İzmir BAM 11. HD 2022/1038 E. 2024/314 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2022/1038
2024/314
15 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1038
KARAR NO : 2024/314
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13.04.2022
NUMARASI : 2019/601 E. 2022/339 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 15.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 15.02.2024
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2022 tarih 2019/601 E. 2022/339 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı racın karıştığı kaza neticesinde hasar gördüğünü, zararın giderilmesi davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinden bashile zararın karşılanmadığını, araç sürücünün olay yerinde olduğunu, alkol ölçümünün yapıldığını, yapılan tespitte araçta 238.400,00-TL hasar oluştuğu, aracın ise piyasa değerinin 180.000,00-TL, hasarlı halinin ise 30.000,00-TL olduğunu, belirterek; dolayı fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacıya ait aracın davalı sigorta şirketin tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsü herhangi bir gerekçe olmaksızın olay yerini terk ettiğini, kaza sonrasında kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında araç sürücüsünn tespit edilemediğinin belirtildiğini, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması halinide zararın teminat dışı kalacağını, araç sürücüsünün olay yerini herhangi bir gerekçe olmaksızın terk ettiğini, davacının kaza esnasında sürücünün alkollü olmadığını ve yeterli sürücü belgesine sahip olduğunu ispat etmesi gerektiğini, tespit raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, aracın pert total kabul edilmesi gerektiği, davalının temerrüte düşürülmediğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazaya karışan davacıya ait ... plaka sayılı aracın kaza tespit tutanağında 0,56 promil alkollü olduğu belirtilen araç malikinin oğlu ... tarafından kullanıldığı, araç sürücüsünün kazanın oluşumunda birinci derecede etken ve %100 (yüzde yüz) oranında tam kusurlu olduğu, kazanın oluşumunda başkaca etken kusur bulunmadığı, hadise esnasındaki sürücününü tespit edilemediği ve belirli olmadığı, araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği, kaza anında kaza yerinde olmayan bir kişinin haricen daha sonra kaza anında olduğunun kaza tespit tutanağı dışında ispatının mümkün olmadığı, belirtilerek; davanın reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kararın çelişkili olduğunu, mahkeme tarafından da ...'ın sürücü olduğu ve kaza yerinde bulunduğu kabul edilmesine rağmen sürücünün olay yeriniş terk ettiğini belirtien kaza tespit tutanağının aksinin ispatlanamadığını ileri sürerek davanın reddine karar verildiğini, kaza tespit tutanaklarının tek başına hüküm kurmak için yeterli olmadığını, ancak aksi ispat edilemediği sürece maddi durumu belirleyen kanıt olduğunu, kaza anında ... plakalı aracın sürücüsünün ... olduğu ve kaza yerini terk etmediğini, kaza tespit tutanağını düzenleyen polis memuru tanık tarafından da sürücünün olay yerinde bulunduğunu ve alkolmetre üflettiklerini beyan edildiğini, salt olay yerini terk etmek teminat dışı hal olarak kabul edilmediğini, sürücünün gerekli sürücü belgesine sahip olmaması veya madde/alkol kullanılmış olması nedeniyle kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması teminat dışı hal olarak sayıldığını, ispat külfetinin davalı üzerinde olduğunu, her ne kadar kaza tarihinde sürücü ...'ın 0,56 promil alkollü olduğu tespit edilmiş ise de zararın teminat dışı kalabilmesi için teminat dışında bırakılmışsa da hasarın poliçe teminatının dışında kalması, olayın tek başına alkollün etkisi ile gerçekleşmiş olması gerektiğini, nöroloji uzmanı da bulunan bilirkişi heyetinden alınan raporda bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, olay yerinin terk edilmesinin tek başına teminat dışı hal olarak kabulü mümkün olmadığını, sürücünün sırf alkollü oluşu teminat dışı hal olmayıp 0,56 promil alkol kazanın meydana gelmesine etki edecek derecede olmadığını, eksik inceleme yapıldığını, davalı lehine AAÜT m.13/4 gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, suç duyruusunun hukuka aykırı olduğunu, belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan zararın kasko sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine, karar verilmiştir.
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
TTK’nın mal sigortasına ilişkin genel esaslarına göre mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesi ve genel şartlarına göre, aracın kasko sigortacısı olan davalı sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı davacının aracında meydana gelen gerçek zararı teminat altına aldığından, davacının aracının karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olacağı sabittir.
-
6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
-
Olay tarihinde geçerli olan Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere; bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edilmiştir.
-
Eldeki davaya konu somut olayda, kaza tespit tutanağında sürücünün tespit edilemediğinin belirtilmesine rağmen toplanan delillerden kaza tespit tutanağının aksini kanıtlar şekilde kazaya karışan davacıya ait ... plaka sayılı aracın ... tarafından kullanıldığı ve sürücünün kaza tespit tutanağının düzenlendiği sırada olay yerinde bulunduğunun anlaşılması karşısında, olay yeri terk olgusuna dayalı zararın poliçe kapsamı dışında kaldığına ilişkin İDM tarafından varılan hukuki kabulde isabet bulunmamaktadır.
-
Bunun ötesinde, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğu bu nedenle olay yerini terk ettiği savunulmuş olup, olay nedeniyle trafik polisleri tarafında düzenlenen 22.08.2018 tarihli tunanak ve alkolmetre sonucuna göre kazaya karışan araç sürücüsü ...'ın 0,56 promil alkollü olduğu da tespit edilmiştir.
-
2918 Sayılı KTK'nın 48. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir. Yine Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Alkol, Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddeler Etkisinde Altında Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üzerinde olan hususi otomobil sürücülerinin ve kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olması durumunda diğer araç sürücülerinin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. Bu nedenle hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK hükümleri gereğince sigortacıya düşmektedir. Sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman kusur bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerekir. Olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda; hasar poliçe teminatı dışında aksi halde ise poliçe kapsamında kalacaktır. ( Yargıtay HGK 23.10.2002 tarih ve 2002/11-768 E. - 2002/840 K., 7.4.2004 tarih ve 2004/11-257 E. - 2004/212 K., 2.3.2005 tarih ve 2005/11-81 E. - 2005/18 K., 14.12.2005 tarih ve 2005/11-624 E. - 2005/713 K., Yargıtay 4. HD'nın 25.10.2021 tarih ve 2021/14922 E. - 2021/7400 K. )
-
Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için dosyaya kazandırılan 20.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporu da net bir değerlendirmeye yer verilmemiş olması nedeniyle yukarıda açıklanan ilkeler ışığında söz konusu rapor yetersiz olup, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
-
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından varsa olaya ilişkin soruşturma ve ceza dava dosyaları da celp edilerek, dosyanın 20.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi kuruluna yeniden tevdi ile tarafların iddia savunmaları ile açıklanan ilkeler çerçevesinde, olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumu ile sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunup bulunmadığı, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği ve alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığı net ifadeler ile gösterir şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli birikişi kurul raporu dosyaya kazandırılıp, varsa raporlara yönelik itirazlarlar da giderilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalının sorumlu olduğu poliçe limitide belirtilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2. İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2022 tarih 2019/601 E. 2022/339 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4. Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5. İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59