SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1953

Karar No

2024/1317

Karar Tarihi

4 Temmuz 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1953

KARAR NO : 2024/1317

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 27.05.2021

NUMARASI : 2017/1150 E. - 2021/493 K.

DAVANIN KONUSU : Alacak

KARAR TARİHİ : 04.07.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 04.07.2024

İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.05.2021 tarih 2017/1150 E. - 2021/493 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin 1978 yılından beri gıda sektöründe faaliyet gösteren davalı şirkette yaklaşık 40 yıldır fiili olarak çalıştığını ve %25 hisse ile ortağı olduğunu, ancak müvekkilinin birikimlerinin ve şirketteki ortaklık payının hakkaniyete ve hukuka aykırı olarak elinden alındığını, hakettiği ortaklık payı bedelinin kendisine ödenmediğini, müvekkilinin 14/07/2016 tarihinde "..." markası adı altına döner restorantı açtığını, 15/07/2016 darbe girişimi sonrasında müvekkilinin sıkıntılı sürece girdiğini, 3 ay sonra davalı şirket ortakları ... ve ...'nın müvekkili ile görüştüklerini ve davalı şirkete teminat olarak 300.000,00 TL'lik senet vermesini istediklerini, müvekkilinin 17/10/2016 düzenleme tarihli 100.000,00-TL ve 200.000,00-TL bedelli iki senedi davalılara verdiğini, kısa bir süre sonra müvekkilinin müdürlük yetkilerinin alındığını, 05/01/2017 tarihinde İzmir Adliyesi girişinde bombalı terör saldırısı gerçekleştiğini, müvekkilinin işyerinde de zarar oluştuğunu, bu olay sonrasında müvekkilinin finansal olarak çok zor durumda kaldığını, davalı şirket ortakları ... ve ...'nın müvekkilinin zor durumda olduğunu ödeme güçlüğünü çektiklerini bildikleri için 2017 yılı Nisan ayında müvekkilinin şirkete 300.000,00-TL borçlu olduğunu, ellerindeki senetleri icra takibine koyacaklarını, müvekkilini iflas ettireceklerini, davalı şirkete ait % 25'lik hissesini ...'ya devrettiği takdirde senetleri iade edeceklerini müvekkiline söylediklerini, müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını şirket defterlerini incelemek istediğini, %25'lik hissesinin değerinin çok daha fazla olacağını söylediğini ancak davalı şirket ortaklarının bu taleplerini kabul etmediğini, müvekkilinin parkinson hastası olması nedeniyle duygu durumunda dalgalanmalar ve depresyon durumunun oluştuğunu, müvekkilinin bu nedenlerle davalıların bütün taleplerini kabul etmek zorunda kaldığını, 28/04/2017 tarihli protokol, genel kurul kararları ve limited şirket pay devir sözleşmesini davalı şirket ortakları ile imzalamak zorunda kaldığını, 300.000,00-TL'lik teminat senetlerinin müvekkiline iade edildiğini, oysa davalı ... in %25'lik hissesine karşılık olarak davalı şirkete olan 627.500,00-TL'lik borcunun silindiğini, ayrıca başkaca haksız kazanımlar sağladığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere müvekkiline ait devredilen hisselerin gerçek değerinin ve böylece payların reel satış bedelinin tespitine, edimler arasındaki oransızlığın giderilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bu talep kabul edilmediği takdirde davaya konu hisse devrine ilişkin ortaklar arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların aşırı yararlanma nedeniyle iptali ile müvekkiline ait %25'lik şirket hissesinin davacıya iadesine, davalı ... ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların iptali ile davalıya devredilen tüm mal varlığı değerlerinin ve marka kullanım haklarının şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili, davacının davalı şirketteki hissesini devralan diğer davalı ... tarafınca kandırıldığını belirterek aşırı yararlanma nedeniyle edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini talep ettiğini, olayla müvekkilinin ilgisinin olmadığını, davacı ve diğer davalının karşılıklı anlaştıklarını ve hisse devrini gerçekleştirdiklerini, müvekkili ile ilgili taleplerin husumet yokluğundan reddi gerektiğini, TBK 28. maddesinin uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların tacir olduklarını, hisse devri işleminin ticari iş mahiyetinde olduğunu ve TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, davacının diğer davalı ... hissesini İzmir 8. Noterliğinin 28/04/2017 tarih 02892 yevmiye numaralı noter onaylı belge ile devrettiğini, taraflar arasında geçerli olan belgenin TTK 595. maddede belirtilen şekil şartına uygun tanzim edildiğini, davacının ise adi senet olarak düzenlenen protokol başlıklı 28/04/2017 tarihli belgeye dayandığını, bu belgenin TTK 595. maddesi gereği şekil şartına uymadığı için geçersiz olduğunu, müvekkilinin de davalı şirketteki hissesini diğer davalı ...'ya İzmir 8. Noterliğinin 28/04/2017 tarih 02823 yevmiye numaralı resmi senet ile devrettiğini, davacının müvekkilinin hissesini diğer davalı ...'ya devrinin de iptalini talep ettiğini, bunu talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ..., ... Şti. vekili, müvekkilleri ... Şti yönünden husumet itirazında bulunduklarını, bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davalı ... Ltd Şti'nin davacının ağabeyi olan davalı ... tarafından kurulduğunu, davalı ... 'in soyadını değiştirerek ... soyadını aldığını, iyi niyetli olarak işsiz olan kardeşlerine de destek olmak gayesi ile davacıyı ve diğer davalı ... 'i yanına aldığını, zaman içesinde davacıya ve davalı ...'e para almadan karşılıksız olarak ayrı ayrı %25 hisse verdiğini, davacının şirket müdürü olarak münferiden imza yetkisine sahip olduğunu, şirketin sürekli zarar etmeye başladığını, ortaklardan habersiz ve imza yetkisini kötüye kullanarak bankalardan kredi kullandığını, şirket amacı dışında harcamalarda bulunduğunu, bankalardan şahsi kredilerine davalı şirketi kefil yaptığını, neden olduğu tüm borç ve risklere mahsuben davalı şirkete 300.000,00 TL tutarında senet verdiğini, davacının davalı şirketteki hissesini TTK 595. maddesine uygun olarak İzmir 8. Noterliğinin 28/04/2017 tarih 2892 yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile devir ve temlik ettiğini, sözleşmenin hiçbir şekil eksikliğinin bulunmadığını, tarafların tacir olması ve yapılan işlemin TTK hükümlerine tabi olması nedeniyle TBK 28. maddesinin davada uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının sağlık sorunları iddiasının doğru olmadığını, 28/04/2017 tarihli protokolün 3 kardeş arasında tamamen iyi niyetle ve amatörce düzenlenmiş kendileri tarafından kaleme alınmış bir metin olduğunu savunarak davanın davalı şirket ve davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle, tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... 15/05/2018 tarihli duruşmada, davayı kabul ettiğini, davacıya hisse devri karşılığı yalnızca 300.000,00 TL verildiğini, verilen rakamın iş yerinin 20 günlük cirosu olduğunu, bu haksızlığı kabul etmediğini, ayrıca kendisi için de protokoldes ... isim hakkının kendisine verileceğinin belirtilmesine rağmen 1 yıla aşkın bu durumun yerine getirilmediğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacı tarafça davalı şirkette davalı ...'ya Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ile devredilen hisselerin gerçek değerinin ve böylece payların reel satış bedelinin tespitine, edimler arasındaki oransızlığın giderilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde yapılan tasarrufun aşırı yararlanma nedeniyle iptali ile davacıya ait %25'lik şirket hissesinin davacıya iadesine karar verilmesinin talep edildiği, talebin ve davanın niteliği göz önüne alındığında husumetin yalnızca davalılardan ...'ya yöneltilmesi gerektiği, davalı şirket, davalı ... ve davalı ... .'e söz konusu talepler yönünden husumet yöneltilemeyeceği, bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği, davacının davalı ... ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların iptali ile davalıya devredilen tüm mal varlığı değerlerinin ve marka kullanım haklarının şirkete iadesine karar verilmesine yönelik talebi yönünden ise davacının kendisinin taraf olmadığı , davalı ... ile diğer davalı ... arasında yapılan hisse devir işleminin iptalini talep edemeyeceği, söz konusu talebin de reddinin gerektiği, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, davacının hissesini davalı şirketin 28/04/2017 tarih 2017/2 sayılı genel kurul kararı ile ve İzmir 8. Noterliğinin 28/04/2017 tarih 02892 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile 225.000,00 TL bedel karşılığında devrettiği, devir sözleşmesinde devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği, davacı tarafça söz konusu pay devir sözleşmesinin TBK 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma sebebiyle iptalinin gerektiğinin iddia edildiği, söz konusu madde doğrultusunda aşırı yararlanma olgusunun gerçekleşmesi için öncelikle karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlığın varlığının belirlenmesi gerektiği, mahkememizce yapılan keşif üzerine düzenlenen bilirkişi raporlarında davalı şirketin değerinin 1.080.798,00 TL tutarında olduğu, davacının %25 hisse bedelinin 270.198,50 TL olduğu, davacının hissesinin davalı şirketin 28/04/2017 tarih 2017/2 sayılı genel kurul kararı ile İzmir 8. Noterliğinin Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi ve genel kurul kararında da belirtildiği üzere 225.000,00 TL bedel karşılığı davalı ...'ya devredildiği, şirket hissesinin gerçek değeri ile davacıya ödenen bedel arasında %20 oranında eksiklik bulunduğu, söz konusu eksikliğin de TBK 28. maddesi anlamında aşırı oransızlık olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket ile davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği halde kendi kararına uymadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hukuka ve hakkaniyet uygun olmadığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, belirlenen şirket değerini kabul etmediklerini, son raporda Çeşme şubesinin ve birkaç emtianın hiç değerlendirilmediğini, bilirkişilerin davaya konu olan ve aşırı yararlanmada müvekkiline karşı kullanılan senetler hakkında ticari defterlerde inceleme yapmadıklarını, müvekkilinin şirkete borcu olduğunun ve ayrıca senet borcu olduğunun varsayıldığını, müvekkilinin baskı altında devir yaptığını ve belgeleri imzaladığını, müvekkilinin söz konusu senedin icraya verilmesi tehdidiyle gabine konu devir işlemini yaptığını, bu senede ait borcun gerçekte var olup olmadığının şirket defterlerinde hiç incelenmediğini, davalı şirket markasının Türk Patent ve Marka Kurumunda 31 yıllık kayıtlı marka olmasına rağmen, raporda 5 yıllık yeni marka gibi değerlendirilmesine ilişkin itirazlarının hiç değerlendirilmediğini, şirkete ait gayrimenkulün çok düşük bedel ile rapora dahil edildiğini, davalı şirketin birçok mal marlığının değerlendirme dışında bırakıldığını, davalı ... .'e %25'lik hissesi karşılığında verilen mal varlığı değerleri toplamı ve silinen borçları hesaplandığında, bilirkişi raporunda tüm şirket değeri olarak hesaplanan tutarın çok üstünde bir rakam ortaya çıktığını, bilirkişi raporunda Çeşme şubesi ve aracın bedelinin eklenmemiş olduğu durumda dahi 2.882.975,00 TL hesaplanan şirket değerinin yüzde 25'inin 720.743,75 TL olduğunu, noterdeki %25 hisse devir bedelinin 225.000,00 TL olduğunu ve bu durumda edimler arasında %320 oranında fark olduğunu, müvekkilinin şirkete borcu olduğunu gösteren herhangi bir resmi kaydın mevcut olmadığını, ilk bilirkişi raporunda, davalı şirkete ait restoranlardaki emtialar tek tek hesap edilerek sanki icra dairesinde ihale usulü satış varmış gibi hesaplandığını, oysa şirketin değeri hesaplanırken, şirketin sahip olduğu restoranların değerinin bir bütün olarak hesaplanması gerektiğini, davalı şirketin restoranları ile ilgili olarak şerefiye bedelinin hiç hesaplanmadığını, bilirkişi raporunda davalı şirkete ait Alsancak'ın en merkezi yerinde, 1/4 arsa paylı 183 metrekare parsel alanı olan taşınmazın değerinin 500.000,00 TL olmasının mümkün olmadığını, ayrıca taşınmazın kullanım alanının 70 m2 değil 120 m2 olmasına rağmen dairenin yarısının raporda yok sayıldığını, davalı şirketin "..." ismiyle Ege Bölgesinde ve Türkiye'de marka olmuş bir şirket olduğunu, davalı şirketin marka değerinin ayrıca hesaplanmadığını, davalı ... 'in müvekkili ile aynı orandaki %25’lik hissesini ...’ya devretmesine rağmen, %25’lik hissesine karşılık olarak, davalı şirkete olan 627.500,00 TL borcunun silindiğini, 1000 M2 büyüklüğe sahip Çeşme şubesinin tamamı, ... markasının kullanım hakkı, Çeşme şubesine ait bilgisayarlar, 2 adet plazma tv, şubeye ait züccaciye malzemeleri ile dondurma malzemeleri,... plakalı araç, 2 adet paket motoru, vefatından sonra Çeşme şubesini varislerinin kullanım haklarının verildiğini, davalı ... .'e %25'lik hissesi karşılığında verilen mal varlığı değerleri toplamı ve silinen borçları hesaplandığında, bilirkişi raporunda tüm şirket değeri olarak hesaplanan tutarın çok üstünde bir rakam ortaya çıktığını, davalı şirket ortağı ...'in davayı kabul ettiğini, 15.05.2018 tarihli duruşmada, davalı şirketin 20 günlük cirosunun 300.000,00 TL olduğunu beyan ettiğini, davalı şirketin birçok mal marlığı değerlendirme dışında bırakıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, davacının davalı şirketteki %25 hissesini davalı ... ya devrine ilişkin sözleşmenin aşırı yararlanma ve edimler arasındaki oransızlık sebebiyle geçersiz olduğunun, davacıya ait devredilen hisselerin gerçek değerinin ve reel satış bedelinin tespiti, edimler arasındaki oransızlık giderilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili, bu talep kabul edilmediği takdirde davaya konu hisse devrine ilişkin ortaklar arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların aşırı yararlanma nedeniyle iptali ile davacıya ait %25'lik şirket hissesinin davacıya iadesi, davalı ... ile davalı şirket arasında yapılan tüm sözleşmelerin ve tasarrufların iptali, davalıya devredilen tüm mal varlığı değerlerinin ve marka kullanım haklarının şirkete iadesi istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, davalı şirket, davalı ... ve davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu ve ek raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, davacının payını devretmesine ilişkin sözleşme bakımından aşırı yararlanma hali şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılmasına, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60. TL'den peşin alınan  59,30. TL'nin mahsubu ile bakiye  368,30. TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04.07.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriistinafdereceizmirAlacakkararınınkonusuhükümgerekçemahkemesiözeticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim