Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/2065
2024/1356
10 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2065
KARAR NO : 2024/1356
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29.04.2021
NUMARASI : 2020/325 Esas 2021/454 Karar
DAVANIN KONUSU : Genel Kurul Kararının Hükümsüzlüğünün Tespiti
KARAR TARİHİ : 10.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10.07.2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.04.2021 tarih 2020/325 Esas 2021/454 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının davalı şirketlerin %50 pay sahibi olduğunu, davacının 2016 yılından itibaren şirketlere girişinin engellendiğini, şirketlere müdür olarak atanan ...'un avukatlık mesleğinden süresiz uzaklaştırılmış kişi olduğunu, davacıya şirketlerin işleyişi hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini, toplantılara çağrılmadığını, kendisi toplantılara gitmesine rağmen isteğinin reddedildiğini, herhangi bir şekilde kar payı ve ödeme yapılmadığını, ... şirketine bağlı şirket olan ... Tic. Ltd. Şti.'nin davacının bilgisi olmaksızın 20/10/2016 tarihli genel kurul kararı ile davacıya ait hissenin davalılara ait olan ... A.Ş.'ne devredildiğini, davacının bu durumu yakını aracılığıyla ticaret sicil gazetesinden tesadüfen öğrendiğini, anılan kararın batıl olduğunu, zira davacının pay sahibinin temel hakkını ortadan kaldırdığını, ayrıca genel kurul kararını pay sahibi olmayan ...'un tek imza ile aldığını , bu nedenlerle 20/10/2016 tarihli genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili, davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacı ...'nun tüm işlemlerden haberi bulunduğunu, ... Ltd.Şti nin tek ortağının ... Ltd.Şti. olduğunu, davalı şirketler yetkili müdürünün ... olduğunu ve yetki verilmesini içeren yönetim kurulu kararlarının hepsinde davacının imzasının bulunduğunu, ...nın tüm hisselerine sahip olan tek ortak ... şirketinin, şirketteki tüm hisselerini ... A.Ş 'ye devrettiğini, bu doğrultuda her iki şirketin yetkili müdürü olan ... tarafından ortaklar kurulu kararının imza altına alındığını, kararın usule uygun olduğunu, davacı hakkında dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçu sebebiyle Karşıyaka C.Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/925 E., 2018/531 K.sayılı dosyasında çift imza yetkisi ile imzalanması gereken senedi sadece kendi imzası ile imzalayarak şirketi 100.000,00 TL borç ödeme tehlikesine soktuğu hususunun belli olduğunu ve açılan menfi tespit davasının kazanılması ile şirketin borçtan kurtulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen 19/10/2016 tarih 2016/07 sayılı Ortaklar Kurulu Kararının incelemesinde, genel kurulun 1 nolu kararında şirket ortaklarından ... Şirketinin 1.600 hissesini şirket ortağı olmayan ... Şirketine devir ederek şirket ortaklığından ayrılmasına oy birliğiyle karar verildiği, kararda ... Şirketini temsilen ...'un imzasının bulunduğunun belirlendiği, her ne kadar davacı tarafça davalılardan ... Ltd. Şti'nin 20/10/2016 tarihli genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesine yönelik olarak davalılar hakkında dava açılmış ise de, davacı ...'nun genel kurul kararının iptali talep edilen ... Ltd. Şti'nin ortağı olmadığı, davacının ... Ltd. Şti.nin tek ortağı konumundaki diğer davalı ... Şirketinin ortaklarından olduğu, TTK 622. maddesinde, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin kıyas yolu ile Limited Şirketlerde de uygulanacağının, TTK 445.maddesinde, anonim şirketlerde ki genel kurul kararlarının iptal sebeplerinin, TTK 446.maddesinde ise, kimlerin iptal davası açabileceklerinin belirtildiği , TTK 446. Maddesindeki " (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir. " düzenlemesi göz önüne alındığında davacının, davalı ... Ltd. Şti.'nin ortağı, hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olmadığı, TTK 446. madde de sayılan iptal davası açabilecek kişiler arasında bulunmadığı, dolayısıyla, genel kurul iptal davası açma hakkının, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda söz konusu şirketin davacının %50 çoğunluk tek hissedarı olduğu şirkete 25.01.2016 Ticaret Sicil Resmi Gazetesinde ilan edildiği şekilde devir ve temlik edildiğini, ... Limited Şirketi'nin tek ortaklı bir şirket olduğunu, bu durumda ... Şirketi hakkında böyle bir karar alınabilmesi için davacının %50 çoğunluk tek hissedarı olduğu şirketin de Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve usule uygun olarak toplanması ve kanunlara uygun şekilde karar alınması gerektiğini, ancak gerek dosyaya sunulan deliller, gerekse de mahkemenin toplamış olduğu deliller değerlendirildiğinde, kanuna uygun bir toplantının yapılmadığını, son dönemde yapılması gereken olağan genel kurul toplantılarının bile gerçekleşmediğini, davacının verdiği hukuk mücadelesi ve Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/363 Esas sayılı ilamı ile toplantının gerçekleştirildiğini, söz konusu devir işlemi bir tür bölünme faaliyeti sayılması halinde bile; TTK m. 173/2 