SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 11. HD 2021/2018 E. 2024/1187 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2018

Karar No

2024/1187

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/2018

KARAR NO : 2024/1187

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09.06.2021

NUMARASI : 2018/61 E. 2021/536 K.

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit

KARAR TARİHİ : 12.06.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2024

İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.06.2021 tarih 2018/61 E. 2021/536 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA :Davacılar vekili, davalı ... Bankası A.Ş İzmir Pasaport Şubesi tarafından bono olarak isimlendirilen bir belgeye istinaden diğer borçlular ile birlikte davacılar aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 1996/29 esas sayılı dosyasıyla davaya konu kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, dosyada davalı bankaca en son icra işleminin 11/06/1997 tarihinde yapıldığını, davalı bankanın dosyada çok uzun süre işlem yapmamasına rağmen 27/04/2007 tarihinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bir kararını ibraz ederek yenileme talep ettiğini, İcra Müdürlüğünün dosyada hacizler mevcut olduğundan emsal Yargıtay kararı uyarınca borçlulara yenileme dilekçesi tebliğ edilmeksizin takibin yenilenmesine karar verdiğini, 2007/1696 esas sayılı tahtında yenilenen takip kapsamında bugüne kadar ölçüsüz gayrimenkul hacizleri uygulandığını, söz konusu kambiyo takibinde davalı tarafın alacaklı sıfatı ve keza takipte taraf ehliyeti olmadığını, takibe müstenit belgenin bono niteliğinde olmadığından takip yapılamayacağını, takibe devam edilemeyeceğini, kambiyo senedi vasfı taşımayan belgenin ciro yoluyla tedavüle çıkarılması, dolayısıyla davalı bankanın meşru hamil kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bankanın belge içeriği alacağı temlik aldığına dair takibe eklenmiş bir belgenin bulunmadığını, alacağın ciro edildiğine ilişkin açıklama olmadığını, bonoda alacaklı görünen ... A.Ş'nin davalı ... Bankasına borcu olmadığını ileri sürerek takibin teminatsız olarak durdurulmasını, davalı tarafın kambiyo takibi yapma hakkı takipte alacaklı sıfatı ve takip edilebilir alacağı bulunmadığından takibe konu miktar ve her türlü ferilerinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili, senet vasfına ilişkin itirazların yargılama yerinin icra hukuk mahkemeleri olduğunu, buna ilişkin itirazların 5 günlük yasal sürede yapılması gerektiği bu nedenle bu itirazın reddi gerektiğini, bankanın senette yetkili meşru hamil sıfatında olup senetten dolayı davacılardan alacaklı olduğunu, takipte zamanaaşımı süresinin 10 yıl olup banka alacağının zamanaşamına uğramadığını, banka ile .... A.Ş arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacıların iş bu kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını savunarak davanın reddine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın bono olarak verdiği belgeye istinaden davacılar ile dava dışı kişiler aleyhinde kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla 1996 yılında takip başlattığı, takibin uzun süre işlemsiz bırakıldığı sonrasında 2007 yılında takibin yenilendiği, borçluların mal varlıklarına haciz uygulandığı, davalı tarafın söz konusu belgeye istinaden alacaklı sıfatı ve taraf ehliyetinin bulunmadığı takibin zamanaşımına uğradığını, davacıların davalıya borcu bulunmadığını, Yargıtay tarafından da söz konusu belgenin bono olmadığının kabul edildiği iddiası ile iş bu davada İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2007/1696 dosyasında takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davacılar tarafından söz konusu takibin zamanaşımına uğradığı ve senedin bono vasfına sahip olmadığı iddiası ile de iş bu davadan önce İzmir 6 İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/79 esas sayılı dosyasında şikayet yoluna başvurduğu, anılan mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1075 esas 2016/557 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takip dayanağı senette düzenleme yerinin yazılı olmadığı, senedin bono vasfını taşımadığı, adi senet hükmünde olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 146 maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunun 125 maddesi) düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönünde karar verildiği, bu karar doğrultusunda İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/11/2016 tarih ve 2016/573 esas, 2016/677 karar sayılı ilamı ile takip dayanağı senette zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edildiği, son işlem tarihinin 11/06/1997 ve yenileme talebinin de 27/04/2007 tarihi olduğu ve takibin zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21/05/2018 tarih ve 2017/252 esas 2018/4829 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, icra mahkemesince de kabul edildiği üzere söz konusu belgenin adi senet hükmünde olduğu ve dava konusu uyuşmazlıkta 2007 yılından önce takibin zamanaşımına uğramadığı, 2007 yılında takip yenilendikten sonra da icra dosyası kapsamında alacaklı olan davalı tarafından icra takip işlemlerinin yapılmaya devam edildiği, iş bu dava tarihine kadar ki sürede de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların zamanaşımına yönelik iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca takip türüne ilişkin iddiaların da takip hukuku kapsamında kaldığı, mahkemece bu yönüyle bir inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığı, takibe dayanak adi senet alacaklısı olan ... A.Ş tarafından söz konusu senet arkasına ciro yapılmak suretiyle senedin davalı bankaya tevdi edildiği, senedin niteliğine göre yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunun kabulü gerektiği. bu sebeple davacıların davalı bankaya yönelik alacaklı ve takip sıfatı bulunmadığı yönündeki iddialarının da yerinde olmadığı, davacıların mükerrer takip ve tahsilatlar yapıldığı iddiası bakımından, dava konusu takip yönünden davalı bankaya borçlu olup olmadıkları yönünden yapılan incelemede ise, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacıların iki ayrı döviz kredisinden kaynaklanan borç nedeniyle davalı bankaya borçlu oldukları, banka alacağından sorumlu oldukları, söz konusu takip kapsamında davalılardan yapılan herhangi bir tahsilatın bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli, objektif denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, tarafların itirazlarını karşıladığı, dosya kapsamı itibariyle davacıların davalı bankaya takip nedeniyle borçlu olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı, davacının kötüniyetli olduğunu savunmuş ve kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de. davacının kötüniyetli olduğunun davalı tarafından ispatlanmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacıların, dava dışı bir şirkete adi senet verdiğini, tanzim yeri olmadığından kambiyo senedi sayılamayacağı ve dolayısıyla adi senet olduğunu, daha sonra Yargıtay kararıyla da kesinleştiğini, Yargıtay kararlarına göre bir adi senet içeriği hak yazılı temlik sözleşmesi olmadan devredilemeyeceği ve bankanın da bu durumu araştırmak yükümlülüğü altında bulunduğu halde, ciro edilmiş gibi değerlendirilerek takibe konulduğunu, davacıların bankaya bir borcu olmadığını ve belge içeriği alacak da yazılı temlik sözleşmesiyle devredilmediği halde, bilirkişinin adi senedi kambiyo senedi gibi düşünerek bu senetten borç olduğu sonucuna vardığını, asıl borçlu kabul edilen firmanın asıl borcunun sona erdiğinin bile dikkate almadığını, mahkemenin de kanuna aykırı olarak gerçek ciro niteliğinde bile olmayan senet üzerindeki ciro bile sayılamayacak ibareyi, bir temlik açıklaması, beyanı ve iradesi ile temellük eden kimliği/ismi/ünvanı içermediği halde TBK 184. maddeye aykırı şekilde “alacağın temliki hükmünde” nitelendirdiğini, aşamalarda, tarafları aynı ve konusu da birebir nitelikteki diğer bir menfi tespit davasında verilmiş ve kesinleşmiş hükmün hiç dikkate alınmadığını, kesin hükme aykırı karar verildiğini, davacıların bankaya bir borcu olmadığını, söz konusu adi belge teminat senedi sayılsa dahi, usûlüne uygun temlik edilmediğini, kaldı ki, teminatı olduğu kredi borcunun sona erdiğinin nazara alınmadığını, istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının usule, yasaya ve kesinleşmiş hükme aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, İzmir 10. İcra Müdürlüğünün (eski 1996/29 Esas) 2007/1696 sayılı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Somut olayda; ... Bankası A.Ş. İzmir Şubesi ile asıl borçlu dava dışı ... A.Ş. arasında 25.05.1993 tarihli 25.000.- TL limitli Ticari Krediler Sözleşmesi imzalandığı, davacılar ... ve ... ile dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından Sözleşmenin her sayfasının imzalandığı, davacılar ... ve ... ile dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. tarafından Sözleşmenin 23. sayfasında bulunan "Müşterek Borçlu ve Müşterek Müteselsil Kefalet Şerhi" belgesini Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı asıl borçlu Şirkete tütün ihracatı için iki ayrı döviz kredisi kullandırıldığı, önce 09.06.1993 tarihinde 1.000.000.- USD ve sonra 17.06.1993 tarihinde 440.000.- USD döviz kredisi kullandırıldığı, ticari kredilerin ödenmemesi üzerine 19.12.1995 tarihli iki ayrı ihtamame keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 1996/29 Eski, 2007/1696 Esas Sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.

Davaya dayanak teşkil eden İzmir 10. İcra Müdürlüğünün (eski 1996/29 Esas) 2007/1696 sayılı dosyasında alacaklı ...bankası vekili tarafından borçlular ... A.Ş, M. ..., ..., ... A.Ş, ... A.Ş aleyhine 17.946.510.300 TL üzerinden, 17.06.1994 vadeli 660.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişildiği, dosyada yaklaşık 10 yıla yakın süre icrai işlemin yapılmadığı, takip dayanağı bononun TTK 776/f maddesi gereğince düzenleme yeri unsurunu ihtiva etmediği, bu eksikliğin 777/1 maddesinde gösterildiği biçimde düzenleyenin isteminin yanında yer alan adres bilgisi içerisinde yer alan idari birim ile tamamlanamadığı, zira böyle bir idari birime ait bilginin senet üzerinde yer almadığı, bu nedenlerle senedin bono vasfını taşımadığı ve senedin adi senet hükmünde değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle zamanaşımı süresinin TBK 146 maddesine göre belirlenmesi ile takip alacaklısının son icrai işleminin 11.06.1197 tarihinde olduğu, yenileme talebinin ise 27.04.2007 tarihinde olmakla zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu hususta İcra Hukuk Mahkemesine yapılan şikayetin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Davacılar vekilinin İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/72 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede, davaya konu takibin dayanağı ile söz konusu dava dosyasındaki takip dayanaklarının farklı olmasına nazaran, ayrıca somut olayda davacılar ile davalı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla davacıların yer almış olması dikkate alındığında dosyada alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarına göre banka kayıtları incelenerek İzmir 10.İcra Müdürlüğünün (eski 1996/28 Esas )yeni 2007/1695 Esas sayılı dosyası kapsamındaki 1.500.000 USD bedelli senet nedeniyle ve İzmir 10. İcra Müdürlüğünün (eski 1996/29 Esas) yeni 20071696 Esas sayılı dosyası kapsamındaki 660.000 USD bedelli senet nedeniyle yapılan herhangi bir tahsilatın bulunmadığı, dava dışı asıl borçlu şirketçe ödenen 42.368,13 TL tahsilatın, banka lehine rehinli malların satışından kaynaklandığı, yapılan tahsilatın İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 1996/30 Esas sayılı dosyası ile menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan 26.000,00 TL tutarlı takip sonucunda rehinli malların satışından elde edildiği ve bu takip dosyasının 42.368,13 TL tahsilatla kapatıldığı, takip tarihinde iki ayrı krediden kaynaklanan banka alacağından dolayı takibe girişildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın bono olarak verdiği belgeye istinaden davacılar ile dava dışı kişiler aleyhinde kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla 1996 yılında takip başlattığı, takibin uzun süre işlemsiz bırakıldığı sonrasında 2007 yılında takibin yenilendiği, borçluların mal varlıklarına haciz uygulandığı, davalı tarafın söz konusu belgeye istinaden alacaklı sıfatı ve taraf ehliyetinin bulunmadığı takibin zamanaşımına uğradığını, davacıların davalıya borcu bulunmadığını, Yargıtay tarafından da söz konusu belgenin bono olmadığının kabul edildiği iddiası ile iş bu davada İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2007/1696 dosyasında takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, davacılar tarafından söz konusu takibin zamanaşımına uğradığı ve senedin bono vasfına sahip olmadığı iddiası ile de iş bu davadan önce İzmir 6 İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/79 esas sayılı dosyasında şikayet yoluna başvurduğu, anılan mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1075 esas 2016/557 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takip dayanağı senette düzenleme yerinin yazılı olmadığı, senedin bono vasfını taşımadığı, adi senet hükmünde olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 146 maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunun 125 maddesi) düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu yönünde karar verildiği, bu karar doğrultusunda İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 22/11/2016 tarih ve 2016/573 esas, 2016/677 karar sayılı ilamı ile takip dayanağı senette zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edildiği, son işlem tarihinin 11/06/1997 ve yenileme talebinin de 27/04/2007 tarihi olduğu ve takibin zamanaşımına uğramadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21/05/2018 tarih ve 2017/252 esas 2018/4829 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, icra mahkemesince de kabul edildiği üzere söz konusu belgenin adi senet hükmünde olduğu ve dava konusu uyuşmazlıkta 2007 yılından önce takibin zamanaşımına uğramadığı, 2007 yılında takip yenilendikten sonra da icra dosyası kapsamında alacaklı olan davalı tarafından icra takip işlemlerinin yapılmaya devam edildiği, iş bu dava tarihine kadar ki sürede de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacıların zamanaşımına yönelik iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca takip türüne ilişkin iddiaların da takip hukuku kapsamında kaldığı, mahkemece bu yönüyle bir inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığı, takibe dayanak adi senet alacaklısı olan ... Sanayi ve Tic. A.Ş tarafından söz konusu senet arkasına ciro yapılmak suretiyle senedin davalı bankaya tevdi edildiği, senedin niteliğine göre yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunun kabulü gerektiği. bu sebeple davacıların davalı bankaya yönelik alacaklı ve takip sıfatı bulunmadığı yönündeki iddialarının da yerinde olmadığı, davacıların mükerrer takip ve tahsilatlar yapıldığı iddiası bakımından, dava konusu takip yönünden davalı bankaya borçlu olup olmadıkları yönünden yapılan incelemede ise, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davacıların iki ayrı döviz kredisinden kaynaklanan borç nedeniyle davalı bankaya borçlu oldukları, banka alacağından sorumlu oldukları, söz konusu takip kapsamında davalılardan yapılan herhangi bir tahsilatın bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli, objektif denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, tarafların itirazlarını karşıladığı, dosya kapsamı itibariyle davacıların davalı bankaya takip nedeniyle borçlu olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı, davacının kötüniyetli olduğunu savunmuş ve kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de. davacının kötüniyetli olduğunun davalı tarafından ispatlanmadığı anlaşılmakla kötü niyet tazminat talebinin reddine yönelik kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2. Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60. TL  maktu harçtan, peşin alınan 59,30. TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacıların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12.06.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriistinafTespitdereceizmirkararınınkonusuhükümMenfigerekçemahkemesiözeticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim