İzmir BAM 11. HD 2023/1828 E. 2024/1191 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2023/1828
2024/1191
12 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1828
KARAR NO : 2024/1191
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.09.2022
NUMARASI : 2022/78 E. 2022/676 K.
DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 06.06.2018
KARAR TARİHİ : 12.06.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.09.2022 tarih 2022/78 E. 2022/676 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 02.05.2018 tarihinde davalının ZMMS ve İMMS sigortacısı olduğu aracın müvekkiline ait araca çarpmasıyla meydana gelen kazada,müvekkiline ait araçta hasar oluştuğunu, tespit dosyasında alınan rapor üzerine, davalının elektronik posta adresine başvurulduğunu ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 25.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,delil tespiti giderlerinin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13.02.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarını 40.000,00 TL 'ye yükseltmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müvekkilin yokluğunda ve tek taraflı değerlendirme ile düzenlenen tespit raporunu kabul etmediklerini, raporda fahiş tespitler yapıldığını, tespit masrafları ve vekalet ücreti dolaylı zarar olup müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamı dışında kaldığını,avans faizi istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ; ATK raporuna göre meydana gelen trafik kazasında her ne kadar ekspertiz raporundaki tespitler ile dosyadaki kaza sonrası çekilen fotoğraflar ve kaza tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde kazanın belirtilen şekilde gerçekleşmiş olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de, davalı sigorta şirketinin bunun aksine herhangi bir delil sunmadığı, kaza tespit tutanağının resmi bir belge niteliğinde olup bunun aksininde ispatlanamadığı sürece kabulü gerektiği, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu davacıya ait aracın ikinci el piyasa değeri 70.000 TL , onarılması için gereken miktarın 56.544,98 tl olduğu, aracın pert total işlemine tabii tutulması gerektiği buna göre aracın ikinci el değeri olan 70.000 TL den sovtaj değeri 30.000 TL mahsup edildiğinde davacının gerçek zararının 40.000 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 40.000 TL hasar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 36.000 TL sinin davalının KMMS poliçesi 4.000 TL7 sinin İMMS poliçesi kapsamında davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI :Mahkemece, Karayolları Fen Heyetinden veya İTÜ'de görevli öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, tramer kayıtlarının da dosyadaki tüm delillerle birlikte değerlendirilerek, sürücüler tarafından düzenlenen Anlaşmalı Kaza Tespit Tutanağındaki sürücü beyanlarına göre davacı aracında kazayla uyumlu olan hasar bulunup bulunmadığı ve sürücülerin kusurları, davacı aracında davaya konu kazayla bağlantılı olmayan hasarların da istenip istenmediği, var ise bu hasarların açıklandığı, davaya konu kazayla uyumlu olan hasarların onarım bedeli ile kaza öncesi aracın 2.el piyasa rayiç değerine göre, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, değil ise aracın sovtaj değeri, emsal araştırmaların açıklandığı, bilimsel ve teknik verilere dayalı rapor alınması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeden, esasa münhasır deliller toplanmadan, eksik değerlendirmeyle ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, kabule göre yapılan değerlendirmede; ATK raporunda sürücülerin beyanlarına göre kusur tespiti yapılmadığı halde ilk derece mahkemesince sigortalı araç sürücüsünün hangi eylemin ve olayın gerçekleşme şekline göre %100 kusurlu kabul edildiği, kararın gerekçesinde açıklanmaması ve dava dilekçesinin açıklama ile talep kısmında davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmediğinden, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerektiği halde davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi de doğru görülmemiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılma şekline göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ; davalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, kaza tespit tutanağı ile hasarın uyumlu olduğu, davacıya ait aracın kaza tarihi itibari ile piyasa rayiç değerinin 81.500,00 TL olduğu, araçtaki hasarın 65.579,07 TL olduğu, araçtaki hasarın aracın piyasa rayiç değerinin %50 sinin üzerinde olduğu yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre araçta pert total uygulanması gerektiği aracın tamirinin ekonomik olmadığı, aracın sovtaj değerinin 30.000,00 TL olduğu, araçtaki hasarın toplam 51.500,00 TL olduğu, davanın 13.02.2019 tarihinde 40.000,00 TL olarak ıslah edildiği, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olduğu, davalının dava tarihi itibari ile temerrüde düştüğü, davalı sigorta şirketinin 36.000,00 TL yönünden ZMMS poliçesi nedeni ile ve 36.000,00 TL'nin üzerinde talep edilen bakiye 4.000,00 TL yönünden İMMS poliçesi kapsamında hasardan sorumlu olduğu, her ne kadar davacı taraf avans faizi talep etmiş ise de davalı aracın kullanım şeklinin hususi olması nedeni ile yasal faize hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın trafik kazasından kaynaklanan haksız fiil nedeniyle açılan dava olması nedeniyle Yargıtay 17.HD'sinin 15/11/2017 tarih ve 2015/19166 esas, 2017/10598 karar sayılı kararı gereğince dava konusu bedel ile ıslaha konu edilen bedel yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılarak İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/78 D.İş sayılı dosyasında ki tespit giderlerinin, yargılama giderlerine dahil edilerek davanın kabulüne, 36.000-TL yönünden ZMMS poliçesi kapsamında ( poliçe teminat limiti olan 36.000-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 4.000-TL yönünden ise İMMS poliçesi kapsamında olmak üzere toplam 40.000-TL hasardan kaynaklanan maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davanın kısmı dava olarak açıldığını, ancak mahkeme trafik kazasından kaynaklı belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek tüm bedele dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/1014 E. 2022/109 K. Sayılı ilamı ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş, işbu kararın gerekçesi olarak '' Davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerektiği halde, davanın belirsiz alacak olarak kabul edilmesi de doğru olmamıştır... '' şeklinde gerekçe belirtilmiş ancak yerel mahkeme tarafından istinaf ilamında da belirtilen davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu hususu gözardı edildiğini, davacı tarafın talep edeceği alacak miktarı belirli olduğundan davacı tarafın belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, kararın delillerin değerlendirilmesi kısmında İTÜ bilirkişi heyeti tarafından yapılan iki farklı değerlendirme söz konusu olup, değerlendirmenin dava konusu araçlara ilişkin olmadığını ve hatalı olduğunu, dava konusu araçların kamyonet olmadığını, kararda belirtilen (... ve ...) plakalar da işbu davanın konusu araçlar olmadığını, hatalı ve dava konusu ile ilgisiz olan işbu gerekçeli kararın kabulünün mümkün olmadığını, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporu ve İTÜ raporu arasında çelişki mevcut olup işbu çelişki giderilmeden dosyanın karara çıkarıldığını, gerekçeli kararda Adli Tıp Kurumu raporuna itibar edilmemesinin gerekçesi açıklanmadığını, ATK raporuna itibar edilmesi halinde davalının ödeme yükümlülüğünün olmadığının açığa kavuşacağını, raporda kazanın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği dolayısıyla beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı tespit edilmiş olduğundan davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından tespit dosyasının yargılama giderinin taraflarına yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, 02.05.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalının aracındaki hasara ilişkin zararın davalı sigortadan ZMMS ve İMMS poliçeleri kapsamında tahsiline yönelik tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davanın kabulüne, 36.000-TL yönünden ZMMS poliçesi kapsamında (poliçe teminat limiti olan 36.000-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 4.000-TL yönünden ise İMMS poliçesi kapsamında olmak üzere toplam 40.000-TL hasardan kaynaklanan maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dairemizin kaldırma kararında belirtildiği üzere dosyanın talimat mahkemesi kanalıyla İTÜ Makine Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan üçlü bilirkişiye tevdii ile 20.06.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunun alındığı, bu rapora göre davalıya sigortalı ... plakalı otobüsün sürücüsü ...'nın kazada %100 oranında kusurlu olduğu, davacı ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın kazada kusursuz olduğu, başkaca bir kimseye atfı kabil kusur imkânının bulunmadığı, dava konusu ... plakalı otomobilde meydana gelen hasarların, trafik kazası tespit tutanağında sürücü beyanları ve çizilen krokide belirtilen kaza ile oluşmasının mümkün olduğu ve uyumlu olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu ... plakalı otomobilin hasarlarının onarım bedelinin iskontosuz KDV hariç 55.575,49 TL-KDV dahil 65.579, 07 TL olduğu, iskontolu KDV hariç 47.489,17 TL-KDV dahil 56.037,22 TL olduğu, dava konusu ... plakalı otomobilin kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinin 81.500,00 TL olduğu, dava konusu otomobilin tamir edilmemesi durumunda hasarlı halinin (sovtaj değerinin) 30.000,00 TL olabileceği, dava konusu ... plakalı otomobilin fotoğraflarda görülen hasarlarının ağır hasarlı olması, onarımının ekonomik olmaması nedeniyle tam zayi (pert total olarak) değerlendirilmesinin yerinde olduğu yönündeki bilirkişi heyet raporunun olayın oluş şekline uygun, hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette bulunduğu değerlendirilmekle, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
HMK’nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava olarak mı açıldığı hususunun aydınlatılması gerekmektedir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Bu kriterler, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacının kendisinden beklenememesi, bunun olanaksız olması ve açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması olarak belirtilmektedir.
