İzmir BAM 11. HD 2021/889 E. 2024/429 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/889
2024/429
29 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/889
KARAR NO : 2024/429
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26.01.2021
NUMARASI : 2017/1181 Esas 2021/72 Karar
DAVANIN KONUSU : Destekten Yoksun Kalmaz Tazminatı ve Manevi Tazminat(Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 29.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 29.02.2024
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.01.2021 tarih 2017/1181 Esas 2021/72 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacılar vekili, 07.08.2017 tarihinde, müvekkilleri ...'nın kızı, ... ve ...'nın ise kardeşi olan müteveffa...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin arıza yapması nedeniyle yolun sol şeridinde durmak zorunda kaldığını, bu sırada arkadan hızla gelen, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı, davalı ...'ın işleteni, davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı ticari taksinin, müteveffanın aracın sağ arka ve sol ön kapı kısmına çarptığını, aracın dışında yan tarafında bulunan müteveffanın araç ile orta refüj arasına sıkışarak yaralandığını, kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında müteveffanın zorunlu hallerde gerekli önlemleri almadan duraklamak veya park etmek nedeniyle asli kusurlu, davalı sürücünün ise meskun mahal içerisinde sol şeritte park halinde duran aracı gördüğünde hızını azaltarak yavaş geçmesi veya mecbur kalırsa durması gerekli iken bunu yapmayarak park halindeki araca arka sağ kısmından çarpmak suretiyle 2918 sayılı yasanın 52/b maddesini ihlal etmesi nedeniyle tali kusurlu olarak belirlendiğini, kaza tutanağını kabul etmediklerini, dava dışı diğer araç sürücüsü ...'nin soruşturma aşamasında alınan beyanında, müteveffanın aracının gerisinde gaz beton üzerine ahşap tahta konduğunu gördüğünü beyan ettiğini, müteveffanın gerek kanun gerekse yönetmelik hükümleri gereğince arkadan gelen araçların kendi aracını görüp, önlem almaları açısından elinden geleni yaptığını, davalı sürücünün hız sınırlarının çok üstünde seyrine devam ettiğini, fren izinin tespit edilemediğini, davalı sürücü aleyhine İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/830 E. sayılı dosyası ile taksirle ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığını, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketince müvekkili ...'ya 90.499,80 TL tazminat ödemesi yapıldığını, murisin kaza tarihinde 27 yaşında Jeoloji mühendisi olduğunu, akaryakıt istasyonu sahibi ... Şti.'nin ortağı, yöneticisi ve aynı zamanda işleteni olduğunu, kendisine ait şahıs işletmesinin de bulunduğunu, aylık kazancının 8.000 - 9.000 TL arasında olduğunu, murisin annesi müvekkili ...'nin ev hanımı olduğunu, akaryakıt istasyonunun geliri ile yaşamını sürdürdüğünü, dava konusu aracın kazadan sonra kullanılamaz hale geldiğini, İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/133 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte alınan bilirkişi raporunda pert-total kabul edilmesinin uygun olacağının tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... lehine 10.000,00 TL maddi tazminatın, davalılardan (sigorta şirketi için poliçe bedelleri ile dava öncesi tahsil edilen 90.499,30 TL mahsup edilmek suretiyle kalan miktardan sorumlu olmak üzere) müşterek ve müteselsilen tahsiline, ayrıca ... için 200.000,00 TL, ... ve ... için ise ayrı ayrı 100.000'er TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 30.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; maddi tazminat istemini 147.990,24 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalılar ... ve ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda davacıların murisi...'nın asli kusurlu bulunduğunu, sol şeritte arızalanması üzerine duran araç için sürücü...'nın aracının arkasına sadece gaz beton ve kalas parçası koyduğunu, sürücülerin dikkatini çekecek reflektör gibi başkaca herhangi bir işaretleme yapmadığını, müteveffanın kendi kusurlu eylemi sebebiyle kazanın meydana geldiğini, kaza tutanağında müteveffa sürücüye asli, müvekkili sürücüye ise tali kusur atfedildiğini, ... plakalı ticari takside ... takip konsantr sisteminin tutulduğunu, ticari taksinin kaza anında 65 km ile seyrettiğinin sabit olduğunu, savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporunda yine müteveffanın asli kusurlu bulunduğunu, müvekkili sürücü ...'in de ağır yaralandığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, müvekkilinin kazadaki olası kusurunun ZMMS poliçesi tarafından teminat altına alındığını, maddi tazminat talepleri bakımından ... Sigortanın sorumlu olduğunu, ayrıca dava dışı ... Sigorta A.