İzmir BAM 11. HD 2021/1126 E. 2024/483 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1126
2024/483
6 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1126
KARAR NO : 2024/483
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/10/2020
NUMARASI : 2018/1168 Esas 2020/462 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06.03.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 06.03.2024
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.10.2020 tarih 2018/1168 Esas 2020/462 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. Vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacılar vekili, 27.11.2016 tarihinde, müvekkili ... adına kayıtlı olup, eşi olan diğer müvekkili ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile içerisinde müvekkillerinin, ... sokak başında geçiş yapmak için beklerlerken; davalı ... A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı, davalı ...'in sürücüsü ve maliki olduğu ... plakalı araç ile, davalı ... A.Ş'nin ZMMS sigortacısı olduğu, davalı ... Tic. ve San. A.Ş.'ye ait, diğer davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpıştığını, bu çarpışmanın etkisiyle ... plakalı aracın müvekkillerinin içinde bulunduğu araca çarptığını, müvekkillerinin aracının yoldan çıkarak hasarlandığını, ayrıca müvekkillerinin yaralandığını, açılan ceza soruşturmasında tarafların birbirlerinden şikayetçi olmamaları nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketlerine yazılı başvuruda bulunduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını iddia ederek; davacı ... için 7.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan ..., ..., ve ... Tic. San. A.Ş'den tahsiline, davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL iş ve güçten yoksun kalma tazminatı, kaza sebebiyle katlanmak zorunda kalınan harcamalar ve masraflarının toplamı olarak kaza tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 27.02.2019 tarihli dilekçesi ile, 5.000,00 TL maddi tazminat istemlerinin 4.500,00 TL'sinin geçici ve sürekli iş göremezlik, 500,00 TL'sinin ise tedavi masraflarına ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Davacı vekili 11.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkili ... için, ... tarafından karşılanmayan bakıcı, yol, korse gibi tedavi ve muayene masrafları 4.859,51 TL ve sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı 60.754,55 TL olmak üzere toplam maddi tazminat taleplerini 65.614,06 TL'ye yükseltmiş, bu alacağın tamamından sadece davalı sigorta şirketlerinin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasını, bu meblağın 57.055,84 TL'lik kısmından ise tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin şirketin genel müdürlük adresinin bulunduğu İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, geçici/sürekli sakatlık iddialarının da araştırılması gerektiğini, ... tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, herhangi bir maaş bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiğini, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte davada hükmedilmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin ... plakalı aracın işleteni olmadığını, bu aracın uzun süreli araç kiralama gereğince dava dışı ... San ve Tic Ltd. Şti'ne kiralanığını ve 06.06.2016 tarihinde bu şirkete teslim edildiğini, davanın kısmi dava ya da belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacıların bir maddi zararı var ise bu zararın dava tarihi itibari ile belirlenebilir durumda olduğunu, tarafların birbirinden ceza kovuşturması aşamasında şikayetçi olmadığını bu nedenle davacının hukuk mahkemesinde tazminat talebinde bulunmasının da mümkün olmadığını, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde kusur hususunun aydınlığa kavuşturulacağını, kaza ile davacıların yaralanması ve tedavisi arasında uygun illiyet bağının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacıların talep ettiği manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıların sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapmadıklarını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile zararlardan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, müvekkiline atfedilen asli kusur oranını kabul etmediklerini, kusur oranlarının ve hasar miktarının tespiti için uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini, davacılara ...ndan herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, maaş bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, bilirkişi incelemesine başvurulması halinde hazırlanacak raporda, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, davacının varsa geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, manevi tazminatın davacı için zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının talep etmiş olduğu faiz oranına ve faizin başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, TBK gereği adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında müvekkilinin çalıştığı şirketin sorumluluğuna gidilmeden doğrudan müvekkiline davanın yöneltilmesinin hatalı olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı sürücü ...'in hızını azaltmayarak ve uyarılara kulak asmayarak yoluna hızla devam etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davacının talep ettiği manevi tazminat isteminin haksız ve fahiş olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davacı yanca müvekkili şirkete yapılan başvuruya istinaden şirket nezdinde hasar dosyası açıldığını, ancak evrakların eksik olması nedeniyle ödeme yapılamadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyeti yönünden özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğe uygun olarak rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik giderinden, tedavi ve tedaviye bağlı tüm sair giderlerden sorumlu olmadığını, davacının gelir durumunu somut belgelerle ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, alacağın dava tarihinde muaccel hale geldiğini, faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kaza nedeniyle davacı ...'un Ege Üniversitesi ABD raporuna göre %18 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğu, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur raporunda davalı sürücü ...'in %75 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'ın %25 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı ...'un TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,8 iskonto faizi esas alınarak yapılan hesaba göre 53.232,97 TL, PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamaya göre 44.674,75 TL sürekli iş göremezlik tazminatının oluştuğu, geçici iş göremezlik zararının 7.521,58 TL, belgeli olmayan tedavi gideri ve tedavi amaçlı ulaşım giderinin 1.150,00 TL olduğu, davacı ...'a ... tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmediği, bilirkişi heyeti hesap raporunun davalı sigorta şirketi yönünden yeni Genel Şartların ekine diğer davalılar yönünden Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu; davalı ... Ticaret ve San. A.Ş. tarafından sunulan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olduğu, aracın kiracı dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne teslim edildiği, kiracı şirketin araç üzerinde fiili hakimiyetinin ve ekonomik yararlanmasının bulunduğu, bu nedenle davalı ... Ticaret ve San. A.Ş.'nin kaza tarihi itibariyle işletenlik sıfatının devam etmediği gerekçesiyle, davacıların, davalı ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. hakkındaki maddi ve manevi tazminat davalarının, bu davalının işleten sıfatının bulunmaması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine, davacı ...’un diğer davalılar ... A.Ş. ... A.Ş., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile; 53.232,97 TL sürekli iş göremezlik, 7.251,58 TL geçici iş göremezlik, 1.150,00 TL ... tarafından karşılanmayan tedavi ve tedavi amaçlı yol gideri olmak üzere toplam 61.904,55 TL maddi tazminatın (davalılar ... ve ... bu miktarın 53.346,33 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olmaları kaydıyla) davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bedel artırım dilekçesi ile talep edilen fazlaya ilişkin bakıcı ücreti isteğinin, dava dilekçesinde bakıcı ücreti dava konusu edilmediğinden ve bu hususta usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı ...’un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...’un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin işçi konumunda olduğunu, aracın işvereni adına kiralandığını, TBK gereği adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kendi istikametinde ilerlerken ve geçiş hakkı müvekkiline aitken, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in müvekkilinin korna uyarısına aldırmayarak hatalı bir şekilde ve hızını azaltmadan yola devam ettiğini, müvekkilinin kurtulmak için direksiyonunu son anda kırdığını, ancak çarpmaya engel olamadığını, kaza tespit tutanağında davalı ...’in asli, müvekkilinin tali kusurlu bulunduğunu, ancak müvekkilinin tali kusurlu olmasının dahi mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağında müvekkilinin fren izine başvurup başvurmadığına dair bir değerlendirme bulunmadığını, kaza tespit tutanağının hükme elverişli olmadığını, davalı ...’in özen yükümlülüğünü ihlal edip taksirli davranışının, müvekkilinin eylemleri ile meydana gelen netice arasındaki nedensellik bağını kestiğini, davacıların manevi tazminat istemlerinin haksız olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece tanıklarının dinlenmediğini, bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıların sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirmediklerini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, motorlu araçların karıştığı kazalarda oluşacak zararalardan o aracın sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, kaza tespit tutanağında müvekkiline atfedilen asli kusur oranını kabul etmediklerini, kusur oranlarının ve hasar miktarının tespiti için uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğini, uzman olmayan trafik polisinden alınan kusur raporu ve tespit dosyası üzerinden kusur oranlarının ve hasar miktarlarının tespit edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu tarafından belirlenen %18 oranında sürekli sakatlık oranının tartışmalı bir oran olduğunu, bilimsel ve nesnel bir çıkarım olmadığını, düzenlenen raporda üç tane uzman doktorun imzası yer aldığını, yönetmelikte belirtilen diğer uzman doktorların imzasının bulunmadığını, davacı ...'un kazanın üzerinden 2 yıl geçtikten sonra hastaneye müracaat ettiğini, raporda belirtilen engelin kaza ile uygun illiyet bağına sahip olup olmadığının kesin olmadığını, geçen 2 yıllık süreçte davacının kendi kusuru ile iyileşmeye engel olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, 03.05.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporundaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın davacılara ait araca çarparak kazaya sebep olduğunu, sadece trafik tespit tutanağına ve tarafların ifadelerine bağlı kalınarak kusur oranlarının belirlenmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve % 1,8 teknik faiz oranı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nden “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre davacının daha önceki maluliyeti de nazara alınarak şimdiki maluliyetinin kazayla illiyet bağının varlığının tespitiyle daimi işgücü kaybının tespiti yönünden rapor alındıktan sonra bu maluliyet oranı üzerinden aktüer hesabı yaptırılması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, davalı ... Tic. San. A.