İzmir BAM 11. HD 2021/1993 E. 2024/1220 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1993
2024/1220
14 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1993
KARAR NO : 2024/1220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07.09.2021
NUMARASI : 2019/79 E. - 2021/626 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 14.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 14.06.2024
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.09.2021 tarih 2019/79 E. - 2021/626 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davalının ZMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazasında davacıya ait araçta maddi hasar meydana geldiğini, kusurun karşı araç sürücüsünde olduğunu, davalının davacının oluşan zararından sorumlu olduğunu, belirterek; belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 50,00-TL hasar 10,00-TL değer olmak üzere toplam 60,00-TL tazminatın tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında hasar bedelini 36.000,00-TL olarak artırmıştır.
CEVAP : Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davalı sigorta şirketine usullüne uygun başvuru yapılmadığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında gerçek zarar ile poliçe limiti kapsamında sorumlu olduğunu, kusur ve zararın tespit edilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, araçta değer kaybının oluşmayacağını,belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından sigortalı aracın % 100 oranında asli kusurlu davacnın ise kusursuz olduğunu, kaza nedeniyle davacının aracında 76.110.76-TL hasar oluştuğu, davacının aracının tamirinin ekonomik olmadığı ve pert total sayılması gerektiği, piyasa rayiçlerine göre aracın kazadan önceki ikinci el rayiç satış değeri 62.000,0-TL sovtaj değerinin 40.000,00-TL olduğu, araçtaki hasar miktarı aracın değerini aştığından aracın tam ziya (pert total) sayılması gerektiği, bu durumda araçtaki hasar miktarıın aracın kazadan önceki değeri ile kazadan sonraki sovtaj değeri arasındaki farkın 22.000,00-TL olduğu, araç pert kabul edildiğinden değer kaybı oluşmayacağı, belirtilerek; davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacı aracının kaza tarihindeki hasarız değerinin 62.000,00-TL den çok daha fazla pert haldeki değerinin ise 40.000,00-TL den çok daha düşük olduğunu, bilirkişi tarafından belirlenen bedellerin gerçeği yansıtmadığını, raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zarar hesabında yapılan değerlendirmenin piyasa şartlarına aykırı olduğunu, aracın pert olarak kabul edilmesinin ekonomik olmadığını, piyasa şartlarına göre aracın onarılıp kullanılmasının daha uygun olduğunu, aracın bu denli yüksek bir onarım masrafı bulunurken fahiş bedel üzerinden satılamayacağını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını Manisa Asliye Ticaret Mahkemeleri ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, belirsiz alacak davası açılamayacağını, bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, kusur değerlendirmesinin yerinde olmadığını, davaya konu kazanın meydana gelmesinde, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, hasar bedelinin fahiş olduğunu, eksper raporu ve ATK raporu ile bağlı kalınıp başkaca bir araştırma yapmadığını, aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değerinin hangi kriterler baz alınarak belirlendiğinin anlaşılamadığını, eksik inceleme yapıldığını, aracın pert total kabul edilmesi için hurda tescil belgesinin bulunması gerektiğini, kazada şahibe olabileceği noktasında araştırma yapılmadığını, eldeki kazaya konu hasarın irdelenmesi halinde olayın akışı göz önüne alındığında ortada hayatın olağan hayatına aykırı bir trafik kazası meydana geldiğini, davalının temerrüte düşürülmediğini, faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlendiğini, ıslah edilen kısım için ancak ıslah tarihten faiz talep edilebileceğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan hasar, ve değer kaybı zararın ZMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
6100 sayılı HMK'nın 16. maddesi gereğince haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olup zarar gören davacının seçimlik hakkını kullanarak açtığı haksız fiilden kaynaklı eldeki davada yerleşim yeri mahkemesi olan İzmir mahkemelerinde yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
-
Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Alacağın hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. Eldeki davada, Davacı dava konusu trafik kazası nedeniyle aracında meydana gelen hasar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bir miktar tazminat talep ederek, talebini belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacının belirsiz tazminat alacağı davasına konu ettiği hasarın varlığının ve miktarının belirlenebilmesi, ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikatten sonra mümkün olabilecektir. Belirtilen nedenlerle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği sonucuna varılmıştır.(Yargıtay HGK'nun 16.04.2019 tarih ve 2017/17-1099 E. - 2019/460 K. , 17.11.2020 tarih ve 2017/17-1102 E. -2020/905 K.) Davacı tarafça dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hâle getirdiği şeklinde yorumlamak da Kanun’un amacına aykırıdır. ( Yargıtay HGK'nun 18.05.2022 tarih ve 2022/11-397 E. 2022/701 K.)
-
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)
-
Hasar bedeli araç rayicini % 50'si aştığı durumlarda aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nın 18.05.2016 tarih ve 2016/3196 E. - 2016/6047 K. )
-
Davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Bu kapsamda, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmek suretiyle hasar bedelinin tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
-
Sigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti üzerinde davalı sigorta şirketindedir. Sigorta şirketinin, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Eldeki dava dosyasına konu somut olayda, aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge olan kaza tespit tutanağı içeriği ile sigorta şirketi tarafından sunulan deliller ve hasar dosyası kapsamında zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunun davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilemediğinin anlaşılması karşısında, sigorta şirketinin davacının oluşan gerçek zararından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
-
Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. (Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K. )
-
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davanın yetkili mahkemede açılmasına, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan hasar dolayısıyla tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın, olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, aracın ikinci el ve sovtaj bedelinin piyasa rayiçlerine göre belirlenmesine, aracın tamirinin ekonomik olmaması nedeniyle pert kabul edilerek sovtaj bedelinin rayiç bedelinden indirilmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanmasına, araç pert kabul ediliğinden değer kaybı zararının oluşmamasına, hasar bedelin poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tazminatın tamamına davalının sıfatına göre belirlenenen temerrüt tarihinden faiz yürütülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60. TL'den peşin alınan 59,30. TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30. TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.502,82. TL'den peşin alınan 375,71. TL'nin mahsubu ile bakiye 1.127,11. TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4. İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 14.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25