İzmir BAM 11. HD 2021/1998 E. 2024/1211 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1998
2024/1211
13 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1998
KARAR NO : 2024/1211
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04.03.2021
NUMARASI : 2018/846 E. 2021/218 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 13.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 13.06.2024
İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.03.2021tarih 2018/846 E. 2021/218 K. sayılı kararların Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacı şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı davalıya ait aracın karıştığı trafik kazsı neticesinde zarar gören üçücüncü kişiye toplam 6.107,75-TL ödeme yapıldığını, kazanın oluşumunda kusurun davalıya ait olduğunu, yapılan ödemenin kusuru oranında davalıdan rucuen tahsilinin gerektiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.174,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın poliçe gereğince tazminat ödeyen davacı şirketin halefiyet ilkesine göre ödemiş olduğu tazminatın davalıdan tahsiline yönelik açılmış rücuan tazminat davası olduğu, dosya içinde ilgili faturalar, ödeme belgesi ve bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiğini, davacı vekiline usulüne uygun bilirkişi ücretinin ödenmesi yönünde kesin süre verildiği, ihtarın usulüne uygun yapıldığı, kesin süre içinde ücretin yatırılmadığı, belirtilerek; ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, ispatlanmayan davanın reddine şeklinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıya yapılan ödemeler ile ilgili dekontlar ve sigorta poliçesi ile tüm deliller bildirmesine rağmen davanın ispatlanamadığı yönünde karar verildiğini, bilirkişi delili için gerekli masrafın delil avansı niteliğinde olduğunu, mahkemece yapılması gerekin davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilip, mevcut delil durumuna göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinden ibaret, olduğunu, davanın ispatlanamadığı yönünde vermiş olduğu kararın kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf süresinin bitiminden sonra sunduğu ek istinaf dilekçesi ile bilirkişi ücretinin yatırılması için verilen ara kararın usulüne aykırı olduğunu, ihtaratın duruşma tutanağına yazıldığını, davacıya duruşma tutanağının tebliğ edildiğini, tebliğ evrakında ihtaratın bulunmadığını belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, davacının ZMMS poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye yapmış olduğu ödemenin, davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
Eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir. 6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır. Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür. Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir. Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nin 18.10.2022 tarih ve 2021/21378 E. - 2022/12496 K., 17.10.2022 tarih ve 2021/17233 E. - 2022/12293 K.)
-
6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca 2021 yılı için ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 5.880,00-TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, istinaf yoluna başvurulamaz. Kesinlik sınırı kamu düzenine ilişkin olup sınırın belirlenmesinde dava konusu alacağın değeri dikkate alınır. Eş söyleyişle alacak davalarında istinaf kesinlik sınırı belirlenirken, yalnız alacağın aslı yani asıl talep nazara alınır; faiz, icra tazminatı, ihtarname, delil tespiti ve yargılama gideri gibi giderler hesaba katılmaz. Eldeki kısmi dava şekilinde açılan dava dosyasında istinaf yolu başvuran davacı yönünden red edilen dava değeri anılan Kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığından kararın istinafı kabil değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine, karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının istinaf başvurusunun kararın istinafı kabil olmadığından kesinlik nedeniyle REDDİNE,
2. İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kesin olmak üzere 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25