Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/2053
2024/1264
26 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2053
KARAR NO : 2024/1264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16.04.2021
NUMARASI : 2020/238 E. - 2021/232 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 26.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 26.06.2024
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.04.2021 tarih 2020/238 E. - 2021/232 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, 20.01.2016 tarihinde, davalı ...'ın sürücüsü olduğu, zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan ... plakalı aracın, müvekkilinin kullandığı motosiklete çarptığını, kaza nedeniyle müvekkilinin ağır yaralandığını, kalıcı ve geçici iş göremezlik zararına uğradığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...'ndan dava tarihinden, davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, ayrıca 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalı sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, değer artırım dilekçesiyle 69.985,38 TL sürekli iş göremezlik, 7.805,94 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam maddi tazminat talebini 77.791,31 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili, davanın araç işletenine ihbar edilmesi gerektiğini, kusur ve maluliyet durumunun ispat edilmesinin icap ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının hızlı gitmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacının %14 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iyileşmesinin 6 aya kadar uzadığı, kazanın gerçekleşmesinde davalı sürücünün kavşaklarda geçiş üstünlüğüne uymayarak %75 oranında, davacının ise sağdan kavşağa giren aracı görüp erken tedbir almamak suretiyle %25 oranında kusurlu oldukları, davacının 7.805,94 TL geçici, 69.985,38 TL kalıcı iş göremezlik zararı oluştuğu, davalı sürücünün kusuruna denk gelen toplam 58.343,48 TL'den davalıların sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 58.343,48 TL maddi tazminatın davalı ...ndan dava tarihinden davalı sürücüden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin 12.06.2020 tarih 2018/2424 E. 2020/606 K. sayılı ilamı ile; kaza tarihi itibariyle, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartların uygulanması gerektiği, Genel Şartların A.5. maddesinde "Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınır." hükmüne yer verildiği, aynı genel şartların ekindeki "Ek: 3 Sürekli Sakatlık Tazminatının Hesaplanması" başlıklı bölümde sürekli sakatlık tazminatı hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin uygulanacağının belirtildiği, mahkemece davalı ... yönünden söz konusu genel şartlara göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması ve bu yeni genel şartlara göre aktüerya hesabının PMF 1931 yaşam tablosuna göre değil TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplattırılması gerekirken Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre alınan rapora ve PMF 1931 yaşam tablosuna göre hazırlanan aktüerya raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğu; davalı ... vekilinin gerek kusur raporuna gerek hesap raporuna karşı verdiği dilekçelerde davacının koruyucu giysi ve dizlik takmayarak müterafik kusuru bulunduğunu ileri sürmesine rağmen mahkemece bu iddia hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, adli tıp uzmanı ve aktüerya-sigorta uzmanı bilirkişilerden alınan raporda, kazanın oluşumunda, davalı ...'ın %75 oranında asli kusurlu, davacının ise %25 oranında tali kusurlu olduğu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu’nun 23.06.2017 tarihli raporunda, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre; davacının meslekte kazanma gücündeki azalma oranının %14,1 tıbbi iyileşme süresi 6 ay olarak belirlendiği, Dairemizin kaldırma kararından sonra 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararı ile, Karayolları Trafik Kanunu'nun dayanak yapılan maddelerinde bazı ibarelerin iptaline karar verildiği, bu karar uiyarınca PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılması gerektiği, buna göre davacının geçici iş göremezlik döneminde 6.233,90-TL, işlemiş aktif döneminde 14.423,76-TL, işleyecek aktif döneminde, 53.594,37-TL ve işleyecek pasif döneminde 31.373,96-TL olmak üzere toplam 105.625,99 TL maddi tazminat hesap edildiği, davacının sürtünmeye dayanıklı tulum veya pantolon ve çarpmaya karşı direnç ve koruma oluşturan dizlik takmamış olmasının, yaralanmanın niteliğinde bariz artış oluşturduğu sonucuna varıldığı, kaza tespit tutanağında da dizlik taktığına dair bir tespitin yer almadığı, kask takılı olduğunun bildirildiği, müterafık kusur indirimi yapılarak davacının talep edebileceği maddi tazminatın 84.500,79 TL olduğunun belirlendiği, ancak davacı tarafın 16/11/2017 tarihli ıslah dilekçesi gereğince 77.791,31 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak; maddi tazminat davasının kabulüne, 77.791,31 TL maddi tazminatın davalı ...'dan 27/01/2016, davalı ...ndan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, ilk derece mahkemesince verilen ilk kararın Dairemiz tarafından kaldırılması üzerine yeniden kusur ve aktüer bilirkişi raporu alındığını, tazminat miktarının alınan işbu rapor ile 105.625,99 TL olarak belirlendiğini, HMK'nın 107. md gereği harcı da yatırılarak 12.03.2021 tarihli talep artırım dilekçesini mahkemeye sunduklarını, ancak mahkemece aynı davada tarafların bir kez ıslah yoluna başvurabileceği gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 77.791,31 TL maddi tazminata hükmedildiğini, HMK'nın 177/2. maddesinde "(Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadarda ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." şeklindeki düzenleme gereğince ilk derece mahkemesince taleplerinin tamamı hakkında karar verilmesi gerekirken fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, 16/11/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 77.791,31 TL'ye yükseltildiğini, ilk derece mahkemesince verilen ilk kararda davacının maddi