Ş. Tarafından müvekkiline ait aracın ihtiyari mali sorumluluk poliçesi ile teminat altına alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketi tarafından, dava açılmadan önce davacı ...’ya destekten yoksun kalma tazminatı ve fer'ilerine ilişkin olarak 19.10.2017 tarihinde 90.499,80 TL, dava açıldıktan sonra 03.09.2020 tarihinde 97.620,00 ve 07.09.2020 tarihinde 9.854,46 TL ödeme yapıldığı; poliçe limitinin ölüm/sakatlık kişi başına 310.000,00 TL olduğu, soruşturma dosyasında alınan kusur raporunda müteveffa sürücünün asli, davalı sürücünün tali kusurlu bulunduğu, ceza dosyasında alınan 04.02.2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda tarafların eşit oranda kusurlu olduklarının belirlendiği, ceza dosyasında İTÜ'den seçilen teknik bilirkişi heyetinden alınan 18.09.2019 tarihli kusur raporunda yine tarafların eşit kusurlu olduklarının belirlendiği, eldeki dosyada Karayolları Fen Heyetinden alınan 28.11.2019 tarihli kusur raporunda müteveffa sürücünün %65 oranında, davalı sürücü ...'in %35 oranında kusurlu bulundukları, 10.09.2020 tarihli aktüerya raporunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihinde davacının zararını karşılamadığının, bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 130.178,18 TL olduğunun tespit edildiği, ek raporda ise müteveffanın kusur oranının %65 olarak kabulü halinde davacının bakiye tazminat alacağının 43.696,96 TL, kusur oranının %50 olarak kabulü halinde ise davacının bakiye tazminat alacağının 148.381,94 TL olduğu, tazminat tutarı davalı sigorta şirketi bakımından bakiye poliçe teminat tutarını aştığı için davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bakiye limit olan 134.380,20 TL sorumlu olduğunun tespit edildiği; tazminatın TBK genel hükümleri ve Yargıtay hesaplama yöntemi ile yapılan tazminat hesaplamasında, birinci seçenekte 43.422,77 TL, ikinci seçenekte ise 147.990,24 TL olarak tespit edildiği; her ne kadar trafik kazası tespit tutanağında ve mahkemece karayolları fen heyetinden alınan kusur raporunda müteveffanın %65 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'in %35 oranında tali kusurlu olduğu görüşü belirtilmiş ise de, mahkemenin teknik bilirkişiler tarafından rakamsal olarak belirtilen kusur oranları ile bağlı olmadığı, ceza yargılamasında İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden ve daha sonra İTÜ'den seçilen teknik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporları, mahkumiyet kararı niteliğinde olmadığından bağlayıcı olmasa da, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının gerekçesinde kazanın gerçekleşme şekline uygun olan maddi vakıanın kabul ediliş biçimi, gerek ceza yargılamasında gerekse eldeki dosyada yapılan yargılama sırasında dinlenen tanıkların ifadeleri, elde edilen teknik bulgulara göre ihlal edilen kurallar dikkate alındığında davalı sürücü ...’in ve müteveffa sürücü...’nın dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışlarının kazanın oluşumunda eşit düzeyde %50-%50 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davacı ...’nın destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 147.990,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi bu miktarın 134.380,20 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalı sigorta şirketi yönünden temerrüde düştüğü 19.10.2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminat davalarının kısmea alınan kusur raporunda müteveffa sürücünün asli, davalı sürücünün tali kusurlu bulunduğu, ceza dosyasında alınan 04.02.2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda tarafların eşit oranda kusurlu olduklarının belirlendiği, ceza dosyasında İTÜ'den seçilen teknik bilirkişi heyetinden alınan 18.09.2019 tarihli kusur raporunda yine tarafların eşit kusurlu olduklarının belirlendiği, eldeki dosyada Karayolları Fen Heyetinden alınan 28.11.2019 tarihli kusur raporunda müteveffa sürücünün %65 oranında, davalı sürücü ...'in %35 oranında kusurlu bulundukları, 10.09.2020 tarihli aktüerya raporunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihinde davacının zararını karşılamadığının, bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 130.178,18 TL olduğunun tespit edildiği, ek raporda ise müteveffanın kusur oranının %65 olarak kabulü halinde davacının bakiye tazminat alacağının 43.696,96 TL, kusur oranının %50 olarak kabulü halinde ise davacının bakiye tazminat alacağının 148.381,94 TL olduğu, tazminat tutarı davalı sigorta şirketi bakımından bakiye poliçe teminat tutarını aştığı için davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bakiye limit olan 134.380,20 TL sorumlu olduğunun tespit edildiği; tazminatın TBK genel hükümleri ve Yargıtay hesaplama yöntemi ile yapılan tazminat hesaplamasında, birinci seçenekte 43.422,77 TL, ikinci seçenekte ise 147.990,24 TL olarak tespit edildiği; her ne kadar trafik kazası tespit tutanağında ve mahkemece karayolları fen heyetinden alınan kusur raporunda müteveffanın %65 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'in %35 oranında tali kusurlu olduğu görüşü belirtilmiş ise de, mahkemenin teknik bilirkişiler tarafından rakamsal olarak belirtilen kusur oranları ile bağlı olmadığı, ceza yargılamasında İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden ve daha sonra İTÜ'den seçilen