Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/2094
2024/1361
11 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2094
KARAR NO : 2024/1361
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18.10.2021
NUMARASI : 2020/372 Esas 2021/613 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 11.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11.07.2024
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.10.2021 tarih 2020/372 Esas 2021/613 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 28.04.2009 tarihinde, ZMMS sigortası bulunmayan, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, İstanbul 9. ATM 2018/582 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığını, ancak dosyanın takipsizlik nedeniyle düşürüldüğünü, davalı kuruma başvuru yaptıklarını, ancak ödeme yapılmadığını, aynı kaza nedeniyle dava dışı sürücüye karşı İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/581 Esas numaralı dosyasında dava açıldığını ve kararın kesinleştiğini, bu dosyada İzmir ATK Şube Müdürlüğünden alınan 04.07.2014 tarihli raporda müvekkilinin %43 oranında sürekli iş göremezliğinin meydana geldiğinin kabul edildiğini, aynı dosya kapsamında alınan kusur raporuna göre araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu kabul edildiğini iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının başvuru red tarihi olan 08.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 18/05/2021 tarihli değer arttırım dilekçesiyle; dava değerini 150.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı tarafın müvekkili kuruma başvurduğu tarihte zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, öncelikle aracın kusur durumunun tespitinin gerektiğini, davacının maluliyetinin belirlenebilmesi için ATK 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacı tarafın başvuru tarihinden itibaren avans işletilmesine yönelik talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan raporda davacının %44 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğunun tespit edildiği, trafik bilirkişisinden alınan 24/01/2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücü ...'ın KTK'nın 47/1-B maddesini ihlal etmesi nedeniyle tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, aktüerya bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 28/04/2021 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporunda, davacının 6.016,63 TL geçici iş göremezlik ve 219.368,53 TL sürekli iş göremezlik zararının oluştuğu, davacı tarafça daha önce açılan İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/581 E., 2015/629 K sayılı ilamında sürekli iş göremezliğinin %43 oranında olduğu, eldeki davada alınan raporda ise iş göremezlik oranının %44 olduğu, davacının maluliyetin devam ettiği ve gelişen durum olduğu kanaatine varılmakla, tavan zamanaşımı süresi olan 10 yılık süre gelişen durumun öğrenilmesi tarihi olarak 04/07/2014 tarihli rapordan itibaren 10 yıllık sürenin geçmemiş olduğu, bu nedenle davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 150.000,00 TL maddi tazminatın 08/08/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, kazanın 17/06/2009 tarihinde meydana geldiğini, davacının maluliyeti ile ilgili 25/07/2017 tarihinde tazminat talebinde bulunulduğunu, Karayolu Trafik Kanunu'nun 109/1 maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını, aynı yasanın 109/2. Maddesi gereğince davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin tazminat talepleri için de geçerli olacağını, Türk Ceza Kanunu'nun 89/1 maddesi için öngörülen 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 17/06/2017 tarihinde sona erdiğini, davacının müvekkili kuruma 25/07/2017 tarihinde başvuruda bulunduğunu, davacı tarafın müvekkili kuruma başvuru aşamasında maluliyet raporu sunulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, dosya kapsamında kaza tespit tutanağı bulunmadığını, kazaya sebebiyet verdiği iddia olunan aracın plakasının tespit edilmediğinin belirtildiğini, kazanın nasıl olduğuna yönelik alınan ifade tutanaklarının çelişki içerdiğini, kazada malul kaldığı iddia olunan davacının kazanın akabinde verdiği ifadesinde şikayetçi olmadığını ve yoldan geçerken düştüğünü belirttiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınan raporda Erişkinler İçin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alınmaksızın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tespit yapıldığını, aktüerya bilirkişi raporunda %1,8 teknik faiz yerine progresif rant formulünün kullanılmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2.maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilerek Borçlar Kanunu’nun 60. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin, maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2.maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. ( Yargıtay HGKurulu’nun 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - 2006/813 K.) 30.11.2011 tarih ve 2011/17-569 E. 2011/710 K. )
