İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1027 E. 2024/225 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1027
2024/225
13 Mart 2024
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1027
KARAR NO : 2024/225
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı... vekili 25.12.2023 tarihli dava dilekçesiyle; müvekkilinin inşaat ve taahhüt işlerinde müteahhit ve taşeron olarak çalıştığını, müvekkilinin davalı ... ile birlikte 50.000 TL sermayeli ... İnşaat Makina Mühendislik İklimlendirme Mimarlık Tesisat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketini 24.07.2014 tarihinde kurduklarını, şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı ve davalının münferiden şirketi temsile yetkili olduklarını, davalının, müvekkilinin güveninin kullanarak bu şirketin sahip olduğu malvarlığını ve elde ettiği kazancı hileli işlemlerle zimmetine geçirerek şirketi kasıtlı olarak borca batık hale getirdiğini, şirketin elde ettiği kazancı muhasebede yaptığı hileli işlemler ile boşandığı eşinin üstüne geçirdiğini, bu husus ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu ve soruşturmanın... soruşturma dosyası üzerinden devam ettiğini, 25.06.2018 Tarihli Ortaklar Arası Mutabakat Sözleşmesi ile merkezi muhasebe oluşturularak ödemelerin tek elden yapılmasına, satın almalara beraber karar verilmesi, imza sirkülerinin değiştirilmesi ortak imza sirküsü çıkartılarak kararların ortak alınmasına, borçların da ödenmesine karar verildiğini ve tarafların bu sözleşmeyi imza altına aldığını, ancak müvekkilinin bilgisi ve izni dışında davalının geçerli olmayan münferiden yetkilendirildiği vekaletnameyi kullanarak evrakta sahtecilik suçunu işleyerek paraları kendi hesabına aktarmaya başladığını, davalının imza sirkülerini kullanarak şirketin parası ile Kosova Cumhuriyetinde Priştine şehrinde ... Şirketinin şubesini kurduğunu, 05.09.2019 tarihinde Piriştine’de ... isimli bir şahsa 3500,00 Euro, 1460.00 Euro ise ... adlı sahte şirkete para aktardığını, ... adlı Kosova’da kurulan şirketin tam hissesinin davalı adına kayıtlı olduğunu, davalının bu şirket adına 50.000,00 Euro bedelle bir adet de konut satın aldığını, sonrasında konutu satarak bedelini ... Bankası aracılığı boşandığı eşi ...’in hesabına gönderdiğini, davalının ... Bankası İnşaatçılar Çarşısı Şubesinde eski imza sirkülerini kullanarak hesap açtıklarını, bu banka hesabından sahte ödemeler yaparak şirket malvarlığını azaltıldığını, ... Bankası çeklerini tahsil ederek zimmetine geçirdiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesini de müvekkilinin bilgisi dışında tek başına sahte imza sirkülerini kullanarak devrettiğini ve bedelini zimmetine geçirdiğini, ..., ... Boya, ... İnşaat, ... Makine, ... Hırdavat gibi şirketlere ait hayali faturaların şirket defterine işlendiğini, TTK m. 553’e göre yöneticinin kusuruyla oluşan zararlardan sorumlu olduğunu, davalının ... Bank’ın muhatabı olduğu ... firmasından 39.000,00 Dinar bedelli bir çeki zimmetine geçirdiğini, bu çek bedelini de ... Bankası aracılığıyla boşandığı eşi ... hesabına aktardığını belirterek davalının yaptığı haksız iş ve işlemler ile müvekkilinin ticari olarak yıkıma sürüklendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak belirsiz alacak davası olarak şimdilik 50.000,00 TL bedelin davalıdan tahsilini talep etmiş, ayrıca adli yardım talebinde bulunmuştur.
Davalı ...’e usulüne uygun tebligat yapılmış, 27.02.2024 tarihinde Av. ...’ın vekâletnamesini ibraz ettiği, ancak davaya karşı cevap sunmamıştır.
Davacının adli yardım talebinin 25.12.2023 tarihli ara karar ile ret edildiği, davacı tarafın 10.01.2024 tarihinde başvurma harcı (427,60 TL), peşin harç (853,87 TL) ve gider avansını (1.370,00 TL) yatırdığı belirlenmiştir.
Dava; şirket yöneticisinin sorumluluğu davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
... İnşaat Makina Mühendislik İklimlendirme Mimarlık Tesisat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin sicil kayıtları, ortaklar arası mutabakat sözleşmesi, ... İnşaat Makina Mühendislik İklimlendirme Mimarlık Tesisat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile Tan Yapı Ltd. Şti. arasındaki iş akdi sözleşmesi incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Somut olayda, davacı şirket ortağı olan ...’ın ortaklığın iyi idare edilemediği, davalının muhasebede hileli işlemler yaparak şirketi dolandırdığı, şirketin malvarlığını sahte faturalar düzenleyerek azalttığı ve malvarlığını eşinin üzerine geçirdiğini, iyi bir yönetici olarak hareket etmediği iddiasını ileri sürmüştür.
Ortaklar yönünden ileri sürülen bu zarar kalemi “dolayısıyla meydana gelen bir zarar” dır. Bu zarar şirketin ödeme gücünü azaltmaktadır. Müdürlerin kusurlu eylemleri ile ortaklık malvarlığında meydana gelen eksilmeler, ortaklığın zararına sonuç doğurmaktadır.
Bu halde şirket yöneticisinin sorumluluğuna dair limited şirketlerde TTK m. 644/1-a atfı ile uygulanan anonim şirket yöneticileri hakkındaki sorumluluk hükümleri gereğince (TTK m. 553/1 ve TTK m. 555'e göre) davacının davasını dava sonucunda ödenecek tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla açması gerekmektedir. Oysaki somut olayda davacı hükmedilecek tazminatın müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Somut olayda olduğu üzere davacının iddiasında yer alan defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmamış olması, hileli işlemler yapılmış olması, şirketin gelirlerinin hileli olarak başka kişilere ve şirketlere aktarılması, şirket malvarlığının azaltılması durumlarında, öncelikle zarar gören şirket ortağı değil, doğrudan şirket olmaktadır. Bu halde; davacının dolayısıyla zarar gören sıfatı bulunmakla birlikte doğrudan zarar gören sıfatının bulunmadığı tespit edilmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışları ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarar görmesine yol açar. Doğrudan zarar kavramı içerisine ise; ortaklığın bir zarar görüp görmediğine bakılmaksızın ortaklar ve alacaklıların zarar görmesi haline münhasır olup, yönetim kurulu üyelerinin bazı fiillerinin doğrudan ortakların veya alacaklıların özel mal varlığı çevresine bir zarar oluşturabilecektir. Örneğin; ortağın bilançoya güvenerek doğruluğuna inanarak pay sahibi olması ya da elden çıkarması, sermaye payına uygun temettü hissesi ödenmemesi gibi doğrudan ortağı zarara sokan kasten ve yanıltıcı bilgiler nedeniyle oluşan zararlardır. Bunun dışında kalan tüm zararlar şirketin zarara uğramasına yol açtığından dolayısıyla zarar gören şahıs sıfatıyla davacının açtığı bu tip davalarda TTK m. 555'e göre şirketin uğradığı zararın tazmininin ancak şirkete ödenmesi kaydıyla talep edebileceği, ancak davacının böyle bir talep bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Buna ilişkin olarak Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin ... E. - ... K. Sayılı 22.09.2014 tarihli kararında “…1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı limited şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde (yTTK m. 644) hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi (yTTK m. 553, 555, 556, 560) uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine (6102 sayılı TTK m. 553, 555, 556, 560) dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda, davacı alacağın kendisine ödenmesini talep etmiş olup mahkemece bu husus nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.” kararı bulunmaktadır.
Buradan da anlaşılacağı üzere davacının somut olaydaki talebinde doğan zararının yasal faizi ile birlikte kendisine ödenmesini talep ettiği görülmektedir. Ancak yukarıdaki açıklanan gerekçelerde yer aldığı üzere davacının bu talebi dolayısıyla oluşan zararlardan tazmini halinde tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla talep etmesi mümkündür.
Bu nedenle davacının davasının bu şart gerçekleşmediğinden, reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davacının davasının REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın dava açılışında alınan 853,87 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 426,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Yargılama giderlerinin davacının üzerine bırakılmasına,
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden ret edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine,
Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırına iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı
Bu belge, 5070 sayılı Yasa uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:57