İzmir BAM 11. HD 2021/1245 E. 2024/432 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1245
2024/432
29 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1245
KARAR NO : 2024/432
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/03/2021
NUMARASI : 2019/559 Esas 2021/226 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 29.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 29.02.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.03.2021 tarih 2019/559 Esas 2021/226 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin 20.10.2013 tarihinde davalının oğlu dava dışı ... ile evlendiğini, evlendikten kısa bir süre sonra davalının oğlu ...'nın, bankalara olan borcundan dolayı düğünde takılan takıları müvekkilinden istediğini, müvekkilinin evlilik birliğinin bozulmasını istemediği için altınlarını davalının oğluna ödünç olarak vererek bir kısım borçlarını ödediğini, fakat satılan altınların ...'ın borçlarını ödemeye yetmediğini, bu olaydan sonra araları bozulduğu için müvekkilinin, eşi ...'a karşı boşanma davası açtığını, ancak bir süre sonra barıştıkları için davadan feragat ettiklerini, müvekkilinin altınları talep etmesine rağmen eşinin altınları geri ödeyemediğini, eşi ...'ın annesi olan davalı ...'un altınların bedeli olan 25.000,00 TL'yi kendisinin ödeyeceğini söylediğini, ardından davalının oğlu ...'un kendi el yazısıyla doldurduğu ve davalının imzaladığı 13.03.2015 düzenleme tarihli, 13.09.2015 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli senet düzenlendiğini, davalının senedi vadesinde ödemediğini, tarafların 2019 yılı Mayıs ayında boşanması üzerine senedi takibe koyduklarını, senet vade tarihinden itibaren 3 yıl geçtiği için iş bu senedi müvekkilinin adi takibe konu yaparak İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2019/9913 Esas sayılı dosyasıyla takip başlattığını, borçlunun senetteki imzaya ve borca itiraz ederek takibi durdurduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile 25.000,00 TL asıl alacak, 12.078,00 TL işlemiş avans faizinin davalıdan tahsiline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacı tarafın, icra takibine dayanak olarak sunduğu senedin zamanaşımına uğramış olduğunu, bono vasfını kaybettiğini, müvekkiline iddia ihtar çekilmediğini ve temerrüt oluşmadığını, bu nedenle ancak takip tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, takibe konu belgede bulunan imzaya bir itirazlarının bulunmadığını, bu hususta bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu düğünde takılan altınların ödünç olarak alınmasının müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını, müvekkilinin oğlu ve gelini arasındaki problemleri çözmek için ve sağlıklı bir evlilik hayatı sürdürmelerini sağlamak amacıyla ilgili belgeyi imzalayarak verdiğini savunarak davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davacının, oğlundan sürekli para istemesine üzülmesi sebebi ile problemleri çözmek amacı ile belgeyi imzaladığını kabulü karşısında davacının temel ilişkiyi ispatladığı kanaatine varıldığı, her ne kadar davalı vekili oğlunun borcunu üstlendiğini ileri sürmüş ise de borcun iç yüklenilmesi niteliğinde olan hususun alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceği, her ne kadar davalı vekili müvekkilinin oğlunun, davacının annesine araç bedeli olarak 34.550,00 TL ödeme yaptığını ileri sürmüş ise de, ödeme iddiasını tanıkla ispat edemeyeceği gibi bu konuda tanık da dinlenemeyeceği, ayrıca davacı dışındaki kişilere yapılan ödemenin borcu sonlandırmayacağı, her ne kadar davacı vekili işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de yazılı delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihinin temerrüde esas olmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2019/9913 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak 25.000,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 5.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu senetin müvekkilinin oğlunun evlilik birliğinin devamının sağlanması adına düzenlendiğini, hiçbir surette borca kaynaklık eden bir senet olmadığını, davacının borcun kaynağının, müvekkilinin oğlunun davacıdan ödünç aldığı ziynet eşyası olduğunu öne sürdüğünü, ancak bu olayın müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını, davacının müvekkilinin oğlundan sürekli para istemesinin, müvekkili üzdüğünü, aralarındaki problemleri çözmek istediğini, bu amaçla davacıya ilgili belgeyi imzalayarak verdiğini, müvekkilinin oğlunun, davacının boşanma davasından feragat etmesinden sonra evlilik birliğinin devamı için özen göstermeye çalıştığını, davacının annesi olan dava dışı ...'ın araba alacağı dönemde paraya ihtiyacı olduğunu ve müvekkilinin oğlunun araç bedeli olan 34.550,00 TL'yi borç olarak verdiğini, müvekkilinin oğlunun evlilik birliği süresince bu parayı isteyemediğini, boşanmaya karar verdiğinde, davacının müvekkilinin oğlundan altınların parasını tekrar istediğini, müvekkilinin oğlunun da bunun üzerine kayınvalidesi için ödemiş olduğu araç bedelini davacıdan talep ettiğini, boşanma sürecinin uzamaması ve problem yaşanmaması için anlaşmalı olarak boşanma işlemini tamamlamayı tercih ettiklerini, hem müvekkilin oğlunun davacı tarafın annesine verilen borç parayı istemekten vazgeçtiğini, hem de davacı tarafın öne sürdüğü borcu istemekten vazgeçtiğini, her ne kadar davacı taraf dava konusu senet için vade tarihinden itibaren avans faizi işleterek icra takibi başlatmışsa da söz konusu durumda haksız ve hukuka aykırı bir durum meydana geldiğini, dava konusu senedin ancak delil başlangıcı vasfında olduğu bu nedenle vade tarihinden itibaren faiz istenemeyeceği ve avans faizinin yine bu nedenlerle işletilemeyeceğine hükmedildiğini, mahkemece dava konusu senedin delil başlangıcı vasfında kaldığı kabul edilmesine rağmen, davacının iddialarına dayanarak toplanmasını talep ettikleri belgelerin toplanmaması ve iddiaların davacı tarafça açıklanması istenmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı genel haciz yolu ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı tarafça, takibe konu bononun TTK'nin 778/1-h maddesi ile delaleti ile TTK'nin 749. maddesinde ön görülen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, bononun kambiyo vasfını yitirdiği, zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden ancak imzası inkar edilmeyen bononun temel borç ilişkisi bakımından 6100 sayılı HMK'nın 202. maddesi kapsamında (yazılı) delil başlangıcı teşkil ettiği, ödünç sözleşmeleri bakımından zamanaşımı süresinin 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince on yıl olup alacaklının icra takibinde bulunması halinde de zamanlaşımının kesildiği, zamanaşımına uğrayan bono nedeniyle davacının ancak temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunabileceği, takibe dayanak gösterilen bono zamanaşımına uğramış olması nedeniyle yazılı delil başlangıcı hükmünde olup, temel ilişkiye dayalı alacağın varlığı hususunda ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu, sunulan delillerden alacağın varlığının ispatlandığı, borçlunun asıl alacak yönünden itirazında haksız ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı koşullarının da oluştuğu dikkate alındığında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.707,75 TL'den peşin alınan 426,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.281,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.29.02.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39