Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/559
2024/1423
16 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/559
KARAR NO : 2024/1423
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18.01.2024
NUMARASI : 2023/870 E. 2024/37 K.
DAVANIN KONUSU : Kayyımlık
KARAR TARİHİ : 16.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.07.2024
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.01.2024 tarih 2023/870 E. 2024/37 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile feri müdahiller ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/778 E. sayılı dosyasında müvekkili tarafından davalı şirketin feshinin talep edildiğini, davalı şirketin ortak yapısının: müvekkili %45, ... %27, ... %20, ... %8 şeklinde olduğunu, pay sahiplerinin tamamı şirket yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin müvekkili ve dava dışı pay sahibi ...’ün müşterek imzası ile temsil edildiğini, şirketin fesih istemli dava açılması ile şirketin temsilinin, dava açanın imza yetkilisi olması sebebiyle hukuken mümkün olamadığını, bu nedenle söz konusu davanın 10.10.2023 tarihli tensip tutanağının 3 numaralı ara kararı ile, müvekkiline şirketin davada temsili yönünden temsil kayyımı atanmasına yönelik dava açmak üzere süre verildiğini belirterek, davalı şirketin feshi için açılan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/778 E. sayılı dosyasında şirketin temsili için kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından şirket adına sunulan cevap dilekçesinde, davalı şirketin yönetim kurulunun, davacı ..., ..., ... ve ...'den oluştuğunu, bu durumun Esas Sözleşme m.7'de belirtildiğini, esas sözleşmede aksine bir hüküm yer almadığı için TTK m. 390 uyarınca yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu olan üç üyenin oyu ile görev alanına giren her konuda karar alabilir durumda olduğunu, dolayısıyla somut olayda davacının kendi açtığı davayla ilgili oy kullanmamasının yönetim organının kilitlenmesi anlamına gelmediğini, şirket adına işlem yapılmasını kolaylaştırmak için TTK m. 372 uyarınca imza sirküsü yoluyla bazı yönetim kurulu üyelerine veya diğer kişilere temsil yetkisi tanımasının, organ olarak kendi temsil yetkisini ortadan kaldırmadığını, davacının imza sirkülerinde ... ile birlikte müşterek imza yetkilisi olduğunu, dolayısıyla onun kendisi tarafından açılan bir dava hakkında işlem yapması mümkün olmadığı için organ olarak yönetim kurulunca bu hususta 06/11/2023 tarihli yönetim kurulu kararının alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı şirketin 05/07/2021 tarihli şirket ana sözleşmesinin 9. maddesinde ilk üç yıl için davacı ... ve dava dışı ...'ün müştereken temsile yetkili olarak seçildikleri, şirketin halen faal olduğu, davacı tarafından davalı şirketin feshi istemiyle 09/10/2023 tarihinde İzmir 6 ATM 2023/778 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece şirketi davada temsil etmek üzere kayyım atanması için davacı tarafa yetki ve süre verildiği, eldeki davanın bu şekilde açıldığı, davalı şirketi temsile yetkili kişilerin şirket ana sözleşmesi ile belirlendiği ve TTK 408/2-a maddesi gereğince şirketi temsile yetkili kişilerin yeniden belirlenmesinin genel kurul tarafından yapılabileceği, davalı şirketi müştereken temsile yetkili ... tarafından şirketin haklı sebeble feshine yönelik açılan davada mevcut durum itibariyle davalı şirket yönünden taraf teşkilinin sağlanamadığı gibi menfaat çatışmasının da söz konusu olduğu, şirket aleyhine açılan fesih davasında şirkete temsile yetkili kayyım atanması gerektiği sonucuna varılarak davanın kabulüne, davalı şirketi İzmir 6. ATM'nin 2023/778 Esas sayılı dosyasında temsil etmek üzere ...'ın kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekili ile feri müdahiller ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davalı şirket yönetim kurulunun davacı ..., ..., ... ve ...'den oluşmakta olduğunu, bu durumun ana sözleşmenin 7. maddesinde belirtildiğini, ana sözleşmede aksine bir hüküm yer almadığı için TTK m. 390 uyarınca yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile, yani üç üyenin oyu ile görev alanına giren her konuda karar alabileceğini, davacının kendi açtığı davayla ilgili oy kullanmamasının yönetim organının kilitlenmesi anlamına gelmediğini, TTK m. 365'deki yasal düzenlemeye rağmen kayyım atanmasının hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulunun, şirket adına işlem yapılmasını kolaylaştırmak için TTK m. 372 uyarınca imza sirküsü yoluyla bazı yönetim kurulu üyelerine veya diğer kişilere temsil yetkisi tanımasının, organ olarak kendi temsil yetkisini ortadan kaldırmayacağını, davacının imza sirkülerinde ... ile birlikte müşterek imza yetkilisi olduğunu, dolayısıyla onun kendisi tarafından açılan bir dava hakkında işlem yapması mümkün olmadığı için organ olarak yönetim kurulunun bu hususta 06/11/2023 tarihinde toplandığını ve açılan davalara cevap vermek üzere yönetim kurulu kararı aldığını, yönetim kurulunun davacı ...'