İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/907 E. 2024/169 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2022/907
2024/169
27 Mart 2024
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/907 Esas
KARAR NO : 2024/169
DAVA : Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 19/11/2022
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.11.2021 tarihli mal taşıma sözleşmesi yapıldığını, müvekkili şirketin hazırlamış olduğu taşıma sözleşmesini whatsapp üzerinden davalı şirket yetkilisi ...'e gönderdiğini, davalı şirketin sözleşmeyi kabul ederek 26.11.2021 tarihinde ... plaka sayılı çekici ve ... dorse plakalı tıra müvekkiline ait prefabrik yapı malzemelerinin olduğu dört adet toplam ağırlığı 12.171 kg olan paleti muhafazalı, brandalı ve düzgün bir şekilde yüklenmiş olarak aynı gün içerisinde Fransa'ya doğru hareket ettiğini, teslimat adresi olarak birbirine yaklaşık yetmiş km uzaklıkta olan Fransa'da iki farklı adresin kararlaştırıldığını, aracın ilk adrese 09.12.2021 tarihinde ulaştığını, müvekkili şirketin ayarladığı vinç ile değeri altı bin Euro olan bir adet paletin tırdan indirildiğini ve ilk teslimatın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildiğini, ilk yükleme zamanında malzemelerin paletlerin, üzerinde düzgün ve sağlam bir şekilde üzerinde brandası çekili durumda olduğunu, birinci teslimattan sonra tırın, değeri kırk bin Euro olan üç adet paletin teslimi için ikinci adrese yola çıktığını, aracın ikinci teslimat adresine vardığında tırdaki prefabrik ev malzemelerinin taşımadan kaynaklanan kusur sebebi ile yan yattığını, tırın ikinci teslimat adresine malzemeleri üzerindeki branda açık vaziyette iken götürdüğünü, ilk teslimattan sonra yola çıkan tırın aynı gün tek taraflı olarak kaza yaptığını, bu durumun malzemelerin yan yatmasına sebep olduğunu, ayrıca ikinci teslimat adresine giderken tırın birden fazla lastiğinin patlamasının da malzemelerin zarar görmesine sebebiyet verdiğini, tırın bu şekilde 10.12.2022 tarihinde ikinci teslimat adresine varmış olup, müvekkili şirkete bilgi verdiğini, müvekkilinin ikinci teslimat adresinde indirme işlemleri için öncesinde vinci hazır ettiğini, ancak malzemelerin paletler üzerinde hareket edip, yan yatması ve taşınan ürünlerin de hassas olması sebebiyle önceden gönderilen vinç malzemelerinin indirme için yetersiz kalmasından dolayı müvekkilinin daha büyük vinç ayarlamaya çalıştığını, bir önceki teslimat adresinde herhangi bir sorun olmadan indirme işleminin yapılmasına rağmen ikinci adreste malzemelerin palette hareket edip yan yattığından küçük vinç ile bu malzemelerin tırdan indirilmesinin malzemelere büyük zararlar vereceğini, indirilen yükün hassasiyeti nedeniyle müvekkilinin büyük vinç ayarlamaya çalıştığını, ancak yoğunluktan dolayı vincin 13.12.2021 tarihinde müsait olması nedeniyle bu tarihe ayarlandığını, müvekkilinin kendi kusurundan kaynaklanmamasına rağmen sözleşmede belirtilen gecikme ücreti olan günlük 150 Euro'yu ödeyeceğini nakliye şirketine bildirdiğini, davalı şirketin, büyük vincin gelmesini bekleyemeyeceklerini, başka bir taşıma işinin olduğunu ileri sürerek malzemelerle birlikte teslimat adresinden ayrıldığını, davalının kendi kusuru ile gecikmeye sebebiyet vermesine rağmen malzemeleri müvekkilinin bilmediği bir yere depo edip haksız yere hapsettiğini, bunun üzerine davalıya malzemelerin teslimi konusunda 14.12.2021 tarihinde ihtar çekildiğini, davalı tarafından olumlu bir dönüş sağlanmadığını, müvekkilinin bilgisi dışında malzemeleri indirdikleri yere ait depo ve vinç masrafı olarak kendilerince belirledikleri 2.300 Euronun ödenmesini, aksi halde müvekkilinin üretmiş olduğu prefabrik eve ait taşınan malzemelerin satılacağını ifade ettiklerini, müvekkiline ait olan yapı malzemelerinin devir amacı dışında, müvekkili tarafından bilinmeyen bir yerde günlerdir tutulduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin haksız eylemi nedeniyle zarara uğratıldığını, davalı şirket yetkilileri hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan davanın, Kayseri... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...esas sayılı dava dosyasında görüldüğünü, CMR hükümlerinin davaya konu uyuşmazlıkta uygulanılabilir nitelikte olduğunu, HMK hükümleri yanında tarafların mal taşıma sözleşmesi ile İzmir Mahkemelerini yetkili kılmaları, ayrıca CMR madde 31(1-b) hükmü uyarınca taşımacının yükü teslim aldığı yerin mahkemelerinin yetkili olacağı dikkate alındığında, taşımacının yükü teslim aldığı yerin Torbalı olması nedeniyle uyuşmazlığı çözmede İzmir Asliye Ticaret Mahkeme'lerinin yetkili olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, taşıma sözleşmesinin, taşıma senedinin düzenlenmesiyle gerçekleştirilebileceğini, CMR’ye göre, taşıma sözleşmesi ya da sevk mektubunun düzenlenmesinin bir ispat şartı olup, böyle bir taşıma sözleşmesi veya sevk mektubu düzenlenmeden akdedilen taşıma sözleşmesinin yine de geçerli olduğunu, sevk mektubunun üç nüsha olarak düzenleneceğini, CMR senedinin, gönderilenin adı, malların teslim edileceği yer, taşıma güzergâhı, hangi tür yükün taşındığı, taşıma ücreti, yükün kaç paketten ibaret olduğu ve ağırlığı gibi hususları içermesi gerektiğini, taşıyıcının, yükü teslim aldığında parça sayısı ve bunların üzerindeki marka ve numaraların CMR belgesine uygun olup olmadığını ve ambalajın görünürdeki durumunu kontrol etmek durumunda olduğunu ve çekince koymadığı durumda yükü iyi ve sağlam olarak teslim aldığının varsayılacağını, teslimde malda meydana gelen eksiklikten böyle bir çekince olmaması halinde taşıyıcının sorumlu olacağını, davalının, CMR senedinde herhangi bir çekince koymadığını, yükü iyi ve sağlam olarak teslim aldığını, ilk teslimat adresinden ikinci teslimat adresine tırın brandasız bir şekilde yola çıkmasının, iki adres arasında kazaya karışmasının ve lastiklerinin patlamasının paletlerin yan yatmasına neden olduğunu, bu durumun müvekkili tarafından önceden ayarlanan ve hazır edilen vincin malın boşaltılması konusunda yetersiz kalması nedeniyle davalının kusurlu ve sorumlu olduğunu, taşıyıcının, taşıma sırasında yüke gelen tam ve kısmi hasarlardan ve ziyadan sorumlu olduğu gibi, gecikme nedeniyle meydana gelen zararlardan da sorumlu olduğunu, davalının, müvekkiline ait olan malları kendi uhdesine haksız olarak geçirmek suretiyle, müvekkilinin söz konusu maldan yararlanma imkanını ortadan kaldırdığını, bu nedenle tam ziya durumunun söz konusu olduğunu, eşyanın geçici süre teslim edilememesi hâlinin, her ihtimalde zıyaın varlığını ifade etmeyeceğini, CMR'nin 20. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararlaştırılan zaman limitinin sona ermesini izleyen otuz gün içinde veya kararlaştırılan zaman limiti yoksa, taşımacının yükü almasından sonra altmış gün içinde yükün teslim edilmemiş olmasının, bunların kaybolduğuna kesin kanaat oluşturup ve bunun üzerine hak sahibinin yükünün kaybolmuş varsayılacağını, taraflar arasında taşıma süresinin dokuz gün olarak kararlaştırıldığını, kırk sekizer saat yükleme ve boşaltma süresi ile birlikte davalının on üç günlük süre sonunda yükü teslim etmesi gerektiğini, 09.12.2021 tarihinde ilk teslimatın gerçekleştirilmesine rağmen ikinci teslimatı süresinde yapmadığını, taşıyıcının, kendi elemanlarının, acentelerinin ve kendi adına hizmet eden memurların, hareket ve ihmallerinden doğan zararlardan sorumlu olup, CMR'nin 17. maddesinde taşımacının sorumluluktan kurtulabilmesi için özel ve genel sebeplere yer verildiğini, davalının bu sebeplerden, özel sebep olan yükün gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması nedenine dayanarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmışsa da, bu durumu ispat edemediğini, ispat yükünün CMR'nin 18(1) maddesi uyarınca taşıyıcıya ait olduğunu, davalı tarafça CMR'nin 13(2) maddesine dayanılmışsa da, müvekkilinin malın boşaltılması konusunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin, davalıya 5.900 euro taşıma ücreti ödediğini, davalının kasta eşdeğer kusurunun bulunduğunu, müvekkilinin zararının ve hak ettiği tazminatının CMR'nin 23.maddesi uyarınca hesaplanması gerektiğini, CMR'nin 29.maddesi uyarınca zarara kasten veya davaya bakan mahkemenin hukukuna göre kasta eşdeğer sayılan kusuru ile sebep olan taşıyıcının, sorumluluğu kaldıran, sınırlayan veya ispat yükünü yer değiştiren CMR 23 ila 29.maddelar arasındaki düzenlemelerden yararlanamayacağını, Türk Hukuku bakımından TTK'nun 786.maddesinin 3.fıkrasının esas alınacağını ve tazminatın sınırlandırılmasına ilişkin 8.33 SDR’lik üst sınırın uygulanmayacağını, davalının kasta eşdeğer kusuru nedeniyle, müvekkilinin mallarının tam ziyaa uğradığını, 40.000 Euro malın fatura bedeli, 5.900 Euro davalıya ödenen nakliye bedeli, 3.360 Euro büyük vince ödenen ücret, günlük 150 Euro cezai bedel üzerinden ilk ihtar tarihinden, ikinci ihtar tarihine kadar geçen süre için toplam 11.700 euro gecikme bedeli olmak üzere müvekkilinin toplam zararının 60.960 Euro olduğunu, davalıya 02/03/2022 tarihinde ihtar çekilmesine rağmen zararın giderilmediğini bildirmiş, davalı şirketin menkul ve gayrimenkullerine, bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız olarak dava değeri tutarında ihtiyati tedbir konulmasına, 60.960 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının muacceliyet tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile geçerli herhangi bir sözleşme yapılmadığını, davacı tarafça sunulan sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilini bağlamayacağını, müvekkili çalışanının whatsapp adresine gönderilen sözleşmenin hiçbir geçerliğinin olmadığını, buna göre HMK'nun 6.maddesi uyarınca yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesi olan Kayseri Mahkemeleri olduğunu, davanın soyut, hiçbir hukuki dayanağı olmayan, mesnetsiz ve gerçeği yansıtmayan iddialara dayalı olup, hiçbir hususu kabul etmediklerini, taraflar arasında davacıya ait emtianın Fransa ülkesine taşınması için anlaşma sağlandığını, davacı tarafından yüklemesi yapılan müvekkiline ait ... plakalı aracın 26.11.2021 tarihinde yola çıktığını, bu süreç içerisinde müvekkil şirket çalışanı ... tarafından davacı şirket çalışanına bir çok defa sözleşmenin yapılması konusunda talepte bulunulduğunu ve davacı şirket çalışanının whatsapp hesabından, müvekkili şirket çalışanının whatsapp hesabına sözleşme gönderilmiş ise de, anlaşma sağlanmayan maddeler olması ve öncelikle emtianın iki farklı adrese taşınacağı maddesinin daha önce taraflar arasında konuşulmadığı için whastapp üzerinden gönderilen sözleşmenin müvekkili şirket tarafından imzalanmadığını ve bu maddenin değiştirilerek tekrar gönderilmesinin istendiğini, davacı tarafın bugün, yarın gönderiyoruz diyerek oyalama politikası sergilediğini ve henüz sözleşme imzalanmamış olmasına rağmen davacı şirket tarafından aracın yüklemesinin yapıldığını müvekkil şirket çalışanı ...'in yazışmalarda "boşaltma tek adres olarak konuşmuştuk ama sözleşmede iki adres yazıyor" şeklinde belirtmiş olmasının iddianın doğruluğunu gösterdiğini, yükün bir kısmının belirtilen adrese boşaltıldığını, diğer kısım için belirtilen adrese gidildiğinde aracın uzun araç olması sebebi ile yükün boşaltılamadığını, bu durumun davacının bildiği halde yükün indirilmesi için hazır etmesi gereken vinci hazır etmediğini ve bugün, yarın geliyor diyerek müvekkiline ait aracı üç gün beklettiğini, vincin gelmediğini ve yükün boşaltılamadığını, müvekkiline ait aracın bir sonraki yüklemenin yapılabilmesi için Almanya'ya gitmek zorunda olduğunu, süresi içerisinde yükleme yapamadığı takdirde cezai şart uygulanacağını ve durumu gerek davacı, gerekse alıcıya bildirmiş olmasına rağmen yükün boşaltılmasının yapılmadığı gibi davacı şirket sahibinin, müvekkilinin şoförünü Fransa'da polise şikayet edeceğini belirterek tehdit dahi ettiğini, taşıma bedelinin bir bölümünün müvekkiline ödenmediğini, CMR'nin 13(2) maddesi uyarınca gönderici veya alıcının taşıma ile alakalı ödemeleri taşıma firmasına yapmadığı takdirde taşımacının yükü teslim etmek zorunda olmadığının düzenlendiğini, davacının ihtarnamesine karşı gönderilen cevabi ihtarnamede yaşanan olayların izahının yapıldığını, davacı tarafın yükün yan yattığını iddia ettiğini, böyle bir durumun kesinlikle olmadığını, CMR'nin 17/2-c maddesi uyarınca yükün yüklenmesi ve yığılmasının davacının sorumluluğunda olup, bunlardan kaynaklı bir hasar oluşmuş ise bunun bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin aslında davacının niyetinin ne olduğunu ortaya koyduğunu, yan yatanın yük değil indirme yerinde yükün boşaltılmamasına neden olan duvar olup, duvarın yan yattığını, cevabi ihtarname ile talep ettikleri 2.300 Euro bakiye alacağın ödenmesi konusunda davacı tarafça bir cevap verilmediğini ve ödeme yapılmadığını, bunun üzerine 18.01.2022 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi'nin...sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davacının takibe itiraz etmediğini, davacıya borcun ödenmemesi halinde emtiaların satılacağının ihtar edilmesine rağmen davacı tarafça yine cevap verilmediğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen davacı zararlarının tazmini istemine ilişkindir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde; taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle yalnız davalının yerleşim yeri mahkemesi olan Kayseri Mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirerek, yetkisizlik ilk itirazında bulunmuştur. Dava konusu taşımaya konu emtianın Torbalı'dan yüklenip Fransa'daki alıcısına teslim edilmek üzere nakledildiği, buna göre taşımanın Türkiye ve Fransa arasında yapılması nedeniyle uluslararası nitelik taşıdığı, ülkemizin de 02/12/1994 tarih ve 94/6322 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile tarafı olduğu 04/01/1995 tarihli ve 22161 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolu Ve Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi hükümlerinin Anayasamızın 90. maddesi gereği milli hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olması nedeniyle mahkememizce HMK'nun 76. maddesi gereği kendiliğinden uygulanmasının zorunlu bulunduğu, CMR'nin 31.maddesinde yetkili mahkemelerin belirlenerek anlaşmaya göre yapılan taşımalarda ortaya çıkan davalarda, davanın tarafları arasında kararlaştırılan akit taraf memleketleri mahkemeleri ile davalının ikamet ettiği veya taşıma sözleşmesinin yapıldığı esas iş yerinin, şubesinin, acentesinin bulunduğu veya taşıyıcının malları tesellüm ettiği veya teslim mahalli olarak gösterilen yerlerde açılabileceğinin, başka mahkemelerde dava açılamayacağının düzenlendiği, bu düzenlemenin somut olaya uygulanması ile davaya konu emtianın Torbalı'da yüklenmesi nedeniyle davalı taşıyıcının yükü Torbalı'da tesellüm ettiği, tesellüm yerinin mahkememizin yetki alanı içinde bulunduğu, buna göre CMR'nin 31.maddesi hükmü çerçevesinde İzmir mahkemelerinin yetkili olduğu dikkate alınarak, davalı tarafın yetkisizlik itirazının ön inceleme duruşmasında reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı, davacı tarafça taraflar arasında yapılan görüşmeler sonunda müvekkili şirket çalışanının whatsapp adresine gönderilen sözleşmenin müvekkili tarafından imzalanmayarak, kabul edilmemesi nedeniyle hiçbir geçerliliğinin olmadığını iddia etmesine karşın taraflar arasında taşıma konusunda bir anlaşma yapıldığını bildirmiştir. CMR hükümleri çerçevesinde taşıma sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunluluğu yoktur. Taraflar arasında davaya konu yükün Torbalı'dan, Fransa'daki teslim yerine taşınması konusunda anlaşma yapıldığı tartışmasızdır. Davacı taraf, davalı çalışanının whatsapp adresine gönderilen anlaşma metni uyarınca tarafların anlaştıkları iddiasında bulunmuş ise de, bu anlaşmanın yazılı bir sözleşme niteliğinde bulunmadığı, davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığı ve davalı tarafça yazılı konuların kabul edildiğine ilişkin bir bildirimde bulunulmadığı dikkate alındığında, telefon üzerinden gönderilen anlaşma metninin içeriğinin, uyuşmazlığa uygulanması mümkün görülmemiştir. Diğer yandan taraflar arasında yükün özellikle ikinci yere teslimi konusunda da anlaşma yapılıp yapılmadığı uyuşmazlık konusudur. Ancak davalı tarafın, tek teslim yeri kararlaştırıldığı iddiasına rağmen anlaşmaya konu yükü aracına alarak ilk teslim yerine yükün bir bölümünün indirilmesinden sonra kalan yükü ikinci teslim yerine götürmüş olması karşısında taraflar arasında her iki teslim yeri konusunda sözlü anlaşma sağlandığı kabul edilerek uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Davaya konu yükün Türkiye'den, Fransa'ya taşınması konusunda taraflar arasında sözlü bir anlaşma sağlandığı, davalı şirkete ait araca yükün 26/11/2021 tarihinde Torbalı'da yüklenerek Fransa'ya taşındığı, aracın ilk adrese 09/12/2021 tarihinde ulaştığı, davacı tarafından temin edilen vinç ile yükün bir bölümünün burada indirildiği, yükün kalan bölümünün ikinci teslim yerine ulaştırılmak üzere aracın yola çıktığı, ikinci teslimat adresinde davacı tarafça temin edilecek vincin temin edilmediği ve aracın daha önce yapılan anlaşma uyarınca bir başka yerden yük alması gerektiği iddiası ile üç gün sonunda yükle birlikte ikinci teslimat yerinden ayrıldığı, davacı tarafça 14/12/2021 tarihli ihtarnamenin davalıya keşide edilerek yükün derhal tesliminin yerine getirilmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalıya 16/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 20/12/2021 tarihli cevabi ihtarnamesi ile ikinci teslim yerinin uygun olmaması nedeniyle boşaltmanın yapılmadığının, 2.300 Euro taşıma bedelinin yedi günlük süre içinde ödenmemesi halinde yükün teslim edilmeyeceğinin bildirildiği, ardından davacının 02/03/2022 tarihli ihtarname ile dava konusu ettiği yük bedeli ve zararlarının yedi gün içinde ödenmesini talep ettiği, davalının 10/03/2022 tarihli cevabi ihtarnamesi ile davacı tarafın aracın kaza yaptığı ve yüke zarar verdiği iddialarının reddedilerek 2.300 Euro bedelin ödenmesinin talep edildiği, ardından 27/04/2022 tarihli ihtarname ile 2.300 Euro bedelin ödenmesi aksi takdirde emtianın satılarak taşıma bedelinin ve masrafların tahsil edileceği ve geri kalan bedelin iade edileceğinin bildirildiği görülmüştür.
Davaya konu yükün Türkiye'den Fransa'ya taşınması konusu dışında kalan ve tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile davaya konu ihtarnamelerde dile getirdikleri iddiaların, tamamı uyuşmazlık konusudur. Taraflarca sunulan ve bildirilen tüm deliller toplandıktan sonra uzman bilirkişilerden alınan rapor ve ek rapor ile dosyada toplanan tüm deliller göz önünde tutularak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Bilirkişiler rapor ve tarafların itirazlarının karşılanması ve eksik bırakılan konuların giderilmesi amacıyla alınan ek raporlarında; davacının Torbalı'daki tesislerinden, davalı şirkete ait çekici ve dorseye toplam ağırlığı 12.171 kg olan prefabrik ahşap yapı malzemelerinin yüklenerek, aracın 27.11.2021 tarihinde yola çıktığını, yükle ilgili olarak davacı şirket tarafından 26.11.2021 tarihli peşin ödemeli 46.000,00 Euro tutarlı fatura düzenlendiğini, ihraç belgesi ile vize verildiğini, 27.11.2021 tarihinde İzmir'de tanzim edilen 7469 nolu uluslararası hamule senedinde taşıyıcıya, araca, yüke ve yükün ağırlığına ilişkin bilgilere yer verilmesi yanında yükün, 27.11.2021 tarihinde İzmir'den teslim alındığı bilgilerinin bulunduğu, navlun ödeme şekli, teslimatta ödenecek tutar ve taşıyıcının mülahazat müşahadelerine ilişkin bilgi bulunmadığı, belgede davacı ve davalı tarafların imza ve kaşelerinin bulunmadığının görüldüğünü, transit refakat belgesinde süre sonunun 12.12.2021 saat 19:20 olarak belirtildiğini, davacı tarafından düzenlenen e-arşiv faturada bir adet ahşap prefabrik konut demonte birim fiyatının 40.000 Euro, bir adet ahşap prefabrik konut ikinci kısım birim fiyatının 6.000 Euro olmak üzere toplam tutarın 46.000 Euro, navlunun 5.900 Euro olarak belirtildiğini, 09.12.2021 tarihli transfer onayı ile 2.950 Euro karşılığı Türk Lirası ödemesinin alıcı şirket tarafından yapıldığını, 26.11.2021 tarihli transfer onayı ile 2.910,67 Euro karşılığı Türk Lirası ödemenin davalı şirkete havale edildiğini, yükün sigortalanmadığını, dava konusu ahşap prefabrik yapı elemanlarının zarar görüp görmediğine ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan bir fotoğrafta aracın üzerininin branda ile sarılı olup, diğer iki adet fotoğrafta aracın üzerinin branda ile kısmen sarılı olduğunun ve diğer bir fotoğrafta aracın orta aksına ait bir adet lastiğinin patlamış olduğunun, aracın düz bir zeminde olduğunun görüldüğünü, dosyadaki mevcut belgelerden, brandanın çekilmemesi ve aracın lastiklerinin patlaması ile aracın çite çarpması nedeniyle ahşap prefabrik yapı elemanlarının zarar görüp görmediğinin tespit edilemediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 856(2) ve CMR Konvansiyonun 9(1), 19, 20 ve 32. maddeleri uyarınca taşıma sözleşmelerinin taraflar arasında mutabakat sağlandıktan sonra herhangi bir şekilde düzenlenebileceğini, sözleşmenin yazılı olarak yapılmasının zorunlu olmadığını, brandanın emtiayı güneş ışığı, yağmur ve kar gibi hava olaylarından korumak amaçlı kullanıldığını, emtiayı çarpma, devrilme, yan yatma, ezilme, darbe alma gibi unsurlardan korumayacağını, davalının, aracın dar sokakta boşaltma noktasına yanaşamayacağı, bu durumun alıcı tarafından önceden bilinmesi gerektiği, boşaltma yapılabilmesi için gerekli alet, makine, vinç gibi ekipmanlarla gerekli tedbirleri alması gerektiğini, gelen vincin boyutunun küçük olması nedeniyle yükün indirilemediği iddiasının doğrulanmasının olanaklı olmadığını ve daha büyük bir vinci beklemesi nedeniyle bekleme bedeli talep etmesinin, sektör uygulamaları çerçevesinde değerlendirildiğinde ve CMR Konvansiyonu'nun 17. ve TTK'nun 891, 892, 893, 875 ve 882.maddeleri birlikte göz önünde tutulduğunda, davalının, davacıdan talep ettiği bekleme bedelinin makul olduğunu ve navlun bedelinin tahsili için yük üzerinde hapis hakkını kullanmasının mevzuat hükümlerine uygun bulunduğunu, taraflar arasında imzalanmış, malın teslim sürelerini ve cezai şartlarını belli eden bir sözleşmeye rastlanmadığını, ayrıca teslimdeki gecikmeye, malın indirme noktasının değiştirilmesi ve devamında araçtaki emtianın hasarlanmasının neden olduğunu, kural olarak taşıyıcının, eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar eşyanın kısmen veya tamamen hasara uğramasından ve ziyaından sorumlu olduğunu, TTK'nun 863.maddesi uyarınca sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorunda olduğunu, taşıyıcının ayrıca yüklemenin işletme güvenliğine uygun olmasını sağlamakla yükümlü olduğunu, TTK'nun 858(2). maddesi hükmü gereği iki tarafça imzalanan taşıma senedinin, eşyanın ve ambalajının, eşyanın taşıyıcı tarafından teslim alındığı sırada, dış görünüşü bakımından iyi durumda bulunduğuna ve taşınan paketlerin sayısının, işaretleri ile numaralarının, taşıma senedinde yer alan kayıtlara uygun olduğuna karine teşkil ettiğini, ikinci boşaltma noktasına intikalde emtianın tamamının branda ile örtülü olmadığını, ancak bu durumun, hasarın oluşmasında etken rol oynamadığını, teslimdeki gecikmenin, emtianın ikinci bir adrese yönlendirilmesinden kaynaklandığını, hasarın taşıma sırasında, emtianın araca gerektiği gibi sabitlenmemesinden kaynaklandığının anlaşıldığını, bu durumda, meydana gelen hasarın taraflar arasında eşit oranda dağıtılmasının yerinde olacağını bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı, dosyada toplanan deliller, mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına kısmen uygun görülen bilirkişi rapor ve ek raporu ile; taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmaksızın, davaya konu yükün Torbalı'dan, Fransa'daki teslim yerine nakledilmesi konusunda anlaşma yapıldığı, taşımanın Türkiye'den, Fransa'ya yapılmış olması nedeniyle uyuşmazlığa CMR hükümlerinin uygulanmasının zorunlu bulunduğu, gerek CMR hükümleri, gerekse TTK'nun 856(2).maddesi uyarınca taşıma senedi düzenlenmemiş olsa bile tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun iradeleri ile taşıma sözleşmesinin kurulacağı ve eşyanın taşıyıcıya tesliminin taşıma sözleşmesinin varlığına karine teşkil ettiğine ilişkin hüküm göz önünde tutulduğunda, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin kurulduğu, ancak yazılı bir sözleşme yapılmaması nedeniyle taşıma sözleşmesinin varlığı dışındaki neredeyse bütün ayrıntıların taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu, davalı tarafın yükün birinci teslim yeri ile sınırlı olarak ve tek teslim yerinde teslim edileceği konusunda anlaşma sağlandığı iddiasına karşılık, davacı tarafın iki teslim yeri konusunda anlaşıldığı iddiasını ileri sürdüğü, her iki tarafın bu konudaki iddialarını kanıtlayacak delil ve belgeleri dosyaya sunamamasına rağmen davalının, davaya konu yükü aracına yükleyerek, ilk teslim yerinde yükün bir bölümünü indirtikten sonra ikinci teslim yerine yükün kalan bölümünü nakletmesiyle oluşan maddi vakıanın, tarafların yükün iki teslim yerinde boşaltılması konusunda anlaştıklarının kabulünü gerektirdiği, prefabrik ahşap yapı malzemeleri niteliğindeki yükün davalıya ait araca yüklenerek, aracın 27.11.2021 tarihinde yola çıktığı, raporda da belirlendiği üzere teslim süresi konusunda taraflarca dosyaya yazılı bir delil sunulmadığı, yalnız transit refakat belgesinde süre sonunun 12.12.2021 saat 19:20 olarak belirtildiği, bu konuda düzenlenen diğer belgelerde teslim süresine yer verilmediği, bu nedenle davacı tarafça ilk teslim yerine davalıya ait aracın süresinde ulaşmasına rağmen ikinci teslim yerine süresinde ulaşmadığına dair iddiasının taraflarca iki teslim yeri kararlaştırıldığına dair davacı iddiasının kanıtlanamaması nedeniyle haklı görülmesinin mümkün olmadığı, taşıma bedelinin davalı tarafa 26.11.2021 ve 09.12.2021 tarihlerinde ödendiği, davalıya ait aracın ilk teslim yerine 09.12.2021 tarihinde ulaştığı ve yükün bir bölümünün indirildikten sonra aracın, ikinci teslim yerine 10.12.2021 tarihinde vardığı, ikinci teslim yerinde yükün hangi sebeple indirilemediğine dair tarafların farklı iddialarda bulunmalarına rağmen iddialarını kanıtlar nitelikte ve yeterlilikte delil ve belgelerini sunmamaları nedeniyle taraf iddialarından birinin doğrulanamadığı, ancak davacı tarafça yükün indirilmesi konusunda vincin temin edilemediğinin davacı tarafın beyanlarıyla da sabit olup, 13.12.2021 günü için vincin hazır olacağının davacı tarafça beyan edilmesi karşısında bu süreye kadar bir başka yük alacağı gerekçesi ile davalıya ait aracın ikinci teslim yerinden ayrıldığının belirgin olduğu, buna göre yükün niteliği ve indirme yerinin koşullarına göre uygun vinci aracın ulaştığı tarihte hazır bulundurmayan ve dört gün sonrası için vincin hazır bulundurulacağını bildiren davacı tarafın, yükün indirilmemesinde kusurlu bulunduğu, bunun yanında davacı tarafça ikinci teslim yerine giden yükün hasarlandığı iddia edilmiş ise de, bilirkişi raporunda ayrıntıları ile belirtildiği üzere aracın lastiğinin patlamış olmasının, brandanın yarı çekili bulunmasının ve yükün yan yatmış olmasının yükün hasar gördüğü anlamına gelmeyeceği, bu konuda davacı tarafın uygun ve yeterli nitelikte delillerle yükün hasarlandığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı, davalı tarafın üç günlük bekleme süresi içinde yükün indirilememesi sonrasında başka yük alacağı gerekçesiyle ikinci teslim yerinden ayrıldığı ve her ne kadar davacı tarafça vincin 13.12.2021 tarihinde hazır edileceği beyan edilmiş ise de, bu iddianın kanıtlanamadığı gibi başka iş bağlantıları olan davalıdan ucu açık ve süresiz biçimde yükle birlikte teslim yerinde beklemesinin ticari hayatın işleyişi gereği beklenmesinin haklı olmadığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının bekleme yaptığı günler için sektör uygulamaları çerçevesinde ve CMR Konvansiyonu'nun 17. ve TTK'nun 891, 892, 893, 875 ve 882.maddeleri birlikte göz önünde tutulduğunda, davacıdan bekleme bedeli talep etmesinin ve talep ettiği bekleme bedeli miktarının makul olup, aynı zamanda navlun bedeli içindeki bu bedelin tahsili için yük üzerinde hapis hakkını kullanmasının mevzuat hükümlerine uygun bulunduğu, davacı tarafça, dava tarihine kadar davalının talep ettiği bedelin ödenmediği, bu konuda kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının, gerek CMR hükümleri, gerekse TTK hükümleri çerçevesinde yük üzerinde hapis hakkını kullanan davalıdan yük bedeli ile dava konusu ettiği diğer zararlarının tahsilini talep edemeyeceği, davacı tarafça CMR hükümlerine atıf yapılarak yükün zayi olduğunun varsayılması gerektiği iddia edilmiş ise de, davalı tarafça yasal hapis hakkına dayalı olarak yükün bir depoda tutulduğu dikkate alındığında ve yükün hasarlandığına dair yeterli nitelikte hiçbir delil ve belge örneğinin dosyaya sunularak bu konudaki iddianın kanıtlanamaması göz önünde tutulduğunda, yükün zayi olduğunun kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, her ne kadar ek raporda, kök raporla ve raporun kendi içindeki diğer değerlendirmelerle çelişecek değerlendirmelere yer verilerek teslimdeki gecikmenin, emtianın ikinci bir adrese yönlendirilmesinden ve hasarın taşıma sırasında emtianın araca gerektiği gibi sabitlenmemesinden kaynaklanması nedeniyle hasarın taraflar arasında eşit oranda dağıtılmasının yerinde olacağı bildirilmiş ise de, yukarıda açıklandığı ve bilirkişi rapor ve ek raporlarında da belirlendiği üzere davaya konu yükün hasarlandığı konusunda bir delil ve belgenin toplanmadığı, buna göre yükün hasarlanmış olduğunun kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı gibi hasarın, hangi nitelikte ve ne oranda bir hasar olduğu konusunda dahi açıklama yapmaksızın yükün hasarlı olduğuna ilişkin ulaşılan sonucun kök rapor ve ek raporda yapılan tespit ve değerlendirmeler ile dosyada toplanan deliller ile uyuşmadığı göz önünde tutularak, bilirkişilerin değerlendirmelerinin usul ve yasa hükümleri ile rapor ve ek raporda yapılan saptamalara ve dosyada toplanan delillere uygun düşmediği dikkate alınarak, bilirkişi raporundaki yükün hasarlandığının kabulü ile hasar bedelinden tarafların eşit oranda sorumlu tutulmalarının uygun olduğuna ilişkin tespitlere değer verilmemiş, ikinci teslim yerinde makul süre beklemesine rağmen yükün indirilmemesi konusunda davacı tarafın kusurlu olduğu, bekleme süresi için uygun miktarda talep edilen nakliye bedelinin davacı tarafça ödenmemesi üzerine davalı tarafın yük üzerinde yasal hapis hakkı kullanmasındaki yasal koşulların oluştuğu, dava tarihi itibariyle ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı tarafın, davalının talep ettiği ödemeyi yapmadan dava konusu ettiği alacaklarını talep edemeyeceği dikkate alınarak, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
-
Davanın REDDİNE;
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 20.151,45 peşin harçtan indirilmesiyle geriye kalan 19.723,85 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
-
Davalılar yararına AAÜT'nin 13(1).maddesi uyarınca takdir edilen 159.739,28 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:49