SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2024

Karar No

2024/1358

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/2024

KARAR NO : 2024/1358

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29.09.2021

NUMARASI : 2019/957 Esas 2021/726 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Şirket Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 10.07.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2024

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.09.2021 tarih 2019/957 Esas 2021/726 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... A.Ş.'de pay sahibi olduğunu, 2001 yılında müvekkili tarafından aile şirketi olarak kurulan şirketin mali yapısının sağlamlaştırılması, işletme sermayesinin arttırılması ve yeni yatırımlar yapılabilmesi için 2016 yılında dışarıdan ortak alma sürecine girildiğini, bu konuda dava dışı ... ile görüşüldüğünü, ...'nın şirkete kardeşi davalı ...'nın ortak olmasını tercih ettiğini, görünürdeki ortak davalı olsa da, şirketteki asıl pay sahibinin ... A.Ş. olduğunu, bu konuda İzmir 6. ATM 2019/911 E. sayılı dosyasında açtıkları davanın devam ettiğini, hisse devri sonrasında müvekkilinin şirkette ortak olarak kalıp, yönetim kurulu başkanı sıfatıyla şirketin imza yetkisini, davalı ile müştereken devam ettirdiğini, bir süre sonra davalının şirketi sadece kendi menfaatlerine ve şahsi/ailevi bağlantılarına hizmet eder hale getirmeye yeltendiğini, şirkette anormal işlemler yapmaya başladığını, şirketin içini boşaltmaya çalıştığını, bu durumun taraflar arasında sorunlara sebep olduğunu, davalının müvekkilini şirkete almamaya başladığını, müvekkili adına sahte imza atarak müvekkilinin şirketteki imza yetkisini sahte imza ile ortadan kaldırdığını, tek başına kendisini (A) grubu imza yetkilisi olarak atadığını, savcılığa şikayet etmeleri üzerine müvekkilinin imzalarının sahte olarak atıldığının tespit edildiğini, ancak davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalının sahte imzaya dayalı ve hukuka aykırı yönetim temsil yetkisi ile ...'un varlıklarını, dava dışı ...'nın sahibi olduğu dava dışı ... A.Ş.'ye ve üçüncü kişilere devretmek suretiyle ...'un içini boşaltmaya devam ettiğini,...'un Kemalpaşa'daki çiftliğini üçüncü kişilere sattığını ve şirketin 3 adet ...'daki işyerlerini, maliyet değerinin de altında fiyatlar ile davalının ağabeyi ...'nın şirketi ...'e sattığını, karşılığında bir bedel tahsil edilmediğini, sadece cari hesap borcunun kapatıldığını, müvekkilinin ilk olarak İzmir 5. ATM 2018/615 E. sayılı dosyasında şirketin feshi ve çıkma talepli dava açtığını, bu davada şirkete yönetim kayyumu atandığını, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda satılan taşınmazlarla ilgili olarak şirketin zarara uğradığının tespit edildiğini, yumurta tasnif ve paketleme makinesi ve muhtelif montaj parçalarının gerçek değerinin altında olacak şekilde satışı sebebiyle şirketin kaydi olarak 133.750,00 TL zararının oluştuğunun kayyım tarafından beyan edildiğini, davalının fesih davasında mevcut tedbir kararına rağmen, şirketin malvarlığını azaltmaya ve şirketi zarara uğratmaya devam ettiğini iddia ederek; fesih davası ile tespit edilebilen işlemler dışında, davalının tek başına imza yetkisini kullanarak yaptığı tüm işlemlerin ve şirketi zarara uğratıp uğratmadığını tespiti ile... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olan davalının şirkete verdiği zararlardan şimdilik 10.000,00 TL'nin, zarara uğratma fiilinin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin davalının pay devirleri sonucunda şirketin %75'i oranında pay sahibi olduğunu, davacının ise %25 oranında paya sahip olduğunu, taraflar arasında zamanla ortaya çıkan yönetimsel görüş ayrılıklarının, ortaklığın birlikte yürütülmesini zorlaştırdığını, davacının %25 hissesinin müvekkiline devri için görüşme yapıldığını ancak bedelde anlaşma sağlanamadığını, görüşmeler sonuçsuz kalınca davacının İzmir 5. ATM 2018/615 E. sayılı dosyasında öncelikle şirketin feshi, terditli olarak ortaklıktan çıkmayı talep ettiğini, şirketin davacının pay değerinin mahkemece hesaplanarak ortaklıktan çıkarılmasını kabul ettiğini, davacı ve ailesinin, müvekkiline ve ağabeyi ...’ya karşı çeşitli davalar açtıklarını ve asılsız şikayetlerde bulunduklarını, ancak tüm davaların ve soruşturmaların davacı aleyhine sonuçlandığını, İzmir C.Başsavcılığı’nda 2018/56408 numaralı soruşturmada imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığının ortaya çıktığını, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, TTK'nun 553. md uyarınca yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için TTK'nun 479/3-c maddesi gereğince bu yönde alınmış bir genel kurul kararının bulunmasının şart olduğunu, dava açılması için bir genel kurul kararı alınmamış olduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, davanın niteliği itibariyle kısmi dava olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, moba makinesinin satışından şirketin zarar etmediğini, şirkette kullanılmayan atıl bir makine olup, piyasa değerine satıldığını, davacının ispat külfetini yerine getiremediğini, taleplerin soyut ve geniş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı tarafın davanın açılabilmesi için genel kurul kararı alınmasının zorunlu olduğu ve bu konuda karar alınmaması nedeniyle davanın reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de; anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğu konusunda açılacak davalar için genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığı, TTK'nun 408(1) ve 479(3-a) maddeleri uyarınca ancak şirketin davacı sıfatıyla yer aldığı davaların açılması konusunda genel kurul kararının aranmasının zorunlu olduğu, davalının bu yöndeki iddiasının haklı görülmediği; dava dilekçesinde somut olarak ileri sürülen taşınmazlar ile yumurta tasnif ve paketleme makinesinin satışı nedeniyle şirketin zarar gördüğü iddiası dışında dile getirilen diğer iddiaların somutlaştırılmadığı, soyut iddialar konusunda davacı tarafça dosyaya bir delil sunulmadığı, bu nedenle yargılamanın dava konusu edilen somut taşınmaz ve taşınır satışları çerçevesinde görüldüğü, davanın dinlenmesine engel olur nitelikte davalı yöneticinin, davacı tarafından genel kurul toplantılarında ibra edilmediği, davaya konu 174 nolu bağımsız bölümün 09/01/2018 tarihinde, 262 ve 263 nolu bağımsız bölümlerin 06/10/2017 tarihinde, kuluçka makinesinin 13/01/2017 tarihinde davalı tarafından şirket yöneticisi sıfatıyla satışlarının yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda şirkete ait üç adet taşınmazın piyasa rayiç değerine göre 360.000,00 TL daha düşük değerle satıldığı, yine satışı yapılan makinenin de 3.750,00 TL düşük değerle satılması nedeniyle şirketin her iki satış nedeniyle toplam zararının 363.750,00-TL tutarında olduğunun tespit edildiği; taşınmazların şirkete finansman sağlamak amacıyla satıldığı bildirilmiş ise de, taşınır ve taşınmazların piyasa rayicinden daha düşük bedelle satılmalarını gerektirir acil, makul ve haklı nedenler olmadığı, kuluçka makinesi ederine göre küçük bir düşük bedelle satılmış olsa da davalı tarafça bu makinenin zorunlu ve acilen elden çıkarılmasını gerektirir bir gerekliliğin ileri sürülmemiş ve kanıtlanmış olmaması karşısında davalının basiretli bir tacir gibi davranarak bu taşınırı da piyasa rayiç değerinden küçük bir oranda dahi olsa daha düşük bir bedelle satış yapmasındaki sorumluluğa katlanması gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 363.757,00 TL tazminatın, 10.000,00-TL'lik kısmının 5.812,00-TL'lik bölümü için 06/10/2017, 4.188,00-TL'lik bölümü için 09/01/2018 tarihinden, 353.757,00-TL'lik bölümünün ıslah tarihi olan 05/07/2021 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek ticari faizi ile birlikte ve davalıdan alınarak... A.Ş.'ye verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketin bozulan finansal yapısını, tedarikçilere olan borçlarını, şirketin piyasadaki çeklerini ve kredi borçlarını ödeme noktasında şirkete ortak olduğu günden itibaren önemli ölçüde etkili olduğunu, müvekkilinin öneri, politika ve yönlendirmeleriyle verilen kararların şirketin ekonomik ve finansal durumunu günden güne daha iyiye götürdüğünü, davacının müvekkilinin şirkette etkin olmasını kabullenemediğini, gerek müvekkiline, gerekse şirkete karşı bir çok dava açtığını, şirkete haksız yere kayyım atanmasına sebep olduğunu, dava sona ermeden davasından feragat ettiğini, bu davada kayyum ücretleri ve dava masraflarının şirket tarafından ödendiğini, kayyum yönetimi olması sebebiyle şirketin işlerinin sekteye uğradığını, müvekkilinin şirketteki hisselerinin tamamını 03.06.2020 tarihinde dava dışı ... A.Ş.’ye devrederek ortaklık sıfatını yitirdiğini, bu devrin nedenlerinden bir tanesi de, ... A.Ş.’nin ...’ya 85.967.301,53 TL borcunun bulunması olduğunu, şirketin mali tabloları ve aktif-pasif durumu değerlendirildiğinde bu borcun ödenemeyeceğinin anlaşılacağını, davacının sahte imzayla kendisinin imza yetkisinin kaldırıldığını iddiasıyla şikayeti üzerine açılan İzmir C.Başsavcılığı’nın 2018/56408 Soruşturma numaralı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının haksız ve mesnetsiz iddialar öne sürerek şirkete kayyum atattırmasının sonucunda bilançoya 25 Milyon TL’yi aşkın zarar olarak yansıdığını, ...’in marka değerini de zedelediğini, dava konusu malların piyasa rayiç değerinden düşük bir bedelle satılmadığını, müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, dava konusu taşınmazların ... Bankası A.Ş. raporunda belirlenen değer üzerinden satıldığını, şirketin bu satışlardan dolayı zararının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların satışından şirketin kâr elde ettiğini, davacı tarafından açılan İzmir 5. ATM 2018/615 E. Sayılı “şirketin feshi ve tasfiyesi” talepli dosyada, şirketin tüm malvarlıklarının aktif ve pasiflerinin değerlemelerinin yapıldığını, defter kayıtlarında üç taşınmazın satışından şirketin 847.806,64 TL kâr elde ettiğinin tespit edildiğini, bir an için taşınmazların değerinin altında satıldığı kabul edilse bile şirketin işbu satışlardan ötürü kar elde ettiğini, satış yapıldığı esnada şirketin kayyım denetiminde ve gözetiminde yönetildiğini, dava konusu taşınmazlar satılırken kayyımın onayının alındığını, yumurta tasnif ve paketleme makinesinin bilirkişi heyeti tarafından makinenin değeri belirlenirken piyasa şartlarının hangi veriler esas alınarak belirlendiğinin raporda açıklanmadığını, makinelerin fiyatı yönünden ileri sürülen görüşün soyut, eksik ve yanlış olduğunu, makinenin satışı yapılmadan birçok firmadan fiyat teklifi alındığını, bahse konu satışlar yapılırken 22.09.2017 tarihinde davacının şirketten kendi nam ve hesabına araba satın aldığını, bu aracın da değerinin belirlenerek tespite eklenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazlar satıldığı davacı hali hazırda yönetim kurulunda görev alan davacının işbu davayı açmasının kötüniyetli olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak A grubu imza yetkisine sahip müvekkilinin işlemlerine herhangi bir itirazda bulunmadığını, ayrıca davacının öz oğlu olan dava dışı ...'in o esnada şirketin finans ve banka işleminden sorumlu müdür yetkisiyle donatılmış olduğunu, kendisine araç satışına itiraz etmeyen davacının yönetim kurulu başkanlığından ayrıldıktan sonra huzurdaki davayı açmasının kötüniyetli olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili, 12.12.2023 tarihli dilekçesi ile, TTK'nın 558/2 md gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tespit ve tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 553. maddesine göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK'nın 555. maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Aynı kanunun 560. maddesine göre sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.

