SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/468 E. 2024/516 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/468

Karar No

2024/516

Karar Tarihi

25 Haziran 2024

T.C.

İZMİR

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/468 Esas

KARAR NO : 2024/516

DAVA : Tazminat

DAVA TARİHİ : 05/06/2024

KARAR TARİHİ : 25/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 05/06/2024 tarihli dava dilekçesinde; Müvekkili olan davacı banka ... Bankası A.Ş. Kredi Sözleşmesi ile müteveffa ...'a kredi kullandırıldığını, müteveffanın kredi borçlusu kredi borcunu ödemeden vefat ettiğini, Müteveffanın, davalı tarafından hayat sigortası ile sigortalandırıldığı ve davacı ile imzalamış olduğu Kredi Sözleşmesi için dain-i müterhin şerhinin konulduğunu,Söz konusu hayat sigortası limitleri taraflarınca bilinmediğinden harca esas değer olarak dava tarihi itibarıyle müteveffanın davacıya olan borcu olan 12.865,11.TL belirtilmekle, poliçe limitleri dâhilinde, bilirkişilerce yapılacak hesap doğrultusunda davacının alacağının tamamının davalıdan tahsili için, belirsiz alacak davası olarak davalarının görülmesini talep ettiği,davacı bankanın borçlusu ...'ın ölümü üzerine davacı banka şubesince davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, sigorta şirketinin, davacı bankayı ölüm belgesi olmadığı gerekçesiyle reddettiğini, KVKK kapsamında davacı banka tarafından ölüm belgesine ulaşmanın mümkün olmadığını, dava şartı olan arabuluculuk müessesine başvurulduğunu ve anlaşmanın sağlanamadığını, davalı tarafından sigortalanan ve poliçede davacının lehine dain-i müterhin şerhi bulunduğundan, davalının menfi yanıtına karşı tüm hukuki yolların tüketilmeden mirasçılara hukuki yollara başvurulamayacağının yerleşik Yargıtay içtihadları ile de kabul gördüğünü, davacı bankanın alacakları için işbu davanın ikamesi bir zaruret olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı şirketin poliçe limitlerinin kapsamında müvekkili davacının ihtiyaç kredisinden kaynaklanan alacağının davalıdan tahsili ile yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

Dava, davacı banka tarafından dava dışı müteveffa için kullandırılan ihtiyaç kredisi nedeni ile kredi borcunun tahsili için kredi kullanan ...'ın hayat sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.

Davacı banka ile mütevvefa ... arasında 29/07/2022 tarihli mesafeli ihtiyaç kredisi sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca kullandırılan kredi yönünden sözleşmenin tarafı olan ... Hakkında davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, kredi borcunun ödenmesi esnasınnda ...'ın ölümü üzerine hayat sigorta poliçesini düzenleyen davalı şirketten bakiye borcun ödenmesinin istendiği görülmüştür.

Davacı bankanın kullandırılan kredi nedeni ile davalı tarafından düzenlenen poliçede lehine dain-i mürtehim şerhinin bulunduğu, davacı bankanın kullandırılan kredi borcunun ödenmesi konusunda davalı sigorta şirketine başvuru hakkının doğup doğmadığının, doğmuş ise miktarının tespiti yönünden yargılama yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Davacı banka ile dava dışı kredi kullanan ... arasındaki kredi sözleşmesinin mesafeli ihtiyaç kredisine ilişkin olduğu, ticari nitelikte bir kredi sözleşmesi olmadığı, mütevvefa tarafından kullanılan kredinin, mütevvefanın tacir olduğunu gösterir veya ticari işletme için kullanıldığını gösterir herhangi bir kaydın dosyada mevcut olmadığı görülmüştür.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 3/k bendine göre, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişinin tüketici olarak tanımlandığı, I bendinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzeri ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan ,eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemin tüketici işlemi olarak kabul edildiği görülmüştür.

6502 Sayılı yasa md. 83/2 uyarınca ,taraflardan birinin tüketici olduğu işlemlerde diğer kanunlarda düzenleme olsa dahi bu işlemin tüketici işlemi olarak kabul edilebileceği, aynı yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerininde uygulanacağı kabul edilmiştir.

6502 Sayılı yasa md. 73 ile, tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıkların Tüketici Mahkemelerinde çözülmesi gerektiği, bu konuda görevli mahkemenin açıkça belirtildiği görülmüştür.

Dosya kapsamına göre; davacı tarafından kullandırılan kredinin ihtiyaç kredisi niteliğinde olduğu, ticari nitelikli bir kredi sözleşmesinin mevcut olmadığı, bu sözleşmeye istinaden düzenlenen sigorta poliçesinin mütevvefanın kredi borcunun ödenmesinin teminat altına alınması amacıyla düzenlendiği, davalı sigorta şirketinin düzenlemiş olduğu poliçenin bu hali ile ticari nitelikte olmadığı, kredi borcunun ödenmesi yükümlülüğünün sigorta şirketi tarafından üstlenildiği, ancak davacı bankanın davalı şirketten söz konusu kredi borcunun tahsili yetkisinin olup olmadığı veya ne kadar miktarda tahsil edebileceği husunun yargılamayı gerektirir hususlar içerdiği ancak gerek kredi sözleşmesinin ve gerekse mütevvefa ile davalı sigorta şirketi arasında mevcut sigorta ilişkisinin ticari nitelikte olmadığı, mütevvefa ile sigorta şirketi arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisinden kaynaklandığı, sigorta şirketinin davacı banka önünde sıfatının bu ilişkiden kaynaklı hukuki sebebe dayandığı, bu hali ile uyuşmazlığın tüketici uyuşmazlığı olarak incelenmesi gerektiği, anlaşılmıştır.

HMK md. 114/c uyarınca, mahkemenin görevinin dava şartı olarak düzenlendiği dikkate alındığında, öncelikle uyuşmazlık yönünden mahkememizin görevli olup olmadığının tespiti gerektiği, 6502 Sayılı Yasa md. 3/ı ve md. 73 ile md. 82 hükümleri birlikte gözetildiğinde, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşılmıştır.

6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.

Tüm bu hususlar dikkate alındığında, ticari ve mesleki olmayan amaçla hareket eden gerçek ve tüzel kişiler yönünden 6502 Sayılı yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği, somut olayımızda, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında mütevvefa ile davalı arasında düzenlenen poliçeden kaynaklı olarak tüketici ilişkisi olduğu ve düzenlenen kredi sözleşmesi ve buna bağlı sigorta poliçesi işleminin tüketici işlemi olarak kabulü gerektiği anlaşılmış, mahkememizin bu hali ile görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

Davanın mahkememizin görevsizliği nedeni ile usulden REDDİNE, görevli mahkemenin TÜKETİCİ Mahkemesi olduğuna,

Karar kesinleştiğinde ve yasal süresi içinde başvuru olduğu taktirde, dosyanın görevli İZMİR TÜKETİCİ Mahkemesine Gönderilmesine,

Harç ve yargılama giderlerinin HMK md.331 uyarınca görevli/yetkili mahkeme tarafından ele alınmasına,

HMK 20. Md. Uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra başvuru olmadığı takdirde dosyanın mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun dikkate alınmasına.25/06/2024

Yazman...

e-imzalı

Yargıç...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tüketicireddineizmirhükümTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim