SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/911 E. 2024/147 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/911

Karar No

2024/147

Karar Tarihi

6 Mart 2024

T.C.

İZMİR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/911 Esas

KARAR NO : 2024/147

DAVA : Şirket Payı Devrine İlişkin Yönetim Kurulu ve Genel Kurul Kararlarının Butlanla Yokluğunun Tespiti İstemli

DAVA TARİHİ : 28/11/2023

KARAR TARİHİ : 06/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Şirket Payı Devrine İlişkin Yönetim Kurulu ve Genel Kurul Kararlarının Butlanla Yokluğunun Tespiti İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı...'in 1993 yılında evlendiklerini, davalının sistematik işkenceleri ile birlikte aldatma, tehdit ve diğer ağır eylemlerine dayanamayan müvekkilinin, İzmir ... Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında boşanma davası açtığını, davalının, müvekkiline belli malvarlıklarını devretme, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet uygulama anlamına gelecek davranışlardan kaçınma, psikoterapist desteği alma ve benzeri taahhütlerle taraflar arasında 2020 yılı mart ayında bir protokol imzalandığını ve müvekkilinin boşanma davasını geri çektiğini, davalı eşin, davalı ...İnşaat.. Şirketindeki %51 hissesini müvekkiline devrettiğini, ancak şirketteki yönetim yetkisinin davalı eşte kaldığını, davalı eşin protokoldeki diğer yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının aldatma ve kusurlu davranışları üzerine müvekkilinin bu kez 02.06.2023 tarihinde İstanbul.... Aile Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında boşanma davası, İstanbul .... Aile Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında ise mal paylaşım davası açtığını, davalının 22.06.2023 tarihinde açtığı mal paylaşım davasında müvekkiline ait ve davalı ..... Şirketindeki %51 hisseye tedbir konulması talebinin mahkemece kabul edilerek müvekkilinin hissesi üzerine tedbir konulduğunu, davalı eşin aynı gün sahte bir genel kurul yaparak ve müvekkili adına sahte imzalar atarak müvekkiline ait %51 hisseyi sahte belgeler ve usulsüz işlemler ile kendi üstüne geçirdiğini, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, müvekkili ile davalı eşin 05.06.2023 günü bir avm'de bir kez görüşmelerinden başka bir araya gelmediklerini, bu nedenle müvekkilinin 22.06.2023 günü davalı eş ile bir araya gelip şirketteki hisselerini devretmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında müvekkilinin açılmış bir boşanma davası varken hisselerini devretmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca davalı eşin hisseleri gerçek bir devir ile devralıp öte yandan aynı gün açtığı boşanma davası ile hisselere tedbir koydurmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı eşin yalnızca evrakta sahtecilik suçu işlemekle kalmayıp, şirketin imza yetkisine sahip olan yönetim kurulu başkanı sıfatı ile sahte imzalarla oluşmuş usulsüz evrakları yayınlatarak şirket yetkilisinin güveni kötüye kullanma suçunu işlediğini ve müvekkilini dolandırdığını, davalının yaptığı işlemlerin müvekkilinin imzasını ve iradesini taşımaması sebebi ile butlana tabi olduğunu bildirmiş, davalı adına kayıtlı %51 oranındaki hisseler üzerine tedbir konulmasına, hisse devrine ilişkin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının butlanla yokluğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:

Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; taraf eşlerin 1993 yılında evlenmelerinden sonra davacının anlaşılamaz davranışları nedeniyle evliliklerinde sorunlar yaşamaya başladıklarını, tarafların, İzmir... Aile Mahkemesi'nin...esas sayılı dosyasında boşanmayı denediklerini, ailelerinin müdahalesi ile barıştıklarını ve 18/03/2020 tarihli protokolün imzalanıp davacının boşanma davasından feragat ettiğini, bu tarihte davalı şirketin sermayesinin 104.000 TL olup, 4.160 paya ayrıldığını, 07.04.2020 tarihinde davalı eşin 4.160 payınından, 2.038 payın davacı, 1.019'ar payın ise çocukları üzerinde göründüğünü, 16.06.2021 tarihinde davalı eşin, çocukları ...den 1.019 adet payı, ... payı geri devraldığını, ...in 84 adet payını davacıya devrettiğini, bunun sonucunda şirketin toplam 4.160 payının, 2.038 adedinin davalı eş ve 2.122 adedinin davacıya ait göründüğünü, ancak tarafların evliliklerindeki sorunların bitmediğini, müvekkilinin yaptığı araştırma sonucunda davacının üçüncü bir kişi ile ilişki yaşadığını ve zina yaptığını, protokolü barışmak amacıyla yapmadığını öğrendiğini, bunun üzerine İstanbul...Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında zina sebebiyle boşanma davası açtığını, bu davanın, davacı tarafından açılan İstanbul ...Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştiğini, müvekkilinin, davacıya geçişini sağladığı 2.122 adet hisseyi zina olayını öğrendikten sonra TBK'nun 295/2-b.2 maddesi uyarınca bağışlamanın geri alınması hükümleri kapsamında geri aldığını, davacının zina teşkil eden eylemleri sebebiyle davalı eşe karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal ettiğinin sabit olup, müvekkilinin bu sebeple bağışladığı paylarını yönetim kurulu kararıyla geri aldığını, ayrıca 18/03/2020 tarihli protokol ile davacıya devredilen altı adet gayrimenkul ile ilgili olarak İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında zina nedeniyle bağıştan rücu davası açtığını, akabinde 08/08/2023 tarihli 2023 yılı olağanüstü genel kurul toplantısına alınan genel kurul kararı ile TTK'nun 473(1).maddesi hükmüne dayalı olarak geçmiş yıl zararları sebebiyle eş zamanlı olarak sermaye azaltımı ve sermaye artırımı yapıldığını, davalı şirketin sermayesinin geçmiş yıl zararları sebebiyle 104.000 TL’den, 50.000,00 TL’ye indirildiğini ve buna karşılık 2160 adet payın itfa edildiğini, TTK'nun 473(1).maddesi hükmüne göre aynı anda yapılan sermaye artırımı ile şirketin sermayesinin 1.750.000,00 TL’ye çıkarıldığını, her bir payın itibari değerinin 25,00 TL olup, sermayenin 70.000 paya ayrıldığını, sermayenin azaltılan ve aynı anda artırılan 54.000 TL değerindeki kısmının davalı eş tarafından tamamen ve nakden karşılandığını, sermayenin geri kalan 1.646.000,00 TL’lik kısmının da şirketin tek ortağı davalı eş tarafından ödendiğini, sermayenin azaltılması sonucunda şirket paylarının %51,923 oranında itfa edildiği için davacıya 1.020 adet pay iade edilebileceğini, dava dilekçesindeki talep sonucunun hüküm tesis etmeye elverişli olmadığını, iptali talep edilen yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının somut olarak anlaşılamadığını, bu nedenle talep sonucunun açık bir şekilde belirtilmesi için HMK'nun 119(2).maddesi hükmü uyarınca davacı tarafa kesin süre verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacının ortaklığının tespiti ile pay defterine adının yazılmasını talep etmediğini, bu sebeple pay defterindeki kayıtlara itiraz etmediğini ve pay sahipliği sıfatını uyuşmazlık konusu yapmadığını, davalı eşin paylarının parayla ölçülebilen ve değerlendirilebilen nitelikte olması nedeniyle davanın nispi harca tabi bulunmasına bağlı olarak eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verilmesi gerektiğini, anonim şirketin yönetim kurulu kararlarının veya genel kurul kararlarının geçersizliğine ilişkin dava açma hakkının pay sahiplerine ait olması nedeniyle öncelikle davacının pay sahibi olduğunun tespitinin gerektiğini, davacının pay sahibi sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının geçersizliğinin tespitine ilişkin dava açamaması nedeniyle davanın aktif dava ehliyeti ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, davalı eşten 07/04/2020 tarihinde ...Anonim... Şirketi'nin paylarını devraldığına ilişkin yazılı bir devir sözleşmesi bulunmadığından pay sahibi sıfatını hiçbir zaman kazanmadığını, anonim şirketin nama ve hamiline yazılı paylarında tasarruf işleminin nasıl gerçekleşeceğinin TTK’nun 486, 489 ve 490.maddelerinde düzenlendiğini, çıplak payın devredilmesi için TBK'nun 183 ve devamı maddeleri hükümlerine uygun şekilde yazılı bir alacağın temliki işleminin yapılması gerektiğini, söz konusu şekil şartının geçerlilik şartı olduğunu, TBK'nun 184.maddesi uyarınca bu durumun hakim tarafından resen dikkate alınması gerektiğini, davalı eşten yazılı ve noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile davacının payının devralınmasının beklenmesi halinde aynı şekilde müvekkilinden, davacıya geçen paylarında yazılı ve noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile devralındığının aranması gerektiğini, davacının payları bu şekilde usulüne uygun devraldığını ortaya koyamadığını, bu nedenle davacının hiçbir zaman pay sahibi sıfatını kazanmadığı için davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiş, davacı tarafa HMK'nun 119(2).maddesi uyarınca sonuç talebini açıkça bildirmesi için kesin süre verilmesine, dava dilekçesinin talep sonucu kısmında pay defterindeki kayıtlara itiraz edilmemesine ve ortaklığın tespiti davası ikame edilmemesine rağmen 14/12/2023 tarihli ihtiyati tedbir kararındaki hatada ısrar edilerek davanın ortaklığın tespiti davası olarak yürütülmesi halinde eksik peşin harcın tamamlattırılmasına, davacının aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, davanın husumet yokluğu ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:

Dava; davacı adına kayıtlı payların devrine ilişkin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının butlanla yokluğunun tespiti istemine ilişkindir.

Dava konusunun, yalnız davacı adına kayıtlı payların devrine ilişkin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olmasına göre davada husumetin kararı alan şirkete yöneltilmesinin yeterli ve gerekli olup, ayrıca şirket yetkilisine ve payı devralan kişiye husumet yöneltilmesinin gerekmediği dikkate alınarak, davalı şirket yetkilisi... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Dosyada toplanan tüm delil ve belge örnekleri ile; davacı ile davalı...'in 24/10/1993 tarihinde evlendikleri, evliliklerinin halen sürdüğü, müşterek çocuklarının ... ve ...olduğu, davalı şirketin 18/10/2011 tarihinde İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tek ortaklı anonim şirket olarak tescil edildiği, şirket ortağı davalı...'in şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, İzmir... Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında boşanma ve İzmir ... Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında katılma alacağı talepli davaların, davacı tarafından, davalı eş aleyhinde açıldığı, davalı şirketin sermayesinin kuruluş tarihinde 104.000 TL olup, 4.160 paya ayrılması nedeniyle her bir payın 25,00 TL değerinde iken şirket yetkilisi davalı...'in 01/04/2020 tarihinden aldığı 2020/1 karar sayılı yönetim kurulu kararı ile 2.038 adet payını davacıya, 1.019'ar adet paylarını ise müşterek çocuklara devrettiği, 84 payın ise kendisinde kaldığı, bu kararın ortaklar pay defterine işlenerek 30/07/2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği, 27/04/2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak atandığı, ardından 05/05/2021 tarihli genel kurul kararı ile bu görevinin sona erdiğine ilişkin karar verilerek her iki kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, 28/04/2020 tarihinde verilen ve 15/06/2021 tarihinde kesinleşen kararla boşanma ve 16/06/2020 tarihinde verilen ve 11/01/2023 tarihinde kesinleşen katılma alacağı davalarının, feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davalı şirket yetkilisi...'in bu kez 15/06/2021 tarihinde ... karar numaralı yönetim kurulu kararı ile şirket ortağı ...'in 1.019 payından 84 adedini davacıya, kalan 935 adedini kendisine, şirket ortağı ...'inde 1.019 payını kendisine devrederek şirket ortaklığından ayrılmalarına ilişkin karar aldığı, ancak bu kararın tescil ve ilan edilmediği, bu karar sonucunda şirketin toplam 4.160 payının, 2.038 adedinin davalı... ve 2.122 adedinin ise davacıya ait olduğu, davalı eşin 12/09/2023 tarihinde İstanbul ...Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında boşanma davası açtığı, davacı tarafından da İstanbul...Aile Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında boşanma davası açılması üzerine her iki davanın birleştirilerek görülmesine karar verildiği ve davaların derdest olduğu, davacının 02/06/2023 tarihinde, davalı eşin ise 21/06/2023 tarihinde açtıkları katılma alacağı talepli davaların birleştirilerek İstanbul ...Aile Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında görülmeye devam ettiği, karşılıklı boşanma davalarının açılmasından sonra davalı şirket yöneticisi...'in tek başına aldığı ve davaya konu 22/06/2023 tarihli ve... karar sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının, şirketteki payına ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığı ve payların kendisine emanet olarak verildiği gerekçesi ile 2.122 adet payının tamamının kendisine devredilmesine ve davacının şirket ortaklığından ayrılmasına, bu devirden sonra tüm payların kendisine ait olduğu gerekçesi ile şirketine tek ortaklı anonim şirkete dönüşmesine karar verdiği, bu kararın ortaklar pay defterine işlendiği ve sicile tescil edilerek 06/07/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, davalı eşin 08/08/2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısı tutanağı ile şirketin sermayesinin geçmiş yıl zararları sebebiyle 104.000 TL’den, 50.000,00 TL’ye indirildiğine ve buna karşılık 2160 adet payın itfa edildiğine, aynı anda yapılan artırım sonucunda sermayenin 1.750.000,00 TL’ye çıkarıldığına, her bir sermaye payının itibari değerinin 25,00 TL olup, şirketin sermayesinin 70.000 paya ayrıldığına, sermayenin azaltılan ve aynı anda artırılan 54.000 TL değerindeki kısmının şirketin tek ortağı... tarafından tamamen ve nakden karşılandığı ile sermayenin aşan kısmı 1.646.000,00 TL’nin şirket ortağı davalı eş tarafından tescil tarihiden önce tamamen ve nakden karşılandığına ilişkin karar aldığı, bu kararında sicile tescil edilerek 10/08/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği görülmüştür.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde, davacı tarafın iptalini talep ettiği yönetim kurulu ve genel kurul kararlarını somutlaştırmaması nedeniyle talep sonucunu açık bir şekilde belirtmediğini iddia ederek davacı tarafa HMK'nun 119(2).maddesi uyarınca kesin süre verilmesini talep etmiştir. Dava tarihi itibariyle davacının ortak sıfatı bulunmadığından davalı şirkete ait defter ve kayıtları inceleme imkanının ve yasal yollara müracaat hakkının bulunmadığı, bu sebeple tarih ve karar numarası olarak yönetim kurulu veya genel kurul kararlarını somut olarak bildirebilmesinin mümkün bulunmayacağı, buna karşın sonuç talebin pay devrine ilişkin alınmış bütün yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptali istemine yönelik olması nedeniyle sonuç talebin açık ve anlaşılır olması yanında davaya ve hükme konu kararların tespit edilebilir olduğu dikkate alınarak, HMK'nun 119(2).maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmakla davalı tarafın aksi iddialarında haklılık görülmemiştir.

Davacının paylarının, davalı eşe devredilmesi yalnız davalı eşin tek başına aldığı 22/06/2023 tarihli ve ... karar sayılı yönetim kurulu kararı ile gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar müşterek çocuklara ait payın davacı ile davalı eşe devrine ilişkin yine yalnız davalı eşin şirket yöneticisi sıfatıyla aldığı 15/06/2021 tarihli ... karar numaralı yönetim kurulu kararı da aynı nitelikte usulsüz işlemi içermiş olsa da, dava konusu yapılmamış olması ve kararın yokluk hükmüne tabi bulunmaması nedeniyle mahkememizce resen dikkate alınmadığı gibi davalı eşin, davaya konu butlana tabi yönetim kurulu kararını aldıktan sonra 08/08/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile önce payların azaltılması ardından artırılması yoluyla davacının pay oranının küçültülmesine yol açan genel kurul kararlarının pay devri niteliğinde olmadığı, davacı tarafın bu kararlara karşı dava hakkının bulunduğu, bu davadaki talebin yalnız pay devrine ilişkin yönetim kurulu ve genel kurul kararları olduğu göz önünde tutularak, taleple bağlılık ilkesi gereği 08/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar dava konusu olarak değerlendirilmemiştir.

Cevap dilekçesinde, davanın nispi harca tabi olduğu iddia edilerek eksik harcın tamamlanmasının gerektiği iddia edilmiştir. Davanın konusunun ve sonuç talebin açık ve anlaşılır bir biçimde davacıya ait payın davalıya devrine ilişkin alınan tüm yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptali istemli olup, bunun yanında dava konusu payın davacıya ait olduğunun tespiti ile adına tescili isteminde bulunulmadığı, buna göre sadece yönetim ve genel kurul karalarının iptali istemli davaların, maktu harca tabi bulunduğu, Harçlar Kanunu ve yerleşmiş uygulamalar ile açık ve anlaşılır olmakla davalı tarafın iddiasında haklılık görülmemiştir.

Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı tarafın yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptali yanında, davacının ortaklığının tespiti ile pay defterine adının yazılmasını talep etmediğini, anonim şirketin yönetim kurulu kararlarının veya genel kurul kararlarının geçersizliğine ilişkin dava açma hakkının pay sahiplerine ait olması nedeniyle öncelikle davacının pay sahibi olduğunun tespitinin gerektiğini, davacının pay sahibi sıfatına haiz olmadığını, bu nedenle yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının geçersizliğinin tespitine ilişkin dava açamayacağını iddia ederek davanın aktif dava ehliyeti ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava tarihi itibariyle davacı, davalı şirkette ticaret sicil kayıtlarına göre ortak olarak görülmese de, davacının, ortaklığının butlan hükmüne tabi ve dava konusu yapılan yönetim kurulu kararı ile sona ermesi nedeniyle dava açmakta hukuki yararının bulunduğu gibi taraf sıfatının da bulunduğu, davaya konu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmekle birlikte davacının payının devrine dayanak teşkil eden işlemin geçersiz olması nedeniyle işlemden önceki hukuki duruma uygun olarak davacının, şirketteki ortaklığa ilişkin hukuki durumunun varlığını koruyacağı, bu nedenle ayrıca davacının, davalı şirkette ortak olduğunun tespiti talebinde bulunmasının gerekmediği gibi kararın kesinleşmesinden sonra davalı şirketin yöneticisi sıfatıyla davalı eşin, pay defterinde gerekli düzeltmeleri yaparak davacının ortaklığının tescil ve ilanını sağlamasının yetki ve görevi içinde olup, dava konusu yapılmayan ve davacının payının küçülmesine yol açan genel kurul kararının varlığı nedeniyle davalı eş tarafından bu konuda alınacak karar ve yapılacak işlemlerden sonra gerektiği takdirde davacının alınan karar ve yapılan işlemleri dava konusu yapmasındaki serbestisi ve muhtemel tercihi göz önünde tutulduğunda, bu davada, davacının ortaklığının tespitini, pay defterine kaydını ve kararın tescil ve ilanını talep etmesinin hukuki yararın varlığı açısından zorunlu bulunmadığı gibi TTK'nun 391.maddesi uyarınca batıl olan yönetim kurulu kararlarının iptalinin, diğer taleplerden bağımsız olarak dava konusu yapılmasının mümkün bulunduğu, davalı şirket yetkilisi olan davalı eşin kararın kesinleşmesinden sonra gereken karar ve işlemleri yerine getirmemesi durumunda davacı tarafın yasal haklarını kullanabileceği birlikte değerlendirildiğinde, davacının taraf sıfatının bulunduğu gibi dava açmakta hukuki yararının da bulunduğu anlaşılmakla, davalı tarafın aksi iddialarında haklılık görülmemiştir.

6102 sayılı TTK'nın 480 ve devamı maddelerinde anonim şirketlerde hamile yazılı pay senetlerinin devrinin şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi ile hüküm ifade edeceği, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, hukuki işlemle devrin, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabileceği, bedeli tamamen ödenmiş nama yazılı payların, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra yolu dışında ancak şirketin onayı ile devrolunabileceği, şirketin senede bağlanmamış pay ve pay senedi sahiplerini pay defterine kaydedeceği, payın usulüne uygun olarak devredildiğinin ispat edilmediği sürece devralanın pay defterine yazılamayacağı düzenlenmiştir. Buna göre, anonim şirketlerine ait payların devri yönünden resmi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Nama yazılı pay senetlerinin ciro ve teslim ile devredilerek, devrin şirkete karşı pay defterine kayıtla hüküm ifade etmesi, şirketin çıplak paylarının da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebilmesi ve çıplak pay devrinin genel hükümler doğrultusunda yapılabilmesi, bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devrinin genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleştirilmesi, alacağın temliki ile çıplak payın devralana geçmesi, bu nitelikteki payın devrinin, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olması, bedeli hiç ödenmemiş veya kısmen ödenmiş çıplak payın, yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığının onayının alınması ile gerçekleşebilmesi mümkün ve yeterlidir.

6102 Sayılı TTK'da gerek genel kurul kararları, gerekse yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlük hallerinden olan yokluk hali ve hükmü düzenlenmemiş, buna karşın butlana tabi genel kurul kararları 447.maddede, yönetim kurulu kararları ise 391.maddede düzenlenmiş olup, 6762 Sayılı TTK'nunda yönetim kurulu kararlarının batıl sayılacağı hallere ilişkin bir düzenleme yapılmamışken, 6102 Sayılı TTK'nun 391.maddesinde düzenlenen batıl sayılacak yönetim kurulu kararları sınırlı sayıda sayılmamış, örneklemeler yapılarak gösterilmiş, 1.fıkranın c bendinde; pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan yada güçleştiren yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceği düzenlenmiştir.

Yönetim kurulu kararının, yokluk veya butlanla malul olduğu iddiasının, hukuki yararı bulunan herkes tarafından, bir süreye tabi bulunmaksızın itiraz veya dava yolu ile her zaman ileri sürülmesi mümkündür.

Davacı tarafın talebi, davacının paylarının, davalı eşe devrine ilişkin işlemin butlan ile yokluğunun tespitine karar verilmesidir. Her ne kadar butlan ile yokluk bir arada kullanılarak kararın butlan ile yokluğunun tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yokluk ve butlan kavramları farklı hukuki kavramlar olup, sebepleri yönünden bir farklılık olmamakla birlikte bağlanan hukuki sonuçlar yönünden sınırlı olsa da birbirinden farklıdır.

Kurucu unsuru eksik olan bir hukuki işlemin varlık kazanması mümkün olmadığından yokluk hükmüne tabi olup, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı olması halinde de yokluk hükmüne tabidir. Butlan ise yokluktan farklı olarak kurucu unsurları bulunmakla birlikte içeriği itibariyle ağır hukuka aykırılıklar içeren, geçerlilik şartları eksik olan hukuki işlemler olup, butlana tabi işlem unsurları itibariye şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukuki hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup, hukuki yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/04/2023 tarih, 2021/5560 esas ve 2023/2238 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; butlan ile yokluk arasındaki farklardan biri hukuki tahvil müessesi olup, hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken, şeklen mevcut ancak batıl olan hukuki işleme hukuki tahvil yoluyla bir hukuki sonuç bağlanması mümkündür.

Her iki kavram arasındaki en önemli fark TMK'nun 2.maddesinde düzenlenen dürüst davranma ve hakkın kötüye kullanılması yasağı açısından ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir karar veya işlem mevcut olduğundan, bu kararı veya işlemi ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla kararın veya işlemin butlanına dayanması, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hakim, butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda resen ve her olayın durum ve koşullarına ilişkin özelliklerinin tamamını göz önünde tutarak serbestçe takdir edebilecekken, yokluk durumunda ortada şekli bakımdan dahi bir karar veya işlem bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Cevap dilekçesinde, davacının, davalı eşten 07/04/2020 tarihinde ...Anonim.. Şirketi'nin paylarını devraldığınına ilişkin yazılı bir devir sözleşmesi bulunmadığından pay sahibi sıfatını hiçbir zaman kazanmadığı, TTK’nun 486, 489 ve 490.maddeleri ile TBK'nun 183.maddesi uyarınca şekil şartının geçerlilik şartı olduğu ve resen dikkate alınması gerektiği, davalı eşten yazılı ve noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile davacının payının devralınmasının beklenmesi halinde aynı şekilde davalıdan, davacıya geçen payların da yazılı ve noter tasdikli hisse devir sözleşmesi ile devralındığının aranması gerektiği iddia edilmiştir. Dosyada toplanan delillerle davalıdan, davacıya ve müşterek çocuklara devredilen paylarla ilgili kanunda aranan şekil şartının yerine getirilmediği gibi müşterek çocukların paylarının davacı ve davalıya devredilmesine ilişkin şekil şartı da yerine getirilmeden ve bütün devirler davalı eş tarafından alınan kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı yönetim kurulu kararları ile gerçekleştirilmiştir. TMK'nun 2.maddesinde; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı düzenlenmiştir. Davalı eş tarafından dava konusu olmayan diğer tüm devirler, kanunda aranan hisse devri koşullarına ve prosedüre uyulmaksızın yapılmış ise de, davalı eşin, davalı şirketin tüm paylarının sahibi, tek ortağı ve tek yöneticisi olup, kendisi tarafından ve rızası ile aldığı kararlarla hisse devirlerinin yapıldığı, devirlere ait kararların alınmasıyla kalınmayarak bu kararların ticaret siciline tescil ile ilan edildiği gibi kendisine ait payları devretme yetkisi olan davalı eşin, dava konusu payların devri konusunda şekil şartı dışındaki tüm prosedürü bizzat kendisinin yerine getirdiği, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve yerleşmiş yargı kararları çerçevesinde davalı eş tarafından yapılan usulsüz işlemlerin yokluk hükmüne değil, butlana tabi olup, butlan iddiasının ileri sürülmesi halinde TMK'nun 2.maddesi çerçevesinde iddianın haklılığının değerlendirilmesi gerektiği, davalı eşin işlemleri bizzat yapması ve ilgili kararları bizzat alması yanında bu davanın açılmasına kadar butlan iddiasını ileri sürmediği gibi karar ve işlem tarihlerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen butlan iddiasında bulunmaması nedeniyle bu konudaki itirazının dürüstlük kuralına uygun olmadığı, buna göre davalıya devredilen paylar yönünden işlemin geçerli sayılmasının usul ve yasa gereği olması yanında hiç kimsenin kendi kusurundan faydalanamayacağı ve hak elde edemeyeceği ilkesi uyarınca rızası ile kendisine ait payı davacıya devreden davalı eşin bizzat kendi kusuruyla sebebiyet verdiği pay devrinin geçersiz olduğu iddiasının, TMK'nun 2.maddesi uyarınca dinlenmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, davalı tarafın aksine iddialarında haklılık görülmemiştir.

Davalı taraf cevap dilekçesinde, müvekkilinin, davacıya geçişini sağladığı 2.122 adet hisseyi zina olayını öğrendikten sonra TBK'nun 295/2-b.2 maddesi uyarınca bağışlamanın geri alınması hükümleri kapsamında geri aldığını, davacının zina teşkil eden eylemleri sebebiyle davalı eşe karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal ettiğinin sabit olup, müvekkilinin bu sebeple bağışladığı paylarını yönetim kurulu kararıyla geri aldığını, ayrıca 18/03/2020 tarihli protokol ile davacıya devredilen altı adet gayrimenkul ile ilgili olarak İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında zina nedeniyle bağıştan rücu davası açtığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı tarafın bu konudaki iddiasının, öncelikle davaya konu 22.06.2023 tarihli yönetim kurulu kararının içeriği ile bağdaşmadığı açıktır. Davaya konu yönetim kurulu kararında; davacıya ait payların, davalı eşe devir sebebi, daha önce davalı tarafından, davacıya yapılan devir nedeniyle davacının, davalıya herhangi bir ödeme yapmadığı ve payların kendisine emanet olarak verildiği gösterilmiştir. Karardaki bu açıklamalar davalıları bağlayıcı nitelikte olup, şirket yetkilisi davalı eşin elinden çıkmış bu belgeye karşın davalı tarafın, davacıya devredilen payların, davacıya bağışlandığı iddiasının asgari bir yazılı belge ile kanıtlanmaması nedeniyle dinlenmesi mümkün değildir. Bunun yanında pay bedelinin ödenmemesi, payların tek taraflı tasarrufla geri alınmasına yol açmayacağı gibi paylar bağışlanmış olsa dahi sicile kayıtlı payların bağışlayanın tek taraflı ve butlan hükmüne tabi davaya konu karar ve işlemler ile geri alınması mümkün olmamakla, davalı tarafın bu konudaki iddiaları uyuşmazlığa etkili olarak görülmemiştir.

Tüm dosya kapsamı, davacı tarafın dava dilekçesinde, davalı tarafın cevap dilekçesinde dile getirdikleri iddia ve savunmalar, taraflarca sunulan ve bildirilip mahkememizce toplanan deliller ile; 18/10/2011 tarihinde davalı eş tarafından kurulup, tek ortaklı anonim şirket olarak sicile tescil ettirilen davalı şirketin kuruluşundan itibaren temsile yetkilisinin davalı eş olup, TTK'nunda belirtilen anonim şirket hisse devrine ilişkin şekil şartı kurallarına uymaksızın, kendi aldığı 07/04/2020 tarihli yönetim kurulu kararıyla, davalı eşin kendine ait paylarından bir bölümünü davacı eşi ile müşterek çocukları adına devrettiği, ardından 15/06/2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile aynı şekilde müşterek çocuklarına devrettiği payları usulsüz olarak bir bölümünün kendisine, bir bölümünün davacı eşe devredilmesine ilişkin karar aldığı, alınan bu kararla şirketin 4160 adet payından, 2.038 adedinin davalı eşe, 2.122 adedinin ise davacı eşe ait olup, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, davalı eş tarafından gerek müşterek çocuklara gerekse davacı eşe devredilen paylar yönünden kanunda aranan pay devrine ilişkin yasal koşullara ve prosedüre uygun olarak hisse devri gerçekleştirilmemiş olsa da, somut olayın özelliklerine göre davalı eşin kendine ait payların, davacı eşe ve müşterek çocuklara devrine ilişkin karar ve işlemlerin tescil ve ilan edilmek sureti ile prosedürün tamamlanmasına bağlı olarak pay devirlerinin geçerli sayılması gerektiği, davalı eşin, kanuni şekil şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davacının pay sahibi olmadığına yönelik iddiasının yukarıda açıklanan gerekçeler çerçevesinde ve TMK'nun 2.maddesi uyarınca haklı görülmesinin mümkün bulunmadığı, davaya konu 22/06/2023 tarihli ve ... karar sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının, şirketteki payına ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığı ve payların kendisine emanet olarak verildiği gerekçesi ile 2.122 adet payının tamamının kendisine devredilmesine ve davacının şirket ortaklığından ayrılmasına, bu devirden sonra tüm payların kendisine ait olduğu gerekçesi ile şirketine tek ortaklı anonim şirkete dönüşmesine ilişkin kararların, kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olup, butlan hükmüne tabi bulunduğu, bu karara dayanak olabilecek ve kanunda aranan nitelikte davacı eşin, davalı eşe payını devretmesine ilişkin dayanak oluşturacak ve usulüne uygun hiçbir belgenin düzenlenmediği gibi pay devrine davacının rızasının bulunmadığı dikkate alındığında, davaya konu 22.06.2023 tarihli yönetim kurulu kararının davacı eşin rızasını taşımaması ve rızaya dayalı hukuki bir hisse devrin bulunmaması nedeniyle kurucu unsurlarının bulunmadığı ve ağır hukuka aykırılıklar içermesi nedeniyle geçerli olmadığı, kararın davacının vazgeçilmez nitelikteki ortaklık hakkını ihlal eder ve şirketteki ortaklığına hukuksuz olarak son veren niteliğinin bulunduğu, TTK'nun 391.maddesinin 1.fıkrasının c bendi uyarınca davaya konu yönetim kurulu kararının, pay sahibi davacının vazgeçilmez nitelikteki ortaklık hakkını ihlal eder nitelikte bulunması nedeniyle batıl olduğu dikkate alınarak, davanın kabulü ile davaya konu 22/06/2023 tarihli ... karar sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf, dava konusu ettiği ve şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin genel kurul kararından önceki pay oranları dikkate alınarak, davacıya ait %51 oranındaki pay üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Davalı eş, davaya konu butlana tabi kararı aldıktan sonra 08/08/2023 tarihinde olağan genel kurul toplantısı tutanağı ile şirketin sermayesinin geçmiş yıl zararları sebebiyle 104.000,00 TL’den, 50.000,00 TL’ye indirildiğine ve buna karşılık 2160 adet payın itfa edildiğine, aynı anda yapılan artırım sonucunda sermayenin 1.750.000,00 TL’ye çıkarıldığına, her bir sermaye payının itibari değerinin 25,00 TL olup, şirketin sermayesinin 70.000 paya ayrıldığına, sermayenin azaltılan ve aynı anda artırılan 54.000 TL değerindeki kısmının şirketin tek ortağı... tarafından tamamen ve nakden karşılandığı ile sermayenin aşan kısmı 1.646.000,00 TL’nin şirket ortağı davalı eş tarafından tescil tarihiden önce tamamen ve nakden karşılandığına ilişkin karar almış ve bu karar sicile tescil edilerek 10/08/2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiştir. Davaya konu ve davacının ortaklığına son veren yönetim kurulu kararının, batıl olması nedeniyle sermayenin azaltılıp artırılmasına ilişkin genel kurul kararının, batıl olduğunun tespiti veya iptali istemli davanın mahkememizce verilen kararın kesinleşmesinden sonra veya dilediği zamanda davacı tarafından açılarak yoklukla tespitinin veya iptal edilmesinin mümkün olabileceği gibi davaya konu karardan önce davacının payının %51'den büyük olduğu dikkate alınarak, taleple bağlılık ilkesi uyarınca davalı şirketin tüm paylarının davalı eş adına kayıtlı olması nedeniyle %51 oranındaki pay üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi konusunda ihtiyati tedbir konulmuş, davalı tarafın aksi iddialarında ve itirazında haklılık görülmemiş, ihtiyati tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:

  1. Davalı... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE

  2. Davalı şirket hakkındaki davanın KABULÜNE

Davalı ...İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu tarafından alınan 22/06/2023 tarihli ... karar sayılı yönetim kurulu kararlarının iptaline,

  1. 14/12/2023 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devamına,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 269,85 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 157,75‬ TL harcın davalı ...İnşaat.. Şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  3. Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın davalı ...İnşaat.. Şirketinden alınarak, davacıya verilmesine,

  4. Davacı yararına takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin, davalı ...İnşaat.. Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,

  5. Davalı... yararına AAÜT'nin 7(2).maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalı ...'e verilmesine,

  6. Davalı... için yapılan yargılama giderleri düşürüldükten sonra geriye kalan ve davacı tarafça yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 100,00 TL on adet elektronik tebligat gideri, 3,50 TL iki adet kep reddiyatı, 84,00 TL posta ücretinden oluşan toplam 457,35‬ TL yargılama giderinin, davalı ...İnşaat.. Şirketinden alınarak, davacıya verilmesine,

  7. Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Davacı vekili ile ve davalılar vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/03/2024

Başkan ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Üye ...

e-imza

Katip...

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

veKuruluGenelYönetimButlanlaŞirketKurulPayıİstemliDevrineİlişkinizmirKararlarınınTespitihükümsavunmaYokluğunun

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim