SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 11. HD 2024/375 E. 2024/1138 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/375

Karar No

2024/1138

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/375

KARAR NO : 2024/1138

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29.11.2023

NUMARASI : 2022/285 Esas 2023/779 Karar

DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil

KARAR TARİHİ : 05.06.2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 05.06.2024

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2023 tarih 2022/285 Esas 2023/779 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA : Davacı vekili, davacının 29/04/2005 tarihli ada yazılı ortaklık senedi ile eski ortak ...’den 9.871.000,00-TL karşılığı 1 pay, 105 m2'lik kooperatif ortaklığını devraldığını, kooperatifçe de ortaklığa kabulünün uygun görüldüğünü, davacının her yıl genel kurul toplantılarında kararlaştırılan aidatlarını düzenli ve eksiksiz olarak ödediğini, davalı kooperatifin ... Mahallesi, ... İlçesi, ... İli, ... pafta, ... ada, ..., ..., ..., ... parsellerde toplu işyerleri inşa ettiğini, inşa edilen iş yerlerini 13 bağımsız bölüm olarak inşa ettiğini ve kat mülkiyeti hükümlerine göre bağımsız bölümlere ayırarak davalı ortaklara tapularını teslim ettiğini, ferdileşme tarihinde davacının hiçbir borcunun bulunmamasına rağmen herhangi bir tapu tesliminin yapılmadığını, ... Pafta, ... Ada, ... Parsele toplam 698,61 m2 büyüklüğünde 3 adet dükkan; ... Parsele toplam 399,97 m2 büyüklüğünde 2 adet dükkan; ... Parsele toplam 699,59 m2 büyüklüğünde 3 adet dükkan; ... Parsele 1.200,08 m2 büyüklüğünde 5 adet dükkan inşa edildiğini, ... Pafta ... Ada ... Parsel (3 adet dükkan - 1/3 Arsa Payı – Dükkan – 698,61 m2) zemin 1:04.11.2019 tarihinde eski ortak ...'e, zemin 2:02.05.2008 tarihinde eski ortak ... 'a, zemin 3:24.04.2008 tarihinde eski ortak ...'e, ... Pafta ... Ada ... Parsel (2 adet dükkan 1/2 Arsa Payı–Dükkan–399,97 m2) zemin 1:18.04.2008 tarihinde eski ortak ...'a, zemin 2:18.04.2008 tarihinde eski ortak ...'e, .... Pafta ... Ada ... Parsel (3 adet dükkan-1/3 Arsa Payı – Dükkan–699,59 m2) zemin 1:18.04.2008 tarihinde eski ortak ...'e , zemin 2:24.04.2008 tarihinde ...'na, zemin 3:18.04.2008 tarihinde eski ortak ...'e ferdileşme yolu ile, 24.04.2008 tarihinde ise satış yolu ile diğer ortak olan ...'a, ... Pafta ... Ada ... Parsel (5 adet dükkan – 1/5 Arsa Payı – Dükkan – 1.200,08 m2) zemin 1:11.09.2008 tarihinde eski ortak ...'e, zemin 2:18.04.2008 tarihinde eski ortak ...'e, zemin 3:03.11.2009 tarihinde eski ortak ...'a, zemin 4:02.05.2008 tarihinde eski ortak ...'ya, zemin 5:24.04.2008 tarihinde ...'a ferdileşme yolu ile tapuların teslim edildiğini, ortaklardan ... ve ... dışındaki ortakların kooperatif tasfiye edilmeden kooperatif ortaklığından ayrıldığını, ortaklıktan ayrılan ortakların tapularının iptali ile kooperatife ve davacının ortaklık payı oranında davacı adına tescilinin gerektiğini, davalı kooperatifin 29/06/2016 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye sürecine girmesine dair karar aldığını, güncel olarak sermayesinin 0,70-TL olduğunu ve tasfiye sürecini dahi tamamlayacak sermayesinin bulunmadığını, aciz hale düşmesinin sebebinin tapularını alan ortakların ortaklıktan çıkması, kooperatifin amacına uluşması için çıkan ortakların ortaklıkta kalıp diğer ortaklara işyeri inşa