Ş.'nin dosyaya sunduğu 05.02.2019 tarihli ihbar dilekçesinden de anlaşılacağı gibi, aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ...'a uzun süreli kiraladığını, bunun üzerine davalı ... Tic. San. A.Ş. hakkındaki maddi ve manevi tazminat davalarının, bu davalının işleten sıfatının bulunmaması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiğini, davanın ... Tic. San. A.Ş. yönünden reddedilip müvekkili sigorta şirketi yönünden kabulünün hatalı olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin işletenin kusuru oranında sorumlu olduğunu, kusur raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, hesaplanan tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, müvekkili şirket aleyhine hükmedilen geçici iş göremezlik ve tedavi giderinin ...'nın sorumluluğunda olduğunu, yol giderlerinin poliçe teminatında olmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik, tedavi ve tedavi amaçlı yol gideri ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin işçi konumunda olduğunu, aracın işvereni adına kiralandığını, adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerinin uygulanması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören, 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye karşı dava açabileceğinden, davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.
Davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin, kusur durumuna ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın tali kusurlu olduğu, davacı ...'un ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiği; ilk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 03.05.2019 tarihli raporda da davalı ...''in %75, davalı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında kusur oranlarının tespit edilenden farklı olduğuna dair bir kanıt bulunmamasına, ATK raporunun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olmasına göre, Davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin, davalı sigortalı ... Tic. San. A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiğine göre müvekkilinin de sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde, sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören, 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince motorlu aracın işletenine, TTK'nın 1402. ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortacısı şirkete karşı dava açabileceğinden ve sigorta şirketi ve işleten de sürücü ile birlikte zarar görene karşı müteselsilen sorumlu olduklarından, davalı sigorta vekilinin bu istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekilinin geçici iş göremezlik zararı ve tedavi giderlerinin ...'nın sorumluluğunda olduğuna dair istinaf sebebinin incelenmesinde; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde ...'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği ... Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. ...'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesi'nin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. (Yargıtay 4. H.D 10.03.2022 tarih 2021/12001 E, 2022/4532 K ve 24.03.2022 tarih 2021/22793 E, 2022/5790 K sayılı kararları). Davalı ... A.Ş. vekilinin geçici iş göremezlik zararı ve tedavi giderlerinin ...'nın sorumluluğunda olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı ... vekili, davacıların sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirmediklerini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davalı sürücü TBK'nun 49. maddesi gereğince haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olup, bu istinaf sebebi yönünden hukuki yararı bulunmadığından davalı vekilinin istinaf sebebi reddedilmiştir.
Davalı ... vekilinin maluliyet raporunun hatalı olduğuna dair istinaf sebebinin incelenmesinde; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 03.05.2019 tarihli raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre hesaplama yapıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin davacı ...'un bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun ve bilinmeyen dönem hesabında 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü yönünden progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması doğru olmuştur. TRH 2010 yaşam tablosundaki ömür sürelerinin PMF 1931 yaşam tablosundaki ömür sürelerine göre daha uzun olduğu bilinen bir gerçek olup, TRH 2010 yaşam tablosu zarar gören yararınadır. Dolayısıyla, PMF yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplama tazminat sorumlularının lehine olduğundan bu husus istinaf kanun yoluna başvuran davalının sıfatına göre sonuca etkili değildir. Davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları, kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuş olmakla, davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ... vekili kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ile sürmüşler ise de, davalı işleten ve sürücü davacılara karşı haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlu olup, haksız fiillerde karşı aracın işleteni ve sürücüsü yönünden haksız fiilin gerçekleştiği tarihte alacak muaccel hale geleceğinden, davalıların bu istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 6.034,93 TL'den peşin alınan 1.450,00 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.584,93 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 6.034,93 TL'den peşin alınan 1.450 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.584,93 TL harcın davalı ...'tan alınarak hazineye gelir kaydına,
4. Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 4.228,69 TL'den peşin alınan 207,18 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.021,51 TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
5. İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.06.03.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39