İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/240 E. 2024/191 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/240
2024/191
2 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/240 Esas
KARAR NO : 2024/191
DAVA : Tasfiye Halindeki Şirketin Tasfiye Memurunun Değiştirilmesi İstemli
DAVA TARİHİ : 20/03/2024
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
Mahkememize tevzi edilen yukarıda tarafları yazılı dava dosyasının yapılan incelemesi sonunda;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... Şirketinde %40 pay sahibi olup, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesine, ...’un resen tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiğini, kararın temyizi sonrasında tasfiyeye ilişkin hükmün onanarak kesinleştiğini, Yargıtay'dan dönen dosyanın iş bölümü nedeniyle... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esası ile görülmeye devam ettiğini ve bozulan bölüm yönünden verilen kararın da kesinleştiğini, tasfiye memurunun görev başlamadığı bilgisini edindiklerini, bu nedenle 14.02.2017 tarihinde mahkemeye dilekçe vererek yeni tasfiye memuru atanmasını talep ettiklerini, taleplerinin kabul edilerek ...'un istifasının kabulüne, yerine resen mali müşavir ... 'ın atanmasına karar verildiğini, yeni atanan tasfiye memurunun da tasfiye işlemlerini sürüncemede bıraktığını, mahkemeye sayısız taleplerde bulunduklarını, ancak tasfiye memuru tarafından gerekli işlemlerin yapılmasının sağlanamadığını, nitekim bu durumun 11.05.2023 tarihli ek karar ile de tespit edildiğini, tasfiye memuru ...'ın 06.06.2023 tarihli dilekçesi ile istifa etmiş olması nedeniyle kendilerince belirlenen yeni bir tasfiye memurunun atanması için 01.12.2023 tarihinde mahkemeye başvurduklarını, 22.02.2024 tarihli ek karar ile mahkemenin görevinin kesinleşen şirketin feshi ve tasfiyesi ile tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye memurunu atama kararı ile sona erdiği, kesinleşen mahkeme hükmünden sonra dava dosyasının ele alınarak başka bir davanın konusunu oluşturan, tasfiye memuru değişikliğine ilişkin uyuşmazlık hakkında karar veremeyeceği gerekçesiyle taleplerinin reddine karar verilmesi nedeniyle bu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, tasfiyenin sürüncemede bırakılması nedeniyle müvekkilinin yaşadığı hak kaybının tarif edilemez boyuta ulaştığını, müvekilinin mağduriyetinin bir an önce sona ermesi için ivedilikle yeni bir tasfiye memuru atanmasının son derece önem taşıdığını bildirmiş, TTK'nun 537. maddesi uyarınca; Avukat ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; mahkeme kararı ile feshi ve tasfiyesine karar verilen şirketin tasfiyesi için atanan tasfiye memurunun istifa etmiş olması nedeniyle tasfiyenin tamamlanması için yeni bir tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası getirtilerek incelenmiş, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda, davacının ortağı olduğu ... Şirketinin feshi ve tasfiyesine karar verilip kısmen Yargıtay bozma kararı ile hükmün bozulan bölümü için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında devam eden yargılama sonunda verilen karar ile her iki dosyada verilen hükümlerin kesinleştiği, mahkemece tasfiye memuru olarak ...'un tasfiye memuru olarak atandığı, adı geçen tasfiye memurunun istifası sonrasında mahkemenin aynı dosya üzerinden oluşturduğu karar ile 28.04.2017 tarihli karar ile ...'un istifasının kabulüne yerine resen mali müşavir ...'ın atanmasına karar verildiği, ...'ın istifa ettiğine ilişkin dilekçe sunduğu, davacı vekilinin 26.07.2023 tarihli dilekçe ile başvurarak ...'ın istifa ettiğini, dosyayı sürüncemede bıraktığını bildirerek yeni bir tasfiye memuru atanması talebinde bulunduğu, aynı dosya üzerinde oluşturulan 22.02.2024 tarihli ek karar ile talebin ayrı ve bağımsız bir davanın konusu teşkil ettiğini, mahkemenin görevinin kesinleşen şirketin feshi ve tasfiyesi ile tasfiye işlemi yürütmek üzere tasfiye memurunu atama kararı ile sona erdiği gerekçesiyle talebin usulden reddine karar verildiği görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nun 643. maddesinde tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş olup, aynı kanunun 536 ile 548. maddeleri arasında anonim şirketlerin tasfiye usulü düzenlenmiş, ayrıca 267 ile 303. maddeleri arasında tasfiyeye ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
TTK'nın 536 (3) maddesinde şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hallerde tasfiye memurunun mahkeme tarafından atanacağı, 537. maddenin 2. fıkrasında pay sahiplerinden birinin istemi ile ve haklı sebeplerin varlığında mahkemenin tasfiye memurlarını görevden alabileceği ve yerlerine yenilerini atayabileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 26.11.2014 günlü, ... esas ve ... karar sayılı ilamında; tasfiye memurunun, ortaklığı zarara uğratmayacak şekilde, münasip bir zamanda görevini herhangi bir sebeple yapmak istemediği takdirde istifa etmesinin mümkün olup, bu nedenle dava açmasının gerekmemesi nedeniyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiği, böyle bir davanın açılabileceği kabul edildiği takdirde ise husumetin ihyasına karar verilen şirkete yöneltilmesinin gerekmesi nedeniyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, 24.09.2012 günlü ... esas ve... karar sayılı ilamında kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığı takdirde, tasfiye memurunun istifasının karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran tek taraflı bir işlem olup, sonuçlarını doğurması için ayrıca kabule gerek bulunmadığı, tasfiye memurunun istifa ettiğinin bildirmesi ile birlikte görevinin sona ermiş olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları çerçevesinde somut olay yönünden 2.kez atanan tasfiye memurunun istifası nedeniyle göreve devam edecek bir tasfiye memurunun bulunmadığı, tasfiyenin sürdürülebilmesi ve sonuçlandırılabilmesi için tasfiye memuru atanmasının yasal zorunluluk gereği olup, bu nitelikteki bir kararın ayrıca bir dava konusunu oluşturmaya gerek bulunmadığı gibi tasfiye memuru boşluğu oluşan bir durumda tasfiye memuru atanması konusunda ayrıca bir dava açılması halinde husumetin tasfiye halindeki şirkete yöneltilmesinin zorunlu olup, davanın hasımsız olarak görülmesinin mümkün bulunmadığı gibi ilgili Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere davanın husumet ve taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddinin zorunlu olup, davaya taraf ithal edilmesinin mümkün bulunmaması nedeniyle şirketin davaya dahil edilerek yargılama yapılmasının mümkün bulunmadığı, davalı tarafın yokluğunun taraf sıfatı yokluğu niteliğinde olup, HMK'nın 114 (1/d) maddesi uyarınca bu durumun dava şartı yokluğu olduğu, hasımsız olarak açılan davanın görülmesi mümkün bulunmadığından, HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında resen gözetilmesinin gerektiği göz önünde tutularak; davanın, hasımsız olarak açılmış olması nedeni ile duruşma günü verilse dahi aynı kararın verilecek olduğu, tebligat yapılacak davalı bulunmadığı, HMK'nun 320(1) maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olup, duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verilmesinin davacı tarafın ortağı olduğu şirketin tasfiyesinin sürüncemede kalmaması ve usul ekonomisi yönünden davacı yararına olduğu birlikte değerlendirildiğinde taraf sıfatı yokluğuna bağlı olarak HMK'nun 114(1/d) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
-
Davanın, davalı taraf sıfatının yokluğu nedeniyle HMK'nun 114(1/d) maddesinin yollaması ile HMK'nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alınmakla başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından arta kalanın HMK 333 maddes uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/04/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49