SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 11. HD 2021/1932 E. 2024/1140 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1932

Karar No

2024/1140

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1932

KARAR NO : 2024/1140

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 09.06.2021

NUMARASI : 2020/105 E. - 2021/85 K.

DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini

KARAR TARİHİ : 05.06.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 05.06.2024

İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 09.06.2021 tarih 2020/105 E. - 2021/85 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA : Davacı vekili, davacının ... tarafından tescil edilen 28.01.2003 tarihli 2003/02062 tescil numaralı “...” ibareli markanın sahibi olduğunu, 2003/02062 başvuru ve tescil numaralı "..." markasını yüksek ayırt edici bir niteliğe kavuşturup 28/01/2003 tarihinde tescil ettirenin ... ... olduğunu, 17 Haziran 2010 tarihinde davacı ve ...'ye markayı devretmiş olduğunu, davalı tarafın 2020/30843 nolu ve 24.08.2020 tarihli "... ... ..." markasının 39.sınıfta yer alan hizmetler için tescille koruma altına alındığını, davacının aynı hizmetteki markasına tecavüz oluşturduğunu belirterek davalı tarafın 2020/... nolu markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili, davalı şirketin 2006 yılında ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ticaret unvanıyla nakliyat ve lojistik hizmetleri vermek amacıyla kurulmuş olduğunu, ana faaliyet konusunun "konteyner taşımacılığı" olduğunu, şirketin 2017 yılında ortaklık yapısında değişiklik olduğunu ve şirkete %50 oranında hissedar olan ... ...'nın aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olarak marka oluşturmak istediğini, TPMK nezdinde başvuru yapıldığını, benzerlik araştırması yapıldığını ve yayın kararı verildiğini, yayıma itiraz ve tescile itiraz prosedürleri gerçekleşmediği için markanın tescil altına alınmış olduğunu, davacı tarafın bu süreçte itirazı olmadığını, iki marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak genel izlenimde ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, davacı adına tescilli markanın tanınmış bir marka olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça 25/11/2020 tarihinde ve 6769 sayılı SMK’nın 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra dava açıldığı, 6769 sayılı SMK’nın geçici 1/1 maddesi uyarınca, marka başvurularının sonuçlandırılması yönünden, başvuru tarihinde geçerli kanun hükümlerinin uygulanması gerekirken, münhasıran açılan hükümsüzlük davaları ile tecavüz davaları yönünden SMK’nın 192. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yeni SMK’nın hükümlerinin uygulanması gerektiği, Yargıtay 11 . Hukuk Dairesinin 2020/1412 E. - 2021/2516 K. ve 17.03.2021 tarihli ilamında da belirttiği üzere; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/7 ve 29/2 maddelerinin yollamasıyla aynı Kanun’un 19/2 maddesine göre; markanın nispi sebeplerle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davalar ile marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan davalarda davacıya karşı dayanılan markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanılmadığı def’inin ileri sürebileceği, bu durumda Mahkemece tecavüz edildiği ileri sürülen markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığının bir ön sorun olarak incelenerek hasıl olacak sonuca göre hükümsüzlük ve tecavüz davaları hakkında bir karar verilmesi gerektiği, davacı vekiline 1.celsede markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanıldığını gösteren ilgili evrakları sunması için süre verildiği, ancak davacı vekilinin herhangi bir belge sunmadığı, ciddi kullanımını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacının İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/89 E., İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/145 E. Sayılı dosyalarından ilgili markanın tecavüzün önlenmesine dair ait taraflarınca açılan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davaları bulunduğunu, bu dosyaların mevcudiyetinden ve sonuçlarının henüz belli olmadığından davacının 2016'dan beri markasını kullanamadığını, işbu dosyaların mevcudiyetinin davacının markasını kullanmasını engellemekle, kanunun 5 sene ciddi kullanım için ön gördüğü süreyi kestiğini, 6769 Sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu 25/1 maddesi gereğince aynı kanunun 5. veya 6. maddesinde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceğini, davalı tarafın markasının kurumca incelemeden geçip tescil edilmiş olsa bile marka hakkına tecavüz mevcut olduğunu, bu nedenlerle ilgili kanun maddesi gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlığa konu olayda davalı şirketin davacı şirketle faaliyet alanlarının aynı marka nice sınıfına (TPE'ce belirlenen 39. sınıftaki alanlara) tabii olup davalı şirketin marka tescilini bu sınıf için yapmış bulunduğunu, bu durum göz önüne alındığında davalı adına tescillenen bu markanın davacının markası ile hem aynı ibareyi taşıması hem de aynı hizmet sınıfı içerisinde yer almasının davalı şirketin taklit kastını içerdiğini açıkça gösterdiğini, davaya konu "... ... ..." markasının iltibasa yol açtığının her türlü izahtan vareste olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE :Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

6769 sayılı SMK’nın geçici 1/1 maddesi uyarınca, sınai mülkiyet başvurularının sonuçlandırılması yönünden, başvuru tarihinde geçerli kanun hükümlerinin uygulanması gerekirken, münhasıran açılan hükümsüzlük davaları ile tecavüz davaları yönünden SMK’nın 192. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yeni SMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 17.03.2021 tarih 2020/1412 E, 2021/2516 K.).

Benzerlik (iltibas/karıştırma ihtimali) nedeniyle hükümsüzlük kararı verilebilmesi için marka işaretlerinin ve tescilli oldukları mal/hizmetlerin aynı veya benzer olması gerekmektedir. Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda TPE'nce hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğin hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle her iki grup malların da aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının, bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.

Yerel mahkemece, dosyanın 10.03.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen 4 nolu ara kararı ile ''Davalının SMK madde 25/7 uyarınca kullanmama def'ine dayandığı için, davacı vekiline markasını 25.11.2020 tarihinden geriye 5 yıl içerisinde Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanımını gösteren defter, fatura ve ilgili evrakları sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde belgeleri sunmadığında bu belgelere dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasının ihtarına, ihtar edildi'' şeklinde ihtarlı ara kararı oluşturulduğu, aynı oturumun 5 nolu ara kararında ise, davacının belgeleri sunması veya verilen sürenin sonunda dava konusuna ilişkin bilirkişi tayini ile rapor aldırılması yönünde ara kararın ihdas edildiği, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde söz konusu 4 nolu ara kararı gereğince belirtilen belge ve evrakların dosyaya ibraz etmediği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/7 ve 29/2 maddelerinin yollamasıyla aynı Kanun’un 19/2 maddesine göre; markanın nispi sebeplerle hükümsüzlüğü istemiyle açılan davalar ile marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan davalarda davacıya karşı dayanılan markanın ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanılmadığı def’inin ileri sürebileceği, bu durumda Mahkemece tecavüz edildiği ileri sürülen markanın Türkiye’de ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığının bir ön sorun olarak incelenerek hasıl olacak sonuca göre hükümsüzlük ve tecavüz davaları hakkında bir karar verilmesi gerektiği, gelinen aşamada davacı tarafın belirtilen hususu kanıtlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan  59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriistinafvedereceizmirHükümsüzlüğüSicildenkararınınkonusuhükümgerekçeTerkinimahkemesiözeticevapMarkanın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim