İzmir BAM 11. HD 2021/1961 E. 2024/1192 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1961
2024/1192
12 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1961
KARAR NO : 2024/1192
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.09.2021
NUMARASI : 2020/83 E. - 2021/147 K.
DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü, Sicilden Terkini, Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 12.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2024
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22.09.2021 tarih 2020/83 E. - 2021/147 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacının “...” ibareli markasını sirke, turşu vb. fermentasyon ürünleri kapsamında uzun yıllardır kullanıldığını, tanınmış hale geldiğini, 2018/44836, 2017/96071, 2015/76733, 2009/18469, 2000/26670, 2000/07481, 99/015251 tescil numaralarıyla “...” ve sıralı marka sayılabilecek nitelikte ibarelerini kendi sektöründe aldıklarını, davalı adına tescilli olan 2015/85619 tescil numaralı “...” ibareli markanın kullanımının benzerlik ve iltibas yarattığını, hukuka aykırı ve kötü niyetli tescil olduğunu belirterek, 20.000 TL manevi, 1.000 TL maddi tazminat talebiyle markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 09.06.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile, talep etmiş oldukları 1.000,00-TL maddi tazminatı 50.728,02-TL'ye çıkartmıştır.
CEVAP : Davalı vekili, davalının "..." markasına 2015 yılında tescil başvurusunda bulunduğunu ve yapılan başvurunun kabulü üzerine tescil talebi kabul edilerek bu marka ismiyle ticari faaliyetlerine başladığını, toplum nezdinde tanınırlığa ulaşmış olduğunu, davacı şirketin benzerlik iddiasında bulunduğu " ... " logosuna 2018 yılında başvuruda bulunmuş olduğunu, davalı tarafından kullanılan logonun davacı şirketin logosuna benzetilme kastı bulunmasının mümkün olmadığını, logolara bakıldığında "..." markasına ait logonun "siyah taban üzerine gölgelendirilmiş sarı" renklerini içeren "..." markasına ait logonun "siyah üzerine kahverengi" renklerini içermekte olduğunu, renkler konusunda ayırt edilemeyecek bir benzerlikten söz edilmesinin mümkün olmadığını, yazı tipleri incelendiğinde; markaların isimlerinde ortak bulunan "... " harflerinin yazı tipinin dahi birbirinden farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait 2009/28469,2015/76733, 2000/26670 ve davacının 2009/28469, 2015/76733, 2000/26670 ve 1999/015251 sayılı markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalının 2015/85619 sayılı markası arasında görsel ve semantik yönden benzerlik olmadığı, 1999/015251 sayılı markaları ile davalı markasının son ses kısmındaki benzerliğin tüketiciler nezdinde iltibas oluşturacak mahiyette olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda davalının fiili kullanımının davacının markasına iltibas oluşturacağı belirtilmiş ise de davacının internet sitesindeki fiili kullanımlarının, markalarını tescil edildiği şekil ve görselde olmadığı, davalının internet sitesindeki fiili kullanımlarının davacının 2009/28469 nolu markası haric markaların tescil edildiği şekil yönünden farklılıklar bulunduğu, iltibas oluşturcak boyutta olmadığı, yine davacının 2009/28469 nolu markasının ... limonata ve limon şekli olarak tescil ettirdiği, görsel ve işitsel farklılıklar bulunduğu, iltibas oluşturmayacağı kanaati ile bilirkişi raporunun bu yönden mahkemece kabul görmediği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacının ... fermantasyon ürünleri alanında, 40 yılı aşkın süredir öncü ürün ve kategorilerde tüketicilerin ihtiyaçlarını karşıladığını ve özellikle de Türkiye pazarındaki “Sirke, Turşu vb. Fermantasyon Ürünleri” kategorisinin öncülerinden ve pazar liderlerinden olduğunu, tüketiciler nezdinde tanınmışlık kazanıp aranır hale geldiğini, davacıya ait markanın tanınırlık seviyesinin oldukça yüksek olduğunu, davacı şirketin fikri ve sınai haklara verdiği önem gereği TPMK nezdinde markalarını tescil ettirmek suretiyle uzun yıllardan beri koruma altına aldığını, davacının markasının hukuka uygunluğunu kabul manasına gelmemek kaydıyla davalının “...” ibareli marka başvurusunu 22.10.2015 tarihinde gerçekleştirdiğini, markanın 31.01.2017 tarih ve 445 numaralı Marka Bülteninde yayınlanmasını takiben markanın tesciline karar verildiğini ve söz konusu markanın 29.11.2016 tarihinde 2015/85619 numarası ile tescil edildiğini, davalının markasının beyaz taban üzerine lacivert fon yazısıyla "..." yazılması şeklinde olduğunu, davalının markasını tescil edildiği şekilde kullanmadığını, kendi internet sitesindeki katalog ve belgelerden hukuka aykırı kullanımının bulunduğunun görüleceğini, davalının tamamen kötüniyetli olarak davacı şirketin bilinirliğinden yararlanmak amacıyla ... markasını taklit ettiğini, davacı şirketin markasını yıllardır aynı şekilde kullandığını, mahkemece verilen kararda, davacı şirketin kendisine ait internet sitesi üzerindeki kullanımlarının markanın tescil edildiği şeklinden uzaklaşıldığını belirtilerek, davalının kullanımlarının iltibas tehlikesi yaratmadığını belirttiğini, bu hususa katılmalarının mümkün olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının fiili kullanımlarının, davacı şirkete ait markaya iltibas oluşturacağının belirtildiğini, mahkeme tarafından bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek iltibas tehlikesinin bulunmadığının belirtilmesinin hatalı olduğunu, ... markası ile davacı şirketin ... markası arasında ayniyet yaratarak tüketicilerin markaları karıştırmasına yol açtığını, ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bağlantı kuracağının aşikar olduğunu, halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dahi iltibas kapsamında değerlendirilecekken, davalının tescil ettirdiği markasının açıkça iltibas yarattığının ortada olduğunu, bilirkişi tarafından "benzerliğin sınırlı şekilde fonetik açıdan var olması karşısında global açıdan markaları karıştırma ihtimalinin varlığının kabul için yeterli olmadığı" tespitine itiraz ettiklerini, ürünlerin satışının sıklıkla yapıldığı marketler ve elektronik ticaret kanallarında tüketicinin ilk bakışta her iki ürünü de aynı sanması veya birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı olarak nitelendirilmesinin mümkün olacağını, markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmayanın davacı şirket değil, davalı taraf olduğunu, bu hususun bilirkişi raporunda da net bir şekilde ortaya konduğunu, davalının markasını tescil ettiği şekilde kullanmaması karşısında tescilin sağlayacağı hukuki korumadan da yararlanamayacağını, davalı tarafın markasını tescil ettirdiği şekliyle kullanmayarak davacı şirkete ait 26.10.2017 tarih 2017/96071 tescil numaralı ... markasının iltibas tehlikesi oluşturduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6769 sayılı SMK’nın geçici 1/1 maddesi uyarınca, sınai mülkiyet başvurularının sonuçlandırılması yönünden, başvuru tarihinde geçerli kanun hükümlerinin uygulanması gerekirken, münhasıran açılan hükümsüzlük davaları ile tecavüz davaları yönünden SMK’nın 192. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yeni SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 17.03.2021 tarih 2020/1412 E, 2021/2516 K.).
Benzerlik (iltibas/karıştırma ihtimali) nedeniyle hükümsüzlük kararı verilebilmesi için marka işaretlerinin ve tescilli oldukları mal/hizmetlerin aynı veya benzer olması gerekmektedir. Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda TPE'nce hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğin hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle her iki grup malların da aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının, bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.
Markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı incelenirken, inceleme konusu markaların benzerlik derecesi, mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyi gibi hususlar dikkate alınmalı, halkın iki marka arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalinin, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabileceği dikkate alınmalı, ortama tüketici nezdinde markaların aynı işletmeye ait ancak farklı markalar olduğu ve bu işletmeler arasında ekonomik ve organik bağlantı bulunduğu düşüncesine de yol açması karıştırılma ihtimali olarak değerlendirilmeli, markaları taşıyan ürünlerin ortalama tüketicilerinin dikkat düzeyleri yüksek olmalarına rağmen markaları ilişkilendirme ihtimali gözetilerek, karıştırılma ihtimali tespit edilmelidir. Ayrıca, karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde malların ve hizmetlerin benzerlik derecesi ile markaların benzerlik derecesi arasında karşılıklı bir bağlantı mevcut olup, buna göre örneğin markaların kullanıldığı mal ve hizmetler arasında düşük benzerlik derecesi, markalar arasındaki benzerlik derecesinin yüksek olmasıyla dengelenebilir. Bu değerlendirmede özellikle, tescilli markanın tanınmışlık derecesi arttıkça mal veya hizmetler arasındaki benzerlik derecesi az olabilir.( Yargıtay HGK'nın 14.10.2020 tarih ve 2017/11-139 E. - 2020/765 K. )
Yerel mahkemece, taraf delillerinin toplanıldığı, delil olarak dayanılan belge ve bilgilerin tamamlanmasından sonra dosyanın marka uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, 06.04.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun tanzim edilmiş olduğu görülmüştür.
İDM'nin, davacıya ait 2009/28469,2015/76733, 2000/26670 ve davacının 2009/28469, 2015/76733, 2000/26670 ve 1999/015251 sayılı markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalının 2015/85619 sayılı markası arasında görsel ve semantik yönden benzerlik olmadığı, 1999/015251 sayılı markaları ile davalı markasının son ses kısmındaki benzerliğin tüketiciler nezdinde iltibas oluşturacak mahiyette olmadığının anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda davalının fiili kullanımının davacının markasına iltibas oluşturacağı belirtilmiş ise de davacının internet sitesindeki fiili kullanımlarının, markalarını tescil edildiği şekil ve görselde olmadığı, davalının internet sitesindeki fiili kullanımlarının davacının 2009/28469 nolu markası haric markaların tescil edildiği şekil yönünden farklılıklar bulunduğu, iltibas oluşturcak boyutta olmadığı, yine davacının 2009/28469 nolu markasının ... limonata ve limon şekli olarak tescil ettirdiği, görsel ve işitsel farklılıklar bulunduğu, iltibas oluşturmayacağı kanaati ile bilirkişi raporunun bu yönden itibar olunmayarak davanın reddine dair verilen kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25