Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/2073
2024/1229
24 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2073
KARAR NO : 2024/1229
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30.09.2021
NUMARASI : 2020/379 E. - 2021/738 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 24.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24.06.2024
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2021 tarih 2020/379 E. - 2021/738 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin ayrı yaşadığı eşinin ölümünden sonra eşinin eşyaları arasında İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2020/1438E sayılı takibine ilişkin ödeme emri ve senet fotokopisini gördüğünü, icra takibine konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senedin müvekkili tarafından tanzim edilmediğini belirterek, İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1438 Esas sayılı dosyasındaki 70.000,00-TL bedelli bonoya dayalı takip nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin davalı (alacaklı) vekilinin takipten feragat ettiğini ve davanın kabulünü 28.09.2021 tarihli dilekçesi talep ettiği, mahkemece dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, tarafların haklılık durumumuna göre yargılama giderlerine ilişkin olarak karar verilmesi gerekirken sehven davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafça İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2020/1438.E sayılı dosyası ile 70.000,00 TL bedelli 24.01.2019 tanzim tarihli 24.02.2019 ödeme tarihli senette müvekkili ...'ü borçlu göstererek senet bedelini faiziyle birlikte müvekkilinden tahsilini talep edildiği, takip dayanağı senetteki imzanın müvekkile ait olmadı, müvekkilinin davalı ile ticari bir ilişkisi bulunmadığından borçlu olmadıklarının tespitine, davalının kötü niyetli takip talebi nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, İcra takibinin yapıldığı İzmir 18.İcra Dairesinin 07.12.2020 tarihli 2020/1438E. sayılı yazısı ile alacaklı/davalı vekilinin takipten feragat ettiğinin mahkemeye bildirildiğini, her ne kadar mahkemece davacının davadan feragat ettiği belirtilerek feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davadan feragata ilişkin bir beyanlarının bulunmadığını, aksine davalı alacaklının alacağından feragat ettiğine ilişkin beyanı bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece sehven "feragat nedeniyle davanın reddine" karar verildiğini, gerekçeli kararda sehven feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğinin belirtildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulüne, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, icra takibine konu bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, tarafların haklılık durumumuna göre yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sehven davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun biçimde gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine de yasal olanak yoktur. Bir başka ifade ile tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulması ve bu nedenle kararın Yargıtay tarafından bozulması veya istinaf tarafından kaldırılması halinde düzeltilebilir. Nitekim l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olmasının bozma nedeni oluşturacağı ve bozmadan sonra yerel mahkemenin önceki kısa kararı ile bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği belirtilmiştir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzenine ilişkin olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, tarafların haklılık durumumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken sehven davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği belirtilerek, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması hatalı olmuştur.
Diğer taraftan, somut olayda İcra Müdürlüğünden gelen 04/10/2021 tarihli yazı yanıtında alacaklı vekili tarafından borçlu ... yönünden takipten 30/11/2020 tarihinde ön inceleme duruşmasından önce feragat edildiği, AAÜT'nin 6/1 maddesi gereğince davalı tarafça ön inceleme duruşma tarihinden önce icra takibinden feragat edilmiş olduğu da dikkate alınarak, HMK'nun 331/1 maddesi gereğince dava tarihindeki haklılık durumuna göre taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, belirtilen şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığı, ayrıca davacı tarafça icra takibine konu bonodaki imzaya itiraz edildiği, menfi tespit talebiyle birlikte kötü niyet tazminatı talebinde de bulunduğu, her ne kadar dava tarihinden sonra davalı tarafça takipten feragat edilmiş olması nedeniyle dava konusuz kalmış ise de, kötü niyet tazminatı yönünden davacının davaya devam edip etmediği kendisine sorularak, gerekirse yargılamaya devamla davacı açasından kötü niyet tazminatı şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan hüküm tesis edilmesinde isabet bulunmamış, bu yönleriyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilerek, bu nedenlerle HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2. İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2021 tarih 2020/379 E. . 2021/738 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4. İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25