uyarınca TTK m. 151/ a-c-d fıkralarındaki nisapların uygulanması gerektiğini, ancak usulüne uygun bir genel kurul toplantısı olmadığından kanunda öngörülen çoğunluğun sağlanamadığını, bu halde toplantıyı düzenleyen ve toplantıya katılanların asıl amacının, davacı ve şirketini zarara uğratmak olduğunun apaçık ortada olduğunu, yerel mahkemenin tahkikat aşamasında yeterli bir araştırma, inceleme yapmadığının beyana esas olduğunu, davalı şirket yetkililerinin amacının davacıyı ve asıl gerçek sahibi olduğu şirketini zarara uğratmak olduğunu, bir diğer hususun ise davacının safdışı bırakılarak davalıların kendi lehinlerine işlem yapmaları olduğunu, görülmekte olan davanın asıl konusu olan 19.10.2016 tarihli genel kurul kararı TTK 395 ile de yasaklanan şirketle işlem yasağı kapsamında olup usulsüz bir şekilde atanan sözde yönetim kurulu başkanı ...'ın davacının hissedarı olduğu şirketin aidiyetinde bulunan şirketi olan ... Limited Şirketini aile şirketi sattıklarını, ...' ın yapmış olduğu işlemin kanun hükmüne göre usulsüz olduğunu, yönetim kurulu üyesinin genel kurul onayı olmadan böyle bir işlem yapmasının yasal olmadığını, ifade edilen olaylar göz önüne alındığında, ... Şirketi’nin yönetim kurulunda olan şahıslar kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek %50 çoğunluk ve tek hisse sahibi davacının şirketini zarara uğratma kastı ile üstelikte kanuna aykırı bir şekilde suç işlediklerini, bu nedenle davanın reddine yönelik hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu, dava konusu olayda ortada toplanmış bir kurul olmadan böyle bir işlem tesis edilmesinin zikredilen Yargıtay ilamı gereği de geçersiz olması gerektiğini, kurul olmadan yapılan işlem olması sebebiyle kesin olarak davacının haklılığını ortaya koyduğunu, ayrıca davalı şirket hakkında açılmış olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi2018/363 Esas sayılı dosyada yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor sonucu davacının, davalı şirketin %50 ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesinin ve kanunda yazılı şekilde genel kurula çağrı yapılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Yerel Mahkemece davalı şirketlere dair sicil dosyalarının dosyaya kazandırıldığı, buna göre davalı ... Ltd Şti'nin kurucu ortaklarının ... ve ... olup, ...'ın hissesini Karşıyaka 6. Noterliğinin 11/08/2015 tarih 10171 yevmiye nolu sözleşmesi ile ...'ya devrettiği, ... ' nun da hissesini Karşıyaka 6. Noterliğinin 13/01/2016 tarih 00754 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ... Şirketine devrettiği ve şirketin tek ortağının ... Anonim Şirketi olduğu , davacı ...'nun 13/08/2013 tarihli kararla 2013- 2016 yılları arası davalı şirkete temsilci olarak atandığı, davacının temsil yetkisinin davalı şirketin 13/01/2016 tarih 2016/1 sayılı ortaklar kurulu kararı ile iptal edildiği , şirketin 27/04/2017 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Kararıyla tür değişikliği yaparak ... Şirketi olduğu; davalı ... Şirketi'nin ise kurucu ortaklarının ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... olduğu, ...'nun hissesini davacı ...'ya devrettiği, ..., ..., ...'ın hisselerini ...'a devrettikleri, şirket ortaklarının 1000 hisse davacı ... , 20 hisse ... , 20 hisse ... ve 960 hisse ... olduğu, ... Şirketinin 15/12/2015 tarih 2015/03 sayılı yönetim kurulu kararıyla ... ' un genel müdürlüğe atandığı ve 3 yıl süreyle şirket ünvanı altında koyacağı münferit imzasıyla şirketi her konuda temsil ve ilzam etmesine karar verildiği, iş bu kararda davacı ... ' nunda imzasının bulunduğu anlaşılmıştır.
İDM'ce 2016/07 sayılı , genel kurulun 1 nolu kararında şirket ortaklarından ... Şirketi'nin 1.600 hissesini şirket ortağı olmayan ... Şirketi'ne devir ederek şirket ortaklığından ayrılmasına oy birliğiyle karar verildiği, kararda ... Şirketi'ni temsilen ...'un imzasının bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça davalılardan ... Ltd. Şti'nin 20/10/2016 tarihli genel kurul kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesine yönelik olarak davalılar hakkında dava açılmış ise de, davacı ...'nun genel kurul kararının iptali talep edilen ... Ltd. Şti'nin ortağı olmadığı, davacının ... Ltd. Şti.nin tek ortağı konumundaki diğer davalı ... Şirketi'nin ortaklarından olduğu, TTK 622. maddesinde, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin kıyas yolu ile limited şirketlerde de uygulanacağı, TTK 445.maddesinde, anonim şirketlerde ki genel kurul kararlarının iptal sebeplerinin, TTK 446.maddesinde ise, kimlerin iptal davası açabileceklerinin belirtildiği ,davacının davalı ... Ltd. Şti.'nin ortağı, hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olmadığı, TTK 446. madde de sayılan iptal davası açabilecek kişiler arasında bulunmadığı, dolayısıyla, genel kurul iptal davası açma hakkının, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine dair verilen kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Tüm bu sebeplerle; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09