tazminat alacağının 58.343,48 TL olarak tespit edildiğini, bu tutar üzerinden maddi tazminat talebinin kabul edildiğini, müvekkilinin ve diğer davalı ...'nın kararı istinaf etmesi üzerine İzmir BAM 11. HD tarafından kararın kaldırıldığını, mahkemece kaldırma kararından sonra 77.791,31 TL maddi tazminata hükmedildiğini, davacı yararına bir kaldırma kararı olmadığı halde ilk karardan daha yüksek miktarda tazminata hükmedilerek, lehine kaldırma kararı verilen davalıların aleyhine, istinaf itirazında bulunmayan davacının lehine olacak şekilde yeni bir karar verilmesinin hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerinden reddedilen kısım yönünden müvekkili yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılırken esas alınan asgari ücret miktarının hatalı olduğunu, 2017 yılı için net aylık asgari ücretin 1.270,75 TL+ 173,31 TL AGİ (evli, eşi çalışan, 2 çocuklu) =1.444,06 TL olduğunu, günlük ücretin AGİ dahil 48,14 TL olduğunu, buna rağmen bilirkişinin hatalı hesaplama sonucu günlük ücreti AGİ dahil 49,02 TL olarak hesapladığını, bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılan bakiye ömür hesabının hatalı olduğunu, pasif dönem hesabında 2036 yılının 4 ayı ile 2037 yılı birleştirilerek hesaplama yapılmasından kaynaklı iskonto uygulaması farkı nedeniyle fazla hesaplama yapıldığını, işlemiş aktif dönem hesabının rapor tarihine göre olan süreç için hesaplanması gerektiğini, kaza tarihinden 2021 yılının sonuna kadar olan işlemiş aktif dönem hesabının hatalı olduğunu, davacının güncel maluliyet tespit oranı belirlenmeksizin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının fizik tedavi alıp almadığının değerlendirilmesi ve 6 aylık iyileşme süreci sonunda güncel maluliyet durumun yeniden tespiti gerektiğini, davacı kusurundan kaynaklı sadece %20 indirim yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesindeki kusurunun %25'den fazla olduğunu, davacıya SGK tarafından iş kazası nedeniyle ödenen herhangi bir maaş, yardım olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının sürekli ve geçici iş görmezlik kaybının hesaplamaları yapılırken davacının yapacağı zorunlu giderlerinin mahsubunun yapılmadığını, hükmedilen manevi tazminat tutarının fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı tarafça dava öncesi başvuru şartının yerine getirilmediğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediğini, zarar görende tespit edilen arazların oluşturduğu tüm vücut fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesi, arazların trafik kazasından kaynaklandığının, kalıcı ve sürekli olduğunun belirtilmesi gerektiğini, genel şartlar gereği geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğunu, mahkemenin ilk kararına karşı davacının istinafa başvurmadığını, müvekkili kurum bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K.)
Somut olayda dava konusu trafik kazası 20.01.2016 tarihinde meydana gelmiş olup, maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken, Dairemizin 12.06.2020 tarih 2018/2424 E. 2020/606 K. Sayılı kaldırma ilamında da belirtildiği üzere, hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu’nun 23.06.2017 tarihli raporunda kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre tespit yapılması doğru olmamıştır. Davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Trafik kazasında destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince (Kapatılan 17. HD) de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 -2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E, 2021/3441 K).
Açıklanan bu hususlar ve Dairemizin 12.06.2020 tarih 2018/2424 E. 2020/606 K. sayılı kaldırma ilamı göz önünde bulundurularak, ilk derece mahkemesince aktüerya bilirkişiden ek rapor alınarak, davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre, bilinmeyen döneme ilişkin gelirinin ise progresif rant usulü kullanarak hesaplama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Davalı Davalı ... vekilinin bu hususlardaki istinaf sebebi yerindedir.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. (Yargıtay 4. HD 25.10.2023 tarih 2023/8790 E. 2023/11326 K.; Yargıtay 17 HD 04.11.2019 tarih 2017/2842 E. 2019/10129 K. sayılı kararı.)
HMK’nın 177/2. maddesinde (7251 sayılı Kanun ile değişik) "Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” düzenlemesine yer verilerek bozma ve kaldırma kararından sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiş, bozma ve kaldırma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde ıslah yapılabileceği ifade edilmiştir. Bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hak usulü kazanılmış hakkı ifade eder. Hükmün bozma veya kaldırma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir ve kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Bu şekilde oluşan usulü kazanılmış hak olgusunun istisnaları ise yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkmasıdır. Bu çerçevede, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından, davacının daha önce davasını ıslah ettiğinden bahisle davacının ıslah talebi dikkate alınmamış ise de, usulü kazanılmış hakkın istisnası niteliğindeki anılan yasa değişikliği uyarınca davacı tarafın kaldırma kararı sonrası ıslahına değer verilip hüküm tesis edilmesi gerekir. (Yargıtay 3. HD 29.09.2021 tarih 2020/10006 E. - 2021/9220 K.) Davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Mahkemenin kabulüne göre de, ilk derece mahkemesince AAÜT 10. maddesi de gözetilerek reddedilen maddi ve manevi tazminat kalemleri yönünden davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur. Davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerindedir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2. Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.04.2021 tarih 2020/238 Esas 2021/232 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4. İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde yatıranlara ayrı ayrı iadesine,
5. Kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26.06.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25