İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/627 E. 2024/310 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2017/627
2024/310
17 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/627 Esas
KARAR NO : 2024/310
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19.12.2016
KARAR TARİHİ : 17.04.2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... End. Ltd. Şti vekilinin tedbir istemli 19.12.2016 harç tarihli dava dilekçesi ile; Davalılardan ... 'in müvekkili şirketin %10 hisseli ortağı olduğunu, diğer ortağın %90 hisse ile ... olduğunu, davalının 2008 yılı sonunda davacı şirkette işe başladığını, 2011 yılında ortak yapıldığını, şirketin muhasebe ve finansal işlemlerini de kendisinin yerine getirdiğini, şirketin banka hesaplarının yönetimi, kasa ve muhasebe hesaplarını tuttuğunu, ayrıca vekaletname ile vekil tayin edildiğini, bu vekaletname ile şirket adına banka ve finans kurumlarında hesap açmaya, para çekmeye, şifre almaya, EFT yapmaya yetkilendirildiğini, 2011 yılında ortak olan davalının aylık ücret dışında başkaca bir geliri olmadığı halde geliri ile orantılı olmayan harcamalar yaptığını, borsada ciddi miktarda para kaybettiğini, şirket müdürü olan ... 'in durumu öğrenmesi ile şirket işlerini kontrol ettiğini, şirketin kasasının anahtarının davalıda bulunduğunu, kasada şirket müdürü ...'e ait imzalı ve boş kağıtların çıktığını, bu kağıtların şirket müdür ...'in cezaevinde kaldığı sırada şirket işlerinin yürümesi için ... 'e verdiği imzalı kağıtlar olduğunu, bu kağıtların imha edilmediğini, bu belgelerin bankalara borçlandırıcı işlem yapmak üzere kullandırıldığını, kasada 1.605,00 TL nakit bulunduğunun tespit edildiğini, oysa defter ve kayıtlara göre 392.862,55 TL bulunması gerektiğini, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ...'in 3.728,412,00 TL ve 4.975,00 USD tutarındaki şirket nakdini mal edindiğini, bu tutarın 1.975.000,00 TL'sını diğer davalı eşi ... 'e devrettiğini ve karşılığında gayrimenkul edindiklerini, şirketin hesaplarında bulunan paraların ... ve Soner Güler'e devredildiği, bu iş ve işlemlerin diğer ortak ... 'in denetlememesi sonucu oluştuğunu, bankalardan 2.000.000,00 TL kredi çekildiğini, davalının 3.728,412,00 TL haksız kazanç elde ederek taşınmaz satın aldığını, bu konuda İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ceza davası açıldığını belirterek tedbiren davalılar adına kayıtlı taşınmazların üzerine karar kesinleşinceye kadar tedbir konulmasını ve şimdilik 1.000.000,00 TL'nın (250.000 TL’sinden diğer davalı ... sorumlu olacak şekilde) her iki davalıdan dava tarihinden işleyecek reeskont/avans faizi ile müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekillerinin henüz tebligat yapılmaksızın dosyaya ibraz etmiş oldukları 29.12.2016 tarihli tedbir talebine karşı beyan dilekçesinde ihtiyati tedbirin şartlarının gerçekleşmediği, davacının iddialarının sabit olmadığı, davacı şirketin yetkili müdürü ve şirketin %90 hisse sahibi ortağı olan ...'in iddialarının sübut etmediği, tedbire konu edilen taşınmazların şirkete ortak olmadan önce alınan ve şirkete ortak olduktan sonra dahi kredi ile alınan taşınmazlar olduğunu, bu kredilere ...'in kefil olduğunu, şirket müdürü olan ...'in bilgisi dışında işlem yapılmadığını, tüm mal varlığına tedbir konulmasının doğru olmayacağını beyan etmiştir.
Mahkememizce 19.12.2016 tarihli davada tensiben 03.01.2017 tarihli karar ile davalının işçi olarak çalıştığı belirlenmesi nedeniyle görevsizlik kararıyla dosyanın İzmir Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, (2016/1457 Esas, 2017/2 Karar) bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... HD'sinin ... Esas, ... Karar sayılı, 05.05.2017 tarihli karar ile Mahkememizin görevsizlik kararı kaldırılarak dosyanın Mahkememize gönderilmesine karar verilmiştir.
Davalılar vekili 29.12.2016 ve 10.11.2017 tarihli cevap dilekçeleri ile; Davacının taleplerinin yerinde olmadığı, müvekkilinin şirket aleyhine herhangi bir işlem yapmadığını, haksız kazanç elde etmediğini, şirketin %90 ortağı ve temsile yetkili müdürü olan davacının bilgi ve talimatı ile işlem yaptığını, diğer davalı ...'in de aylık gelirinin 10.000,00 TL olduğunu ve bu geliri ile taşınmazları aldığını, sebepsiz zenginleşmediğini belirterek davanın ve tedbir talepleri ile haciz taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; şirket ortağı ve çalışanı olan davalının haksız fiiline dayalı tazminat davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Davacı tarafın dava dilekçesinde bildirmiş olduğu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... hazırlık sayılı dosyası ile İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası sayılı dosyaları incelenmiş, diğer deliller değerlendirilmiştir.
İzmir ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; şikâyetçi ... End. Ltd. Şti ve ...'in 23.10.2016 tarihli şikâyet dilekçesi ile şüpheli ...'in şirkette %10 hisse sahibi yapıldığını, şirketin tüm muhasebe ve finans işlerinin kendisine tevdii edildiğini, %90 hissenin ...'e ait olduğunu, ... 'in şirketin bankada bulunan hesaplarından para çektiğini ve üzerine geçirdiğini belirterek mal varlığına tedbir konulması ve TCK m.155/2 ve 158/1-f ve h bentlerine göre hakkında kamu davasının açılmasını talep ettiği, şirket sicil kayıtlarında şirketin ortağı ... 'in sahip olduğu 1/10 payı ve ... 'in de 9/10 payı olmak üzere toplam 10/100 payını şüpheli ... 'e 06.01.2011 tarihli 2011/1 sayılı yönetim kurulu / ortaklar kurulu kararı ile devrederek ortak olarak aldıkları, şirketin temsilcisinin ve yönetim kurulu başkanının ... olduğu, 10.04.2015 tarihli vekâletname ile şirket işlerini yapmak ve şirketin muhasebe işlemlerini yerine getirmek için şirket müdürü ... 'in davalı / şüpheli ... 'e vekâletnamede yetkilendirildiği, ... 'in 23.03.2015 tarihli ifadesinde, davalı / şüpheli ... 'in muhasebe ve finansal işlemleri yapmak üzere yetkilendirildiği, şirketin muhasebe işlerini yaptığını, şirketin yöneticisi ve temsilcisi olmadığını, şirket müdür olarak kendisinin vekâletname ile şüpheliyi yetkilendirdiğini ve şirket adına para çekme yetkisinin verildiğini beyan ettiği, soruşturmanın devamı aşamasında bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişi ...oğlu 'nun 13.07.2016 tarihli, 22.06.2016 tarihli ve 17.08.2016 tarihli raporlarında şüpheli ... 'in hesaplarında bulunan 3.728.412,00 TL ve 4.975 USD 'yi mal edindiğinin belirtildiği, soruşturmanın devamı ile ... soruşturma numaralı dosyası ile İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinde 03.11.2016 tarihinde sanık ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma TCK m.155/2, 39/2-c ve 53/1 'inci maddeleri gereğince cezalandırılması için kamu davası açıldığı yargılamanın devamında 13.10.2020 tarihinde sanıklar hakkında toplanan deliller değerlendirilerek sanık ... in ... Ltd Ştinde kendi hesabına 1.759.412 TL aktardığı, şirkete de 550.500 TL kendi hesabında gönderdiği şirketin kalan alacağının 1.208.912 TL olduğu ... in alınan bilirkişi raporlarına göre kendi hesabına para aktardığı suçunun sabit olduğu ve TCK m.155/2 gereğince hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasından karar verildiği, Sanık ...’in ise şirketle ilgisi bulunmadığı suça yardım ve iştirak ettiği, yönünde yeterli delil bulunmadığından beraatine karar verildiği bu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM .... CD nin ... Esas ... Karar numaralı 23.11.2021 tarihli kararla sanık ... yönünden hakkında verilen beraat kararının yasaya uygun olduğundan istinaf talebinin reddine, yine ... yönünden eylemine uyan hukuki nitelendirmenin kanuna ve hakkaniyete uygun olduğundan istinaf başvurusunun reddine, 1 nolu hüküm yönünden (... yönünden) kesin, 2 nolu hüküm yönünden ise (... yönünden) ise temyiz yolu açık olarak karar verildiği, temyiz edildiği ve bu kararın halen Yargıtaydan dönmediği belirlenmiştir.
İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında müşteki ... Ltd Şti ve ...'in 09.09.2019 tarihli suç duyurusu ile; sanık ... hakkında sanığın duruşma sırasında 15.11.2013 tarihli 395.000 TL bedelli 19.10.2014 tarihli 462.500 TL bedelli, 20.10.2015 tarihli 587.250 TL bedelli ve 26.02.2016 tarihli 352.000 TL bedelli toplam 1.796.750 TL tutarında elden ödeme yapıldığına ilişkin 4 adet belgeyi İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına sunduklarını, ancak bu tip bir belgenin verilmediğini, bu belgelerin müvekkili tarafından kasada bırakılan ve sanık ... tarafından kasadan çalınarak sonradan üst kısımları bilgisayardan doldurularak boş olarak bırakılan imzalı evraklardan üretildiğini belirterek sanığın TCK m. 207, 158/1-h ve 141. Maddelerince yargılanması için suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçlarından dolayı TCK m. 155/2, 207/1, 43/1 ve 53 hükümleri gereği ceza davası açıldığı, yapılan yargılamada dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerle adli emanetin 2019/7809 numarasında kayıtlı 05.11.2013, 19.12.2014, 20.10.2015, ve 26.02.2016 tarihli ... Ltd. Şti. antetli ve anılan şirketin kaşesinin ve kaşe üzerinde “... ibaresi bulunan çeşitli meblağ ve tarihlerde yapılan bir çok ödemelerle toplam ...’den 395.000 TL, 462.500 TL, 587.250 TL ve 352.000 TL ödemeyi nakden ve defaten teslim aldım, bu tarihten önceki döneme ait hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır, ... i kesin olarak ibra ederim” şeklindeki dört adet belgeyi mahkemeye delil olarak sunduğu, bu belgelerin aslında şirket antetli ve imzalı boş A4 kağıtlarından oluştuğu, 2010 yılında cezaevinde kalan ... in yokluğunda işlerin yürütülmesi için şirkete bırakıldığı, şirket kasasında tutulduğu, bu belgelerin inkjet mürekkebinin imza mürekkebinin üstünde yer aldığı ve buradan hareketle printer mürekkebinin imzadan sonra yazılı olduğu, bilirkişi raporlarına göre boş olarak imzalı ve kaşeli olarak verilen kağıtların printer üzerine yazılmak suretiyle sahte olarak düzenlendiği, 4 adet belgeyi katılanın rızası hilafına alıp kullanmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel evrakta sahtecilik suçlarından yapılan yargılamada TCK m. 207/1, 43,53 maddeleri ile cezalandırılmaları istenmiş ise de; bu suçun açığa imzanın kötüye kullanılması olması nedeniyle TCK m. 209 delaleti ile TCK m. 207/1 gereği cezalandırılmasına ve TCK m. 43/1 ile arttırılmasına karar verildiği, böylece sanık ... hakkında ... e yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuyla İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiğinden CMK m. 223/7 gereğince davanın reddine ve açığa imzanın kötüye kullanılması nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan ise TCK m. 209/2 delaleti ile 207/1 gereğince iki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına 19.01.2023 tarihinde karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM .... Ceza Dairesi'nin 12.01.2024 tarihli ... Esas – ... Karar sayılı kararıyla yargılama sırasında işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, katılanlara yönelik özel belgede sahtecilik eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan hukuki değerlendirmede ve kararın hukuka uygun olduğu, ancak sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılandığı suça konu dört ayrı özel belgeyi farklı tarihlerde düzenlediğine ilişkin dosyada somut bir delil bulunmadığı, bu itibarla sanık hakkında zincirleme suç hükümlerine göre temel cezanın arttırılmasının kanuna aykırı olduğu belirlendiğinden hükmün B-2 bölümünde yer alan TCK m. 43/1’e göre cezanın ¼ oranında arttırılarak hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının çıkartılmasıyla B-3 fıkrasında bulunan 2 yıl 1 ay hapis ibaresinin 1 yıl 8 ay olarak değiştirilmesine dair kesin olarak karar verildiği, bu kararın yasa hükmü gereği 12.01.2024 tarihinde ... yönünden kesinleştiği belirlenmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/90022 soruşturma sayılı dosyasında; müşteki ...'in karşı şikâyeti ile şüpheli ... hakkında ... soruşturma numaralı dosyasında yapılan soruşturmadan ayrılarak, 2016/90022 soruşturma evrakında şüphelinin şirket yöneticisi olmasına rağmen şirket paralarını özel işlerinde kullandığı iddiasıyla yapılan soruşturmanın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan tefrik edildiği, bu şüpheli hakkında soruşturmanın devam ettiği belirlenmiştir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı 28.07.2016 dava tarihli dosyasında davacı ...'in davalı ... Ltd.Şti hakkında açmış olduğu davada; davalı şirketin 06.01.2011 tarihinde %10 hissesini devraldığını, şirket ortağı olduğunu, iki ortaklı şirkette davalı şirketin işleyişi hakkında bilgi alamadığını ve inceleme hakkının ihlal edildiğini, davalı şirketin ortağı ...'in usulsüz işlemler yapıp mal varlığı edindiğini belirterek şirketin fesih ve tasfiyesi, şirkete kayyum atanması ve ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiği, davalı 07.09.2016 tarihli cevap dilekçesinde, şirketin tüm muhasebe ve finansal işlemlerinin davacı tarafça yerine getirildiğini, bu nedenle şirket kasasında yasa dışı işlemler yaparak mal varlığı edindiğini belirterek ortaklıktan çıkarılmasını talep ettiği, yargılamasının 03.02.2017 tarihine bırakıldığı belirlenmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde yer aldığı üzere; davalının 2008 yılı sonlarında davacı şirkette işe başladığı ve 06.01.2011 tarihinde alınan ortaklar kurulunun 2011/1 yılı kararı ile şirkete 10/100 pay sahibi olarak katıldığı, şirketin çalışanı iken, ortağı sıfatını kazandığını, aynı zamanda şirketin muhasebe ve finansal işlerini yerine getirdiği, bu kapsamda davalıya 10.04.2015 tarihli muhasebe işlemleri konusunda yetki verildiği (Bornova 3.Noterliği 'nin 10.04.2015 tarihli 11402 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile), şirketin %90 pay sahibi ve yönetim ve temsil yetkisi sahibi ...'in 12.08.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile 2015/1 kararı ile şirket müdürü olarak 20 yıllığına ortaklar kurulu kararı ile atandığı, münferit imza ve temsil yetkisinin verildiği, ayrıca 2015/2 nolu karar ile ...'in müdür olarak şirkete atandığı ve Ticaret Sicilde 14.08.2015 tarihinde tescil ve ilan edildiği belirlenmiştir.
Davalının, davacı şirket ile 2008 yılında işçi olarak çalışmaya başladığı, daha sonrada şirkete ortak olduğu, %10 hisse sahibi olduğu, bu kapsamda davanın iş kanunu hükümlerine tabi olması nedeniyle 5521 Sayılı Kanun m.1/1 fıkrasına göre İş Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ancak bu karar Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince ... Esas - ... Karar sayılı ve 05.05.2017 tarihli kararı ile kaldırılarak, dosya mahkememize gönderilmiştir. Davacı vekilinin 23.05.2017 tarihli dilekçesi ile davalılardan ...' e ait ... İli, ... Mah, ... ada, ... parsel ve davalı ...'e ait ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... ada ... parsel, ... İli, ... İlçesi, ... Köyü ... Mevkii, ... ada ... parsel ve ... ada ... parseldeki taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını talep etmesi üzerine mahkememizce 26.05.2017 tarihli ara kararla alacağın para alacağı olması gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karar üzerine davacı vekili 22.06.2017 tarihli ihtiyati haciz talepli dilekçesiyle; İhtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce 23.06.2017 tarihli karar ile ... için 1.000.000,00 TL, ... için 250.000,00 TL alacak miktarına ilişkin %10 teminat ile ihtiyati haciz kararı verilmiştir. Davacı vekili 13.07.2017 tarihinde teminatı yatırarak ihtiyati haciz kararını uygulamıştır.
Davalı tarafın ihtiyati hacze itiraz etmesi üzerine 13.09.2017 tarihinde ihtiyati hacze itirazın murafaa duruşmasında yapılan yargılamasında itirazı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce davacının ihtiyati haciz talebinin kabulü üzerine verilen kararda taşkın ihtiyati haciz iddiası bulunmakla davalının bu iddiası değerlendirilmiş ve 13.02.2019 tarihli celse de bu talebi yapılan yargılamadaki alacak miktarı değerlendirilerek reddedilmiştir. Ayrıca İzmir BAM .... HD'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararla 29.01.2019 tarihinde ihtiyati hacze itiraz eden tarafın itirazı değerlendirilerek, ihtiyati haciz isteminin kabulü ile 1.000.000,00 TL asıl alacak ve ... içinde 250.000,00 TL alacak miktarı için davalılardan ... adına kayıtlı olması halinde ... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... Ada, ... parselde kayıtlı daire vasıflı taşınmaz ile davalı ... adına kayıtlı olması halinde ... ili, ... İlçesi, ... Mah, ... ada, ... parsel, ... paftada kain ... arsa paylı ... nolu bağımsız bölümde kain zemin daire vasıflı taşınmaz ve ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada ... parsel ve ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... ada, ... parsel nolu haczi caiz taşınmaz ve taşınır malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İİK'nın 257. maddesi uyarınca İHTİYATEN HACZİNE karar verilmiştir.
Mahkememizce toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmış ve bilirkişilerden rapor alınmıştır. Bilirkişiler ..., ... ve ...'den alınan 17.06.2020 tarihli raporda; davalı ...’in davacı şirket ortağı olduğu ...’in ve ...’in toplam 10/100 payını davalı ...’e devrederek ortak yaptıkları, şirketin temsilcisi ve yönetim kurulu başkanının ... olduğu, ancak 10.04.2015 tarihinde şirket işlerini yapmak için şirket müdürü davalı ...’i vekâletnameyle yetkilendirdiğini, ...’in para çekme yetkisinin bulunduğunu, şirketin ...bank ... 550.000,00 TL tutarlı bedelin ... Ltd Şti – ... hesabına havale edildiği, ... maaş alacakları karşılığı 102.046,84 TL bedelle havale yapıldığı, yine ...’in bir miktar bedeli de şirket hesabına havale ettiği, şirket defterleri üzerinde yapılan incelemede ...’in banka hesabına şirketten 550.500,00 TL ve 87.750,00 TL olmak üzere toplam 638.250,00 TL aktarma yapıldığı, ...’in banka hesabından şirketin hesaplarına ise 550.500,00 TL transfer yapıldığı, şirket kayıtlarında ...’in ortaklar cari hesabı dışında sermaye taahhüt hesabında sermaye artırımına katıldığı ve bedelini ödediği, dava tarihi itibariyle ortaklar cari hesabında 139.704,94 TL borçlu kaldığı, ...’in kendi hesabına yatırılan 1.437.500 TL ve 549.500 TL paranın şirket defterlerine kaydının bulunmadığı, bu miktar kadar haksız olarak zenginleştiği, şirkete 139.704,94 TL borçlu olarak kaydının yer aldığını, 1.477.500 TL, 4.950 USD ve 549.500 TL toplamı 1.987.000 TL ödemenin incelemeye konu yapılması gerektiği, davacının bu miktarın davalının mal varlığına geçtiğini ispatlaması gerektiğini, yine İzmir .... Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasının neticesinin beklenmesine ilişkin takdirin mahkemede olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davalılar ... ve ... vekili 01.07.2020 tarihli beyan dilekçesiyle; incelemenin 2012 yılından başlatılmasının hatalı olduğunu, müvekkili tarafından 2011 yılında 148.500,00 TL hesaba para aktarıldığını, 10.04.2015 tarihi itibariyle davacı şirket yetkili ... tarafından vekâletname verilmek suretiyle yetkilendirildiğini, bu tarihten öncesi için böyle bir yetkisinin olmadığını, ortakların hesabından şirket hesabına aktarılan paraların iki ortağın karşılıklı bilgi ve oluru ile şirket lehine yapıldığını, müvekkilinin hesabından şirket hesabına aktarılan paraların hesaplamada dikkate alınmadığını, şirket ortaklarının 2.090,00 TL huzur hakkı alıyor gözükmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, vergi sebebiyle rakamların düşük gösterildiğini, bu miktarın 15.000,00 TL civarında olduğunu, müvekkilinin uhdesinde gösterilen 139.000 TL’nin ortaklık payı olarak müvekkiline ödenen miktara dâhil olduğunu, % 90 pay sahibi ...’de bundan daha fazla pay aldığını, çift yönlü gerçekleşen para hareketlerine ilişkin şirket yöneticisi ...’den ibranameler alındığını, bunların ceza dosyasına sunulduğunu, raporun 5. sayfasında yazılı tahsilatların bazılarının müvekkili hesabına aktırılan müşteri ödemeleri olduğunu, bazıların ise müvekkilinin şirketten alacağına karşılık kendi hesabına aktarıldığını, şirketi ...’in temsil ettiği dönemde yapılan tahsilatların tamamının onun onayıyla yapıldığını, aksinin mümkün olmadığını, 2011’den 2016’ya kadar işlerde hiçbir aksama meydana gelmediğini, müvekkiline ait yatırım (ışık menkul değerler, ... yatırım gibi) hesaplarında şahsi hesaplarına veya para alışverişlerinin tamamen müvekkilinin kendi birikimlerinin hesaplar arasında döndürülmesi mahiyetinde olduğunu, hesaplara şirket hesaplarından virman söz konusu olmadığını, para aktarımları ve ibralar ile şirket ortağı ...’in müvekkilinden alacağının kalmadığını, şirket defterlerinin yasaya uygun tutulmadığı ve kapanış tasdiklerinin yapılmadığının belirtildiği, HMK m. 222/4’e göre usulüne uygun tutulmayan defterlerin sahibinin aleyhine teşkil edeceğini, ticari defterlerde savcılığa yapılan şikâyet öncesi ve iş bu dava açılmadan önce müvekkili aleyhine bir durum yaratmak için defterlerde değişiklik yapıldığını, defterlerin kapanış kayıtları yapılmadığı için bu durumun imkânsız olmadığını, bir kısım kayıt girişlerinin anlamsız ve muhasebe mantığına aykırı, gerçek dışı olduğunun tespit edildiğini, ...bank ve ...bank hesaplarına yatan tutarların şirket varlığına dâhil olduğunun belirtildiği, hesaplara yatırılan ve şirkete iade edilen tutarlar arasındaki 57.750,00 TL’lik farkın önceki tespitte yer alan 139.704,94 TL’nin içinde yer aldığı, buna göre borcun aslında 57.750,00 TL’den daha az olması gerektiği, raporda 139.704,94 TL’lik bir borç tespit edildiğini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında da buna yakın bir tutar tespit edildiğini belirterek itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasını ve mevcut rapor doğrultusunda müvekkilinin taşınmazları üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekili 01.07.2020 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişilerin görev ve uzmanlık alanının davalı tarafından yapılan usulsüzlüklerin ne şekilde gizlendiğini bulmak olduğunu, davalıların mal varlığında anormal artışın olduğunu, sebepsiz zenginleşme gerçekleştiğini, davalı ... tarafından gerek gayri resmi fatura ile gerek ihtiyat olmadığı halde bankalardan kredi çekilmesi suretiyle saklandığını, emniyette bu tutarlar için borsa geliri ifadesini kullandığını, raporda ...bank hesaplarında borsa işlemlerinden herhangi bir kar elde edip etmediğinin incelenmediğini, İzmir .... Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında şirkete ait 1.208.912 TL’nin sanığın banka hesaplarında ve uhdesinde kaldığının tespit edildiğini, bu rapor ile mahkemece alınan rapor arasında uyuşmazlık olduğunu, davalı tarafından sunulan sahte belgelerin incelemeye dâhil edilmediğini, 2013 - 2014 - 2015 - 2016 tarihlerinin gerçeği yansıtmadığı, hepsinin aynı gün düzenlendiğinin ispatlandığını, davalıların mal kaçırmaya çalıştıklarını, muvazaalı yaptıkları tapu devirlerinin iptaline ilişkin İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını ve halen derdest olduğunu, raporda ... ile ilgili hiçbir tespitte bulunulmadığını, davalı ...’den şirket hesaplarına oradan da davalı ...’in hesaplarına usulsüz aktarımlarda bulunduğunu belirterek itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir.
Tarafların itirazları doğrultusunda bilirkişilerden alınan 23.02.2021 tarihli ek raporda; tarafların itirazlarının değerlendirildiği, davalı tarafın 2011 yılı işlemlerinin incelenmediği itirazının yerinde olmadığı, 2011 yılında 148.500 TL işlem tutarının hesaplarda düzenlendiği, 2011 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin yapılmadığı, diğer yıllara ait kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davalının diğer hesaplar arasındaki uyumsuzluk iddiasının ise değerlendirilerek yerinde olmadığı, davacının itirazlarından ise kök raporda banka işlemlerinde yapılan incelemeyle davalının kendi hesaplarına nakden yatırılan 1.437.500,00 TL ...bank hesabında 549.500,00 TL toplam 1.987.000,00 TL’nin davacı şirket varlığına dair unsurlar olup olmadığı, önceki yıllara ait satış ve kar oranları incelenerek yapılan incelemede brüt kar oranının 2011 ve 2015 yılları arasında % 10,86 – 14,45 arasında değiştiği, faaliyet karlılık oranının ise % 3,13 - 4,78 arasında değiştiği, 2016 yılında bu oranların % 18,97-7,5 oranına yükseldiği, davacı vekilinin ...’in 2016 yılında şirketten ayrılmasıyla karlılık oranlarının birden arttığı iddiasının bu şekilde değerlendirilebileceği, 2011 - 2016 yılları arasında kayıt dışı satışların yapılmış olabileceği ve bu nedenle şirket kaynaklarının tam olarak gösterilmediği, ...’in şahsi hesaplarına yatan nakit tutarların 1.987.000 TL olup, alınan bazı faturaların vergi incelemesinden geçirilmesiyle bu faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge niteliği taşıdığı ve vergi cezası tarh ettirdiği, faturaların 1.187.722,80 TL olduğu, yapılan ödemelerin 1.190.886,30 TL olarak belirlendiği, bu sahte belgeler nedeniyle şirketin defterlerinin 03.08.2018 tarihinde incelemeye girdiği, ... tarafından mükellef kurum temsilcilisi olarak incelemede bulunulduğu, incelemede sahte olduğu tespit edilen faturaların miktarı 1.190.886,30 TL’nin şirket nakdinin şirket dışına çıkarıldığının tespit edildiği, böylece bu dönemde 2010 yılına kadar yapılan ödeme miktarı 21.750.000 TL’nin mahsubu ile 1.169.136,30 TL kadar şirketin zarara uğratıldığı, dava dosyasında yer alan İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/969 Esas sayılı dosyasında sanık ... yönünden fiili işlediğine dair delil elde edilemediğinden beraatı yönünden görüş bildirildiği, ... yönünden ise 1.208.912 TL şirket zararının tespit edildiği, gerek İzmir .... Asliye CM gerekse İzmir ... ATM’nin ... E sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemelerinde ve kendileri tarafından yapılan incelemelere göre kök rapordaki tespitlerin hatalı olmadığı, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi ve İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilmesiyle 1.987.000,00 TL şirket kaynağının ortadan kaldırılması nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiği, davalının davacı şirkete 139.704,95 TL borçlu olduğu kayıtlarda yer aldığı gibi sebepsiz zenginleşme kapsamında davalının mal varlığında meydana gelen zenginleşmenin toplam sahte ve yanıltıcı faturalarla 1.169.136,30 TL olarak belirlendiği, 2011, 2012, 2013 yıllarında şirketin maliyet giderlerini arttıran sahte faturalar nedeniyle davacı şirkete ait olduğu düşünülen miktarın toplam 935.000,00 TL olabileceği, 2014 - 2015 - 2016 yıllarına ait tespit ve değerlendirme yapılamadığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekili 09.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; davalının uhdesindeki paraların kaynağına ait hiçbir belge sunmadığını, ceza dosyasına sunulan 4 adet toplam 1.796.750 TL bedelli belgelerin sahte olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davalı ...’in şirketten ayıldığı, 2011-2012-2013 yıllarına ait faturaların incelendiği vergi inceleme tutanağında şirketin dava dışı sahte belge ticareti yaptığı tespit edilen çeşitli şirketlere ait fatura aldığının tespit edildiği, 2014 - 2015 - 2016 yılların fatura ödemelerinin boş bırakıldığını, 2016 yılında şirketin matrah ve KDV artırımına gidilmesi ve vergi incelemesi dışında kalması nedeniyle 2014 - 2015 - 2016 yıllarına ait şirket zararlarının hesaplanamadığını, oysa bu yıllara ait sahte faturaların incelenmesi halinde meydana gelen zararın 1.987.000,00 TL olduğunun tespit edilebileceğini, ek raporda ... hakkında hiçbir tespit yapılmadığını, davalının eşi ...’e de usulsüz olarak aktarım yapıldığını, ...’in emekli maaşıyla bu taşınmazları alamayacağını, 1.987.000,00 TL davalıların zenginleştiğini beyan etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 08.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; Ek rapordaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, müvekkilinin "pazarlamadan sorumlu ortak" sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin ceza dosyasına mahkûmiyet hükmü bulunmadığını, kesinleşmiş bir cezası olmadığını, diğer ortak ...'in bilgisi ve talimatları doğrultusunda sadece ön muhasebe konusunda yardımcı olduğunu, tüm muhasebe sisteminin mali müşavir tarafından tutulduğunu, davalı ... daha önceki yıllarda devlete ödemeyi düşündüğü vergiye göre hazırlattığı tabloları sırf 2016 yılında şirketi karlı göstermek için şirketin satışları artmamış olmasına hatta önceki yıldan düşük olmasına rağmen karlılıkta yaptığı oynamalar ile zikredilen tablolardaki durumu oluşturduğunu, 2016 yılı şirket kayıtlarında hesaplanan maliyet hesaplarının külliyen hatalı olduğunu, stok sayımı yapılmadan bulunan maliyet hesaplarının hatalı olduğunu, müvekkilin, şirkette görev aldığı dönemde mal alımıyla ve pazarlama ile ilgilenmediğini, bunların diğer ortak ... tarafından yapıldığını, bunların bir kısmı 2010 tarihine ait alımlar olduğu, müvekkilinin o tarihte şirket ortağı olmadığını, bu alımlarla ilgili olarak bahsi geçen 7 adet firmaya kesilen 42 adet şirket çeki ve 9 adedi de müşteri çeki olmak üzere toplam 51 adet çek bizzat ... tarafından imza ve ciro edilerek firmalara verildiğini, bu çeklerin toplam bedeli 1,190,886,30.TL olduğunu, çekleri bizzat imzalayarak bu firmalara veren, hatta iki çekteki rakam hatalarını düzeltip üzerlerini paraf eden ...'in bu işlemlerden haberinin olmadığını iddia etmesinin mümkün olmadığını belirterek ek bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınmasını talep etmiştir.
Davacı vekili 19.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; Davalı ...’in kendi hesabına nakit olarak yatırdığı 1.987.000TL meblağ banka kayıtları ile tespit edildiğini, davalıların uhdesindeki paraların kaynağına ait hiçbir bilgi ve belge sunmadığını, davalı ...'in İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasından 6 yıl 3 ay hapis cezası aldığını, savcılık soruşturması sırasında bu belgelerin sahte olduğu bilirkişi raporuyla ortaya çıktığını ve bu nedenle İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası da açıldığını, şirketin kayıt dışı satışları olduğu vergi dairesi kayıtları ile sabit olduğunu, 2011 - 2012 - 2013 yılları arasında şirket dava dışı çeşitli firmalardan alınan faturalar nedeniyle vergi incelemesinde faturaların “sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge” niteliğinde olduğu tespit edilerek vergi cezasının tarh edildiği, bu malların şirkete girişinin belirsiz olduğunu, davalının şirketin gerekmediği halde kredi çekmesi ile şirket açığının görülmesini ve ortaya çıkmasını engellediğini, davalı ...’in 1.987.000-TL tutarında nakit parayı hesabına aktardığının tespit edildiğini, çeklerdeki yazıların tümünün davalı ...’e ait olduğunu beyan etmiştir.
Tarafların itirazları değerlendirilerek ve ... hakkında bilirkişi raporunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı belirlendiğinden, bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve 30.11.2021 tarihinde ek rapor alınmıştır. Bu raporda; davacı tarafın bilirkişi raporunda itirazında belirttiği üzere ...’e davacı şirkete 139.704,95 TL borçlu olduğu ve bu borcun sabit olduğu, ... Bank ve ... Banka nakden yatırılan 1.987.000 TL nin sebepsiz zenginleşme kapsamında değerlendirildiği, bu paranın şirket mal varlığında olması gerektiği, dava dışı işler teknik hırdavat- Eşref İşler ve diğer şirketlerden alınan faturalar nedeniyle bu faturaların sahte ve yanıltıcı belge olduğunun, tespit edilerek vergi cezasını tarh edildiğini, faturaların imzalı kısımlarının bulunmadığı, malların şirkete girdiğini belirlenemediğini ve böylece yapılan ödemeler toplamının 1.165.972,80 TL olarak belirlendiği TBK m. 50'ye göre uğranılan zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi halinde zarar görenin aldığı önlemler göz önüne alınarak 1.165.972,80 TL şirketin zararın oluştuğu, ayrıca 2012 - 2013 - 2014 yıllarında ...’in 703.500,00 TL yatırdığı şirketin maliyet giderlerini arttıran sahte ve yanıltıcı faturalar düzenlendiği böylece şirketin 624.581,50 TL zarara uğratılmış olduğu, davalı tarafın itirazları da değerlendirildiğinde, ise 2016 yılında müvekkilin şirkette bulunmadığı, müvekkilinin sahte faturalardan sorumlu olmadığı, 51 adet çekin dosyaya sunulacağını belirttiği, ayrıca şirket ortağı ...'in belli dönemlerde kendi hesabına yatırması istediğini, taraflar arasında böyle bir para trafiğinin olduğunu, belirttiği ancak yapılan incelemede 1.987.000,00 TL paranın şirket hesaplarına iade edilmediği, banka hesaplarına yatırılan paranın ... hesabına gönderildiği, ...'in hesabına 526.678,04 TL aktarıldığı buna göre davalı ...'in hesabına aktarılan ve şirkete iade edilmeyen 1.987.000,00 TL yine ...'in ... Bank'ın vadesiz hesabına nakden yatan 549.500,00 TL ile ... Bank'ın vadesiz hesabına yatan 1.437.500 TL = 1.987.000,00 TL'nin şirketin gayri resmi faturasız satışlarından doğduğu, ...'in banka hesaplarına aktarılan tutarlardan diğer davalı ...'in hesabına 526.678,04 TL olduğu, ayrıca ...'in davacı şirkete kayıtlarda 139.704,94 borçlu olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 14.12.2021 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin alacağını 2.126.704,94 TL olarak ispat edildiğini, bu parayı ...'in önce kendisinin daha sonra ...'in hesabına aktarıldığını, davalı ...'nin de adına kayıtlı olan taşınmazları ve bu taşınmazlarda değerli olanları akrabalarına muvazaa olarak devrettiğini, davalıların malvarlığında artış meydana geldiğini, ...'in malvarlığının bir kısmının eşine devrettiğini, muvazaalı olarak mal kaçırdığını muvazaa dosyasının İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, ...'in de 1.987.000,00 TL zararın tamamının müteselsilen sorumlu olduğunu beyan etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekili 01.03.2022 tarihli beyan dilekçelerinde; 23.02.2022 tarihinde ek bilirkişi heyet raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişilerin görüşlerinin hatalı olduğunu, belgelerin sahteliği konusunda İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının derdest olup bekletici mesele yapılmasını istediklerini beyan etmişlerdir.
Dosyada toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre;
Davacı taraf dava dilekçesinde yer aldığı üzere; davalının 2008 yılı sonlarında davacı şirkette işe başladığı ve 06.01.2011 tarihinde alınan ortaklar kurulunun 2011/1 yılı kararı ile şirkete 10/100 pay sahibi olarak katıldığı, şirketin çalışanı iken, ortağı sıfatını kazandığını, aynı zamanda şirketin muhasebe ve finansal işlerini yerine getirdiği, bu kapsamda davalıya 10.04.2015 tarihli muhasebe işlemleri konusunda yetki verildiği (Bornova ... Noterliği 'nin 10.04.2015 tarihli ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile), şirketin % 90 pay sahibi ve yönetim ve temsil yetkisi sahibi ... 'in 12.08.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... kararı ile şirket müdürü olarak 20 yıllığına ortaklar kurulu kararı ile atandığı, münferit imza ve temsil yetkisinin verildiği, ayrıca ... nolu karar ile ... 'in müdür olarak şirkete atandığı ve Ticaret Sicilde 14.08.2015 tarihinde tescil ve ilan edildiği belirlenmiştir.
Davalı ... hakkında İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama ile davalının TCK m. 155/2 gereğince hizmet nedeniyle güven kötüye kullanma suçunu işlediği bahisle yaptırılan bilirkişi incelemelerinde değerlendirilerek sanığın/ davalının cezalandırılmasına karar verildiği aynı yargılamada ...'in eşi ... hakkında bu suçu işlediğine ilişkin yasal unsurlar oluşmadığından beraatine karar verildiği, belirlenmiştir.
Bu dosyada alınan bilirkişi raporları ile birlikte mahkememizce de bilirkişi raporları alınarak davalı ...'in şirket malvarlığını, haksız olarak üzerine geçirip geçirmediği konusunda inceleme yapılmıştır. Bu kapsamda alınan raporlarda şirketin satışlarında 2011 - 2016 yılları arasında kayıt dışı satışların yapılmış olabileceğinin tespit edildiği ve bu nedenle şirket kaynaklarının tam olarak gösterilmediği, ...’in şahsi hesaplarına yatan nakit tutarların 1.987.000,00 TL olup, alınan bazı faturaların vergi incelemesinden geçirilmesiyle bu faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge niteliği taşıdığı ve vergi cezası tarh ettirdiği, faturaların 1.187.722,80 TL olduğu, yapılan ödemelerin 1.190.886,30 TL olarak belirlendiği, bu sahte belgeler nedeniyle şirketin defterlerinin 03.08.2018 tarihinde incelemeye girdiği, ... tarafından mükellef kurum temsilcilisi olarak incelemede bulunulduğu, incelemede sahte olduğu tespit edilen faturaların miktarı 1.190.886,30 TL’nin şirket nakdinin şirket dışına çıkarıldığının tespit edildiği, böylece bu dönemde 2010 yılına kadar yapılan ödeme miktarı 21.750.000 TL’nin mahsubu ile 1.169.136,30 TL kadar şirketin zarara uğratıldığı, davalı ... hakkında ceza dosyasında 1.208.912 TL şirket zararının tespit edildiği, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi ve İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nde alınan bilirkişi raporlarının değerlendirilmesiyle 1.987.000,00 TL şirket kaynağının ortadan kaldırılması nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiği, davalının davacı şirkete 139.704,95 TL borçlu olduğu kayıtlarda yer aldığı gibi sebepsiz zenginleşme kapsamında davalının mal varlığında meydana gelen zenginleşmenin toplam sahte ve yanıltıcı faturalarla 1.169.136,30 TL olarak belirlendiği, buna göre; davalı ...'in hesabına aktarılan ve şirkete iade edilmeyen 1.987.000,00 TL bu paranın ...'in ... Bank'ın vadesiz hesabına nakden yatan 549.500,00 TL ile ... Bank'ın vadesiz hesabına yatan 1.437.500 TL = 1.987.000,00 TL’nin şirketin gayri resmi faturasız satışlarından doğduğu kaynaklandığı, yine davacı şirkete kayıtlarda 139.704,94 TL borçlu olduğu, ayrıca davalı ...'in banka hesaplarına aktarılan tutarlardan diğer davalı ...'in hesabına 526.678,04 TL aktardığı belirlenmiştir.
Yine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yapılan ... soruşturma numaralı dosya üzerinde, ... hakkında yapılan soruşturmada 17.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda; bilirkişi ...'nın ve ...'in şirket hesabındaki paraları usulsüz olarak kendi hesabına havale ettiği ve bu işlemlere göre davalı ...'in şüpheli işlemlerle ilgili şirketten 3.728.412,00 TL ve 4.975,00 USD mal edindiği, bu tutarın 1.975.000,00 TL 'nın şüpheli ve yakınlarına taşınmaz tesis ettiklerini de belirtmişlerdir.
Davacı vekili 17.02.2022 tarihinde davasını ıslah ederek talebini 2.126.704,94 TL’ye yükseltmiş ve bu rakamın tümünden davalı ...’in 1.987.000 TL’lik kısmından ise her iki davalının müteselsilen sorumlu olması kaydıyla zararın tahsilini talep etmiştir.
Bu talebe karşılık davalı vekili 01.03.2022 tarihli beyan dilekçesinde; ISLAH olunan tutarın zamanaşımına uğradığını, isnat edilen olayların 2016 yılı ve öncesine dayandığı, TBK m. 82’ye göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen 1.126.704,94 TL’lik kısmın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinin ibra ettiğini davacının müvekkilinin şirkete hiçbir borcu olmadığını, 4 belge ile kabul ettiğini, 4 ibranamenin geç ibraz edildiğini, bu belgelerin müvekkiline ibra etmek anlamına geldiği, yine ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesini istediklerini belirtmiştir.
Mahkememizce İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla dava konusu olan 4 adet belgenin sanık / davalı ... tarafından sahte olarak üretildiği, açığa imzanın kötüye kullanılması nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırıldığı ve bu kararın İzmir BAM .... CD tarafından değiştirilerek zincirleme suç hükümlerine ilişkin kısım çıkarılarak istinaf talebinin reddine ve kararın uygulanmasına dair kesin karar verildiği tespit edilmiştir.
Davalı tarafın zamanaşımına uğradığı iddiasının davanın niteliği gereği sözleşmenin haksız fiil ile ihlali ve bu nedenle ceza davasına da konu olması ve dava tarihi itibari ile zamanaşımının geçmemiş olması nedeniyle reddedilmiştir.
Bu nedenle toplanan tüm deliller ile İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosya ve içindeki deliller dikkate alınarak davacının talebinde yer alan 1.000.000 TL’nin davalı ... tarafından haksız olarak elde edildiği, davacı şirketin zarara uğratıldığı ve bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere, 1.987.000,00 TL şirketin zararı ile birlikte 139.704,94 TL şirkete olan borcu toplamı 2.126.704,94 TL'nin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Ayrıca diğer davalı ...'in de hesabına 526.668,04 TL aktarıldığı belirtilmiş olmakla birlikte her ne kadar ... hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi'nce beraat kararı verilmiş ise de her iki davalının bu fiilleri birlikte işledikleri ve elde ettikleri mal varlıklarını taşınmaz devri yoluyla şirketin zarara uğramasını sebebiyet verdikleri ...’in de elde ettiği taşınmazların üçüncü kişilere ve davalının kardeşi ...’e devrettiği ve birlikte hareket ettikleri tespit edilmekle her iki davalının bu şirket zararına sorumlu olduğu, kabul edilerek davalı ... açısından (şirket zararı ve şirkete olan borcu ) 2.126.704,94 TL ile ... yönünden ise şirket zararı olan 1.987.000,00 TL ile sorumlu olduğu belirlenmiş ve kabul edilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının davasını KABULÜ ile;
Davacı ... End. Metal. San. Tic. Ltd. Şti.’nin toplam zararını oluşturan 2.126.704,94 TL’nin; davalı ...’in bu zararın tamamından, diğer davalı ...’in ise 1.987.000 TL’sinden sorumlu olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 145.275,21 TL harçtan dava açılışında alınan 17.077,50 TL peşin harç ve 19.241,31 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 108.956,40 TL harcın (davalı ... 101.765,28 TL'den sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 29,20 TL, peşin harç 17.077,50 TL, ıslah harcı 19.241,31 TL, yazışma - tebligat gideri 599,75 TL ve bilirkişi ücreti 2.100,00 TL olmak üzere toplam 39.047,76 TL'nin davalılardan alınarak (davalı ... 36.470,61 TL den sorumlu olmak kaydıyla) davacıya verilmesine,
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre hesaplanan 242.136,40 TLvekalet ücretinin davalılardan (davalı ... 226.155,40 TL den sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:39