İzmir BAM 11. HD 2021/979 E. 2024/257 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/979
2024/257
8 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/979
KARAR NO : 2024/257
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09.02.2021
NUMARASI : 2018/1391 E. 2021/134 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
DAVA TARİHİ : 27.11.2018
KARAR TARİHİ : 08.02.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08.02.2024
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2021 tarih 2018/1391 E. 2021/134 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... A.Ş. vekili ve ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalıların maliki sürücüsü ve ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde davacıya ait aracının zarar gördüğünü, davacının hasar, değer kaybı ve ikame araç zararı doğduğunu, davalıların davacının oluşan zararından sorumlu olduğunu, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası şeklinde 50,00-TL hasar, 50,00-TL değer kaybı ile 10,00-TL ikame araç bedelinin davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı sigorta şirtketi vekili, kazaya karıştığı belirtilen aracın davalı nezdinde kaza tarihini kapsar biçimde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sigortalısının kusuru oranında ve maddi zararın varlığının ispatlanması halinde maddi zarardan teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, kusurun ve zararın tespiti için rapor alınması gerektiğini, değer kaybı talebinin poliçe kapsamı dışında kaldığını, hasar için 1.930,54-TL ödeme yapıldığını, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekili, kazaya karışan aracın sözleşme gereğince ...na tahsis edilen araç olduğunu, davalının işleten sıfatı bulunmadığını, davalıya atfı kabil kusurun söz konusu olmadığını, kusurun ve zararın tespiti için rapor alınması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, trafik kazasında davalı ...'ın % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacının 4.874,37-TL bakiye hasar, 3.000,00-TL değer kaybı ve aracın tamirat süresince kullanılamamasından kaynaklı 700,00-TL mahrumiyet zararının oluştuğu, kazaya neden olan aracın sayılı aracın fer'i müdahil ...'na teslim edilen araçlardan olmadığı, zarardan aracın sürücüsü ile aracın işleteni ve aracın kaza tarihini kapsar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısının ikame araç bedeli hariç olmak üzere sorumlu olduğu, belirtilerek; davanın kabulüne karar veilmiştir.
Karara karşı davalılar ... A.Ş. ve ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş. vekili, davacı tarafından davalı sigorta şirketine şirkete değer kaybı tazminatı talebiyle herhangi bir başvuru yapılmadığını, kazanın aracın işletilmesi halinde olmadığı sırada meydana gelmiş olması nedeni ile davacının talepleri karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında olmadığını, davalı tarafından araç hasarı için yapılan başvuru neticesinde tedarikçi firmaya ödeme yapılarak meydana gelen zarar tazmin edildiğinden davalı şirketin başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın ATK raporu alınması gerektiğini, davacının değer kaybına ilişkin talepleri poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, davalı temerrüte düşürülmediğinden faiz başlangıç tarihinin kısmi ödeme tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, dava tarihinni esas alınması gerektiğini, davalının ikame araç bedelinden dolayı bir sorumluluğu bulunmamasına rağmen vekalet ücreti ve feriler yönünden bir oranlama yapılmaksızın sorumlu tutulduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekili, davalı şirket adina sicilinde kayitli görülen kazaya neden olan aracın kaza tarihinde davalı şirket ile ... arasında akdedilen sözleşme uyarinca kamuya tahsis edilen araçlardan olduğunu, bu sözleşmeye istinaden ... kullanımına bırakıldığını, söz konusu aracın bu kapsamda belediye başkanı aracı olarak tahsis edildiğini, belediye başkan şöförü olarak çalışan diğer davalı ... kullanımına verildiğini, davalı şirketin ise bu araçla ilgili olarak hiçbir fiili hakimiyet ve kontrolü mevcut olmadığını, davalının işleten sıfatının bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasar, değer kaybı ve mahrumiyet zararının işletenin hukuki sorumluluğu ve ZMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, 26.11.2018 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacıya kısmi ödeme yapılmış olmasına göre artık eksik başvurulduğu savunması yerinde değildir.
-
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. ve 85/son maddeleri ile trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. )
-
Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Aracın onarılmadan hasarlı olarak satılması değer kaybı zararı talep edilmesine engel oluşturmaz. Zira, sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli yanında değer kaybı zararının talep edilmesi mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50/2. maddesi gereğince davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir ( Yargıtay 22.09.2022 tarih ve 2021/26777 E. - 2022/11236 K. ) Ancak, ZMMS genel şartları hükümlerine göre davalı sigorta şirketi gerçek zarar kapsamında olmayan dolaylı zararlardan sayılan ikame araç bedelinden sorumlu değildir. Davacıya ait aracın tamir süresince kullanılamaması nedeniyle talep edilen ikame araç bedeli zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kaldığından, davalı sigorta şirketi mahrumiyet bedeline ilişkin zarardan sorumlu tutulamaz. Bu zarardan, işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü müşterek ve müteselsilen sorumludur.( Yargıtay 17. HD'nin 04.12.2019 tarih ve 2016/3933 E. - 2019/796 K. )
-
Trafik kaydı "işletenin" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Lakin, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. İşleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda, tescil kayıtlarına göre kazaya karışan sayılı araç davalı ... San. Tic. Ltd. Şti adına tescilli olup davalı tarafından diğer davalıya tahsis edildiği ileri sürülmüş ise de üçüncü kişileri bağlayacak güçte anılan ilişkisin varlığını kanılayacak nitelikte sözleşme, ticari defter ve kayıtları ile Maliye ve Vergi daireleri tarafından düzenlenmiş her hangi bir bilge belge sunulmamış olması karşısında, kaza tarihinde kayden malik olan davalı işleten sıfatına haiz olup kazanın sürücünün sürücüsünün kusuru ile gerçekleşmiş olması nedeniyle eldeki davada davalıya husumet yöneltilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
-
Davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, sigortalı araç sürücüsü davalı sürücüsü ...'ın % 100 oranında asli kusurlu olduğu belirlenmek suretiyle araç hasarı, tamir süresi ve ikame araç bedelinin tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
-
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD'nın 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K.)
-
Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. (Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K. ) Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. ( Yargıaty 17. HD'ninin 04/02/2020 tarih ve 2019/4875 E. 2020/720 K.)
-
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan hasar dolayısıyla hasar, değer kaybı ve tamir süresince kullanılamaması nedeniyle ikame araç bedeli tazminatına hak kazanmasınına, zarar kalemlerinin anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, aracın hasarlı ve hasarsız ikinci el bedelinin piyasa rayiçlerine göre belirlenmesine, davalı araç malikinin araç işleten sıfatının bulunmasına, sigorta şirketi tarafından kısmi ödeme yapılması nedeniyle tazminata ödeme tarihinden avans faiz yürütülmesine, davalı sigorta şirketi yönünden mahrumiyet bedeli dışlanarak hasar ve değer kaybı bedelinin poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Davalı sigorta şirketi hasar ve değer kaybı bedelinden sorumlu olup ikame araç bedeli tazminatından sorumlu olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun, kabul edilen toplam dava değerinin sigorta şirketinin sorumlu tutulduğu dava değerine oranı dahilinde belirlenmesi gerekirken, aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden tarafların istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının ise reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti' nin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı ... A.Ş'nin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.02.2021 tarih 2018/1391 E. 2021/134 K. sayılı kararını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3. Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davanın KABULÜ ile 4.874,37-TL hasar, 3.000,00-TL değer kaybı olmak üzere toplam 7.874,37-TL maddi tazminatın davalılardan ... A.Ş yönünden kısmi ödeme tarihi olan 26.11.2018, diğer davalılar ... ile ... Limited Şirketi yönünden ise kaza tarihi olan 26.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
700,00-TL ikame araç bedelinin kaza tarihi olan 26.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Limited Şirketinden müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken 585,72-TL harçtan daha önceden ödenen 180,45-TL harcın mahsubu ile 405,27-TL karar ve ilam harcının davalı sigorta şirketi yönünden 372,15-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 8.574,37-TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketi yönünden 7.873,84-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 1.015,75-TL yargılama giderinin davalı sigorta şirketi yönünden 932,76-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Dosyada bulunan bakiye avansın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4. Davalı ... A.Ş.'nin yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
5. İstinaf yoluna başvuran davalı ... A.Ş'nin ödediği istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
6. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... A.Ş tarafından yapılan 162,10. TL istinaf yoluna başvuru harcı olan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş'ye verilmesine,
7. İstinaf başvurusu nedeniyle ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
8. Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti yönünden istinaf karar harcı olan 585,72. TL'den peşin alınan 146,03. TL'nin mahsubu ile eksik kalan 439,69. TL'nin davalı ... San. Tic. Ltd. Şti'den alınarak hazineye gelir kaydına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20