İzmir BAM 11. HD 2021/941 E. 2024/219 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/941
2024/219
1 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/941
KARAR NO : 2024/219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16.03.2021
NUMARASI : 2018/527 E. - 2021/174 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 01.02.2024
KARAR YAZI TARİHİ : 01.02.2024
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.03.2021 tarih 2018/527 E. - 2021/174 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalının zorunlu mali mesuliyet ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu avacıya ait araçta hasar oluştuğunu, araçta meydana gelen hasardan davalının poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını, belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak 2.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 55.000,00-TL olarak artırmıştır.
CEVAP : Davalı vekili, davacının sürücü olup sigortalı olmadığını, aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamaycağını, davalı ... şirketinin gerçek zarardan sorumluluğunun poliçesindeki limit ve sigortalı araç sürücüsüne atfedilecek kusur ile sınırlı olduğunu, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, araç üzerinde yapılacak inceleme ile gerçek hasarın tespiti gerektiğini, davalı ... şirketine başvuru yapılmadığını, yasal faiz talep edilebileceğini, belirterek; davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının araç sürücüsü olduğu, aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, alınan bilirkişi raporuyla kaza tarihinde davalı ... şirketine trafik ve kasko sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan karşı araç sürücüsünün kazada %100 kusurlu, davacı sürücünün kusursuz olduğu, aracın onarımının ekonomik olmayacağı, pert total işlemine tabi tutulması gerekip aracın kaza tarihinden önceki rayiç bedeli ile hasarlı bedeli arasındaki farkın 55.000,00-TL olduğu, söz konusu bedelden karşı aracın trafik ve kasko sigorta poliçelerini düzenleyen davalı ... şirketinin trafik sigorta poliçe limiti ile artan kısımdan kasko sigorta poliçesi gereğince sorumlu olduğu, trafik sigorta poliçesi limiti dışında kalan bölüm yönünden temerrüdün dava tarihinde oluştuğu, belirtilerek; davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı yanın işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının sürücü olup aracı maliki olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafından ihtiyari mali mesuliyet sigortasına ilişkin başvuru yapılmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasarın ZMMS ve İMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı ..., işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. )
-
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere işletenin sorumluluğunu zorunlu mali mesuliyet trafik sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmının poliçede yazılı hadlere kadar teminat altına alan sigorta türüdür. Zorunlu mali trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından sıralı bir sorumluluk benimsenmiştir. ( Yargıtay 17. HD'nin 08.12.2020 tarih ve 2019/1797 E. - 2020/8207 K.).Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk değil, sıralı bir sorumluluk öngörmüştür. ( Yargıtay 17. HD'nin 08.12.2020 tarih ve 2019/1797 E. - 2020/8207 K. ) Bu nedenle, aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının, olay tarihi itibariyle aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının limitini aşan kısımdan ve temin ettiği İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır.
-
Davacı, kaza tespit tutanağı içeriğine göre dava dışı üçüncü kişi adına kayıtlı aracın sürücüsüdür. Her olaya göre, araç maliki yerine, sürücünün tazmin davası açmasında aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Tazminat davasında davacı olma ehliyeti, kural olarak mal varlığından doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Ancak, bir şeyi elinde bulunduran kişi, onu aldığı gibi malikine aynen iade etmekle yükümlü olup, ödemek zorunda olduğu onarım giderlerini isteyebilecektir. Dolayısıyla, kazaya karışan araç sürücüsü olan davacının hasar tazminatı yönünden zilyet olarak dava açmakta hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti var olduğunun kabulü gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nın 24.10.2011 tarih ve 2010/12391 E. - 2011/9645 K. )
-
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Alacağın hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. Eldeki davada, Davacı dava konusu trafik kazası nedeniyle aracında meydana gelen hasar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bir miktar tazminat talep ederek, talebini belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği hasarın varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır.(Yargıtay HGK'nun 16.04.2019 tarih ve 2017/17-1099 E. - 2019/460 K. , 17.11.2020 tarih ve 2017/17-1102 E. -2020/905 K.) Davacı tarafça dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hâle getirdiği şeklinde yorumlamak da Kanun’un amacına aykırıdır. ( Yargıtay HGK'nun 18.05.2022 tarih ve 2022/11-397 E. 2022/701 K.)
-
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile, zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, davacı tarafından 25.07.2018 tarihinde davalı ... şirketine başvurunun yapılmış olmasına göre eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının usule uygun olmadığı, açıktır.(Yargıtay 4. HD'nın 08/03/2022 tarih ve 2021/11206 E. - 2022/4208 K.)
-
Sigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti üzerinde davalı ... şirketindedir. Sigorta şirketinin, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Somut olayda da davalı ... tarafından hasarın teminat dışı kaldığı savunulmuş ise de tüm dosya kapsamından zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının somut deliller ile ispat edilemediği ve bu nedenle sigorta şirketinin davacının oluşan gerçek zararından ZMMS poliçesi kapsamında ZMMS limitinden, aşan miktar yönünden ise İMMS poliçesi kapsamında İMMS limitinden sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
-
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davacının hasar tazminatına hak kazanmasınına, davacının aktif dava ehliyeti bulunmasına, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilecek olmasına, dava açılmadan önce davalıya başvuru yapılmasına, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalının aynı zamanda ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı da olması nedeniyle rizikonun doğmasına neden olan aynı olay nedeniyle ihtiyari mali mesuliyet poliçesi kapsamında ıslah ile talepte bulunulmasının mümkün olmasına, tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı ... tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.757,05. TL'den peşin alınan 939,26. TL'nin mahsubu ile bakiye 2.817,79. TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 01.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20