Tüm dosya kapsamından, davacı ve davalının dava dışı... A.Ş.'nin ortağı oldukları, şirketin iki ortaklı olup davalının şirketi temsile yetkili ortak olduğu, davacı tarafından şirketin feshi talebiyle açılan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/615 Esas sayılı dosyasında atanan yönetim kayyımının göreve başlamasına kadar şirketin davalı tarafından yönetildiği, davalının ibra edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, şirkete ait iki adet bağımsız bölüm ile bir adet yumurta tasnif ve paketleme makinesinin değerinin altında satılmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiş olup, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda taşınmazların piyasa şartları kapsamında toplam satış değerlerinin 3.355.000,00 TL olduğu, oysa bu gayrimenkullerin toplam 2.995.000,00 TL bedelle satıldığı, piyasa satış değerleri dikkate alındığında 360.000,00 TL değer düşüklüğü ile satıldığı, ayrıca makinenin piyasa şartlarında satış fiyatının 1.200.000,00 TL olmasına rağmen 1.196.250,00 TL bedelle satıldığı, 3.750,00 TL değer düşüklüğü oluştuğu tespit edilmiştir.

Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalının sorumluluğu ile şirketin zararının dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, belirsiz alacak davası şeklinde açılan davada zamanaşımı süresinin dolmamasına, dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürülmemesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 24.848,24 TL'den peşin alınan 6.212,06‬ TL'nin mahsubu ile eksik kalan ‭18.636,18‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriistinafdereceizmir(ŞirketkararınınTazminatkonusuSorumluluğundangerekçeKaynaklanan)numarasımahkemesiYöneticisininözeticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim