Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/2003
2024/1312
4 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2003
KARAR NO : 2024/1312
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31.03.2021
NUMARASI : 2019/440 E. - 2021/178 K.
DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 04.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 04.07.2024
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.03.2021 tarih 2019/440 E. - 2021/178 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacılar vekili, 21.09.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS ve İMMS sigortacısı olduğu, davalı ...'a ait, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın, müvekkillerinden ...'nun eşi, ... ve ...'nin babası yaya ...'ya çarparak ölümüne sebep olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğunu, ceza davasının devam ettiğini bildirerek, cenaze giderleri, dini vecibeler için harcananlar ve destekten yoksun kalma tazminatı olarak şimdilik her bir davacı yönünden 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan (davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihinden itibaren) yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı eş için 150.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 150.000,00'er TL olmak üzere toplam 450.000,00 TL manevi tazminatın tüm davalılardan (davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihinden itibaren) yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffa yaya ...'nun asli kusurlu olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, yetkili mahkemenin müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin bulunduğu İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu; davacı tarafça başvuru şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini, dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadığını; davadan önce davacı tarafın başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını ve bu kapsamda 16-534741-1 nolu dosya için 3.818,00 TL, 15-492506-1 nolu hasar dosyası için 269.869,00 TL'nin 11/12/2018 tarihinde ve İzmir 9. İcra Müd. 2019/3471 E. sayılı dosyasına 32.917,39 TL'nin 05/04/2019 tarihinde ödendiğini, 11/12/2018 tarihinde ibraname alındığını, ibranamenin geçerli olduğunu, geçersiz olduğunun varsayılması halinde dahi müvekkilinin sorumluluğunun 360.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve gerçek zararı ile sınırlı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, müteveffa yaya ...'nun kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı KTK'nın 68/b ve Karayolları Trafik Yönetmeliğin 138/b madde hükümleri uyarınca %75 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'ın KTK'nın 47/d ve 52/b maddeleri uyarınca %25 oranında tali kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından önceden yapılan ödeme tarihi 11/12/2018 itibariyle davacı eş ... için 135.509,82 TL, davacı ... için 31.659,12 TL, davacı ... için 45.115,50 TL olmak üzere toplam 212.284,44 TL destek tazminatı hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin davacılara 269.869,00 TL ve ayrıca 3.818,00 TL tutarlı ödemeler yaptığı, bu durumda, davacılara ait destekten yoksun kalma zararlarının tamamının karşılanmış olduğu; genel yaşam tecrübelerine ve hayatın olağan akışına göre mezar yeri, lahit, mezar taşı vb giderlerin makul tutarının 3.200,00 TL olduğu, davalı tarafın kusuruna isabet eden kısmın ise 800,00 TL olduğu, 800,00 TL'nin miras hisselerine göre 200,00 TL'sinin davacı ...'ya 300,00'er TL'sinin diğer davacılar ... ile ... 'ya ait olduğu gerekçesiyle davacılar tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 300,00'er TL, davacı ... için 200,00 TL olmak üzere toplam 800,00 TL cenaze ve def'in giderinin davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi 11/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine; Davacıların manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ödeme tarihi 11/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, Aliağa Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/188 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalı sürücüye asli kusur verildiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, hükmedilen vekalet vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davacılar tarafından KTK'nın 97 md. uyarınca müvekkili sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile başvuruda bulunulmadığını, hesap raporunda ödemenin yapıldığı tarih itibariyle zararı karşılamaya yeterli olup olmadığının tespit edilmediğini, bu hususun eksik inceleme yapıldığını gösterdiğini, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin kendisine yapılan başvurudan itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüte düşmüş kabul edileceğini, bu nedenle davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekmekteyken hatalı olarak kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffa yayanın ...’nun %75 oranında, davalı sürücü ...’ın %25 oranında kusurlu olduğuna dair tespiti kabul etmediklerini, müvekkili ...’ın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın gece vakti hem gidiş hem gelişi olan Çanakkale-İzmir bölünmüş ana yolu kontrol etmeden yolun boşalmasını beklemeden, gerekli güvenlik önlemini almadan alkolün etkisiyle kontrolsüz ve aniden yola girerek kazaya sebebiyet verdiğini, ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, müvekkili ...’a ait aracın davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde genişletilmiş kasko poliçesi bulunduğunu, müvekkilinin kazadaki olası kusuru İMM poliçesi tarafından teminat altına alınmış olduğundan, İMM poliçesi atfedilecek kusur oranında poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olduğunu, poliçe İMM kombine limiti 250.000,00 TL olup, manevi tazminat klozu kombine limit teminatının %25'i olmakla 62.500,00 TL'ye tekabül ettiğini, cenaze ve defin gideri talebi yönünden bu giderlere dair herhangi bir belge veya fatura ibraz edilmediğini, hükmedilen cenaze gideri ve defin ücretinin fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalılar ... ve ... vekili zamanaşımı süresinin dolduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak TBK'nın 72/I maddesinde, özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, 21.09.2018 tarihli trafik kazasında; davalı sürücü ...'ın sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu davacıların murisi ... vefat etmiştir. Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan söz konusu trafik kazası 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesine göre cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalılar davalılar ... ve ... vekilinin zamanaşımı süresinin dolduğuna dair istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD 11.04.2018 tarihli 2017/4378 E. 2018/4042 K. sayılı ilamı)
Davalılar ... vekili, müvekkilinin ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. Maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur.
Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk değil, sıralı bir sorumluluk öngörmüştür. (Yargıtay 17. HD 08.12.2020 tarih 2019/1797E, 2020/8207 K sayılı kararı). Davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davadan önce başvuru şartının yerine getirilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K.) Davalı sigorta şirketinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde, 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi; hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olamayacağını, aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamayacağını hüküm altına almıştır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince trafik bilirkişiden alınan kusur raporunda müteveffa yaya ...'nun, gece vakti koyu renkte elbise giyerek sürücünün kendisini görmesini zorlaştırdığı, taşıt trafiğini hiç kontrol etmeden aniden yola çıktığı, yaklaşan araçların hız ve mesafelerini kontrol etmediği, ilk geçiş hakkını taşıtlara tanımadığı, kendisine emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış bulunan davalı sürücü yönetimindeki aracın geçmesini beklemediği, KTK'nın 68/b md ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 138/b md gereğince kazanın meydana gelmesinde %75 oranında asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ın ise seyir halinde iken yolun ön ilerisine yeterince dikkat etmediği, meskün mahal hız limitlerinin çok üzerinde hızla seyrettiği, aracın hızını, yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığı, etkili fren tedbirinde geciktiği, görüş mesafesinin açık olduğu olay mahallinde yolun sağından taşıt yoluna giren ve yolun yarısından fazlasını kat eden müteveffa yayaya çarptığı, KTK'nın 47/d ve 52/b md gereğince %25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, belirlenen kusur oranlarının kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olmasına göre, davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuştur. Bu nedenle davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.
Davacılar vekili, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, vekalet ücretlerinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 md. uygun şekilde takdir edildiği anlaşılmakla, bu istinaf sebebi de reddedilmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine gelince; 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek 1. maddesi uyarınca 01.01.2021 tarihi itibariyle 5.880,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
Somut olayda, dava dilekçesinde davacılar vekili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cenaze giderleri, dini vecibeler için yapılan harcamalar ve destekten yoksun kalma tazminatı olarak her bir davacı için 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, ilk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davacıların murisinin kusur oranına göre belirlenen toplam 800,00 TL cenaze ve defin giderinin davalılardan tahsiline, bakiye maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bu durumda Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekilince istinaf edilen maddi tazminat davasına yönelik dava değerinin HMK'nun 341. maddesi gereğince istinaf sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, HMK'nın 341 ve 352/1-b maddeleri uyarınca davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf dilekçelerinin maddi tazminata yönelik istinaf sebepleri bakımından reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin hüküm altına alınan maddi tazminata yönelik istinaf başvurularının kesinlik nedeniyle reddine, davacı vekilinin istinaf sebepleri ile davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf dilekçesinin, maddi tazminat yönünden verilen karar HMK'nın 341. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
2. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminat kararına ilişkin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
3. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
4. Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL harçtan, peşin alınan 355,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 71,80 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.049,30 TL'den peşin alınan 1.267,90 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 781,40 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
6. Davalılar ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 2.049,30 TL'den peşin alınan 1.202,54 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 846,76 TL harcın davalı Davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
7. İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09