edilmesine katkı sağlamamak, ortaklıktan çıkma ile kooperatiften elde edilen faydaların iade edilmemesi vs… olduğunu, oysa kooperatifler kanununa göre tapusunu alan ortağın kooperatifin tasfiye olana kadar ortaklıkta kalması ve kooperatifin amacına ulaşmasını desteklemesi, kooperatif amacına ulaşsa dahi tasfiye masraflarına katlanması gerektiğini, davacı adına davalı kooperatife Beyoğlu 35. Noterliği'nden 17.05.2021 tarih 10000 yevmiye numaralı ihtar çekilerek 7 gün içerisinde davacının hissesine isabet eden bağımsız bölüm taşınmazın tapusunun tapudan devredilmesine, mümkün değil ise bağımsız bölümün bugünkü değeri olan 800.000,00-TL'nin davacıya ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, davalı kooperatifin Karşıyaka 2. Noterliği'nin 02.06.2021 tarih 08082 yevmiye numaralı ihtarnamesi "Bu gün itibari ile kooperatifimiz üzerine kayıtlı hiçbir taşınmaz tapusu bulunmamaktadır. Bu nedenle talepçi ortağımıza verilecek bir tapu hissesi söz konusu olamaz. Ayrıca kooperatif üyelerinin aidatlarını ödememesi sebebiyle kooperatif işlevsiz hale düşmüş. Kooperatifin bütün yükü Yönetim Kurulu Başkanı ...'ın üzerinde kalmıştır. Bu kişi kooperatifin tüm cari giderlerini şahsen üstlenmek zorunda kaldığı gibi birçok ortağın yaptığı ödemelerin geri ödenmesini gerçekleştirerek mağduriyetleri önlemiştir. Ancak başkan, tüm ortakların gerçekleştirdikleri ödemelerin geri ödemesini yapabilecek mali imkana sahip değildir. Böyle bir görev ve mecburiyeti de bulunmamaktadır. Kooperatif ortakları tarafından sahiplenirse ortaya bir para konulabilirse çıkma talep eden ortaklara ödeme yapılabilecektir." şeklinde cevap verildiğini, kooperatif ortaklığından ayrılan ortaklara kooperatif kanunun 17. maddesi uyarınca ödeme yapılması gerektiğini, ancak ayrılan ortağın da kooperatiften elde ettiği faydaları iade etmesi gerektiğini, tapuların da bu kapsamda elde edilen fayda niteliğinde olduğunu, anılan nedenle davalılar adına kayıtlı 11 adet taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile kooperatif ve ortaklık payı oranında davacı adına tescili gerektiğini, tapusu 3. kişiye devredilen taşınmazların da bedelinin iadesinin gerektiğini, aynı zamanda ortaklar arasında eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini bildirdiğini, ... Mahallesi, ... İlçesi, ... İli, ... pafta, ... ada, ..., ..., ..., ... parsellerde yer alan bağımsız bölümlerin davalılar adına tapu kaydının iptali ile Tasfiye Halinde S.S. ... Kooperatifi (Mersis: ...) ve ortaklık payı ölçüsünde davacı adına tesciline, taşınmazı dava dışı 3. kişilere devreden davalılardan taşınmazın dava tarihindeki değerinin edimlerin iadesinin gerektiği tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte kooperatife iadesine, tapu iptal ve tescili mümkün olmaz ise davalı kooperatifçe davacıya verilmesi gereken tapunun bugünkü rayiç bedelinin tapuyu hak ettikleri tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalılar ..., ..., ... (...), ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, davalılar dava konusu yapılan tapularını 12/08/2004 tarihli olağanüstü genel kurul kararına istinaden tüm ödemelerini yapmış olmaları sebebiyle ve kura yoluyla 2008 yılında adlarına tescil edilmesi suretiyle kazanıp o tarihten bu yana zilyetliklerini ve mülkiyetlerini kesintisiz biçimde ellerinde bulundurduklarını, iyi niyetli kazanımlarının korunması gerektiğini, davacının dava dışı kooperatife ihtarname çekip davalılara dava açtığını, davalıların iş bu davada taraf sıfatlarının bulunmadığını, davanın kooperatife yöneltilmesi gerektiğini, yalnızca üyelere açmak istiyor ise tüm üyelere davayı yöneltmesi gerektiğini, davacının dava dışı kooperatiften 800.000,00-TL ödenmesini talep ettiğini ancak 5.000,00-TL olarak davayı açtığını, gayrimenkullerin rayiç değerlerinin tespit edilerek eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, kooperatifin 4 çeşit üyeliği olup bunların 105m2’lik, 120m2’lik, 150m2’lik ve 200m2’lik olduğunu, her dükkanın büyüklüğüne göre de üyelik bedelinin farklı olduğunu davalıların 150 ve 200m2’lik dükkanların üyeleri, davacının ise 105m² lik dükkanın üyesi olduğunu, bu nedenle davacının davalılardan hak talebinin yerinde olmadığını, kooperatifin amacını gerçekleştirmek için arsalar satın aldığını ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri yaptığını, her bir dükkan büyüklüğüne göre parsel ayarladığını, her biri 150m2 ve belli sayıda parselleri birleştirerek her biri 200m2’lik dükkan imalatı yaptığını, bu dükkanları inşa ederek üyelerine teslim ettiğini, ve satın aldığı ve sözleşme yaptığı diğer parsele de 105 ve 120m2’likleri yapmaya devam edeceğini ancak bu arsalara ilişkin Karşıyaka 4.Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/401E-2021/62K sayı ile dava açıldığını ve tedbir konulduğunu, dosyanın istinaf incelemesinde olduğunu inşaatın yapılabilmesi için kararın kesinleşmesinin beklendiğini, kooperatif üyelik aidatının hem satın alınması planlanan arsa bedelini hem de yapılacak inşaatın toplam tutarını hesap ederek belirlendiğini, üyelik aidatı prensip olarak arsa bedeli, alt ve üst yapı, inşaat, ortak alan ve tesislerin maliyeti ile genel giderlerden tespit edilecek toplam maliyet bedelinden ortakların payına düşecek miktar olarak hesaplandığını, dolayısıyla her bir üye üyelik çeşidine göre üzerine düşen toplam tutarı ödediğinde kooperatifin tüm arsa alım ve inşaat işlerinin üzerine düşen kısmını ödemiş ve sorumluluğunu yerine getirmiş olduğunu, dava konusu olayda kooperatif üyelik aidatı hem arsa hem de inşaat bedelini kapsadığından, davalıların üye oldukları dönemde hem kendilerinin hem de davacı ve diğerlerinin arsa alım ve inşaat yapım bedellerinin üzerlerine düşen kısmını ödediklerini ve kooperatifçe ibra edildiklerini, bu şartlarda zaten kooperatife üyelik aidat borcu olan davacının tüm borcunu ödemiş olan davalılardan hak ve hisse talep etmesinin mümkün olmadığını, yaklaşık 12-13 senedir üyelerce aidat ödenmediği, birikmiş toplam üye aidat alacağının yapılacak inşaata fazlasıyla yeteceğini kooperatif tarafından haricen beyan edildiğini, kooperatif yasasına göre, mülkiyetlerin aktarılması için işyeri maliyetlerinin ortaklarca kooperatife ödenmiş veya ödenmesi güvence altına alınmış olması ve yükümlülüklerin yerine getirilmiş bulunmasının gerektiğini, davacının ikametgahının İzmir olduğunu ve gelişmelerden haberinin olmamasının mümkün olmadığını, davacının mevcut durumda yalnızca ödediği kadar üyelik aidatının kendisine ödenmesini ya da işin teslimini kooperatif yönetiminden isteyebileceğini, rayiç bedelin eski kooperatif üyelerinden istemesinin yasaya aykırı olduğunu bildirerke, öncelikle zamanaşımı ve davalıların taraf olmadığından bahisle taraf ehliyetine itirazları bulunduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.

Davalılar ..., ... ve ... vekili, davalılardan ...’ın diğer davalılardan farklı olarak taşınmazı kooperatiften değil ... isimli kişiden satın aldığını, anılan nedenle bu davalılardan davada taraf sıfatının bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını, tapu kaydının iptali ile kooperatif ve davacı adına tescil talep edildiğini, talebin açık olmadığını, davacının kendi adına tescil istemesinin mümkün olmadığını, davalıların davacı ile ilgisinin bulunmadığını, kooperatif adına tescil talebinde bulunuyor ise de bu takdirde kooperatif adına dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davacının hissedarlara dava açmak istemesi halinde ise tüm hissedarlara dava açması gerektiğini, davacının kooperatife karşı yükümlülüklerini tam olarak ve eksiksiz yerine getirmediğini bu nedenle talep hakkının bulunmadığını, kooperatifte yer alan bağımsız bölümlerin farklı büyüklüklerde olduğunu ve davacının daha büyük alan sahip işyeri sahiplerine karşı dava açtığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile ancak kendisi ile aynı grupta bulunanlardan talepte bulunabileceğini, tapuların genel kurulun belirlediği kriterler dahilinde verildiğini, davacının tapusunun almasının gecikmesinin kooperatifin taraf olduğu Karşıyaka 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davadan kaynaklı olduğunu ve davalılar ile ilgisinin bulunmadığını, davalıların kooperatif tarafından ibra edildiğini, davacının kendi hissesini 2005 yılında devralındığını, oysa tapuların davalılara verilmesine dair genel kurul kararının daha önce alındığını, davacının tapuların devir tarihinde bunu bilmesine rağmen itirazda bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının en son ödemesinin 18/03/2015 tarihinde olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir ödemesinin olmadığı gibi herhangi bir hazirun cetvelinde de ismine rastlanmadığı, 19/03/2015 tarihinde ise kooperatif üyeliğinden istifa ettiğine dair dilekçeyi dava dışı kooperatife sunduğu, bu itibarla davacının dava dışı kooperatif üyeliğinin istifa dilekçesinin tek taraflı ve yenilik doğurucu bir işlem olması da dikkate alınarak 19/03/2015 tarihi itibarı ile son bulduğunun anlaşıldığı, bu tarihten sonra herhangi bir aidat ödenmemesi ve genel kurul toplantılarına katılmaması yönündeki davranışı da bu iradesinin dış dünyadaki yansıma olduğu, hal böyle olunca davacının dava dışı kooperatif ortaklığının bulunmaması nedeni ile kooperatif adına ya da kendisine adına tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde ise, hak ettiği taşınmazın tescilini talep hakkı bulunmadığı, zira bu hakkın kooperatif üyelerine tanınan bir hak olup, dava dilekçesinde davacı tarafça dava dışı kooperatife ödenen aidatların iadesi de talep edilmediğinden dava dilekçesinde yer alan talepler yönünden davacının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının gerekçesinde "Kooperatif belgeleri arasında, davacının kooperatif yönetim kurulu başkanlığına verdiği 19/03/2015 tarihli dilekçesi ile, ekonomik sebeplerden dolayı üyeliğe devam edemeyeceğini, bu güne kadar olan ödediği meblağlarını giderler düşüldükten sonra iadesini, üyelik hakkının da kooperatife devredilmesini talep ettiği, davacının kooperatife makbuz karşılığı yapmış olduğu son ödemesinin 18/03/2015 tarihli ödemesinin olduğu, bu tarih sonrası ödemesine rastlanılmadığı ve genel kurul toplantılarına katıldığına dair hazirun cetvellerinde ismine rastlanmadığı anlaşıldığı, öte yandan dava dışı Kooperatif tarafından davacının istifasının kabul edildiği yönünde bir karara da yapılan incelemelerde