İzmir BAM 11. HD 2021/1088 E. 2024/326 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1088
2024/326
15 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1088
KARAR NO : 2024/326
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19.04.2021
NUMARASI : 2019/1231 E. 2021/267 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 15.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 15.02.2024
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2021 tarih 2019/1231 E. 2021/267 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin yetkilisi olduğu dava dışı .... Şti. tarafından tedavüle konulan, keşidecisi bu şirket, lehtarı dava dışı ... Şti. olan muhatap bankanın ... Bankası Güzelyalı Şubesi olduğu, 8020322 seri nolu, keşide yerinin İzmir, keşide tarihinin 25.08.2015 olduğu, 225.000,00 TL bedelli çekin muhatap tarafından kanuni müddeti içerisinde ibrazı üzerine söz konusu çeke 25.08.2015 tarihinde karşılıksız işleminin tesis edildiğini ve çekin davalı şirket tarafından İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12823 Esas sırasına kayıtlı dosya üzerinden icra takibine konulduğunu, çekin ciro zincirinde davacı müvekkilinin şahsi cirosu olmadığı gibi çekin ön yüzüne bizzat kendisinin aval olduğunu ortaya koyacak bir imzası ya da beyanının da olmadığını, ancak davalı şirketin çeki icra takibine konu ederken bizzat müvekkilini de takip borçlusu olarak gösterdiğini, o dönem söz konusu çekle ilgili şahsi sorumluluğunu hatırlamayan ve ekonomik anlamda zor günler geçiren müvekkilinin takibe itiraz edemediğini, icra takibinin kesinleştiğini, davalı şirket tarafından müvekkiline karşı da bir kısım cebri icra işlemlerinin tesis edildiğini beyan ederek, İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12823 Esas sayılı dosyasında dava konusu çek nedeniyle takip çıkışı olan 247.430,83 TL ve ferileri kadar borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacının dava konusu çekin ön yüzüne adını - soyadını yazıp adının yanına da imzasını atarak aval verdiğini, bu nedenle karşılıksız kalan çeke dayalı icra takibinin aval veren davacı aleyhine de başlatıldığını, borçlunun itirazlarını İcra Hukuk Mahkemesi’ne dava açmak suretiyle dile getirebilecek iken süresi içerisinde veya sonrasında herhangi bir dava açmadığını, davacı borçlunun 2015 yılında başlatılan icra takibine itiraz dahi etmeyip sonrasında yapılan tüm işlemlere karşı da sessiz kalarak borcu kabul ettiğini, davacının .... Şti. ve diğer ciranta .... Şti.'nin sahibi ve tek yetkilisi olduğunu, şirketin tek ortağı ve yetkilisinin (şirkette başka ortak ve yetkili olmamasına rağmen) çekin ön yüzüne adını ve soyadını yazmasının aval olduğunu ve aval olmak kastıyla hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, davacının borçtan kurtulmaya çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'da menfi tespit davası açılması için zamanaşımı süresi düzenlenmediği gibi davanın takipten sonra hemen açılmasında yasal bir zorunluluk bulunmadığı, sırf bu nedenle davacının kötü niyetli kabul edilemeyeceği, davacının çeke avalist olarak imza atmadığı iddiasıyla bu dava ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiği ve davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu; dava konusu çekin arka yüzünde çekin lehtarı tarafından çekin ... A.Ş.'ye, bu cirantanın davalı ...A.Ş.'ye sırasıyla ciro ettiği, çekin 25.08.2015 tarihinde ...bank T.A.Ş. Gaziantep Ticari Şubesine ibraz edildiği ve 223.800,00 TL'lik kısmın karşılıksız olduğu ve takas sistemi kapsamında ödeme yapılmadığına dair şerh verildiği, bu nedenle davalı tarafından çekte ismi bulunan ve temsilcisi olduğu şirket adına yetkili sıfatıyla çeki imzaladığı anlaşılan davacı aleyhine icra takibi yaptığı; davalı her ne kadar davacının keşideci olarak hem şirket adına, hem de şirketin tek ortağı ve yetkilisi sıfatıyla çekin ön yüzüne aval olmak kastıyla adını ve soyadını yazdığını savunmuş ise de, çekin ön yüzünde keşideci olarak....Şti. yazan kısımda çekin imzalayanın ad ve soyadının yazılması için matbu şekilde çekte yazılı "Ad Soyad" kısmına keşideci adına çeki imzalayan davacının adının ve soyadının yazılı olduğu, ad soyad ibaresinin davacı tarafından elle yazılmadığı gibi sadece bir adet imzanın bulunduğu bu imzanın da şirket temsilcisi ve yetkilisi sıfatıyla atıldığının anlaşıldığı, davacının ayrıca kendi adına avalist olarak çeki imzalama kastının olması halinde çeki ayrıca ikinci kez imzalamasının gerekeceği, çekin ön yüzünde çift imza bulunmadığından, davacının aval vermediği, davacının davalıya karşı avalist olarak şahsen sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının İzmir 8. İcra Dairesinin 2015/12823 Esas sayılı kapsamında takibe dayanak söz konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davaya konu çekin ön yüzünde şirketin ticaret unvanı bulunmasına rağmen çeki imzalarken, ön yüzüne kendi adını- soyadını yazıp yanına da imzasını atarak aval verdiğini, davacı borçlunun itirazını İcra Hukuk Mahkemesi'ne dava açmak suretiyle dile getirebilecek iken süresi içerisinde veya sonrasında herhangi bir dava açmadığını, borcu kabul etmiş olduğunu, ... Şti. ve diğer ciranta ... Şti. adlı şirketlerin sahibi ve tek yetkilisi olan davacının şirketin tek ortağı ve yetkilisinin çekin ön yüzüne ayrıca adını ve soyadını yazarak yanına imzasını atmasının aval olduğuna karine teşkil ettiğini, davacının şirkette başka ortak ve yetkili olmamasına rağmen çekin ön suretine adını ve soyadını yazmasının aval olmak kastıyla hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, davacının aradan yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra borçtan kurtulmak amacıyla eldeki davayı açtığını, TMK'ya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKEÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 794. Maddesinde "(1) Çekte yazılı bedelin ödenmesi, kısmen veya tamamen aval ile teminat altına alınabilir. (2) Bu teminat, muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir kişi veya çek üzerinde imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir."; Aynı kanunun avalin şekline ilişkin 701. Maddesinde “(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Buna göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibare bulunmayıp sadece imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Ayrıca avalistin isim ve soy isminin de bulunması aval için zorunlu bir unsur değildir.
Somut olayda, takip konusu çekin ön yüzünde davacının tek bir imzasının bulunduğu, çek üzerinde bu imza başkaca bir imza bulunmadığı, çek üzerinde aval verildiğine dair bir beyanın da yer almadığı, davacının keşideci ... Şti.'nin tek ortağı olarak çeki keşideci şirket adına imzaladığı, aval verme durumunun bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 16.901,99 TL'den peşin alınan 4.225,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.676,49 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15.02.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59