İzmir BAM 11. HD 2021/1385 E. 2024/614 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1385
2024/614
22 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1385
KARAR NO : 2024/614
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08.04.2021
NUMARASI : 2020/81 E. - 2021/205 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 22.03.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22.03.2024
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.04.2021 tarih 2020/81 E. - 2021/205 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ... Bankası Çiğli Şubesinden 20.02.2006 tarihli genel kredi sözleşmesi ile kullandığı ticari krediye 100.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından müvekkiline, asıl borçluya ve diğer kefillere ihtarnameler gönderildiğini, bunun üzerine müvekkilinin asıl borçlu yerine 24.08.2009 tarihli dekont ile 65.000,00 TL kefaleten ödemede bulunduğunu, aynı tarihli belge uyarınca kefilliğinin ibra edildiğini, alacağın ödenmeyeceği kesinleştikten sonra davalı hakkında Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1463 E.sayılı dosyası ile 07/02/2019 tarihinde takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu bildirerek sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, görevli ve yetkili mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, itiraz ile dava tarihi arasında İİK'nun 69. maddesinde belirtilen 1 yıllık sürenin geçtiğini, davacı tarafça sunulan sözleşmenin geçerli olmadığını, olayda kefalet hükümlerinin uygulanamayacağını, bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre TBK'nun 82. maddesinde öngörülen 2 yıl ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu; esas yönünden ise kefalet ödemesi ile ilgili icra dosyasında hiçbir evrakın bulunmadığını, davacı tarafın avans faizi talep edemeyeceğini, müvekkili şirketi temerrüde düşürülmediğini, imzalanan genel kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, zira sözleşmenin ilk sayfasında sadece iki imza, sonraki sayfalarda hiç imza olmadığını, sonraki sayfada da farklı imzalar bulunduğunu, sözleşmenin son sayfasında davacının sadece adı soyadının yazıldığını, kefil olduğuna ilişkin isminin yanında hiçbir ibare bulunmadığını, kredi sözleşmesinin kaç sayfadan kaç maddeden ibaret olduğunun yazılmadığını, sözleşmede gözle görülür bir şekilde kalem değişiklikleri ile yazım farkları bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya sözleşmenin yapıldığı sıralarda bir aracın devrinin yapıldığını, davacı tarafın müvekkilinden sürekli kira yardımı aldığını, ayrıca hayvancılık ile uğraşan müvekkilinden bedelini ödemeden hayvan aldığını, bu nedenle müvekkilinin davacıya anılı bedellerle bir borcunun olmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket ile dava dışı banka arasında 20.02.2020 düzenleme tarihli 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefiller bölümünde dava dışı ..., ..., ..., ... ve davacı ... 'nin 100.000,00 TL kefalet limitli olarak imzalarının bulunduğu, davacının davalı şirketin kullandığı kredi genel sözleşmesindeki kefaleti nedeniyle kefil sıfatıyla muaccel olan borç için 65.000,00 TL ödemede bulunduğu, karşılığında dava dışı bankanın Ege Takip Müdürlüğünden kefaletin ibrası nedeniyle belge aldığı, davalının kredi sözleşmesi çerçevesinde kredi kullanmış olduğundan aradan uzun süre geçtikten sonra işbu dava ve takip nedeniyle geçersizlik iddiasında bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu nedenle sözleşmenin geçersizliği yönündeki savunmasına itibar edilmediği, ödeme tarihinden takip tarihine kadar geçerli olan avans faiz oranları üzerinden toplam 82.028,67 TL faiz alacağının olduğu, böylece icra takip tarihi itibariyle davacı kefilin davalı asli borçludan toplam 147.028,67 TL alacağının bulunduğu ödeme ile birlikte davalının temerrüde düştüğü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın banka kredi sözleşmesine bağlı kefalet ilişkisinden kaynaklandığı, rücu talebine konu alacağın ödendiği 24/08/2009 tarihinden icra takip tarihi 07/02/2019 tarihine kadar TBK'nun 146. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2019/1463 E. sayılı dosyası ile yapılan takibin 147.028,67 TL'lik kısmına yönelik itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacak tutarı 65.000,00 TL'na takip tarihinden itibaren artan ve eksilen oranlarda avans faizi yürütülerek devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK’nun 67/2 maddesi gereğince, % 20 icra-inkar tazminatı olarak 29.405,73 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, henüz deliller toplanmadan dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, ilk itiraz niteliğindeki itirazlarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, davanın dayanağı olan genel kredi sözleşmesinin usulüne uygun düzenlenmiş bir sözleşme olmadığını, bu sözleşmenin ilk sayfasında iki imza bulunduğunu, sonraki sayfalarında hiç imza olmadığını, son iki sayfada ise farklı imzalar bulunduğunu, son sayfasında ise davacının sadece adı ve soyadının yazıldığını, davacının kefilliğine dair isminin yanında hiç bir ibare bulunmadığını, kredi sözleşmesinin kaç sayfadan ve kaç maddeden ibaret olduğuna dair bir ibarenin de bulunmadığını, davacının sakat bir sözleşmeden doğan kefalet bedelini ödediğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, sözleşmede yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olduğunun açıkça yazıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın kira yardımı, hayvan alım satımı, araç satımı ve benzeri konuları kabul etmişken mahkemece bu beyanların dikkate alınmadığını, davacının iddialarının bir anlığına doğru olduğu düşünülecek olsa dahi, müvekkili şirketten ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunabileceğini, ödeme emrinde faiz oranı %19,50 avans faizi olarak belirlenmiş ve 83.516,10.-TL işlemiş faiz talep edildiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, kefalet sözleşmesi kapsamında ödenen tutarın asıl borçludan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesine göre; kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için, asıl borçtan sorumlu olmayan bir kişinin (kefilin), alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçları kişisel olarak karşılamayı üstlenmesi gerekir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kefalet sözleşmesinde, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya kişisel teminat sağlanmaktadır. TBK'nın 582. Maddesine göre ise kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefaletle teminat altına alınan bir borcun mevcut ve geçerli olarak bulunması gerekir. Bu yönüyle kefalet sözleşmesi, geçerli bir asıl borca bağlıdır. Aynı kanunun 583. maddesine göre Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 596 ( BK. 496 ) maddesinde; kefilin eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarına halef olacağı belirtilmiştir. Ayrıca kefilin yaptığı ödeme nedeniyle davalı borçlu, yapılan ödeme kadar borcundan kurtulmuştur. Bu nedenle, davacı kefil ödediği miktarı asıl borçludan talep edebilir. ( Yargıtay 13. HD'nin 10/04/2006 tarih ve 2006/812 E. - 2006/5268 K., 23/12/2015 tarih ve 2015/28842 E. - 2015/37623 K. ) Borçlar Kanununun 488. maddesi gereğince kendi payından fazla ödeme yapan kefilin, diğer kefile, halefiyet yolu ile rücu hakkı bulunmaktadır. ( Yargıtay 13. HD'nin 12/10/2015 tarih ve 2015/28330 E.- 2015/29460 K. )
Somut olayda davalı ile dava dışı banka arasında 20.02.2006 tarih ve 100.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davacının bu sözleşemeye müteselsil sıfatı ile kefil olduğu anlaşılmakta olup, davalı asıl borçlu bu sözleşmenin ilk sayfasında iki imza bulunduğunu, sonraki sayfalarında hiç imza bulunmadığını, son iki sayfada farklı imzalar bulunduğunu, kefillerin imzalarının bulunduğu bölümünde davacının sadece adı ve soyadının yazıldığını, davacının isminin yanında kefilliğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, kredi sözleşmesinin kaç sayfadan ve kaç maddeden ibaret olduğuna dair bir ibarenin de bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının sakat bir sözleşmeden doğan kefalet bedelini ödediğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, davalının genel kredi sözleşmesine konu borcunun davacı tarafından müteselsil kefalet ile ipotek kapsamında ödenmesine, davalının bedele ve temerrüt koşullarına yönelik bir itirazının bulunmamasına, kefalet sözleşmesinde el yazısı ile kefilin sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve üst kısmında müteselsil kefil ibaresinin belirtilmesine, davacı tarafından bu hususta imza inkarında bulunulmamasına, kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin definin asıl borçlu tarafından borcu ödeyen kefile karşı ileri sürülemeyecek olmasına, ödeme tarihleri dikkate alındığında takip tarihi itibariyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin henüz dolmamış olmasına, davalının davacının kendisine borçlu olduğuna dair savunmasının usulüne uygun şekilde ileri sürülüp yazılı delil ile ispatlanamamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 10.043,52 TL'den peşin alınan 2.510,88 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.532,64 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 22.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18