ün iştiraki olmadan toplanmasının da hukuka uygun olduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından fesih davasında tensiben verilen kayyım atanmasına dair dava açılması yönündeki ara kararın, müvekkili şirketin ticaret sicil dosyası henüz incelenmeden verilmiş bir ara karar olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Feri müdahiller ... ve ... vekili, davalı şirket yönetim kurulunun davacı ..., ..., ... ve ...’den oluştuuğnu, bu durum esas sözleşmenin m.7'de belirtildiğini, esas sözleşmede aksine bir hüküm yer almadığı için TTK m. 390 uyarınca yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile, yani üç üyenin oyu ile görev alanına giren her konuda karar alabileceğini, TTK 365 md. “anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil edilir” şeklinde düzenleme bulunduunu, bu hüküm uyarınca, şirketin “organ” olarak kanuni temsilcisi olan "yönetim kurulu"nun açılan veya açılacak davalarda şirketi temsil etmesinin mümkün olduğunu, yönetim kurulunun, şirket adına işlem yapılmasını kolaylaştırmak için TTK m. 372 uyarınca imza sirküleri yoluyla bazı yönetim kurulu üyelerine veya diğer kişilere temsil yetkisi tanımasının, organ olarak kendi temsil yetkisini ortadan kaldırmadığını, bu şekilde yetki tanındığı durumlarda dahi yönetim kurulunun söz konusu yetkileri her zaman kaldırma yetkisinin bulunduğunu, davacının imza sirkülerinde müvekkili ... ile birlikte müşterek imza yetkilisi olduğunu, davacının şirkete karşı dava açtığı için müzakereye katılma yasağı altında olduğunu, bu nedenle şirket yönetim kurulunun davacı tarafından açılan davalarda şirketin temsili yetkisini dahilinde, davalara cevap verilmesi için 06/11/2023 tarihinde ve istinaf başvurusu için 20/02/2024 tarihinde toplandığını, yönetim kurulunun davacının iştiraki olmadan toplanmasının da hukuka uygun olduğunu, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından fesih davasında tensiben verilen (kayyım atanmasına dair dava açılması yönündeki) ara kararın, davalı şirketin ticaret sicil dosyası henüz incelenmeden verilmiş bir ara karar olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, davalı şirketin feshi istemiyle açılan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/778 Esas sayılı dosyasında, davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı vekili, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/778 E. sayılı dosyasında müvekkili tarafından davalı şirketin feshi istemiyle açılan davada verilen ara karar gereğince şirkete temsil kayyımı atanmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davalı şirketi temsile yetkili kişilerin şirket ana sözleşmesi ile belirlendiği, TTK'nın 408/2-a maddesi gereğince şirketi temsile yetkili kişilerin yeniden belirlenmesinin genel kurul tarafından yapılabileceği, davalı şirketi müştereken temsile yetkili ... tarafından şirketin haklı sebeple feshine yönelik açılan davada mevcut durum itibariyle davalı şirket yönünden taraf teşkilinin sağlanamadığı, menfaat çatışmasının da söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketi fesih davasında temsil etmek üzere ...'ın kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
TTK'nın 408/2-a maddesi uyarınca esas sözleşmenin değiştirilmesi anonim şirket genel kurulunun devredilemeyecek yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 421. maddesinde "Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davalı şirkette davacının %45, feri müdahil ...'ün %27, dava dışı ...'ün %20 ve feri müdahil ...'ün %8 hisse ile ortak olduğu; limited şirket olarak kurulan davalı şirket ana sözleşmesinde davacı ... ve ...'ün ilk 3 yıl şirketi temsile yetkili olduklarının düzenlendiği, daha sonraki süreçte davalı şirket genel kurulu kararı ile temsil sürelerinin uzatılmasına karar verildiği; davalı şirketin 05.07.2021 tarihinde tür değişikliğine giderek anonim şirket haline geldiği, ana sözleşmesinde yine davacı ve feri müdahil ...'ün 3 yıl süreyle müştekeren şirketi temsile yetkili kılındıkları anlaşılmıştır. Davacının temsil görev süresi eldeki dava tarihi itibariyle devam etmektedir. Davacı dışındaki ortakların az yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca şirket ana sözleşmesindeki temsile yetkili kişilerde değişiklik yapmaları mümkün olmakla birlikte, dava tarihi itibariyle böyle bir karar alınmamış olmadığından, davacı tarafça şirkete yönetim kayyumu atanmasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu ve ilk derece mahkemesince davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekili ile feri müdahiller ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3. Feri müdahiller ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ile feri müdahiller ... ve ...'ün yaptıkları giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16.07.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52