İzmir BAM 11. HD 2021/1809 E. 2024/1031 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1809
2024/1031
22 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1809
KARAR NO : 2024/1031
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10.06.2021
NUMARASI : 2020/329 E. 2021/468 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 22.05.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22.05.2024
İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.06.2021 tarih 2020/329 E. 2021/468 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 03/09/2019 tarihinde ...'na ait ve ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, ...'a ait ve onun sevk ve idaresindeki ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren tarafın sigortalı araç sürücüsü olduğunu, davacının aracının Almanya trafiğine kayıtlı olduğunu, kaza sonrası aracın tamirinin Almanya da yapıldığını, davalı sigorta şirketinin Şube şeklinde örgütlenmiş bir bölge müdürlüğünün bulunması nedeniyle İzmir mahkemelerinin görülen davada yetkili olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğünü, davalı sigorta şirketinin muhtemel süre uzatım talebinin reddinin gerektiğini, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, 1.694,98 Euro bakiye hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden temerrüde düştüğü 26/06/2020 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini, davacının bilirkişi ücreti olarak ödediği 605,35 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahi edilerek davalıdan tahsilini, Kanuni vekalet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı sigorta şirketinin merkezinin Ümraniye'de olması nedeniyle yetki itirazında bulunduklarını, davacı yanın delillerinin davalı tarafa tebliğ edilmediği, meydana gelen trafik kazası sonucu davacı tarafa 02/07/2020 tarihinde 1.564,74 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme sonucu davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi hükümlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, davalı şirketin, belirlenecek olan gerçek zarardan sigortalısının dava konusu olan trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, aracın değer kaybı hesaplanırken pek çok kriterin göz önünde bulundurulması ve bunların hepsi birlikte değerlendirilerek rapor tanzim edilmesi gerektiğini, davalı şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, temerrütü söz konusu olmayan davalı şirketin aleyhine ancak ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, kazaya karışan araçların özel otomobil olduğundan davalı şirketin avans faizi ödemekle yükümlü olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 03/09/2019 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç ile davalı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araçların çarpıştığı, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin tazmini ile yaptırılan eksper incelemesine ilişkin harcanan eksper ücretinin davalı sigorta şirketinden tazmini istemi ile iş bu davanın açıldığını, davacıya ait araç plakasının Almanya ülkesine ait olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada önünde bulunan ve kırmızı ışık yandığında yavaşlayarak duran davacıya ait araca arkadan çarpmak suretiyle KTK md 52/c hükmünü ihlal ettiği ve 84/d hükmünde gösterilen arkadan çarpma asli kusurunu işlediği, bu nedenle kazada sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacıya ait aracın Almanya plakalı olması ve tamirinin Almanya'da yaptırılması söz konusu olduğundan araçtaki hasarın ve hasarın giderilmesi bedelinin Alman rayicine göre hesaplanması gerektiği ve bu hususun yüksek yargı kararları ile de kabul edildiği anlaşıldığını, buna göre, Almanya da bulunan baş motorlu araç bilirkişi bürosu tarafından Alman rayicine göre, yapılan hesaplamayı içeren 31/12/2019 tarihli rapor ile KDV dahil 1.897,86 Euro hasarın tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru sonrası 02/07/2020 tarihinde 1.562,74 TL kısmi ödeme yapıldığını, mahkemece dosyaya celp edilen kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak davacı tarafından talep edilen bakiye hasar bedelinin araç yönünden mevcut olup olmadığı, Almanya'da bulunan bilirkişi bürosu tarafından düzenlenen raporun incelemeye esas alınabilip alınamayacağı ve bakiye hasarın mevcut olup olmadığı hususunda düzenlenen raporun dosyadaki verilere uygun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu ve buna göre, tespit edilen bakiye hasar bedelinin hesaplandığının anlaşıldığı, davalı şirket tarafından 02/07/2020 tarihinde 1.562,74 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığı, bu ödemenin yabancı para kur karşılığı ödeme tarihi itibariyle 202,88 Euro(1 Euro=7,7028 TL) olduğu, bu ödemenin mahsubu sonrası bakiye kısmın araçtaki mevcut hasar yönünden hasarın açıkladığı, raporun dosyadaki verilerle uyumlu olduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça her ne kadar mahkemenin yetkisiz olduğu beyan edilmiş ise de, davalı sigorta şirketinin mahkeme yetki sınırları içerisinde Bölge Müdürlüğü olduğu ve bu şekilde teşkilatın temsil edildiği ve yargı kararlarına göre Bölge Müdürlüğünün bulunmuş olması nedeniyle, mahkemenin söz konusu uyuşmazlık yönünden yetkili olduğunun kabulü gerektiği, davanın açıldığı tarih itibariyle, davacı tarafça talep edilen bedelin düzenlenen raporlar ışığında davalıdan tazmini gerektiği, zira davalı şirketin TTK ve KTK hükümlerine göre doğan zarardan araç işleteni ve maliki gibi sorumlu olduğu, düzenlenen sigorta poliçesinde gösterilen teminatın bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada belirlenen miktar ve davalı tarafından yapılan ödeme ile beraber değerlendirildiğinde, poliçe limitinin aşılmadığının anlaşıldığı, bu yönüyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı tarafça aynı zamanda Almaya'da yaptırılan ekspertiz rapor ücretinin ve yargılama giderleri içerisinde tahsili isteminde bulunulduğu görülmekle, dava öncesinde taraflarca dava da delil olarak dayanılabilecek belgelerin hazırlanması konusunda yapılan masraflarında yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiği kuralı dikkate alınarak eksper ücretinin ve yargılama giderleri içerisinde değerlendirilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı tarafça talep edilen ve oluşan bakiye hasar için davalı şirketin temerrüd tarihinin davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 15/06/2020 tarihinden itibaren 8 iş gününün eklenmesi ile 26/06/2020 olarak kabulü gerektiği anlaşılmış, 1.694,98 Euro hasar bedeline bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiği ve faizin 3095 Sayılı Yasa md 4/a hükmü uyarınca tespiti gerektiği ve buna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.694,98 Euro maddi tazminatın 26/06/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa madde 4/a hükmü uyarınca, belirlenen değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 06.07.2021 tarihli ek karar ile, davacı vekilinin tashih talebinin kabulü ile, yargılama giderlerine ilişkin paragraftan sonra gelmek üzere "605,35 Euro ekspertiz ücretinin yargılama gideri kapsamında değerlendirilmesine ve fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalıdan alınıp davacıya ödenmesine," şeklinde hüküm kısmına eklenmesine karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacıya ait aracın Almanya plakalı olması ve tamirinin Almanya'da yaptırılması söz konusu oldugundan araçtaki hasarın ve hasarın giderilmesi bedelinin Alman rayicine göre hesaplanması gerektigi ve bu hususun yüksek yargı kararları ile de kabul edildiğinin anlaşıldığı, buna göre, Almanya da bulunan bas motorlu araç bilirkisi bürosu tarafından Alman rayicine göre, yapılan hesaplamayı içeren 31/12/2019 tarihli rapor ile KDV dahil 1.897,86 Euro hasarın tespit edildiği, davalı sigorta sirketince yapılan basvuru sonrası 02/07/2020 tarihinde 1.562,74 TL kısmi ödeme yapıldığını, bu ödemenin yabancı para kur karsılıgı ödeme tarihi itibariyle 202,88 Euro(1 Euro=7,7028 TL) olduğunu, ödemenin mahsubu sonrası bakiye kısmın araçtaki mevcut hasar yönünden hasarın açıkladığını, raporun dosyadaki verilerle uyumlu olduğunun belirtildiğini, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin basit çıkarma yöntemi ile hesaplandığını, hiçbir surette yapılan ödeme üzerinden faiz işletilmediğini, aynı zamanda yine davacı yanın aracını Almanyada yaptırmış olması ve oradan bir eksper tayin etmesi özellikle ölçülülük ilkesi gereğince TL birimine göre davalıya ödemesi gereken miktarların kur farkından oldukça fazlalaştığını, aynı zamanda davalının KDV miktarlarından sorumluluğunun da bulunmadığını, uyuşmazlığa ilişkin davalı şirket tarafından 02.07.2020 tarihinde 1.562,74 TL bedelli hasar ödemesi yapıldığını, davacı yanın başkaca hak ve alacağı kalmadığını, davalı şirket tarafından sorumluluğun yerine getirildiğini, davanın reddi gerektiğini, henüz tahkim veya dava yoluna başvurulmadan önce sigorta şirketlerine yapılan yazılı başvuruya istinaden sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış ise; söz konusu uyuşmazlığa ilişkin ek ödemelerin var olduğu düşünülse dahi ödenen miktarların faiziyle birlikte değerlendirilerek hesaplanması gerekliliği yerleşik Yargıtay görüşleriyle de sabit olduğunu, davacı yanın başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, bilirkişi raporunda açık çelişkiler yer aldığını, uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak alınan eksper raporunun bir uzman görüş niteliğinde olduğunu, zira davalı şirket tarafından alınan bağımsız eksper raporunda araçta meydana gelen hasar bedelinin 1.562,74 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda söz konusu hasarın 36.000 TL olabileceğinin belirtildiğini, uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında açık çelişkiler olduğunu, çelişkilerin karayolları fen heyeti nezdinde alınacak rapor ile gidermesi gerektiğini, kazaya karışan davacı yan aracının, önceden hasarlı olup olmadığı dikkate alınmak suretiyle rayiç bedel araştırmasının yeniden yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin KDV’ye ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, başvuran tarafından onarımı gerçekleştiren servise KDV ödemesi yapıldığına ilişkin belge sunulmadığını, KDV ödendiğine ilişkin ispatın davacı tarafından yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, 03.09.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle karşı yan ZMMS sigortacısına yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan 28.04.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...'nun dava konusu kazanın meydana gelmesinde arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğinden %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kusurunun bulunmadığı, konusunda uzman bilirkişiye hasar bedeli konusunda gerekli incelemenin yaptırıldığı, dava konusu kaza nedeniyle Almanya’da bilirkişi tarafından belirlenen hususların kazanın oluşu ile uyumlu ve ilintili olduğu belirtilerek bilirkişi raporunda tek tek değiştirilecek parça ve işçilik ücretlerinin Euro cinsinden belirlendiği, araçta tespit edilen hasarların araçla karşılaştırılarak mevcut hasarların nitelik ve boyut anlamında kaza tespit tutanağını doğrular şekilde teknik olarak uyumlu olduğu kanaatine ulaşılarak alınan bilirkişi raporunun davalı yanca yapılan ödeme tutarlarının Euro'ya çevrilmek sureti ile belirlenen tazminattan düşümünün yapılmış olmasına nazaran yeterli, dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline ve kaza tespit tutanağına uygun bulunduğu, 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, davacının Almanya'da yaşaması ve aracı Alman plakalı olup Almanya'da tescilli olması olması ve seçimlik hakkı gereği aracını Almanya'da tamir ettirmesi nedeniyle araçta oluşan zararın Almanya'daki piyasa değerlerine göre belirlenmesinin usul ve yasa ile Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, araç tamir edilmiş olsun veya olmasın KDV gerçek zarar kapsamında ödenmesi gerektiğinden ve Almanya'da %19 oranında KDV oranı uygulandığından mahkemece bilirkişinin hesaplamış olduğu hasar bedeline %19 oranında KDV hesaplanarak hasar bedeline ilave edilmesinin, ayrıca ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup, makul olduğu ve yargılama giderlerine eklenmesi gerektiğinden Almanya'da yaptırılan hasar tespiti masraflarının yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu (Yargıtay 17. HD 2015/3828 E. 2015/12514 K.) anlaşılmakla; davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı anlaşılmakta olup, davacı aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamaz. Davacının aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E. - 2015/1745 K. ) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K. ) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin faize ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir.
İşletenler ile sigorta şirketi tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih 2014/9038 E. - 2014/9078 K.)
İstikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K. )
Her ne kadar istinafa gelen tarafça davalı sigorta sirketince yapılan başvuru sonrası 02/07/2020 tarihinde 1.562,74 TL kısmi ödemenin basit çıkarma yöntemi ile hesaplandığı, hiçbir surette yapılan ödeme üzerinden faiz işletilmediği iddia edilmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı aracında meydana gelen hasar tutarından yapılan ödeme tutarının mahsubu ile bakiye hasar bedeli yönünden davasını açtığı görülmekle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir.
Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar” başlıklı 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların iptali koşulu belirlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece bunun re'sen dikkate alınması gerekir. Davanın iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması halinde ise önceki ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılıp fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmeli; şayet ödenmesi gereken tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 4. HD 20.12.2021 tarih ve 2021/20621 E. - 2021/10611 K. sayılı ilamı)
Somut olayda davalı yanca 02.07.2020 tarihinde ödenen 1.564,74 TL (ödeme tarihi itibarıyla 202,88 Euro) nun belirlenen tazminat tutarı ile arasında fahiş fark olarak kabul edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmayıp, her ne kadar mahkemece verilen hüküm fıkrasında davalının sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlandırılmamış olmakla birlikte davalı yanca bu husus istinaf nedeni yapılmadığından kararın bu yönden kaldırılması cihetine gidilmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 898,05. TL'den peşin alınan 224,55. TL'nin mahsubu ile bakiye 673,50. TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22.05.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02