İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1032 E. 2024/121 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2019/1032
2024/121
15 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1032
KARAR NO : 2024/121
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 01/11/2019
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/10/2017 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı ait araç müvekkilinin içinde bulunduğu araca çarpması sonucu müvekkilinin yaralanmasına sebep trafik kazası oluştuğunu, kaza tarihi itibari ile ... plakalı araç davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, kaza sonrasında müvekkilinin tedavi gördüğünü, yaralanması sebebiyle hiçbir kusuru yokken çok acı ve ızdırap çektiğini ve halende çekmeye devam ettiğini, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Karar sayılı dosyasında sürücünün yargılandığını ve ceza aldığını, kazada müvekkilinin burnunun darbe aldığını ve darbe sonucu burnunun kırıldığını, tedavi sonucunda burnunun şeklinde değişme olduğunu, sigortasının karşılamamasından dolayı da ameliyat olamadığını, burnun görünüşünde gerçekleşen bir değişmenin yüz ifadesine yansıyacağını, bununla birlikte tam olarak da tedavi edilememiş yani kalıcı bir sağlık sorununa da neden olunduğunu belirterek 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının usulüne uygun şekilde sigorta şirketine başvurmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, meydana gelen kazada kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminat limitleri dahilinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER :
-
İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
-
Davacı... TC Kimlik numaralı...'ya ve davalı ... TC Kimlik numaralı ...'E ait vukuatlı nüfus aile kayıt örnekleri,
-
... Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ve hasar dosyası,
-
İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin ...Karar sayılı dosyası,
-
28/10/2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağı,
-
Davacıya ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli,
-
Davaya konu 28/10/2017 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanan ...TC Kimlik numaralı...'ya maluliyet ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar,
-
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi nezdinde davaya konu 28/10/2017 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanan ... TC Kimlik numaralı...'ya ait olarak düzenlenen tedavi evrakları,
-
Davacı... ve davalı ...'e ait sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları,
10-Trafik alanında uzman bilirkişinin 05/03/2020 havale tarihli raporu,
11-Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi tarafından düzenlenen 02/08/2021 havale tarihli maluliyet raporu,
12-Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi tarafından düzenlenen 27/12/2021 havale tarihli maluliyet ek raporu,
13-İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 21/12/2023 havale tarihli raporu,
14-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin 17/01/2024 havale tarihli dilekçesi ile ekinde sunduğu Sulh Ve İbraname başlıklı belge,
15-Davacı vekilinin 15/02/2024 tarihli duruşmadaki feragat beyanı,
16-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, 28/10/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan...'nın yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin ne kadar olduğunun, iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacı...'nın mahrum kaldığı gelirlerinin, ayrıca davacı ...'ın yaralanması sebebiyle burun ameliyatı olması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi ile geçici iş göremezlik tazminatı ile...'nın ileride geçireceği burun ameliyatı ücretinden ibaret tedavi gideri bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde; ''Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.'' şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu iki yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde ''Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.'' şeklinde ifade edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, ''işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur'', aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, ''bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı'', aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, ''işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 'Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar' başlıklı 92. maddesinde:
''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. 14/04/2016 günü yapılan ve 26/04/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile;
6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş, değişik; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 4. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
''g)Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h)İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
ı)Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir.
İş Hukukunda ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli iş göremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir. Sürekli iş göremezlik durumu kendi içinde sürekli kısmi iş göremezlik ve sürekli tam iş göremezlik olarak ikiye ayrılmaktadır.
Sürekli kısmi iş göremezlik hâline giren kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı durumda olanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.
Sürekli tam iş göremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminat yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminata bakıcı giderleri de eklenecektir.
Geçici iş göremezlik tazminatı ise, haksız fiil neticesinde yaralanan kişinin, yaralanması neticesinde gördüğü veya göreceği tedavi süresince, sağlıklı iken elde ettiği ancak yaralanması sebebiyle tedavisi tamamlanana kadar mahrum kaldığı gelirlerinden ibarettir. Geçici iş göremezlik tazminatı açısından hak talep edilebilmesi için, bahsedildiği üzere kişinin gelir getirici bir işte çalışması ve yaralanması neticesinde tedavi süresinde gelirlerinden mahrum kalması şarttır.
Kazaya karışan araca ait ruhsat ve tescil belge ve bilgileri dosya arasına alınmıştır.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın trafik alanında uzman bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 28/10/2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ve İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin...Karar sayılı dosyası ve varsa içeriğinde yer alan soruşturma dosyası ile raporlar ve sair deliller göz önünde bulundurularak, 28/10/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasının oluşumunda kusuru bulunan şahıslar ile kusuru bulunan şahısların kusur oranlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, trafik alanında uzman bilirkişi 05/03/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in %75 oranında asli kusurlu olduğunu, dava dışı sürücü...'in %25 oranında tali kusurlu olduğunu, davacı yolcu...'nın kusursuz olduğunu mütalaa etmiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin trafik alanında uzman bilirkişinin 05/03/2020 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, kesinleşen İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... Karar sayılı dosyası kapsamında trafik alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 15/01/2018 tarihli rapor ile mahkememizce alınan trafik alanında uzman bilirkişinin 05/03/2020 havale tarihli raporunun dava konusu trafik kazasının oluşumu ve trafik kazasına karışanların kusur oranlarının belirlenmesinde birebir uyumlu oldukları ve birbirlerini doğruladıkları anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmeli, buna göre; 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 sonrası ile 01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Davacının maluliyet durumunun belirlenmesi amacıyla dosyanın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına tevdi ile davacı...'nın gerekli muayenelerinin yapılarak dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı...'ya ait Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, davacı...'nın 28/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ve yine davacı...'nın yaralanması neticesinde burun ameliyatı geçirmesinin gerekli olup olmadığı hususlarının ''Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'' hükümleri (mümkün olmadığı takdirde ''Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'' hükümleri) çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi tarafından düzenlenen 02/08/2021 havale tarihli maluliyet raporunda sonuç olarak, bilateral burun kemiği kırığına bağlı deviasyon nedeniyle Meslekte Kazanma Gücündeki Azalma Oranı şahsın olay tarihindeki yaşına göre %2,1 ve rapor tarihindeki yaşına göre de %2,2 olacağını, şahsın tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 ay olarak kabulünün uygun olacağını mütalaa etmişlerdir.
Mahkememizce görülen lüzum üzerine Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine müzekkere yazılarak dosyanın Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına tevdi ile belirlenecek muayene gününde davacı vekilince hazır edilecek davacı...'nın gerekli muayenelerinin yapılarak dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı...'ya ait Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, davacı...'nın 28/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ve yine davacı...'nın yaralanması neticesinde burun ameliyatı geçirmesinin gerekli olup olmadığı hususlarının dava konusu trafik kazasının 28/10/2017 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınarak 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek ek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi tarafından düzenlenen 27/12/2021 havale tarihli ek maluliyet raporunda sonuç olarak, kişinin engellilik oranının %0 (sıfır) olduğunu, şahsın tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 ay olarak kabulünün uygun olacağını, yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesinin gerekli olmadığını mütalaa etmişlerdir.
İtirazlar üzerine dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesine tevdi ile davacı...'nın gerekli muayenelerinin yapılarak dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı...'ya ait Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 02/08/2021 havale tarihli maluliyet raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/12/2021 havale tarihli ek maluliyet raporu ve sair deliller birlikte değerlendirilerek, davacı...'nın 28/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ve yine davacı...'nın yaralanması neticesinde burun ameliyatı geçirmesinin gerekli olup olmadığı hususlarının dava konusu trafik kazasının 28/10/2017 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınarak 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 21/12/2023 havale tarihli raporunda sonuç olarak, kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (sıfır) olduğunu, şahsın tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1 aya kadar uzayabileceğini mütalaa etmişlerdir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 21/12/2023 havale tarihli ek maluliyet raporuna karşı itirazlarının, dosya kapsamında alınan maluliyet raporlarının birbirini doğruladığı ve aynı tespit ve belirlemeleri içerdiği anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 02/08/2021 havale tarihli maluliyet raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 27/12/2021 havale tarihli ek maluliyet raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu... İhtisas Dairesi tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 23/02/2023 havale tarihli maluliyet raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından davacı...'nın geçici iş göremezlik süresi ile yaralanması nedeniyle burun ameliyatı geçirmesine gerek olup olmadığının tespitine ilişkin olarak düzenlenen 21/12/2023 havale tarihli ek maluliyet raporuna göre; dava konusu trafik kazasında yaralanmasından dolayı davacı...'nın geçici iş göremezlik süresinin 1 (bir) ay olduğu ve davacının burun ameliyatı olmasına gerek olmadığı kabul olunarak yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili 17/01/2024 havale tarihli dilekçesinde, davacı taraf ile sulh olduklarını, bu kapsamda davacı tarafın davadan ve fazlaya ilişkin haklarından da feragat ettiğini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerini de ödedikleri, bu sebeple vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi talep ettiklerini beyan ettiği ve davacı taraf ile imzalanan Sulh Ve İbraname başlıklı belge suretini mahkememize sunduğu görülmektedir.
Davacı vekilinden, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin, davacı taraf ile sulh olduklarını, bu kapsamda davacı tarafın davadan ve fazlaya ilişkin haklarından da feragat ettiğini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerini de ödedikleri, bu sebeple vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi talebini içerir dilekçesi ile davacı taraf ile imzalandığını beyan ettiği Sulh Ve İbraname başlıklı belgeye karşı sorulmakla, davacı vekili davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat yönünde anlaştıklarını, bu sebeple maddi taleplerinden feragat ettiklerini, manevi tazminat talepleri yönünden davanın devam ettiğini beyan etmiştir.
Vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragat etmeye yönelik olarak özel yetkisi bulunan davacı vekili ise bila tarihli dilekçesinde, davalı sigorta şirketi ile yapmış oldukları ibraname ve sulh anlaşması uyarınca tazminatın ödenmesi sebebiyle davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Feragat, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde; ''Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır, hükmü yer almaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi (818 sayılı BK'nun 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Dava konusu trafik kazasının meydana geliş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla ülkenin mevcut ekonomik koşulları, trafik kazası neticesinde davacının vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşmaması ve davacının geçici iş göremezlik süresi, geçici iş göremezlik süresi boyunca çalışabilmesi, tarafların kusur durumları, yargılama sırasında davalı sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen ve yargılama neticesinde davacı lehine hüküm altına alınan maddi tazminat bedelleri göz önünde bulundurularak, kazanın meydana gelmesi noktasında ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in %75 oranında asli kusurlu oluşu, kaza neticesinde davacının vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oluşmaması, yaralanması neticesinde davacının geçici iş göremezlik süresinin 1 ay olduğu dikkate alınarak, davacı lehine 3.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı hususunda mahkememiz nezdinde hukuki ve vicdani kanaat hasıl olmuş ve bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Davalı ...'in kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusuru bulunan sürücü olduğu dikkate alındığında, davalı... yönünden temerrüt olgusunun haksız fiil tarihi olan 28/10/2017 tarihi itibarıyla vuku bulduğu izahtan varestedir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı ...TC Kimlik numaralı...'ya ve davalı... TC Kimlik numaralı ...'E ait vukuatlı nüfus aile kayıt örnekleri, ... Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ve hasar dosyası, İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesine müzekkere yazılarak, ... Karar sayılı dosyası, 28/10/2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davacıya ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, davaya konu 28/10/2017 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanan...TC Kimlik numaralı...'ya maluliyet ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değerine ilişkin kayıtlar, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi nezdinde davaya konu 28/10/2017 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle yaralanan... TC Kimlik numaralı...'ya ait olarak düzenlenen tedavi evrakları, davacıya ve davalı ...'e ait sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları, trafik alanında uzman bilirkişi 05/03/2020 havale tarihli raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi tarafından düzenlenen 02/08/2021 havale tarihli maluliyet raporu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi tarafından düzenlenen 27/12/2021 havale tarihli maluliyet ek raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 21/12/2023 havale tarihli raporu, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin 17/01/2024 havale tarihli dilekçesi ile ekinde sunduğu Sulh Ve İbraname başlıklı belge, davacı vekilinin 15/02/2024 tarihli duruşmadaki feragat beyanı ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın 28/10/2017 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan...'nın yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin ne kadar olduğunun, iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacı...'nın mahrum kaldığı gelirlerinin, ayrıca davacı ...'ın yaralanması sebebiyle burun ameliyatı olması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi ile geçici iş göremezlik tazminatı ile...'nın ileride geçireceği burun ameliyatı ücretinden ibaret tedavi gideri bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00-TL manevi tazminatın ise davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının dava dışı sürücü...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyoneti ile ...caddesi üzerinden Konak istikametine doğru seyir halinde iken ... önüne geldiğinde aracının sol yan kısmına,... önünde park halinden hareketle Güzelbahçe istikametine seyir haline geçen davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin ön kısmı ile çarpması akabinde ... plaka sayılı kamyonet çarpışma anında direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağında yaya kaldırımı üzerine çıkıp demir duba, trafik işaret levhasına, beton aydınlatma direğine ve 240 numaralı evin duvarına çarpması neticesinde meydana geldiği, kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ...'in %75 oranında asli, dava dışı sürücü...'in %25 oranında tali kusurlu oldukları, kaza neticesinde davacı...'nın yaralandığı, yaralanması sebebiyle davacının vücut bütünlüğünde sürekli araz meydana gelmediği ancak davacının iyileşme yani geçici iş göremezlik süresinin 1 ay olduğu, ayrıca davacının burun ameliyatı olmasına gerek olmadığı, kaldı ki burun ameliyatı olmasına gerek olsa dahi her davanın dava tarihindeki durum ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında bu bedelin iş bu dava kapsamında talep edilmesinin haklı bir yanının bulunmadığı, yargılama sırasında davacı taraf ile davalı sigorta şirketinin sulh oldukları, bu kapsamda vekaletnamesinde feragat etme hususunda özel olarak yetkisi bulunan davacı vekilinin maddi tazminat talepleri yönünden davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, maddi tazminat taleplerinin feragat sebebiyle reddine, manevi tazminat yönünden ise kazanın meydana gelmesi noktasında ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in %75 oranında asli kusurlu oluşu, kaza neticesinde davacının vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oluşmaması, yaralanması neticesinde davacının geçici iş göremezlik süresinin 1 ay olduğu dikkate alınarak, mahkememiz nezdinde hasıl olan hukuki ve vicdani kanaat doğrultusunda davacı lehine 3.000,00-TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı, davalı ...'in kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusuru bulunan sürücü olduğu dikkate alındığında, davalı... yönünden temerrüt olgusunun haksız fiil tarihi olan 28/10/2017 tarihi itibarıyla vuku bulduğu anlaşılmakla, neticeten maddi tazminat talepleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,
- Maddi tazminat taleplerinin feragat sebebiyle REDDİNE,
a)Geçici iş göremezlik tazminatı talebinin feragat sebebiyle REDDİNE,
b)Burun ameliyatı ücreti tazminatı talebinin feragat sebebiyle REDDİNE,
-
Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 3.000,00. TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 28/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı...'ya verilmesine, 47.000,00. TL manevi tazminat bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla maddi tazminat yönünden alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla manevi tazminat yönünden alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Manevi tazminat yönünden yargılama gideri kullanılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat yönünden yapılan bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı ... Sigorta Şirketi kendisini vekille temsil ettirdikleri göz önünde bulundurularak maddi tazminat yönünden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.000,00. TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta Şirketine verilmesine,
-
Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak manevi tazminat yönünden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.000,00. TL nispi vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
-
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00. TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı...'in yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/02/2024
Katip...
E imza
Hakim ...
E imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12