunu ve senedin teminat senedi olmadığını savunduğu, davacının iddiasına ilişkin olarak tarihsiz 5 maddeden oluşan ve tarafların imzasını içeren protokol başlıklı belge sunduğu, bu belgeye göre davacının davalıya ait büroda 01/10/2014 tarihinden itibaren mükellefiyet tesis ettireceği, davalıya aylık 1.500,00 TL sabit ödeme ile bağkur primi ve sayım masrafları ödeyeceği, davalının mükelleflerine ait defter ve kayıtları 01/07/2015 tarihinden itibaren davacıya devredeceği, davacının bunun karşılığında davalıya 50.000,00 TL bedelli teminat senedi vereceği, 01/01/2016 tarihinden itibaren tarafların gelir gider ortağı olacağı, bu ortaklık ilişkisinin 31/12/2020 tarihine kadar devam edeceği, ortaklığın sona ermesi tarihinde veya davacının ortaklıktan ayrılmak istemesi ve diğer hallerde teminat senedinin davacıya iade edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, bu belgeye ilişkin olarak davalı asile isticvap davetiyesi gönderildiği, davalının 02/04/2021 tarihinde duruşmaya katıldığı, duruşmada "bana göstermiş olduğunuz ve içeriğini okuduğunuz protokol başlıklı tarihsiz sözleşme altındaki ... adına atılı imza bana aittir. Protokol içeriği doğrudur. Davacı ile yapmış olduğumuz anlaşmaya göre davacı bana 2 ayrı senet verecekti bu senetlerin bedeli ayrı ayrı olacak şekilde 50.000 TL olarak kararlaştırılmıştı. Bu senetlerden biri ortaklık ilişkimizin başladığı tarih itibariyle kendisine devrettiğim hak ve alacaklara karşılık olarak düzenlenecekti ayrıca mükellefler yönünden ileride doğabilecek sorumluluklar için de davacı 50.000 TL' lik ikinci bir senet verecekti. Davacı ilk senedi verdi ancak protokolde belirtilen ikinci senedi vermedi, takibe konu ettiğim senet ilk senettir. Yani davacıya devrettiğim hak ve alacaklar için hak kazandığım alacağıma ilişkindir" şeklinde beyanda bulunduğu, buna göre takibe konu senedin miktarı ile protokolde teminat olarak verileceği belirtilen senedin miktarı aynı olduğundan davacının senede karşı senetle ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulünün gerektiği, bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, protokol içeriği davalı tarafından kabul edildiğinden ve bu protokolde sadece tek bir senedin davalıya teminat olarak verileceğinden bahsedildiğinden anılan ilişkide davacıya devredilen hak ve alacaklar için ikinci bir senet verildiğini ve takibe dayanak senedin bu senet olduğunu ve davacıdan alacaklı olduğunu savunan davalının bunu ispat etmesi gerektiği, davalının bu savunmasına ilişkin olarak herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi alacağının varlığını ortaya koyan herhangi bir ispat vasıtası sunamadığı, davalının kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13946 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, takibe dayanak senedin sadece miktarının protokolle uyumlu olduğunu, vade ve tanzim tarihleri ile protokole uymadığını, bunun da senedin protokolde bahsedilen teminat senedi olmadığını gösterdiğini, dava dilekçesinde davalıya ''bedeli belirtilmemiş açık teminat senedi'' verildiğininin iddia edildiğini, sunulan protokolde ise açıkça ellibin TL'lik senetten bahsedildiğini, sadece bu durumun bile takip dayanağı senedin bahsi geçen teminat senedi olmadığını gösterdiğini, davalının kendi defterlerini davacıya devrettiğini ve bunun karşılığında devir bedeli olarak ödemesi gereken bedeli davacı ...'nın bir türlü ödemeyince takip dayanağı senedi aldığını, davalı ile davacının devirden sonra ortak olarak çalışacaklarını ve bu nedenle davacının davalıya ödemesi gereken bedellerin teminatı olarak bir protokol düzenlendiğini, ortaklığın davacı sebebiyle bozulduğunu, protokolde sözleşmenin iki tanık huzurunda olduğu yazılmasına karşın 2 tanık imzası bulunmadığını, davacının aslında en başından beri davalıya borcuna karşılık (defter devir bedeli) senedi ödememek için plan kurduğunun anlaşıldığını, davacı tarafın İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/782 Esas sayılı dosyasında senedin karalandığını ve geçerli bir senet olmadığını belirttiğini, yapılan yargılamada ise takibe konu senedin iptal edilmesine yönelik bir karalama olmadığının hüküm altına alındığını, davacının her dosyada ve durumda farklı beyanlarda bulunduğunu, senedi ödememek adına daha başından beri plan kurduğunu ve davalıyı mağdur ettiğini, yerel mahkemenin ispat külfetini davalıya yüklemesinin kabul edilemeyeceğini, davacının belirttiği protokolle, davaya konu senedin vade ve tanzim tarihleri itibariyle de uymadığını, kaldı ki, bir kişinin bir konuda karşı tarafla protokol yapmasının, tüm hususlarda protokol düzenlemesini ve tüm alacak-verecek ve kıymetli evrakları protokole bağlamasını gerektirmeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Katılma yoluyla davacı vekili, tarafların ortak iradesi dışında hareket eden davalının davaya konu senedi İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13946 Esas sayılı icra dosyası ile işleme koyduğunun ortada olduğunu, davalının haksız olarak yapmış olduğu icra takibi ile davacının tüm banka hesaplarına, tapularına ve diğer tüm malvarlığına haciz işlemleri uygulandığını, davacının zor duruma düştüğünü, davalının da mali müşavir olduğunu, bir muhasebecinin müşterileri ile aralarının bozulma yöntemlerinden biri olabilecek banka hesap hareketlerinin engellenmesinin güven duygusunun ortadan kalkmasına sebep olacağını bildiğini, icra dosyasından 3.şahıs olarak davacının müşterilerine gönderilen haciz ihbarnamelerinin başlı başına kötü niyetin varlığını gösterdiğini, davacıdan davalının talebi ve isteği doğrultusunda müşterilerin muhasebe dosyalarını aldıklarının görüldüğünü istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yönü ile kararın düzeltilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 776. maddesi uyarınca bonoların kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, bunun aksine bononun teminat bonosu olduğunun yazılı bir şekilde ispatının gerektiği, iş bu davada HMK'nun 200 ve 201. maddeleri uyarınca davalının açık muvafakatı olmadıkça tanık dinlenilemeyeceği açıktır.
Davacının delil olarak tarihsiz 5 maddeden oluşan ve tarafların imzasını içeren protokol başlıklı belge sunduğu, bu belgeye göre davacının davalıya ait büroda 01/10/2014 tarihinden itibaren mükellefiyet tesis ettireceği, davalıya aylık 1.500,00 TL sabit ödeme ile bağkur primi ve sayım masrafları ödeyeceği, davalının mükelleflerine ait defter ve kayıtları 01/07/2015 tarihinden itibaren davacıya devredeceği, davacının bunun karşılığında davalıya 50.000,00 TL bedelli teminat senedi vereceği, 01/01/2016 tarihinden itibaren tarafların gelir gider ortağı olacağı, bu ortaklık ilişkisinin 31/12/2020 tarihine kadar devam edeceği, ortaklığın sona ermesi tarihinde veya davacının ortaklıktan ayrılmak istemesi ve diğer hallerde teminat senedinin davacıya iade edileceğinin taraflarca kararlaştırıldığı görülmüştür.
Yerel Mahkemece taraflar arasındaki protokole ilişkin olarak davalı asile isticvap davetiyesi gönderildiği, davalının 02/04/2021 tarihinde duruşmaya katıldığı, duruşmada "bana göstermiş olduğunuz ve içeriğini okuduğunuz protokol başlıklı tarihsiz sözleşme altındaki ... adına atılı imza bana aittir. Protokol içeriği doğrudur. Davacı ile yapmış olduğumuz anlaşmaya göre davacı bana 2 ayrı senet verecekti bu senetlerin bedeli ayrı ayrı olacak şekilde 50.000 TL olarak kararlaştırılmıştı. Bu senetlerden biri ortaklık ilişkimizin başladığı tarih itibariyle kendisine devrettiğim hak ve alacaklara karşılık olarak düzenlenecekti ayrıca mükellefler yönünden ileride doğabilecek sorumluluklar için de davacı 50.000 TL' lik ikinci bir senet verecekti. Davacı ilk senedi verdi ancak protokolde belirtilen ikinci senedi vermedi, takibe konu ettiğim senet ilk senettir. Yani davacıya devrettiğim hak ve alacaklar için hak kazandığım alacağıma ilişkindir" şeklinde beyanda bulunduğu, buna göre takibe konu senedin miktarı ile protokolde teminat olarak verileceği belirtilen senedin miktarı aynı olduğundan davacının senede karşı senetle ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü ile bu halde ispat külfetinin yer değiştirdiği, protokol içeriği davalı tarafından kabul edildiğinden ve bu protokolde sadece tek bir senedin davalıya teminat olarak verileceğinden bahsedildiğinden anılan ilişkide davacıya devredilen hak ve alacaklar için ikinci bir senet verildiğini ve takibe dayanak senedin bu senet olduğunu ve davacıdan alacaklı olduğunu savunan davalının bunu ispat etmesi gerektiği, davalının bu savunmasına ilişkin olarak herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi alacağının varlığını ortaya koyan herhangi bir ispat vasıtası sunamadığından bahisle verilen kabul kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Katılma yoluyla kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesinde; talebin dayanağını teşkil eden ve kötüniyet tazminatını düzenleyen İİK'nın 72/5.maddesinde belirtildiği üzere "...Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamaz." şeklinde düzenlenmiş olup, somut olayda davaya dayanak teşkil eden İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2017/13946 E.sayılı takip dosyasında dava konusu senede ilişkin yapılan takip neticesinde davacıya ilişkin banka hesaplarına, tapu kayıtları üzerine haciz işlemleri uygulandığı görülmekle İİK 72/5-son maddesi gereğince kötüniyet tazminatının yasal koşullarının gerçekleşmiş olmasına karşın aksi yönde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Bu nedenle katılma yoluyla kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedeni yerindedir.
Bu durumda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, katılma yoluyla istinafa gelen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Katılma yoluyla istinafa gelen davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.04.2021 tarih 2019/365 E. . 2021/373 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3. Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davanın KABULÜ ile, davacının İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13946 Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
İİK 72/5-son maddesi gereğince 10.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL'den peşin alınan 854,05 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.561,45 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 854,05 TL peşin harç, 216,30 müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 1.106,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2017/13946 esas sayılı dosyasının merciine iadesine,
4. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.415,50 TL'den peşin alınan 854,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.561,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
6. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
7. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 162,10 TL başvurma harcı, 73,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 235,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01