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. ( Yargıtay 4. HD'nin 12.12.2022 tarih ve 2021/21079 E. - 2022/16718 K. )
Somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 28.04.2009 tarihinde meydana gelmiş, eldeki dava ise belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 08.08.2020 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuş olup KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 28.04.2017 tarihi itibariye zamanaşımı dolmuştur. Ancak, davacı tarafından dava dışı sürücü aleyhine açılan İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/581 E. sayılı dosyasında İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 04.07.2014 tarihli raporda davacının %43 olarak tespit edilen maluliyetinin, yargılama sırasında dosyaya kazandırılan 11.02.2021 tarihli E.Ü. Adli Sağlık Kurul raporunda rapor tarihindeki yaşına göre %44 oranında olduğunun ve gelişen pseudoartroz komplikasyonunun iyileşme sürecini uzatacağına ilişkin tespit karşısında, davacının maluliyetinde gelişen bir durum olduğu anlaşıldığından, davacının zararının bu rapor tarihi itibariyle öğrenildiğinin ve bu nedenle zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. (Yargıtay 17. HD 09.07.2018 tarih ve 2017/5241 E. - 2018/6918 K.) İlk derece mahkemesince zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edilmesi yerinde değil ise de, sonuç itibariyle davalının zamanaşımı define itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı ... vekilinin başvuru şartının yerine getirilmediği yönündeki istinaf sebebinin incelenmesinde, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı kararı). Davalı ... vekilinin dava şartının gerçekleşmediğine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.
Davalı vekili, ilk derece mahkemesince esas alınan kusur oranlarının hatalı olduğunu, kazanın iddia edildiği şekilde gerçekleşmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan raporda dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile ışık kontrollü kavşağa uygun hızla kontrollü biçimde yaklaşmadığı, seyrettiği yöne kırmızı ışık yanmasına rağmen aracını kavşak başında durdurmadığı, seyir hızı ile kırmızı ışık yanarken kavşakta tehlike arz edecek tarzda kontrolsüzce geçmek istediği, Karayolları Trafik Kanun'un 47/1-B maddesi gereğince kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduu tespit edilmiş olup, İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/593 E. 2010/1117 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılamada, sanık sürücü ...'ın katılana çarptığını kabul etmemekle birlikte olayın görgü tanığının bulunmadığı, katılanın (eldeki davada davacı) hastaneye ilk başvurduğunda düşme sonucu yaralanma olarak işlem yapıldığı, katılanın 10/06/2009 tarihli şikayet dilekçesi üzerine soruşturmanın başlatıldığı, duruşma sırasında dinlenen katılan tanıklarının anlatımlarına göre sanığın hastane masraflarını karşılama vaadi ile katılanın kendisinin düştüğünü söylemesini istediği, kazadan sonra hastanede görüştüklerinde sanığın katılana çarptığını kabul ve ikrar ettiğini bildirdiklerinden sanığın katılana çarpmadığına dair beyanına itibar edilmediği, hayatın olağan akışına göre bir kimsenin çarpmadığı bir kişiyi hastahaneye götürdükten sonra yaralanan kişinin kendisine yardımcı olan kişiyi haksız yere suçlamasının mümkün olmadığı sonucuna varılarak, sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/18079 E. 2013/11106 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Hukuk hakimi kesinleşmiş ceza mahkemesi kararındaki kusur ve derecesiyle bağlı değilse de, ceza mahkemesince belirlenen maddi vakıalarla bağlıdır. Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ceza mahkemesi kararında dava dışı sürücünün kırmızı ışıkta geçtiği ve davacı yayaya çarptığı hususu kabul edilmiş olmakla, artık bu maddi vakıa kesinleşmiş bulunduğundan, olayın gerçekleşmesinde dava dışı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun kabulünün yerinde olduğu kanaatine varılarak, davalı ... vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K.)
Somut olayda dava konusu trafik kazası 28.04.2009 tarihinde meydana gelmiş olup, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu’nun 11.02.2021 tarihli raporunda maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmiş olduğundan, davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili aktüerya bilirkişi raporunda %1,8 teknik faiz yerine progresif rant formulünün kullanılmasının hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Somut olayda ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda %10 artırılıp %10 iskonto esasına dayalı progresif rant metoduna göre hesaplama yapılması yerinde olup, davalı vekilinin istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 10.246,50 TL'den peşin alınan 2.561,62 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 7.684,88 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52