Bir talep konusunun belirli olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi daha doğru olacaktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2015 tarihli ve 2015/22-1156 E., 2015/1598 K., 22.06.2016 tarihli ve 2016/22-874 E., 2016/824 K., 17.01.2018 tarihli ve 2016/22-2177 E., 2018/29 K., 17.01.2018 tarihli ve 2016/22-2181 E., 2018/24 K, 07.03.2018 tarihli ve 2014/22-2350 E., 2018/439 K., 14.03.2018 tarihli ve 2015/22-186 E., 2018/479 K. ile 28.03.2018 tarihli ve 2015/22-127 E., 2018/559 K.; 16.04.2019 tarihli ve 2017/17-1099 E., 2019/460 K., 02.07.2019 tarihli ve 2016/22-1610 E., 2019/841 K., 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E., 2019/576 K., 19.12.2019 tarihli ve 2018/22-1122 E., 2019/1413 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir.
Mevcut durum itibariyle 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 7. maddesi ile HMK’nın 107. madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; 2. fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş; maddenin 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. HMK’nın 109. Maddesinde ise kısmi davanın düzenlenip “(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta, belirsiz alacak davasının niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dava dilekçesinde belirtmesi gerekirken davacının dava dilekçesinde bu durumu açıkça belirtmediği, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulması talebiyle yetindiği görülmüş, bu nedenle davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu maddi tazminat tutarını 13.02.2019 tarihli dilekçesiyle 40.000,00 TL olarak arttırdığı hususu nazara alınarak arttırılan tutar yönünden faiz başlangıcının bu tarih olarak kabulü gerekmekle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmüştür.
Öte yandan davalı tarafça delil tespit giderlerine hükmedilmesinin isabetli olmadığı ileri sürülmüş ise de, yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede delil tespiti giderlerinin makul giderler kapsamında değerlendirilmesi yerindedir. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.
Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Kısmen KABULÜ ile İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.09.2022 tarih 2022/78 E. 2022/676 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2. Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere;
Davanın KABULÜ İLE, davaya konu hasar bedeline yönelik 25.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren, bakiye 15.000,00 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 13.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan ZMMS poliçesi yönünden 36.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve bakiyesinin İMMS poliçesi kapsamında davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40-TL nispi ilam harcından, peşin alınan 426,94- TL nispi harç 257,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye kalan 2.048,46-TL harcın davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına,
Davacının yatırmış olduğu 35,90-TL başvurma harcı ile 426,94-TL nispi harç ve 257,00-TL ıslah harcı toplamı 719,84-TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ATK fatura ücreti 464,50-TL, 2.700,00-TL bilirkişi ücreti, 842,60-TL (İzmir 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/78 D.İŞ sayılı dosyasında yapılan tespit gideri) ve 230,50-TL tebligat-posta giderinden ibaret toplam 4.237,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Davacının yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde isteği halinde kendisine iadesine,
3. Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
4. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00. TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 50,00. TL tebligat gideri olmak üzere toplam 788,00. TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25