teknik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporları, mahkumiyet kararı niteliğinde olmadığından bağlayıcı olmasa da, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının gerekçesinde kazanın gerçekleşme şekline uygun olan maddi vakıanın kabul ediliş biçimi, gerek ceza yargılamasında gerekse eldeki dosyada yapılan yargılama sırasında dinlenen tanıkların ifadeleri, elde edilen teknik bulgulara göre ihlal edilen kurallar dikkate alındığında davalı sürücü ...’in ve müteveffa sürücü...’nın dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışlarının kazanın oluşumunda eşit düzeyde %50-%50 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davacı ...’nın destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulü ile 147.990,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi bu miktarın 134.380,20 TL’lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalı sigorta şirketi yönünden temerrüde düştüğü 19.10.2017 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile davacı ... için 80.000,00 TL, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, müteveffaya %50 oranında kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, davalı sürücü kanunun kendisine yüklediği hiçbir yükümlülüğe uymayarak, kazanın oluşumuna tek başına sebep olduğunu, müteveffanın aracının arızalanması sonucunda yol üzerinde durmak zorunda kaldığını, dörtlü flaşörlerini yaktığını, derhal ilgili birimleri arayarak yardım istediğini, 11,20 mt gerisine reflektör ve kalas parçaları ile işaretleme yaptığını, müteveffanın kullandığı araç dava dışı ... Şti.'ne ait olduğunu, geçici süreliğine kullandığı araçta gerekli uyarı levhalarının var olup olmamasının sorumluluğunun vefat edene ait olamayacağını, yolun 3 şerit gidiş, 3 şerit geliş olduğunu, emniyet şeridi bulunmadığını, trafik akışı ve hızla gelen araçlar nedeniyle karşıya geçemeyen, yanında duran bariyerlerde ise ayakta durmanın veya oturmanın mümkün olmaması nedeniyle orada da duramayan müteveffanın, aracın kendisini koruyacağı düşüncesi ile ön kısmında durmak dışında bir alternatifinin bulunmadığını; mahallinde keşif yapılması halinde bu durumun tespit edileceğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, yargılama esnasında kusur oranına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, hatalı müvekkilin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, müteveffanın bozulan aracının ön ve arkasına uygun yerlere diğer araç sürücülerinin 150 metre mesafeden açıkça görebilecekleri şekilde birer kırmızı yansıtıcı veya kırmızı ışıklı cihaz koymadan durakladığını, ceza mahkemesi ve hukuk mahkemesinde alınan bilikişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahallinde keşif yapılması gerektiğini, davacı taraf ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında imzalanan sulh protokolü gereği davacının sigortalı yönünden de davasından feragat etmiş olduğunu, mahkemece celbedilen ticari taksinin hız limitlerini aşmadığına dair somut deliller, uydu konsantr kayıtları olmasına rağmen bilirkişiler tarafından bu deliller yok sayılarak, taksiye kusur izafe edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aleyhe kusur izafesini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hüküm verilirken dosyada en son alınan 28.11.2019 tarihli Karayolları Genel Müdürlüğü bilirkişi kurul raporundaki tespitlerin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüerya raporunda tazminat miktarlarının fahiş hesaplandığını, müteveffanın net kazancının fahiş olarak hesaplandığını, müteveffanın meslekte uzun bir tecrübeye sahip olmayan bir mühendis olduğunu, işletme yöneticiliği ile uğraşan müteveffanın aynı zamanda serbest jeoloji mühendisliği faaliyeti ile uğraşması ve bununla birlikte LPG istasyonunda sorumlu müdür olarak görev yapmasının, aynı anda üç işe sahip olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirketteki kişisel katkı ve serbest meslek gelirinin belgelendirilmediğini, müteveffanın gelirinin asgari ücretin 4.94 katı olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, mahkemece sigorta şirketi yönünden temerrüde düştüğü 19.10.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, ihbar tarihinin 11.09.2017 olduğunu, davalı sigorta şirketinin 19.09.2017 tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, ilk derece mahkemesince, imzalanan sulh protokolü uyarınca davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken müvekkili şirket aleyhine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 28.11.2019 tarihli Karayolları Fen Heyeti raporunda sigortalı araç sürücüsü %35 kusurlu bulunduğu halde, ilk derece mahkemesince tarafların eşit düzeyde kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında ve ceza dosyasında alınan 12.09.2017 tarihli bilirkişi kusur raporunda müteveffa sürücü ...'e asli kusur atfedildiğini, bilirkişi kök ve ek raporunda tespit edilen gelirin hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosuna göre teknik faiz oranı %1,8 esas alınarak yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerekmekte iken PMF Yaşam Tablosunun esas alındığı hesaplamaya göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nce verilen 17.07.2020 tarihli 2019/40 E. - 2020/40 K. sayılı iptal kararının Anayasa'nın 153/5. maddesi gereği geriye yürümeyeceğini, mahkemece davacının ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak 19.10.2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Kaza tespit tutanağında davacıların desteği...'nın asli, davalı sürücü ...'in tali kusurlu olduğunun belirlendiği, soruşturma dosyasında alınan 12.09.2017 tarihli kusur raporunda da müteveffa sürücünün asli, davalı sürücünün tali kusurlu bulunduğu, ceza dosyasında alınan 04.02.2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda tarafların eşit oranda kusurlu olduklarının belirlendiği, ceza dosyasında İTÜ'den seçilen teknik bilirkişi heyetinden alınan 18.09.2019 tarihli kusur raporunda da yine tarafların eşit kusurlu olduklarının belirlendiği anlaşılmaktadır. İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/830 E. 2019/1084 K. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, müteveffa ile davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde eşit oranda kusurlu oldukları kabul edilerek, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Eldeki dosyada yapılan yargılama sırasında Karayolları Fen Heyetinden alınan 28.11.2019 tarihli kusur raporunda müteveffa sürücünün %65 oranında, davalı sürücü ...'in %35 oranında kusurlu oldukları tespit edilmiştir. Gerek eldeki dosya kapsamında, gerekse ceza dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacının arızalanan aracını sol şeritte arka bölümünde trafik akışını tehlikeye sokacak konumdan bir an önce kurtarmak için gerekli önlemleri almadığı, yönetmeliklere uygun işaretleme yapmadığı, kendi can güvenliğini korumak için emniyetli bir nokta seçmediği, bu nedenle kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise seyir halinde iken önündeki trafik akışını yeterli hassasiyette ve titizlikte kontrol etmediği, önündeki araçların orta şeride geçtiğini gördüğü halde hızını azaltmadığı, sağ manevra yapmak istediği sırada müteveffanın aracının sol arka kısmına çarptığı, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır. ATK Trafik İhtisas Dairesinin 04.02.2019 tarihli raporu ile İTÜ'de görevli öğretim üyelerinden oluşan heyet tarafından düzenlenen 18.09.2019 tarihli raporların birbiri ile uyumlu olmasına, tarafların eşit kusurlu olduklarına dair tespitin dosya kapsamına uygun olmasına göre, ilk derece mahkemesinin kusur oranlarına ilişkin kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Taraf vekillerinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda müteveffanın resmi kurumlardan gelen yazı cevaplarına göre aylık gelirinin tespiti ile progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması, davacıya yapılan ödemelerin mahsubu suretiyle bakiye destekten yoksun kalma tazminat tutarının tespiti doğru olmuştur. TRH 2010 yaşam tablosundaki ömür sürelerinin PMF 1931 yaşam tablosundaki ömür sürelerine göre daha uzun olduğu bilinen bir gerçek olup, TRH 2010 yaşam tablosu zarar gören yararınadır. Dolayısıyla, PMF yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplama tazminat sorumlularının lehine olduğundan bu husus istinaf kanun yoluna başvuran davalıların sıfatına göre sonuca etkili değildir. Davalı ... Sigorta A.Ş. ile davalılar ... ve ... vekilinin, mahkemece hükmedilen maddi tazminat tutarının yüksek olduğuna dair istinaf sebepleri yerinde değildir.
Davalılar ... ve ... vekilinin. davalı sigorta şirketi yönünden hükmedilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğuna dair istinaf sebebi, istinafa gelenin sıfatına göre hukuki yararı bulunmadığından reddedilmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin, ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın niteliği belirlenmelidir. Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup, davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve 2019/11-220 E. - 2022/376 K. sayılı ilamı) Bu nedenle, gerek dava dilekçesinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesi yerinde olup, davalı sigorta şirketi vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Davacılar vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuş olmakla manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 177,90 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 249,70 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davalı ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 21.038,81 TL'den peşin alınan 5.259,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.779,11 TL harcın davalılar ... ve ...'ten alınarak hazineye gelir kaydına,
4. Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 9.179,51 TL'den peşin alınan 2.294,87 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.884,64 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
5. İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39