İzmir BAM 11. HD 2021/1405 E. 2024/584 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1405
2024/584
20 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1405
KARAR NO : 2024/584
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10.03.2021
NUMARASI : 2019/179 Esas 2021/50 Karar
DAVANIN KONUSU : Ticaret Unvanının Terkini ve Marka İhlalinin Önlenmesi
KARAR TARİHİ : 20.03.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20.03.2024
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.03.2021 tarih 2019/179 Esas 2021/50 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacının “...” markasını Türk Patent ve Marka Kurumuna ... tescil numarası ile sınıf 25 kapsamında 05.03.2010 koruma başlangıç tarihli olarak tescil ettirdiğini, ikinci bir marka olarak ... tescil numarası ile sınıf 18 ve 35 kapsamında 16.02.2018 koruma başlangıç tarihli olarak tescil ettirdiğini, Söz konusu tescilin Sınıf 35 içeriğinde "koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar ... baş giysileri" belirtilmiş olduğunu, "...", isimli internet sitesinde davalı şirketin tanıtımında, "..." isimli internet sitesinde tanıtımında ve davalı şirketin tabelasında ... isminin kullanıldığını, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalı şirketin ticaret unvanından terkini, işyeri tabelasında kullanmasının önlenmesi, internette yer alan işyeri tanıtım ve reklam sitelerinde kullanılmasının önlenmesi, ürün olarak üretim ve satışının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davalının ''... Şti. '' ticaret unvanına sahip olup, ticaret unvanını bir marka olarak kullanma amacı bulunmadığını, mevcut mevzuat ve yönetmeliklere uygun olarak tescil ettirmiş bulunduğunu, tescilli bir ticaret unvanının yasal mevzuata uygun olarak kullanılmasının başkasının marka hakkını ihlâl etmeyeceğini, haksız rekabet oluşturmadığını, ticaret unvanının, markasal olmayan ve tescilli olduğu biçimde unvan olarak kullanımı durumunda marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ünvanını markasal anlamda kullandığında dair yeterli delil olmadığı, davalının dilekçe ekine eklediği görselde davalı firmanın adresi için yazıldığı, markasal anlamda olmadığı, yine davacının dilekçesinde bildirdiği URL adreslerinde davalı şirket ünvanı ve adresinin yer aldığı davalının bu kullanımlarının ürünler ile bağlantı kuracak şekilde olmadığı, markasal anlamda olmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 18.05.2021 tarihli ek kararı ile mahkemenin 10/03/2021 tarih 2019/179 Esas- 2021/50 Karar sayılı kararının davacı ve davalı vekiline elektronik tebligat ile 14/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve yanlarca elektronik tebligatın 14/04/2021 tarihinde açılarak okunduğu ve elektronik tebligatın okunduğu tarih dikkate alınarak, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 30/04/2021 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili Av. ... tarafından, mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra 18/05/2021 tarihinde mahkemenin 10/03/2021 tarihli kararının istinafının istendiği, istinaf harcının ise 26/07/2021 tarihinde ikmal olunduğu, mahkemece davacı vekilinin süresi içerisinde yapılmayan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, öncelikle, ciddi sağlık problemleri ve yaşanan pandemi döneminin mücbir sebep olarak kabulünü ve istinaf dilekçesinin süre yönünden kabulünü talep ettiğini, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın açıkça 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2020 tarih, 2019/1692 E. Ve 2020/3293 K. sayılı ilamına dayandığını, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 7. maddesinin 3. fıkrasının e bendine göre " İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması." yani tescilli bir markanın ticaret unvanında kullanılması marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunu ve marka hakkı sahibi tarafından işaretin ticaret unvanında kullanılmasının yasaklanmasının yani ticaret unvanından terkini talep edilebileceğini, bu nedenle kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2020 tarih, 2019/1692 E. Ve 2020/3293 K. sayılı ilamına uygun olsa da açıkça 6769 sayılı Kanunun 7. Maddesinin 3. fıkrasının e bendine aykırı olduğunu, davacının markasını oluşturan "..." işaretinin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılmasının açıkça marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunu, davalı tarafın ticaret sicilindeki unvanının "..." olduğunu, söz konusu ticaret unvanının "Çekirdek Unsuru", "Esaslı Unsuru" "..." sözcüğü olduğunu, zira unvandaki ayırt edici unsurun "..." sözcüğü olduğunu, davalı tarafın unvanında "..." ibaresinden sonra gelen "Tekstil" ibaresi mal ve hizmetleri "tanımlamakta" diğer bir ifadeyle işletmenin iştigal konusunu yani sektörü gösterdiğini, "Tekstil" ibaresinden sonra gelen "Sanayi ve Ticaret" ibaresi işletmenin ekonomik genişliğini ve faaliyetini belirten tanımlayıcı sözcükler olduğunu, gerek "Tekstil" ve gerekse "Sanayi ve Ticaret" ibareleri ayırt ediciliğin tam aksi olan tanımlayıcı nitelikte olduğunu, daha sonra gelen "Limited Şirketi" ibaresinin ise 6102 sayılı TTK'nun 43/2. maddesine göre tüzel kişiler için ticaret unvanında tescil ettirilmesi zorunlu unsur olduğunu, söz konusu "Limited Şirketi" ibaresinin de ayırt ediciliği sağlama niteliği bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 6769 sayılı kanun yerine mülga 556 sayılı markaların korunması hakkındaki KHK'ya göre karar verdiğini, bu nedenle Yargıtay kararı yürürlükteki kanuna açıkça aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda ve dayanılan Yargıtay kararında markasal kullanım konusu gündeme gelecek olsa dahi davalı tarafın "..." ibaresini reklam ve ilanlarında kullandığı hatta taşınmış olmasına rağmen eski iş yerinde tabelasında bahsedilen ibarenin kullanıldığı bilirkişi tarafından tespit edildiğini, markasal kullanımdan söz edebilmek için kullanımın ürünler üzerinde olması zorunlu olmadığını, ilanlarda, kataloglarda, ticari belgelerde, ürünle bağlantılı olarak markasal etki doğuracak şekildeki tüm kullanımların markasal kullanım oluşturduğunu, markasal kullanım gayesinin olmaması nedeniyle verilmiş olan karar da bu yönden incelendiğinde yine hukuka aykırı bir sonuç ortaya çıkacağını, ayrıca, SMK'nun 7. ve 29. maddesinde, "markasal kullanım" değil, sadece "kullanma" ibaresi geçtiğini, ilk derece mahkemesinin ise verilen karara göre bakıldığından Medeni Kanunun 1. maddesine aykırı bir şekilde kanun maddesini özü ve sözü ile uygulamadığını, kendi yorum ve değerlendirmesini yaparak bir karar ortaya çıkardığını, asıl olan ise Medeni Kanuna göre kanunun sözü ve özü ile uygulanması olduğunu, somut olay açısından da herhangi bir hukuksal boşluk bulunmamakla birlikte hakimin takdir yetkisi bulunmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği diğer Yargıtay içtihadı lehlerine olmasına rağmen bu karara aykırı hüküm tesis edildiğini, davacı ...'ün sınıf 18 ve 35 kapsamında tescil işlemlerini yaptırdığını ve bu sınıflar kapsamında faaliyetlerine devam ettiğini, davalı taraf olan ... de aynı faaliyet alanı içerisinde yer aldığını, bu sebeple, kullanılan "..." ibaresi ayırt edicilik özelliğini kaybetmekte, reklam ve garanti gibi işlevlerini de davacı açısından yerine getiremediğini, davacı tarafından tescil edilen bir markanın, davacı taraf olan ... tarafından kullanılması ve aynı faaliyet alanı içerisinde bulunulmasının haksız rekabet durumunu ortaya çıkardığını, kararın bilirkişi raporu ile uyuşmadığını, bilirkişi raporunun tam zıt yönünde ve bilirkişi raporu ile bağdaşmayan bir karar olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi emekli hâkimi ...'ın Türk Marka Hukuku kitabında tescilli markanın ticaret unvanında kullanılması ihlal olarak kabul edildiğini, belirtilen eserde de tereddüde yer vermeyecek şekilde önceki tarihli tescilli markanın başkası tarafından ticaret unvanında kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturacağı ve marka hakkı sahibine markayı oluşturan işaretin ticaret unvanından terkinini talep etme hakkı vereceği belirtildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE :Dava, ticaret unvanının terkini ve markaya ihlalinin önlenmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı vekiline gerekçeli kararın e-tebligat yoluyla tebliğe çıkartıldığı, davacı vekili tarafından gerekçeli karar evrakının 14.04.2021 tarihinde açılmakla 19.04.2021 tarihi itibariyle tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, ancak davacı vekili tarafından hükmün HMK'nun 345. maddesinde yazılı iki haftalık süre geçirildikten sonra 17.05.2021 tarihinde istinaf dilekçesi sunulduğu, istinaf harcının ise 26.07.2021 tarihinde yatırıldığı görülmüştür. İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verildiğinden HMK'nın 352. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, istinaf dilekçesinin REDDİNE, talep halinde istinaf karar harcının istinaf yoluna başvurana iadesine, kesin olmak üzere 20.03.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18