rastlanmadığı, kooperatif kayıtlarında da mevcut 19.03.2015 tarihli istifa metnine itibar edilerek sonuca gidildiğini, ancak 1163 SK. 13 m düzenlemeler ve gerekçede de belirtildiği üzere istifanın sonuç doğurabilmesi için kanun koyucunun iki ayrı şekil şartı arandığını, ilk şart kooperatifin ortağın istifasını kabul etmesi, ikincisi ise kooperatifin istifayı kabul etmemesi halinde ortak çıkma iradesini noter aracılığı ile bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceğini, bunun haricinde yasal düzenleme ile istifada şekil şartı arandığından kooperatifin istifa kabul kararı bulunmayan ya da noter aracılığı ile üyelikten çıkma talebinin kooperatife ulaşmadığı hallerde istifa beyanının hiçbir hükmünün olmayacağının açık olduğunu, ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olduğu kabulü ise şekil şartına uygun şekilde istifa beyanı noter aracılığı ile bu bildirimin kooperatife ulaşması halinde mevcut olacağını, ancak şekil şartına uyulmaksızın yalnızca her halde kooperatife yapılmış bir istifa beyanına yasa koyucu hiçbir şekilde sonuç bağlamadığını, çıkmanın noter aracılığı ile yapılan bildiri tarihinde gerçekleşeceğini son cümle ile düzenlediğini, bu husus da göstermektedir ki kooperatifçe istifanın kabulden kaçınması halinde üyenin istifa gerçekleşmemekte ve ancak çıkma dileği kooperatife noter aracılığı ile bildirilmesi halinde sonuç doğuracağını, zira aksi düşünülürse kanun koyucu anılan maddenin son cümlesinde çıkmanın gerçekleşeceği tarihi; noterdeki bildirim değil ilk istifanın kooperatife iletilme tarihinde gerçekleşeceği yönünde düzenlemenin olması gerektiğini, üyenin istifasının yenilik doğurucu hak niteliğinde olduğu ve bu sebeple de üyenin istifa iradesinin kooperatife tebliği ile ortaklıktan çıkmanın gerçekleşmesi için yeterli olduğu yönündeki görüş ve kanaatte ise de yasal düzenleme karşısında mevcut dosya ile bağdaşmadığını, kanun koyucunun yukarıda da belirtildiği üzere istifa iradesinin kooperatifçe kabulden kaçınması halinde ikincil olarak da noter aracılığı ile bildirim halinde çıkmanın gerçekleşeceğinin belirtildiğini, yenilik doğurucu hakkın kullanımı da bildirimin noter kanalı ile yapılması halinde mümkün olabileceğini, bu durumun yargıtay içtihatlarında da belirtildiğini, dava dışı kooperatif de davacının 19.03.2015 tarihli dilekçesi sonrasında 29.06.2016 tarihli genel kurul toplantısı ile kooperatifin tasfiyesine karar verildiğini, bir sonraki genel kurul da 18.10.2019 tarihinde yapıldığını, haliyle kooperatif zaten atıl vaziyette olup hiçbir işlem yapılmamış hatta üyelik aidatının dahi belirlenmediğini, mahkemece 19.03.2015 tarihli dilekçesi sonrasında ödeme yapmadığı veya genel kurul toplantıları hazirun cetvellerinde yer almadığı belirtilmiş ise de kooperatif uzunca süredir atıl vaziyette olduğu ve 2016 yılı genel kurulu ile tasfiye sürecine girildiğinin açık olduğunu, genel kurul toplantılarının da yine yıllık yapılmadığı gibi aradan sonra yeni bir genel kurul toplantısı yapıldığının açık olduğunu, mahkemenin 19.03.2015 tarihinden sonra kooperatifin genel kurul yapmadığı gibi üyelik aidatları ödenmediği yönündeki yaklaşımın da doğru olmadığını, zaten kooperatifin tasfiyesine karar verildiğini, hiçbir işlemin kooperatifçe yapılmadığını, mahkeme kabulüne göre de ortak kooperatif üyeliğinden ayrılmadan önce dava konusu taşınmazların davalılara ferdileştirilerek teslim edildiğini, davacının üyeliği sırasında ferdileşme ile davalılara bu taşınmazların teslimi sonrası davalıların da kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, davacının kooperatif üyeliğinin devamı esnasında taşınmazların davalı kooperatif üyelerine ferdileşme ile devri yapıldığını, davacının dava konusu hak ve alacakların temini için tapu iptali tescil olmadığı takdirde bedel tazmini isteme hakkının mevcut olduğunun açık olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, kooperatif üyeliği iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Yerel Mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, dava dışı kooperatife dair sicil dosyasının dosyaya kazandırıldığı, kooperatife ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacı ...'in kooperatif yönetim kurulunun 29/04/2005 tarih ve 150 sayılı kararı ile, kooperatifin 1 pay 105 m2 dükkan üyesi ...'den devir suretiyle ortaklığa kabul edildiği, dava dışı kooperatif ortaklığının, 105 m2, 120 m2, 150 m2 ve 200 m2 lik ortaklıklardan oluştuğu, davacının ortaklığını 105 m2 ortağı ...'den almış olmasına nazaran devir aldığı kişinin hak ve borçlarına haiz olduğu, davacının kooperatif kayıtlarında 17 adet toplam 7.442,00 TL tutarında ödenmeyen senetlerinin bulunduğu, 18/03/2015 tarihinden sonra hiçbir ödemesine rastlanılmadığı ve davacının 19.03.2015 tarihli kooperatif başkanlığına hitaben yazmış olduğu dilekçesi ile ekonomik sebeplerden dolayı üyeliğe devam edemeyeceğini bildirerek bugüne kadar ödediği meblağın masraflar ve giderler düşülerek tarafına aide edilmesini, üyelik hakkının da kooperatife devredilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını talep ettiği görülmüştür.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesinde ortağın anasözleşmeye uygun olarak istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği düzenlendiği, ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olduğu, dosyaya sunulan Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi Ana Sözleşmesi'nin ortaklıktan çıkmaya ilişkin 13.maddesinde de "Her ortak, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabilir. Yönetim kurulu bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak, çıkma dileğini noter aracılığıyla yönetim kuruluna bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir." şeklinde düzenlemeyi içerdiği, davacının 19.03.2015 tarihli dilekçesinden sonra yasada belirtilen çıkma isteğini noter vasıtasıyla kooperatife bildirme yönünde hareket etmediği anlaşılmıştır. İDM'nin davacının en son ödemesinin 18/03/2015 tarihinde olduğu, bu tarihten sonra herhangi bir ödemesinin olmadığı gibi herhangi bir hazirun cetvelinde de ismine rastlanmadığı, 19/03/2015 tarihinde ise kooperatif üyeliğinden istifa ettiğine dair dilekçeyi dava dışı kooperatife sunduğu, bu itibarla davacının dava dışı kooperatif üyeliğinin istifa dilekçesinin tek taraflı ve yenilik doğurucu bir işlem olması da dikkate alınarak 19/03/2015 tarihi itibarı ile son bulduğunun anlaşıldığı, bu tarihten sonra herhangi bir aidat ödenmemesi ve genel kurul toplantılarına katılmaması yönündeki davranışı da bu iradesinin dış dünyadaki yansıma olduğu, hal böyle olunca davacının dava dışı kooperatif ortaklığının bulunmaması nedeni ile kooperatif adına ya da kendisine adına tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde ise, hak ettiği taşınmazın tescilini talep hakkı bulunmadığı, zira bu hakkın kooperatif üyelerine tanınan bir hak olup, dava dilekçesinde davacı tarafça dava dışı kooperatife ödenen aidatların iadesini talep edebilecekken bu hususta talepte bulunmadığından davacının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınnedenleriTapuveistinafTescildereceizmirkararınınkonusuhükümgerekçenumarasımahkemesiİptaliözeticevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim