SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/978 E. 2024/357 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/978

Karar No

2024/357

Karar Tarihi

8 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/978 Esas

KARAR NO : 2024/357

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 27.12.2021

KARAR TARİHİ : 08.05.2024

Mahkememizde görülen Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı ... vekili 27.12.2021 tarihli dava dilekçesiyle; davacının “doku kültürü yöntemiyle fidan, anaç ve her türlü bitki üretimi” hususlarında özel uzmanlığa sahip olduğunu, davacının davalı şirketin %50, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin %50 hissesinin sahibi olduğunu, şirketin 07.03.2013 tarihinde davacının uzmanlığı esas alınarak fidan ve bitki üretimi amacı ile kurulduğunu, kuruluşunda şirketi temsile yetkili kişiler olarak davacının ve dava dışı ...'nın seçildiğini, şimdi ki temsilcilerinin davacı ile dava dışı ... olduğunu, şirketin laboratuvar ve sera olmak üzere iki farklı alanda faaliyette bulunduğunu, laboratuvar ve seraların tamamen davacının uzmanlığı, kontrolü ve denetiminde kurulduğunu, ... şirketinin kısa sürede davacının ve eşinin tecrübe ve katkıları ile Türkiye'nin en büyük 4 üreticisinden biri haline geldiğini, şirket bünyesinde yılda 1,5 milyondan fazla fidan, anaç ve bitki üretimi gerçekleştirildiğini, davacının ortağının seçtiği bir kişi ile birlikte şirketi temsil ettiğini, davacının sera ve laboratuvar faaliyetleri ile ilgilenmek zorunda olduğundan şirket merkezinden uzaklaştığını, şirket kayıtları ve mali verilerin davalının muhasebe departmanı tarafından tutulduğunu, davacının şirketin kuruluşundan itibaren kendisine bağlı olarak sevk ve idare edilmesini istediğini ancak şirketin fiilen davalının kontrolünün altına gerdiğini ve davalı tarafından yönetildiğini, davalının yönetim kurulu kararlarında veya 3. Kişilere şirket tanıtımı yapılırken kooperatife bağlı şirket olarak lanse edildiğini, yavru bir şirket haline dönüştürüldüğünü, davacının şirketin idari ve mali faaliyetlerinde aktif olarak katılmasının ve karar alma süreçlerine dâhil olmasının çoğu zaman engellendiğini, para giriş çıkışlarının, davalı kooperatif yetkilileri tarafından ya da talimatları ile yapıldığını, davacının muhasebe kayıtlarına ulaşmasına izin verilmediğini, baskı ve yıldırmalarla seralarda ağır işlerde çalışan davacının psikolojisinin bozulduğunu ve tedaviye başladığını, bu dönemde davacının ikinci çocuğuna hamile kaldığını, bu nedenle şirkete sürekli ve tam zamanlı gidemediğini, iş bu davanın açılmasının akabinde arabuluculuk başvurusu yapıldıktan sonra şirketin tüm kayıt ve belgelerini elinde tutan davalı kooperatif ile davalı adına şirket temsilcisi olan dava dışı ...'in birlikte hareket ederek şirket kayıtlarını değiştirdiklerini, ...yi davalı şirkete 6.760,437,46 TL üzerinden borçlu gibi göstererek Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün 2021/6723 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davacının ...'e borca itiraz etmesi gerektiğini ifade ettiğini ancak borca itiraz etmeyeceklerini beyan ettiklerini, davalı tarafından alınan ürünlerin fiyatının yasalara aykırı bir şekilde emsallere uygunluk ilkesi gözetilmeden piyasa rayiçlerinin %20-25 altında belirlendiğini, davalı ile davacı arasında imzalanan 07.02.2013 tarihli sözleşmenin 6.1 Maddesinde ürün fiyatları belirlenirken aynı nitelikte üretim yapan altı firmadan fiyat tekliğinin alınacağının, en düşük ve en yüksek tekliflerin elenip, geriye kalan 4 teklifin aritmetik ortalamasının alınarak fiyatın belirleneceğine dair mutabık kalındığını, ancak davalının yönetim kurulu tarafından fiyatların keşfi olarak belirlendiğini ve bu şekilde kayıtlara geçtiğini, şirket tarafından kooperatife yapılan satışlarda fatura bedeli üzerinden pazarlama komisyonu payı olarak %6 kesinti yapıldığını ve davalı kooperatife ödendiğini, kooperatifin kendi satın aldığı ve hiçbir pazarlama faaliyetinde bulunmadığı ürünler için tüm satışlardan %6 pazarlama ve komisyon aldığını, davalının sadece 2019 yılında pazarlama komisyonu adı altında haksız ve hukuka aykırı olarak şirketten 782.800,00 TL para aldığını, şirket ortaklarının ortaklığa borç vermelerinin ve finansman geliri elde etmelerinin hukuken mümkün olduğunu ancak belli sınırlandırmalara tabi tutulduğunu, şirket bilançosunun 2018 yılı hariç diğer yıllarda sıfıra yakın karlılık veya zarar gösterdiğini, 2014-2020 yılları arasında şirketin 2.112.263,00 TL finansman gideri ödediğini, bu finansman giderinin tamamını faiz ödemesini oluşturduğunu, en büyük finansman giderinin kooperatife yapıldığını, kooperatifin hem şirketi hâkimiyeti altında tuttuğunu hem de örtülü sermaye aktarımı sağlayarak kazanç elde ettiğini, davalı kooperatifin 2019 yılında meyve fidanı anaçları için 2,5 TL fiyat belirlendiğini, 6 ay şekilde bu fiyattan alım yaptığını ancak sonra tek taraflı olarak meyve fidanı anaçlarını 2,20 TL'ye düşürdüğünü, davalının sürekli kazanım elde ettiğini, bağlı şirketin de sürekli zarara uğratıldığını, davalı ortağın şirketten yaptığı alımları faturalandırmadığını, davalı ortağın sözleşmede ki taahhüdüne rağmen şirkete kiraladığı alanları sigortalamadığını, kiralanan yerleri de kullanıma uygun bulundurmadığını, 2018 tarihinde yaşanan su baskını neticesinde 224.765 adet anacın zarar gördüğünü ve imha edilmek zorunda kalındığını, bunun şirketi 1.560.000,00 TL zarara uğrattığını, davalının 2017 yılında Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü proje kapsamında 1.142.000,00 TL hibe ve destek kredisi aldığını, bu projenin daha önce Ege Tarımsal Araştırma liderliğinde şirket tarafından hazırlanarak TÜBİTAK'a sunulduğunu, ancak çeşitli nedenlerle ret edildiğini, projenin tekrar düzenlenerek şirket adına sunulacağı zaman projenin davalı adına sunulması için baskı yapıldığını ve zorla davalı adına sunulduğunu, davalının sadece bu projeden 700.000,00 TL hibe elde ettiğini, davalı şirketin faaliyette bulunduğu üretim tesisini ve serayı şirkete kiraladığını, bu alandan kira bedeli aldığını, kiralanan alanlarda hiçbir maliyeti olmamasına rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında bu alanların davalının kullanımındaymış gibi gösterildiğini ve proje, destekleme, hibe ve sübvansiyon kredilerinin davalı adına alındığını, davacının emek ve uzmanlığı ile şirkete ait olan know how bulunduğunu, “Know How” un piyasada ücrete tabi olarak satın alınabileceğini, ancak davalının yurtiçinden ve yurtdışından gelen kişilere bu birikim ve tecrübenin aktarıldığını ve bunun karşılığında davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını, davalı tarafından personel alımı, işten çıkarılma vs. gibi işlemlerinde yapıldığını, yönetimin uygun gördüğü veya istediği kişileri işten çıkardığını, şirkete ait demirbaşların davalı uhdesine geçirildiğini, bu demirbaşların bedelinin şirketten tahsil edildiğini, şirkete karşılıksız ve kâğıt üzerinde borçlandırılarak zarar verildiğini, şirket müdürü ...'in azli için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalı kooperatifin ... şirketini fiilen sevk ve idare ettiğini, şirketle ilgili kararları davalının yönetim kurulunun aldığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının verdiği zararlar ve elde edilen haksız kazançlar bakımından davalının kazanımlarının kar payı olarak kabulü ile bu şekilde almış olduğu kar payının 1/2'sinin pay sahibi davacıya ödenmesine, zararların şirkete ödenmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde davalının elde ettiği tüm kazanımlar ile şirkete vermiş olduğu zararların ... şirketine ödenmesine, şimdilik sonra artırılmak üzere 140.000,00 TL'nin haksız kazanımlar ile zararların doğduğu tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Davalı Sınırlı Sorumlu Ödemiş ... Tarımsal Kalkınma Kooperatifi vekili 28.02.2022 tarihli cevap dilekçesiyle; davalı kooperatifin 1968 yılında İzmir'in Ödemiş İlçesi'nde kurulduğunu, fidancılık, süt ve tarım ürünleri konusunda dünya standartlarında modern üretim yaparak ülkedeki meyve fidanı ihtiyacının %50'sinden fazlasını karşıladığını, ana faaliyet konusunun meyve fidancılığı olduğunu, Türkiye'de ilk defa bir kooperatif yatırımı ile doku kültürü yöntemiyle fidan, anaç ve bitki yetiştirilmesi konusunda davacı ile birlikte ortak olarak ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, davalı kooperatifin için modern laboratuvar ve seralar kurduğunu ve şirketin kullanımına tesis ettiğini, finansal destek dahil olmak üzere birçok girişimde bulunduğunu, davacının doku kültürü yöntemiyle fidan elde edilmesi konusunda uzmanlaşması için İtalya ve Kaliforniya Üniversitesinden hocalar getirerek danışmanlık hizmeti almasını sağladığını, davalı kooperatifin tüm bu iyi niyetli çabaları süreç içerisinde davacı tarafından suiistimal edildiğini, kooperatifin sunduğu imkanların kötüye kullanıldığını ve davacının kendi kazanç kapısına dönüştürdüğünü, davacı taraf, hem Şirket'e ait laboratuvarda hem de kendine özel yaptırdığı seralarda rekabet etmeme kuralına aykırı davrandığını ve kendisine ve üçüncü kişilere özel üretimler yaptığını, buradan elde ettiği kazançları kendisine aktardığını, kooperatifin sunduğu imkanlarla sahip olduğu know - how'ları üçüncü kişilere aktardığını, genel sağlık ve psikolojik sorunlarını ileri sürerek şirket işleriyle ilgilenmediğini, davacının davalı kooperatifin yurt dışı bağlantıları sebebiyle yurt dışından Kooperatifi ve Doku Kültürü Laboratuvarını ziyarete gelen yabancı kişilerle yakınlık kurarak özel anlaşmalar yaptığını ve nihayetinde Şirket ile olan bağını 11.08.2020 yılında fiili olarak kopararak Azerbaycan'da anlaştığı bir laboratuvarda üretim yapmaya /yaptırmaya başladığını, davacının şirketin kuruluş aşamasından önce uzmanlığının bulunmadığını, davacının şirketin kuruluşundan sonra 04.12.2013 tarihinde tüm giderleri davalı müvekkil tarafından karşılanmak üzere ...'den 12.000,00 Euro karşılığında 1 yıl boyunca danışmanlık hizmeti aldığını, fakat bu danışmanlık hizmeti kendisi bakımından yetersiz kaldığı için tekrar 12.000,00 Euro karşılığında bir yıl daha danışmanlık hizmeti almaya devam ettiğini, üretim aşamasında davacının ihmalleri, yetersizliği, şirket müdürlüğü görevini savsaklaması ve kendi özel işleriyle ilgilenmesi nedeniyle üretilmeye çalışılan bitkinin ve fidanlardan yeterli verim alınamadığını, ürünlerde birtakım hastalıklar görüldüğünü ve bu sebeple birçok bitki ve fidanın satışı mümkün olamadığını, yeterli üretim yapılamadığı için yeterli kârlılığa da bir türlü ulaşamadığını, davacı ile davalı kooperatifin, ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kurucu ortakları olduklarını, her iki ortağın da şirket üzerindeki hisseleri, oy vb. hakları eşit olduğunu, davacının şirketin kuruluşundan bu yana genel kurul tarafından şirket müdürü olarak seçildiğini, kuruluş tarihinden 10.05.2018 tarihine kadar da Müdürler Kurulu Başkanı olarak görev yaptığını, dolayısıyla davacı tarafın şirketin idaresinde bizzat bulunduğunu ve kendi iradesi dışında herhangi bir işlemin yapılmasına hukuki olanak olmadığını, davalı kooperatife veya temsilcisine tanınmış herhangi bir imtiyaz bulunmadığını, davacının kendi üzerinde baskı kurulduğu ve böylece karar alma süreçlerine dâhil olmasının engellendiği iddialarının gerçeğe tamamen aykırı olduğunu, ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğu günden bu yana muhasebe kayıtlarının Serbest Mali ... tarafından kendi ofisinde tutulduğunu, davacı çalışmasının karşılığını alamadığı iddiası da gerçeği yansıtmadığını, Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin kooperatifin şirkete yapmış olduğu ödemeler ve şirket ile müvekkil kooperatifin fatura kayıtları esas alınarak başlatıldığını, şirket kayıtlarının değiştirilmesi gibi bir husus asla söz konusu olmadığı gibi buna imkân da olmadığını, şirket müdürlerinden ...’in söz konusu borcun belgeleriyle birlikte ispatlanabilir nitelikte olması ve olası bir itirazın iptali davasında icra inkâr tazminatı ile yargılama giderleri sebebiyle şirketin zarara uğramasına sebebiyet verilmemesi için itiraz etmediğini, davalı şirket tarafından üretilen ürünlerin satış bedeli ise davacının fiyat önerisi ve piyasa rayici esas alınarak belirlendiğini ve bu bedel üzerinden fiyatlandırma yapıldığını, bu ürünlerin davalı kooperatif tarafından kooperatif üyelerine ve ülke genelinde üçüncü kişilere satılırken aynı satış bedeli üzerinden fiyatlandırma yapıldığını, şirketin tesis, makine ve sarf malzemeleri kullanılarak dava dışı ... ve ... isimli kişilere bizzat davacı tarafından ücretsiz know-how verildiğini, şirketin tüm ARGE bilgileri ücretsiz bir şekilde üçüncü şahıslara aktarıldığını ve şirketin büyük zararlara uğratıldığını, şirket bünyesinde 60 kişi çalıştığını, Türkiye'deki diğer doku kültürü laboratuvarının hiçbirinde bu kadar fazla işçi çalışmadığını, işçilerin tamamının laboratuvarın başında bulunan davacı davacının talepleri doğrultusunda işe alındığını, bu konuda davalı kooperatifin herhangi bir etkisi bulunmadığını, başka ülkede bu işi yapan şirketlerle anlaşan davacının ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile olan bağını koparmak için çeşitli bahaneler yarattığını, 11.08.2020 tarihinden itibaren şirkete hiçbir şekilde gelmediğini ve sözlü olarak 8.000.000,00-TL tazminat bedeli istediğini, davacının tüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının iş bu davada taraf sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın usulden reddine; Mahkeme aksi kanaatte ise haksız davanın esastan reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür.

Dava; şirket yöneticisinin (dava konusu olan ... San. Tic. Ltd. Şti.'nde %50 pay sahibi olan davalı S.S. ... Kooperatifi’nin temsilcisi ve şirket yöneticisi ...’in, dava konusu olan ... San. Tic. Ltd. şirketinde yaptığı fiillere istinaden) sorumluluğu hakkında açılan sorumluluk davasıdır.

Davacı taraf dava dilekçesinde şirketin ortağının ve yöneticisinin Ödemiş ... Kooperatifi olduğunu bu kooperatifi temsilen dava dışı ...’in toplantılara katılıp karar aldığını ve kooperatifin şirketi zarara uğrattığını belirterek oluşan zararın şirkete ödenmesi kaydıyla şimdilik 140.000 TL bedelli kısmi dava niteliğinde tazminat davası açmıştır.

Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.

Şirkete ait sicil kayıtları, Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası şirkete ait defter ve kayıtlar vergi kayıtları incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden dava konusu şirketin kuruluşundan itibaren ortak ve yöneticilerini gösterir kayıtlar istenmiştir.

Bilirkişiler ... ve ...’dan alınan 07.04.2023 tarihli raporda; dava dışı ... San. Ltd. Şti'nin iki ortaklı olduğunu, ... ve davalı S.S ... Koop.’nin eşit hisseye sahip olduğunu, şirketi müştereken temsil yetkisine haiz müdür sıfatlarının bulunduğu, TTK’ya göre Ltd. Şti. Müdürlüğü sorumluluğunun, Anonim Şirketi yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna atıf yaptığını, aktif husumet ehliyeti yönünde yapılan incelemede, TTK m. 553/1 hükmüne göre Müdürlerin kanundan veya ortaklık sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinin kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem ortaklığa hem ortaklara hem de ortaklık alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduklarını, Ltd. Şti. ortağı açacağı sorumluluk davası bakımından doğrudan ve dolaylı zararlar olarak bir ayrım yapılması gerektiği, Müdürlerin kanuna aykırı işlemleri nedeniyle ortaklardan biri doğrudan zarara uğramış ise bu zararı müdürlerden talep edebileceği, ödenecek tazminatın bizzat zarar gören ortağa ödeneceği ancak TTK m. 555/1f hükmü gereğince, şirketin uğradığı zararların şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği her bir pay sahiplerinin tazminatı ancak şirkete ödenmesi şartıyla isteyebileceği, Ltd. Şti. ortaklarının uğramış olduğu zararın kendisinin uğradığı dolaylı zarar nedeniyle Müdürün sorumluluğuna gidilebileceği, ortaklığa ödenmesinin talep edebileceği, ortaklığın zararın giderilmesi ile ortakların da dolaylı zararların giderilmiş olacağı, Ltd. Şti. ortağının ancak kendi zararları için doğrudan talepte bulunabileceği, şirket müdürüne yönelik sorumluluk davası açma hakkının dava takip yetkisine ve taraf sıfatına ilişkin olduğunu, Yargıtay uygulamasında ise bu kavramların genellikle aktif taraf sıfatı ile açıklandığı, davayı takip yetkisinin davayı kendi adına yürütebilme ve / veya talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olduğu, davacının maddi hukuktan kaynaklı olan alacak hakkını iddia etmesi ve davalının yükümlülük iddiasına taraf olması davayı takip yetkisinin varlığı için yeterli olduğu, davayı takip yetkisinin HMK m. 114/1-e bendi gereğince, dava şartı olduğunu, yokluğu halinde davanın usulden reddinin gerektiğini, taraf sıfatının aynı zamanda maddi hukuktan kaynaklandığını, sıfatın bir davada taraf konumunda bulunanların uyuşmazlık konusu maddi hukuk ilişkisinin gerçek sorumlusu olup olmadığı ile ilgisinin bulunduğu, taraf sıfatının bulunmaması halinde davanın esastan reddinin gerektiği, somut davada davacının taraf sıfatının olup olmadığı incelendiğinde; davacının terditli olarak kar payının ½’sine kendisine ödenmesini, zararın ise şirkete ödenmesine ilişkin talepte bulunduğu, böylece davacının sorumluluk davasında dava takip yetkisine ve taraf sıfatına sahip olduğunu, TTK m. 560 hükmüne göre zamanaşımı defi değerlendirildiğinde, 2 ve 5 yıllık zamanaşımının bulunduğunu, 2 yıllık zamanaşımı süresinin failin ve zararın öğrenilmesinden itibaren başlanıldığını, zararın devam etmesi durumunda zamanaşımının işlemediğini, farklı zamanlarda zarar meydana gelmiş ise en son meydana gelme tarihinden itibaren zamanaşımının başladığını, sorumluların veya zararın öğrenilmemesi halinde 5 yıllık azami sürenin uygulanacağı, bu sürenin zarar verici fiilden itibaren başladığını, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının, her bir zarar kalemi açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davanın 27.11.2020 tarihinde açıldığını, davacının 17.08.2021 tarihinde ihtarda bulunduğunu, ihtar içeriğinde dilekçede yer alan hususların yer aldığını, bu durumda ihtar tarihinde zarardan haberdar olduğunu, davacı ...’ın dava dışı şirketin kurulduğu tarihten itibaren 2013-2018 yılları arasında Müdürler Kurulu Başkanlığı görevini yaptığını, her bir zarar kalemini Müdürler kurulu başkanı olarak bildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, 27.02.2019 tarihinden önce, meydana gelen zararlar bakımından zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı kooperatifin 04.05.2018 tarihinde şirkete Müdür olarak seçildiğini, davacının asıl talebinde doğrudan zararı talep ettiği, kar payını ½’sini ödenmesini istediğini, Kurumlar Vergisi Kanununa göre elde edilen pay sahibine ödenen kazancın KVK uygulamasında örtülü kar dağıtımı olarak kabul edildiğini, TTK anlamında kar dağıtımının ise ancak genel kurul kararı ile yapılabileceği, bu konuda karar alma yetkisinin TTK m. 616/1-e gereğince genel kurula ait olduğunu, TTK m. 608/1 uyarınca kar payının sadece net dönem karından ve bunun için ayrılmış gerek akçelerden sonra dağıtılabileceğini, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrılmadan kar payı dağıtılamayacağını, TTK m. 610 hükmü yollamasıyla, TTK m. 523 hükmüne göre kanuni ve esas sözleşmesinde öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine kar payı dağıtılamayacağı hükmünün bulunduğu, limited şirketlerde usulüne uygun kar dağıtımı için kuralların uyulması gerektiğini, bu konuda karar alınmadan dağıtım yapılamayacağını, ancak, kar payı dağıtımının doğrudan bir zarar kalemi oluşturmadığını, bu nedenle davalı kooperatif yöneticinin sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, yöneticinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği, davacının ikinci talebi olan, TTK m. 644 gereğince, Ltd. Şti.’lerde yöneticinin sorumluluğun atfı yapılan AŞ’lerin buna ilişkin hükümleri uygulanmasını gerektirdiğini, TTK m. 549 ve 553 arasındaki hükümler dikkate alındığında, müdürün sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın varlığının, bu zararın kanun veya esas sözleşmeden doğması ve nihayet zarar verenin kusurundan doğduğunun kanıtlanması gerektiğini, ayrıca zarar miktarının da belirlenmesi için bir tespit yapılması gerektiği, Müdürlerin kusurlarından doğan sorumluluktan bahsedebilmek için görevleri yerine getirirken gerekli özeni gösterip göstermediği bakıldığı, Müdürlerin Kasıt ve ihmali halinde TTK m. 628 uyarınca Özen Yükümlülüğünün ihlal edip etmedikleri, TTK m. 1369 da yer alan tedbirli bir yönetici özeni gösterip göstermediklerinin dikkate alınması gerektiği, belirtilmiştir.

Bu rapora karşı davacı vekilinin 24.04.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun belirlendiği, bu bedelin şirkete ödenmesinin talep edildiğini, zamanaşımının ...’in Müdürlük yaptığı dönemle sınırlı tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin zararlarının tam olarak öğrenilmediğini, zamanaşımının başlamadığını, yöneticinin sorumluluğu bakımından zararın belirlenmesi gerektiğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.

Bu rapora karşı davalı vekilinin 25.04.2023 tarihli beyan dilekçesinde; ortaklık sıfatı bulunan davacı ...’ın örtülü kar payının dağıtılmasını talep edemeyeceğini, bu tespitin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere kar payı halinde ½ ‘sinin kendisine değil şirkete ödenmesinin gerektiğini belirterek davanın reddi aksi halde ek rapor alınmasını talep etmiştir.

Mahkememizce tarafların beyan itirazları dikkate alınarak ek rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişilerden 17.01.2024 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu ek raporda; davacı vekilinin asıl rapora itirazında kooperatif temsilcisi ...’in müdürlük yaptığı dönemle sınırlı olmayarak savcılığa şikayette bulunduklarını, eylemin suç teşkil etmesi nedeni ile zamanaşımının bu duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalı kooperatif vekilinin ise davacının 10.05.2018 tarihine kadar Müdürler Kurulu Başkanlığına yaptığı ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğini bildirdiği, aktif husumet yönünden yapılan değerlendirmede, TTK m. 553/1 hükmüne göre “- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” Düzenlemesi bulunduğunu, Ltd. Şti. ortağının uğramış olduğu zararların talep edebileceğini, TTK m. 555/1 hükmü gereğince, “(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.” Ltd. Şti. ortağının ortakların uğramış olduğu zarar yani dolaylı zarar sebebi ile müdürün sorumluluğu ve zararın şirkete ödenmesini isteyebileceği hükmünün bulunduğu, doğrudan zararın kar payına ilişkin olarak davacı tarafından istendiği, ayrıca şirketin uğradığı zararların da talep kısmında terditli olarak yer aldığı, zamanaşımı yönünden TTK m. 560 hükmüne göre üç ayrı zamanaşımının düzenlendiği, bunlardan ilkinin davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı olduğu, zarar ve sorumluyu birlikte öğrenmemiş ise uzun zamanaşımı veya ceza zamanaşımının geçerli olacağı, 2 yıllık sürenin yanında zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıllık bir zamanaşımı süresinin meydana geldiğinin öngördüğü, fiilin cezayı gerektirmesi halinde ise TCK’da ki yer alan uzun dava zamanaşımının uygulanacağı, bunun uygulanabilmesi için ceza davasının açılmış olmasının veya mahkûmiyete karar vermesinin gerektirmediği, fiilin cezayı gerektirmesinin yeterli olduğu, sorumluluk yönünden davalı şirketin sorumlu olup olmadığının yöneticinin bu işlemlerde imzasının bulunup bulunmadığına bağlı olduğunu belirtmişlerdir.

Bu rapora karşı davacı vekilinin 14.03.2024 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili ...’ın davalı kooperatif ve müdürü ...’in yaptığı eylemler neticesinde zarar gördüğünü, Müdür ...’in kooperatif yetkililerinin emri ile hareket ettiğini, ...’in kooperatif yetkilileri ile birlikte karar aldığını, şirketin idari ve mali yönden kooperatif tarafından yönetildiğini, müvekkilinin zararlarının doğrudan zarar olduğunu, 2014-2020 yılları arasında pazarlama komisyonu olarak 1.387.150 TL 2014-2020 yılları arasındaki 2.112.263 TL finansman bedeli olarak para transferi yaptığını, kooperatifin şirketten fiilen aldığı paralar bulunduğunu, bu paraların kar payı olarak dağıtılması gerektiğini, müvekkilinin bu paraları alamadığını, bilirkişinin zararı tespit etmediğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir.

Bu rapora karşı davalı vekilinin 12.03.2024 tarihli beyan dilekçesinde; ek bilirkişi raporunda da kök raporda olduğu gibi davanın haksızlığının ortaya çıktığını, davacı taraf alacağın örtülü kar dağıtımı suretiyle kooperatife aktarıldığını ve müvekkiline ödeme yapılmadığını iddia ettiğini, bu alacağın ...’a ödenmesinin talep edilmesinin mümkün olmadığını, zira zararın öncelikle şirkete ödenmesi gerektiğini, davacının kar payının kendine ödenmesini talep etmesinin doğrudan zarar oluşturmadığını, olsa olsa şirketin zararı olabileceğini, davacının 10.05.2018 tarihine kadar müdürler kurulu başkanı olarak görev yaptığını, bu tarihe kadar kendi iradesi dışında herhangi bir işlem yapılmasına müsaade etmeyeceğini belirterek yeni bir heyetten rapor alınmasını, kabul edilmediği takdirde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir

Toplanan Deliller ve Yapılan İncelemelere Göre;

Davacının dava konusu ... Ltd. Şti.’nin %50 ortağı olduğu, bu şirketin diğer ortağının %50 hisse sahibi olan S.S ... Tarımsal Kalkınma Kooperatifi olup, bu kooperatifi temsilen ...’in temsilci sıfatı ile kooperatifi temsil ettiği, şirketin kuruluş tarihi olan 26.02.2013 tarihinde şirket müdürü olarak müşterek yetkili davacı ... ile müşterek yetkili ...’nın şirket müdürü olarak atandığı, bilahare 2014 yılında yapılan genel kurulda şirket müdürü olan ...’nın ve ...’ın birlikte temsil yetkisinin 5 yıl süre ile devamına 09.10.2014 tarihli genel kurulda karar verildiği ve Ticaret Sicil Gazetesinde 24.10.2014 tarihli 8680 sayılı gazetesinde ilan edildiği yine şirketin 07.10.2015 tarihli genel kurulunda müdür olarak ...’ın bu kez kooperatifi temsilen ... ile birlikte müştereken imza yetkilisi olarak ve ticaret sicil gazetesi 21.10.2015 tarihli 8930 sayılı gazetesinde ilan edildiği, şirketin 07.04.2016 tarihinde yaptığı genel kurulda şirket temsilcisinin davacı ... ile kooperatifi temsilen ...’in tekrar müşterek yetkili temsilci ve yönetici olarak seçildiği, bu durumun 25.05.2016 tarihli 9082 sayılı sicil gazetesinde ilan edildiği, şirketin 02.05.2018 tarihli genel kurulda bu kez kooperatifi temsilen ...’in ve ...’ın 5 yıl süre ile müştereken imza yetkilisi olarak şirkete temsil ve ilzam etmesine karar verildiği, bu durumun 10.05.2018 tarihli 9575 sayılı sicil gazetesinde ilan edildiği belirlenmiştir. Dolayısıyla davacının şirketi 2013-2018 yılları arasında temsil ettiği, davacı ...’ın müşterek yetkili müdür ve temsilci olarak görev yaptığı belirlenmiştir.

Davacı 27.12.2021 tarihli dava dilekçesinde kooperatifi temsilen, ...’in görevini yapmadığı ve kötüye kullandığı, şirketi zarara uğrattığına ilişkin talepte bulunduğu, bu zararlandırıcı eylemlerin kooperatiften kaynaklandığını belirtmiş ve taleplerinin kendisinin de yönetici olduğu dönemleri kapsayacak şekilde bildirmiştir.

Davacının talep dilekçesinin netice ve sonuç kısmında davalının kazanımlarının kar payı olarak kabulüne ve kar payının ½ sinin müvekkiline ödenmesi ile diğer zararlarının tespit edilerek şirkete ödenmesini talep ettiği, 140.000 TL lik zarar bildirdiği, ancak bu zararların hangi kalemlerden doğduğunu açıklamadığı tespit edilmiştir.

Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı tarafın zamanaşımı defi ile birlikte davacının doğrudan zararının ve dava dışı şirketin dolaylı zararının bulunup bulunmadığı incelenmiş, bilirkişilerden 07.04.2023 tarihli ve 17.01.2024 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda; öncelikle davacının aktif taraf sıfatının bulunup bulunmadığı incelenmekle davacının TTK m. 553/1 hükmüne göre limited şirket müdürlerine karşı tazminat davası açabileceği ve aktif taraf sıfatının bulunduğu belirtilmiştir.

Yine davalının zamanaşımı defi değerlendirildiğinde; davacının her olaydan itibaren tek tek açıklamak kaydıyla TTK m. 560 da yer alan 3 ayrı zamanaşımının uygulanacağı tespit edilmiştir. Bunlardan ilki zararı doğuran fiili ve faili öğrenmesinden itibaren iki yıl, her hâlükârda beş yıl ve eğer fiil cezai sorumluluğu gerektiriyorsa ceza zamanaşımının uygulanacağını belirtmişlerdir. Ancak davacının zaten 2013 ve 2018 arasında müdürler kurulu başkanlığı yaptığından faili ve fiili ve zararı öğrenmemesinin mümkün olamayacağı, bu tarih itibariyle oluşacak zararlardan müdürler kurulu başkanı olarak ta sorumluluğu olacağından dava tarihi olan 27.12.2021 tarihinden önceki iki yılı yani 27.12.2019 tarihinden önceki fiillerin zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir. Kaldı ki davacının her hal ve karda şirketin müşterek imza yetkilisi olması ve yapılan işlemlerde kendisinin de imzasının bulunması nedeniyle oluşan zararlardan sorumlu olduğu, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğinden müdür olarak sorumluluğunun da bulunduğu tespit edilmiş olmakla, bu yöndeki talebi reddedilmiştir.

Ayrıca davacının dilekçesinde iddia ettiği hususlarında somut olarak belirtilerek HMK m. 194 te “(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünde açıklandığı üzere dayandığı vakıaları somutlaştırmadığı ve hangi olaydan hangi zararın doğduğunu belirtmediği, ayrıca iddia ettiği zararların davacının görev yaptığı döneme ilişkin olduğu da belirlenmiştir.

Davacının dağıtılmayan kar payına (temettüye) ilişkin talebi değerlendirildiğinde; TTK hükümlerine göre (TTK m. 616/1-e ve TTK m. 608/1) öncelikle kar payının kanun ve şirket ana sözleşmesinde yer alan kanuni yedek akçe ve ana sözleşme yedek akçeleri (540. Yasal yedekler - 541. Statü yedekleri) ayrıldıktan sonra genel kurul tarafından karar verilerek (542 - Olağanüstü Yedekler) olarak ayrılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu konuda alınmış bir karar bulunmamaktadır. TTK m. 610 atfı ile TTK m. 523 e göre kanuni ve ana sözleşme yedekleri ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kar payının belirlenemeyeceği hükmü bulunmaktadır.

Davacının uğradığı zarar olduğunu belirttiği doğrudan zarar içerisine kar payının dağıtılmaması Yargıtay uygulaması tarafından kabul edilmemektedir. Ayrıca davacının genel kurulda kar payı dağıtılmasına ilişkin bir talebi bulunmadığı ve şirketin de genel kurulunda kar payı dağıtılması / dağıtılmaması konusunda bir karar almadığı da belirlenmiştir.

Davacının dilekçesinde yer alan örtülü kazanç aktarımı ve sermaye işlemleri ile peçeleme yaparak kooperatifin kar aldığı iddialarının ise yine ispata elverişli şekilde açıklanmadığı, HMK m. 194 de yer alan vakıa – delil ve ispat açısından somutlaştırmanın yapılmadığı, sadece iddia olarak yer aldığı tespit edilmiştir.

Kaldı ki şirketin aldığı kararlarda % 50 pay sahibi olan davacıdır. İddia ettiği zararlara ilişkin alınan kararlarda kendisi de oy kullanmıştır. Bu nedenle bu zararların ileri sürülmesi TMK m. 2 de yer alan doğruluk ve güven kurallarına da aykırıdır.

Yine bilirkişi raporunda davalı şirket ortağı kooperatif temsilcisinin TTK m. 549 ve TTK m. 553 hükümlerine göre ispat edilmesi gereken; iddia olunan zararı ve bu zararın kanun ve ana sözleşmeye aykırılıktan doğduğunu, zarar ile hukuka aykırı davranışlar arasında illiyet bağının bulunduğunu ve bu zararda zarar verenin kusurunu ispatlayamadığı da görülmektedir.

Sonuç olarak davacının gerek şirketin % 50 ortağı ve müşterek yetkili temsilcisi ve yöneticisi olması, şirketin kurulduğu 2013 – 2018 yılları arasında müdürler kurulu başkanlığı görevi yaptığı, 2013 - 2018 yılları arasındaki yönetim kurulu başkanlığı dışında bu tarihten itibaren 27.12.2019 tarihine (dava tarihinden iki yıl öncesine) kadar iddia olunan zarar kalemlerinin ise belirlenmediği, somutlaştırılmadığı belirlenmiştir. 27.12.2019 – 27.12.2021 tarihleri arasındaki iddialar ise soyut iddialar olarak yer almış ve tarihleri belirtilmemiştir. Bu tarihlerden önceki iddiaların ise dinlenme olanağı TTK m. 553 – 560 hükümlerine göre zamanaşımının geçmiş olması ve davacının da şirket müdürler kurulu başkanı olması nedeniyle bizzat sorumlu olduğu hukuka aykırılıkları ileri sürme imkânı bulunmadığından bu taleplerinin de reddi gerekmiştir.

Davacının doğrudan oluştuğu belirtilen zararlarını da açıklamadığı, ancak kar payına ilişkin doğrudan zararının da bulunduğu belirlenemediği gibi, kar payının ödenmesi için şirketin ortaklar kurulunda karar alınması gerektiği ve fakat bu konuda bir karar alınmadığı ve doğrudan zararının bulunduğu da tespit edilmediğinden bu talebinin de reddi gerekmiştir.

HÜKÜM:

Yukarda Açıklanan Sebeplerle;

Davacının davasının reddine,

Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın dava açılışında alınan 2.390,85 TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.963,25‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

Yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına,

Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden ret edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 22.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine,

Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/05/2024

Başkan...

e-imzalı

Üye...

e-imzalı

Üye...

e-imzalı

Katip...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Sorumluluğundan(ŞirketizmirhükümKaynaklanan)TazminatYöneticilerinin

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim