SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/344 E. 2024/634 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/344

Karar No

2024/634

Karar Tarihi

9 Eylül 2024

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/344 Esas

KARAR NO : 2024/634

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 22/04/2024

KARAR TARİHİ : 09/09/2024

Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; ... sevk ve idaresindeki müvekkili firmaya ait ... plakalı araç ile ...'in sevk ve idaresindeki davalıya ait ... plakalı araç 10.11.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kaza, ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu eylemi nedeniyle gerçekleşmiş olup söz konusu kazada müvekkili firmaya ait araç maddi hasar gördüğünü, kaza sonrası araç Muğla Milas'ta bulunan ... Ticaret A.Ş'ye ait ... yetkili servisinde tamir edildiğini, davalının haksız fiili nedeniyle meydana gelen kaza sonucunda müvekkili firma kasko şirketi tarafından karşılanmayan 25.01.2024 tarihli 22.870,84-TL tutarlı fatura bedellerini ödemek durumunda kalmış, ayrıca aracının tamirde kaldığı süre boyunca ikame araç kiralayıp 10.11.2023-25.01.2024 tarihleri arasındaki kiralama işlemi nedeniyle 26.01.2024 tarihli 315.000,00-TL bedelli fatura ile ikame araç ücreti ödediğini, kaza dolayısıyla aracın 2. el piyasasındaki değeri düşmüş bu yönüyle araç değer kaybına uğradığını, müvekkili söz konusu zararının giderilmesi için arabulucu marifetiyle davalı araç sahibi ve ilgili sigorta şirketine müracaatta bulunmuş ancak anlaşma sağlanamamış olup uyuşmazlık tutanağı düzenlendiğini, bu nedenle müvekkili firmanın söz konusu kaza nedeniyle uğradığı maddi zararın (tamir bedeli, değer kaybı ve ikame araç fatura bedeli) tazmini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 22.870,84-TL tamir bedeli, 315.000,00-TL ikame araç bedeli ve 1.000,00-TL araç değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 338,870,84-TL maddi zararın, değer kaybı için dava tarihi, diğer alacaklar için ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalıya ait ... plakalı aracın kaydı üzerine tedbir konmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin davalıya ait ... plakalı aracın kaydı üzerine tedbir konmasına karar verilmesi talebi ile ilgili olarak mahkememizin 25/04/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin talebinin reddine karar verilmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesiyle özetle; 10.11.2023 tarihinde müvekkili sigorta şirketi nezdinde ... poliçe numarası ile ZMMS poliçesi bulunan, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacı firmaya ait sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kaza sebebiyle müvekkili şirket tarafından 25.03.2024 tarihinde ... Sigorta Anonim Şirketi'ne 74.984,36 TL rücu ödemesi yapıldığını, söz konusu tutarın poliçe limitinden tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalının kusuru oranında ZMMS poliçe limitleriyle sınırlı olduğunu, davacının tamir bedeli ve değer kaybı taleplerinin belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı yanın hukuki yararı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yan, huzurdaki dava öncesinde kasko şirketine başvurmuş, maddi hasarını hesaplatmış ve net bir şekilde belirlemiş ve bu belirlenen kısma istinaden ödeme aldığını, değer kaybı bedeli de tıpkı maddi hasar tazminatı gibi belirlenebilir bir alacak kalemi olduğunu, müvekkili şirkete Karayolları Trafik Kanunu madde 97 hükmü gereğince yapılması gereken zorunlu başvuru usulüne uygun olarak yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava konusu kaza akabinde davacı yan ve vekili tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, dava dilekçesinde de başvuru yapıldığına dair bir beyan olmamakla birlikte başvuru yapıldığına dair somut bilgi ve belge de sunulmadığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. Maddesi gereğince trafik poliçesi genel şartlarında yer alan belgelerin eksiksiz bir şekilde Sigorta Şirketi'ne sunulması ve taleplerin açıkça belirtilmesi gerektiğini, bu husus Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/778, K. 2017/847, T. 18.09.2017, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/700,K. 2017/734,T. 31.05.2017, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2018/203, K. 2018/116, T. 12.02.2018 sayılı kararlarında da “...davacının öncelikle sigorta şirketine zorunlu başvuru şartını yerine getirmemiş olduğu, bu hususun dava şartı olduğu ve sonradan giderilebilir dava şartlarından olmadığı bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği...” şeklinde değerlendirildiğini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde müvekkili şirketin sorumluluğuna isabet eden tazminat miktarına ilişkin hesaplamanın yapılması için söz konusu dosyada kusura ve zarara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kusura ilişkin alınacak olan bilirkişi raporunun yanında zarara ilişkin ayrı bir rapor alınması büyük önem arz ettiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece tazminat hesaplaması istenmesi durumunda, söz konusu hesaplamanın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen formulasyon ve teminat şartları referans alınarak yapılması gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu hasar bedeline ilişkin iskonto indirimi yapılmadan tazminat hesabı yapılması hukuka aykırı olacağını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı taraf, dava konusu talebin giderildiğine dair faturaları ibraz etmemiş olduğundan KDV ödeme yükümlülüğü meydana gelmediğini, müvekkili sigorta şirketi poliçe kapsamında araç mahrumiyeti (ikame araç bedeli) zararından sorumlu olmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili sigorta şirketinin trafik sigortasından kaynaklı sorumluluğu sigortalının kusuru oranında ZMMS poliçesi limitleriyle sınırlı olduğunu, huzurdaki davada müvekkili şirketin yapılan eksik evrakla başvuru sebebi ile temerrüdü gerçekleşmemiş olduğundan söz konusu faiz taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olsa dahi hükmedilecek faiz yasal faiz olduğunu, fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz ikame edilen işbu davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru bulunmamakta ve yine meydana gelen kazada araç değer kaybı talep edebilme şartları kazanın olup ve sonuç biçimi olarak mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, açılan dava yetkisiz mahkemede açılmış olup, kaza yeri Bodrum Muğla olduğunu, bu nedenle dava dosyasından yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Muğla Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, meydana gelen kazada müvekkilinin hiç bir kusuru olmadığını, kusur tespiti hatalıdır ve mahkemece incelenerek yeniden kusur tespiti yapılması gerektiğini, müvekkili sevk ve idaresinde bulunan araç ile kendi şeridinde sol tarafa sinyal vermiş giderken yolun sağ tarafından davacının aracı kendi yol hizasından gelmeyerek geniş açı ile alması girmesi gereken yola girerek müvekkilinin kullanımında bulunan araca kafa kafaya çarptığını, fotoğraflardan ve yolun fiziki durumunu gösterir fotoğraflardan da görüleceği üzere, müvekkili kendi yolunda ve şeridinde iken onun şeridine girerek kazaya davacı sebebiyet verdiğini, kazanın hemen ardından sürücüsü ve yanında bulunan oğlu araçtan inerek müvekkilinden özür dilemiş, müvekkilinin aracını birden görünce heyecan yaptığını ve hatanın kendisinde olduğunu söylediğini, ancak daha sonrasında sürücünün eşi ve yanında başkaca kişilerle olay yerine 3 araçla gelerek olayı çarptırmışlar ve tartışma çıkardıklarını, müvekkilinin ısrarına rağmen kendileri tutanak tutmak istememişlerdir ve daha sonra kendileri sigortacı olduğunu tahmin ettiğimiz bir kadın çağırarak kendi açılarından fotoğraflar çekerek müvekkilinin kazayı anlatmasına asla fırsat vermeden işlemler yapmaya çalıştıklarını, kazaya dair tutulacak tutanaktaki yazıları sürücü yazması gerekirken çağırdıkları kadın yazmış ve müvekkili kazayı yapanın kazayı tekrar anlatmasını ve onun kendi iradesi ile olduğu gibi yazmasını istemişse de, sürücünün eşi eşine kaba şekilde arabaya binmesini ve susmasını söylemiş kadına yani kazayı yapan sürücüye söz hakkı vermeden olayı çarptırmaya çalıştıklarını, kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, meydana gelen kaza sonucu araçta değer kaybı oluşmadığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kullanımındaki araçta her hangi bişey olmaz iken karşı taraf aracının yalnızca far camı kırıldığını, kaza neticesi meydana gelen hasar öncelikle araçta değer kaybı meydana getirecek aksan ve parça bölgelerden olmadığı için araç değer kaybı oluşmadığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kullanımındaki araçta her hangi bişey olmaz iken karşı taraf aracının yalnızca far camı kırıldığını, kaza neticesi meydana gelen hasar öncelikle araçta değer kaybı meydana getirecek aksan ve parça bölgelerden olmadığı için araç değer kaybı oluşmadığını, meydana gelen kazada davacının aracının yalnızca farı kırıldığını, saat bile sürmeyecek bir değişim için de ayrıca 75 gün araç kiralanması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sunulan faturaya göre 75 gün karşılığı lüks model bir araç 315 Bin Türk Lirasına kiralanmış gözüktüğünü ancak bir far değişimi sebebiyle aracın 75 gün boyunca serviste kalıyor olması, kalmış olması asla olağan bir durum olmadığını, ayrıca ikame araç olarak da davacının kendi keyfi model ve fiyatta araç kiralaması da kabul edilir bir durum olmadığını, araçta meydana gelen hasardın onlarca katı araç mahrumiyet bedeli talebi hukuka da hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, araç mahrumiyeti tazminatı hesaplanırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus “makul onarım süresi” olduğunu, dava konusu olayda aracın kaç günde onarıldığını değil, aracın kaç günde onarılabileceğini dikkate alması gerektiğini, kusuru kabul ettiğimiz anlamına gelmemek kaydıyla, somut olayda aracın bakım ve onarımı çeşitli sebeplerle olması gerekenden daha uzun sürse bile fazla olan süreler kusurlu araç sürücüsüne veya sahibine yükletilemeyeceğini, ayrıca ikame araç bedelinin faturalandırılması için kiralama firmalarının sistemlerine emniyet ile entegre sistemlerine de girmektedirler bu nedenle bu faturanın bu şekilde kesilip kesilmediğinin de sorulması gerektiğini, aksi takdirde usulsüzdür ve hatta ve hatta suç olduğunu, fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz ikame edilen işbu davanın öncelikle usulden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:

Mahkememizce deliller toplanmış, kazaya karışan araçların kaza tarihi itibariyle tescil bilgileri, dava konusu araca ait sigorta poliçesi ve hasar dosyası celp edilmiştir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 97. maddesinde yapılan değişiklik ile, sigorta davalarında ve sigorta tahkim başvurularında sigortacı şirkete başvurma zorunluluğu getirilmiştir. Değişiklik öncesinde, zarar gören sigorta şirketine başvuru yapmadan doğrudan dava açabiliyordu. Kanunda yapılan değişiklik ile zarar gören dava açmadan ve sigorta tahkim yoluna başvurmadan önce mutlaka sigorta şirketine yazılı başvuru yapacaktır.

Söz konusu değişiklik 14.04.2016 tarihinde kabul edilen 6704 Sayılı Kanun’un 5. maddesi ile yapılmıştır. Değişiklik sonunda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere, sigorta şirketine başvuru zorunluluğu sadece sigorta davaları için değil Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılacak başvurular açısından da geçerlidir. Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılacak başvurularda Sigorta Genel Şartlarında belirtilen evrakların eklenmesi gerekmektedir.

Zarar görenin veya ilgililerin sigorta şirketine yazılı başvuru yapmasından sonra sigorta şirketi 15 gün içerisinde başvuruya yazılı olarak cevap vermek zorundadır. Sigorta şirketinin 15 günlük süre içerisinde yazılı başvuru yapmaması veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması durumunda zarar gören veya ilgililer dava açabilir veya 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda bulunabilir. Yapılan düzenleme ile sigorta şirketlerinin daha fazla yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemesinin önüne geçilmiştir.

Kanunda, zarar görenin dava açabileceğinden veya tahkime başvurabileceğinden söz edilmiştir. ‘Zarar gören’ kavramının geniş olarak yorumlanması gerektiği kanaatindeyiz. Bazı hallerde doğrudan zarar gören dava açmaya yetkili iken bazı hallerde ise dolaylı zarar görenlerin dava açmaya yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla ‘zarar gören’ kavramından anlaşılması gereken dava açmaya yetkili ilgili kişilerdir.

Kanunda yapılan değişikliğe rağmen, ilgililerin sigorta şirketine yazılı başvuru yapmaksızın doğrudan dava açtığı durumda iki durum ortaya çıkabilecektir. İlk halde mahkeme dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddedecektir. İkinci olarak mahkeme dava şartı noksanlığının giderilmesi için dava açan ilgiliye kesin süre verecektir. Verilen kesin sürede eksiklik giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verecektir. Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) kararlarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 115/2 gereğince dava açan ilgiliye eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu halde BAM kararları ışığında, HMK m. 115/2’de belirtildiği üzere dava şartı noksanlığının giderilebileceğinden bahisle eksikliğin tamamlanması için kesin süre verileceği kabul edilmektedir. BAM kararlarının bu doğrultuda olma sebebi; dava şartlarının, davanın açılabilmesi için değil yargılamanın devamı için gerekli şartlar olmasıdır. Dolayısıyla buradaki noksanlık yargılamanın devamı esnasında tamamlanabilecektir. Sigorta şirketine başvurmadan doğrudan dava açan ilgililer mahkemece eksikliğin giderilmesi için verilecek kesin süreye uymadığı durumda dava usulden reddedilecektir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 14/02/2019 T.,...E. ve ... K. sayılı kararında; “Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen başvuru koşulu da tamamlanabilir bir dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece bu dava şartı yerine getirilmeksizin dava açıldığının tespiti halinde, davacı vekiline 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde öngörülen başvuruya ilişkin eksikliği gidermesi için kesin süre verilmeli, başvuru yapılması halinde başvurunun akıbeti beklenmeli, sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek davanın esasına girip deliller toplanıp değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmeli, kesin süre içinde başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise bu kez dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir.” mahkemenin dava şartı yokluğu nedeniyle doğrudan davanın usulden reddedilmemesi gerektiğine , sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun giderilmesi mümkün eksikliklerden olması nedeniyle öncelikle ilgiliye başvuruda bulunarak eksikliği tamamlaması için süre verilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Davacı vekiline KTK 97. Maddeye müracaatın sigortaya vaki davalarda özel dava şartı olduğu, ikmal edilebilir dava şartı cümlesinden olarak tensibin 16. Maddesine göre süre verildiği, verilen kesin sürede müracaat dava şartının ikmal edilmemesi ciheti ile iş bu dosyamız açısından KTK 97. Maddeye müracaat yapılması için süre verilmesi ve buna rağmen müracaat yapılmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM :

Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-DAVANIN USULDEN REDDİNE,

  1. Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 427,60 TL harcın 5.787,07 TL'nin peşin harçtan tahsili ile kalan 5.359,47‬ TL'nin davacıya talep halinde iadesine,

  2. Davacı tarafından yapılan yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  3. Davalılar tarafından yapılan bir masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

  4. Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine,

  5. Dava açmadan evvel dava şartı kapsamında başvurunun yapıldığı sabit olduğundan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanun kapsamında davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı ...Sigorta vekilinin yokluğunda,

Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek;

Açıkça okunup usulden anlatıldı.09/09/2024

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Fiilden(HaksızizmirKaynaklanan)Tazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim