Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1942
2024/1230
25 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1942
KARAR NO : 2024/1230
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30.09.2021
NUMARASI : 2014/8 E. - 2021/788 K.
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket
KARAR TARİHİ : 25.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25.06.2024
İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2021 tarih 2014/8 E. - 2021/788 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, ...Şti. ünvanlı şirketin %49 hisseli ortağı olduğunu, diğer ortağın %51 hisseli davacının babası olan davalı olduğunu, davalının daha önce şirketi münferiden temsile ve yönetmeye yetkili müdür olduğunu, şirketin uzun süredir kar dağıtmadığını belirterek, şirketin feshi ile 2 ortaklı şirkette %51 paya sahip olan şirket müdürünün yasal olmayan bir tek kendisinin katıldığı ortaklar kurulu toplantısında kendisini yeniden müdür seçtiğinden 25/03/2013 tarihli bu kararın yok hükmünde sayılmasına, ayrıca müdürün TTK 630. Maddesine göre Mahkemece görevden alınabileceğinden mevcut müdürün müdürlüğünün yok hükmünde sayılmadığı takdirde görevinden alınarak müdürlük görevinin %49 paylı müvekkiline verilmesine, bunların hiç biri olmaz ise müdürün görevden alınarak acilen ve tedbiren şirketin kayyım marifeti ile idaresi için kayyım atanmasına, atandıktan sonra şirketin feshine ve mahkemece tayin edilecek tasfiye memuru tarafından tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davalı olarak gösterilen şirketin ünvanının hatalı olduğunu ve dava dilekçesinin doğrudan diğer ortağa karşı açılmış gibi düzenlendiğini, bu durumda şirketin ünvanının yanlış yazıldığını, iddianın aksine şirketten maddi menfaat elde eden ve şirkete yüksek bedellerde borçlu olanın davacı olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin davacıdan olan alacaklarının araştırılarak 818 sayılı BK 118 ve 6098 sayılı BK 139 gereği takas mahsuba konu edilmesini talep ettiklerini, davacının şirkete olan sermaye borcunu dahi ödemediğini, davacının bankalara şahsi talimatlar vermek suretiyle bizzat kendi hesaplarına aktardığı veya fiilen bankalardan çekim yaparak aldığı nakitler nedeniyle de şirkete borcu bulunduğunu, davacının şirket kasasından şahsi harcamalar için çektiği nakitlerin de bulunduğunu, davacının diğer ortak ...'in şirket müdürü seçilmesine dair 25/03/2013 tarihli genel kurul toplantısının çağrısının ve şirket müdürünün seçilmesine ilişkin genel kurul kararının usulüne uygun yapılmadığını ve alınan kararın da yok hükmünde olduğunu iddia etmişse de, 25/03/2013 tarihli genel kurul toplantı gündemi ve çağrısından davacının haberdar olduğunun davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen cevabi ihtarname ile ikrar edildiğini, davacının şirket genel kurul toplantısına katılmadığını, gündem dışında karar alınmadığından ve toplantının çağrıdaki yerde zamanında yapıldığından toplantıya katılmadığı için iptal davası açamayan davacının sonradan öğrenmiş gibi yaparak ve kararların yok hükmünde olduğunu ileri süremeyeceğini, davacının talep sonucunda yer alan şirketin fesih ve tasfiyesi isteminin TTK 636/3 e dayandırıldığının açıkça görüldüğünü, 6102 sayılı TTK 'da tek kişilik limited şirkete de imkan tanındığından davacının beyanının aksine payı karşılığı ödenerek bir ortağın çıkarılmasının pratikte tasfiye anlamına gelmediğini belirtmiş, davacının alacak iddiasını kabul etmemek ihtirazi kaydi ile müvekkilinin davacıdan olan alacaklarının araştırılarak takas mahsuba konu edilmesini, 25/03/2013 tarihli genel kurul kararı ile ... 'in şirket müdürü olmasının kanuna ve usule uygun olduğundan davacının bu karara dair yok hükmünde sayılma isteğinin şirket müdürünün görevden alınarak müdürlük görevinin davacıya verilmesi veya şirkete kayyım atanması isteminin reddine, 6102 sayılı TTK'nun 636/3 e dayanarak talep edilen şirketin feshi ve tasfiyesi isteminin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı şirketin 25/03/2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı şirketin TTK 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine yönelik olarak davalı hakkında dava açıldığı, davacının davalı şirketin 23/05/2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin talebi yönünden davalı ... Ltd. Şti'nin davacıya 05/03/2013 tarihinde gönderdiği ihtarda toplantının 25/03/2013 tarihinde yapılacağının belirtildiği, ihtarın 07/03/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, toplantının 25/03/2013 tarihinde yapılacak olması ve toplantı gününün 07/03/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olması nedeniyle olağan toplantı için yasada aranan 3 aylık süre ve 15 gün önceden haber verme şartlarının yerine getirildiği, bu hususlar göz önüne alındığında yapılan müdür seçiminde yasaya aykırılığın söz konusu olmadığı, davalı şirketin ortaklarının baba oğul oldukları, geçinemedikleri, davacının şirket ve şirketin diğer ortağı ile aralarında muhtelif davalar ve uyuşmazlıklar bulunduğu, ortaklar arasında güven duygusunun kalmadığı, bu hususlar göz önüne alındığında ortaklığın çekilmez hale gelebileceği ve şirketin haklı sebeple feshine ilişkin yasal koşullarının oluştuğu, ancak şirketin sermayesinin tamamını bünyesinde muhafaza ettiği, öz varlığının müspet olduğu, şirketin mali yönden fesih ve tasfiyesini gerektiren bir hususun bulunmadığının bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında belirtildiğinden TTK'nun 636/3 maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın esas sermaye payının davacıya verilerek davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin daha uygun bir çözüm niteliğinde olduğu, davacının karar tarihine en yakın tarihteki talep edebileceği ortaklık payının 678.943,76 TL tutarında olduğunun tespiti ile, davacının davalı ... Şti. nin 25.03.2013 tarihli ...'in müdür seçilmesine ilişkin Ortaklar Kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine yönelik talebinin reddine, davacının ... Şti. nin fesih ve tasfiyesine ilişkin talebi yönünden TTK.nun 636/3 maddesi gereğince davalı ... Şti. nin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortak ...'in şirket ortaklığından çıkarılmasına, TTK.nun 636/3 ve 641/1 maddeleri gereğince hesaplanan; davacı ortağın payının gerçek değeri olan 678.943,76 TL'nin kararın kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı şirket müdürünün belgesi olmayan usulsüz giderleri kaydettiğini, şirket parasını keyfince kullandığını, şirket adına bankadan çektiği çok büyük miktarlı krediler ile, Alsancak'da arsa satın alıp 21 daireli apartman yaptırdığını öğrenmesi üzerine bu davayı açtığını, müdürün müvekkilini kendisini şirkete sokmadığını, kayıtları, işlemleri denetleyemediğini, buna ilişkin tüm kayıtların celbi ile inceleme imkânı sağlanmasını ısrarla istemelerine rağmen mahkemece bunun kabul edilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığını, mahkemenin defter ve kayıtları mahkemeye getirtmemesinden yararlanan müdürün müvekkilini şirkete sokmadığını, 2010 yılından itibaren 4 yıl sonra 2014 yılında daha önce olmayan, bir önceki yıl kurumlar vergisi beyannamesinin bir sonraki yıl verilmesinden yararalanarak, 4 yıl sonra düzenlenen sahte mahsup fişleri ile müvekkilinin hisselerinin sahtecilikle geriye doğru 4 yıl içinde 1.486.718,08 TL borçlu gösterildiğini, rapora göre şirketin, 12 yıldır kâr dağıtmadığını, bu suretle şirketin 4.339.567,06 TL dağıtılmamış kârı olduğunu, 31/12/2020 itibariyle kasada 371.785,72 TL, banklarda 1.601.677,54 TL olmak üzere 1.973.463,26 TL bulunduğunu, amortismanlar olarak ayrılmış bulunan 781.616,71 TL mevcut olduğunu, dağıtılmayan kârdan ve amortismanlardan banka ve kasa çıkarıldığında 3.147.720,51 TL kaldığını, bu miktarın şirket müdürünün zimmetinde oyduğunu, raporda, şirket öz varlığı olarak şirketin makine techizat ve binaları için 2016 yılında yapılan keşifte belirlenen değerleri aynen yazıldığını, karara en yakın tarih itibariyle pay değeri olarak, sadece müvekkil payına düşen bedelin Yi-Üfe, TÜFE endeksleri ile artırılan kısmının gösterildiğini, 2016 Yılından bu yana şirket malvarlığında enflâsyon nedeniyle artış olup, yeniden değerlendirme oranları ile değerlendirilmesi gerektiğini, şirketin değerlendirilmesinin sadece şirketin 2020 yılı kurumlar beyannamesine göre 2016 yılı demirbaş değerleri üzerinden yapılması nedeniyle öz varlık hesabının da yanlış olduğunu, şirketlerin hisse senedi bazında piyasa değeri ile defter değerinin farklı olduğunu, şirketin iki akaryakıt istasyonun bulunduğu, imar plânı gereğince başka benzin istasyonlarının da açılamayacağı çok geniş bir bölgede, çok sayıda dolmuş hattının minibüslerinin geçtiği ana güzergâh üzerinde, iki cepheli bir lokasyonda, nakit ve kredi kartıyla peşin alış veriş yapılan, her yıl çoğalan araç sayısıyla kapasitesi sürekli artan, genişleyen bir sektörde, kötü yönetilmesine rağmen her yıl 200.000,00 TL civarında net kâr eden, iyi işletildiğinde bunun iki katına çıkarılması mümkün olan bir şirketin değerinin 150.000,00 TL sermayesi ile 2016 yılı değerlerine göre çoğu yanlış hesaplanmış, bina, makine, araç gereç, teçhizatlarından, 31/12/2020 itibariyle düzenlenen kurumlar vergisi beyannamesindeki blânçodan ibaret olmadığını, heyet içinde, şirket değerleme uzmanı, sektör temsilcisi bulunması gerektiğini, satılmış olan araçların parasının, şirket kayıtlarına geçmediğini istinaf nedenleri olarak sürmüştür.
GEREKÇE :Dava, davalı şirketin 25/03/2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ile, davalı şirketin TTK 636/3 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesinin istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalı ... Tic Ltd Şti'nin davacıya 05/03/2013 tarihinde gönderdiği ihtarda toplantının 25/03/2013 tarihinde yapılacağının belirtildiği, ihtarın 07/03/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, toplantının 25/03/2013 tarihinde yapılacağına ilişkin toplantı gününün 07/03/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olması nedeniyle olağan toplantı için yasada aranan 3 ay ve 15 gün önceden haber verme şartlarının yerine getirildiği, yapılan müdür seçiminde yasaya aykırılığın söz konusu olmadığı, hissedarların baba ve oğul olup, aralarında muhtelif davalar ve uyuşmazlıklar bulunduğu, ortaklar arasında güven duygusunun kalmaması nedeniyle ortaklığın çekilmez hale gelebileceği ve şirketin haklı sebeple feshine ilişkin yasal koşullarının oluştuğu ancak, şirketin mali yönden fesih ve tasfiyesini gerektiren bir hususun bulunmadığı gerekçesiyle TTK'nun 636/3 maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın esas sermaye payının davacıya verilerek davacının ortaklıktan çıkarılmasının uygun olduğu gerekçesiyle davacının karar tarihine en yakın tarihteki ortaklık payının hesaplanarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, toplantı tarihinin ne zaman yapılacağının davacıya bildirilmiş olması nedeniyle yasada aranan süre şartının yerine getirilmiş olması nedeniyle 25/03/2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısının yok hükmünde olduğunun kanıtlanamamasına, hissedarların baba ve oğul olup, aralarında muhtelif dava ve uyuşmazlıklar bulunduğu dikkate alındığında şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın esas sermaye payının davacıya verilerek davacının ortaklıktan çıkarılmasının uygun olmasına, tarafların iddia ve savunmalarıyla dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25