SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/913 E. 2024/105 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/913

Karar No

2024/105

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

T.C.

İZMİR

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/913 Esas

KARAR NO : 2024/105

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 08.12.2021

KARAR TARİHİ : 07.02.2024

Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı ... Perakende Satış vekilinin 08.12.2021 harç tarihli ihtiyati haciz talepli dava dilekçesiyle; davalı ... Üretim Enerji A.Ş.’nin Diler Holdinge bağlı bir kuruluş olduğunu, bu Holding’in 1995 ten beri elektrik üretim faaliyeti yaptığını, müvekkili şirketin de ... Enerjinin de enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketi olduğunu ve İzmir ve Manisa da faaliyet gösterdiği, davalı ...nin müvekkili ile 13.11.2019 tarihinde elektrik alım – satım anlaşması yaptığını bu sözleşme ile davalının müvekkiline elektrik enerjisi satmayı müvekkilinin de almayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 4. maddesi ile taraflar arasındaki yapılacak ek protokoller ile hüküm altına alınan 08.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli ek protokollerin yapıldığı, sözleşmenin m. 4 uyarınca ek protokoller ile tedarik süresinin, alım – satım miktarının ve MWH başına birim fiyatını belirlendiğini, bu doğrultuda ...nin 01.01.2021 – 31.12.2021 tarihleri arasında elektrik tedarik etme borcu altına girdiğini, müvekkili şirkete davalı tarafından 01.07.2021 tarihinde toplantı davet mektubu gönderildiği ve kömür fiyatları ile ABD doları kurunda öngörülmeyen değişimler dolayısıyla üstlenmiş olduğu edimlerin yerine getirilemediğini belirtildiği, müvekkilinin davalının basiretli bir tacir olarak bu durumu öngörmesi gerektiğini bildirildiği, davalının 30.09.2021 tarihli ihtarname ile ABD dolarının öngörülmeyen derecede arttığı ve ithal kömür fiyatlarında da öngörülmeyen artışlar olduğu sözleşme ve protokol hükümlerinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiği belirtilerek sözleşmenin 01.10.2021tarihi itibari ile fesih edildiği, müvekkili şirket tarafından 07.10.2021 tarihli cevabı yazıyla hukuka aykırı fesih nedeniyle doğrudan ve dolaylı uğradıkları zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin 17. maddesi uyarınca 18.160.800 TL’nin ödenmesinin ihtar edildiğini, karşı tarafın bu ihtara rağmen hukuka aykırı davranmaya devam ettiğini ve bedeli ödemediğini müvekkilin zararı artmaması için davalının verdiği teminat mektuplarının paraya çevrilmesini istediğini ancak davalının İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... D.İş sayılı dosya ile %25 teminat karşılığı teminat mektuplarının paraya çevrilmesi engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı aldığı,07.10.2021 tarihli ihtarname ile istenen 18.160.800 TL nin ödenmemesi üzerine toplam 6.987.960 TL nin fesih tazminatı bedelinden mahsup edileceği ve geriye kalan 11.172.840 TL nin ödenmesi gerektiğini, davalıya bildirildiği ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, davalının 30,09,2021 tarihli ihtarnamesi ile haksız olarak sözleşmeye fesh ettiğini, kömür fiyatlarında zaman zaman ciddi artışlar ve düşüşler meydana geldiğini, davalının bunları öngörmesi gerektiğini, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca yapılan protokoller ile elektrik tedarik süresinin alım – satım miktarının ve MWH başına birim fiyatının belirlendiğinden bu durumun mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceğini sözleşmenin 14.9 maddesi gereğince açıkça düzenlendiğini, Sektörde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olan davalının bu sözleşmeyle üstlenmiş olduğu edimlerin yerine getirmesi için önlemlerin almasının gerektiğini, maliyeti Hedge etmesi gerektiğini, ...nin yapması gerekenin müvekkili şirkete taahhüt ettiği elektrik miktarını ve maliyetini öngörerek finansal risklerini ve satış fiyatını belirlemesi gerektiği, sektördeki diğer satıcıların buna uygun davrandığı ve vadeli kömür satış sözleşmeleri imzaladıklarını diğer katılımcıların piyasa düzleminde haberdar olduklarını maliyet risklerini yönetebilmek için ciddi oranlarda kömür satın alma işlemi yaptıklarını davalının maliyetlerini sabitlemesi gerektiğini, bu nedenle ...nin ticari faaliyetlerini inceleyerek satın almış olduğu, kömür kontratlarının ve piyasa işlemlerinin de incelenmesi, müvekkilinin Basiretli bir tacir olarak sabit birim fiyatlı kontrat imzaladığını ve satabileceği lehine fiyatın belirlediğini, yine ABD dolarının Türk Lirası karşılığında beklenenden fazla değer kazanması öngörülemez olmaması Türkiye’de ki tüm vatandaşın bunu bildiğini, mücbir sebep durumunun ön koşulunun öngörülememezlik unsurunun oluşmadığını, Türkiye de devalüasyonların sözleşmenin 14.9 maddesi uyarınca bu durumların 2 aydan fazla sürmüş olması, mücbir sebep teşkil etmeyeceği, piyasa takas fiyatlarındaki öngörülmeyen artışlar, satıcının santral ve santraldaki arızalar gibi unsurların mücbir sebep teşkil etmeyeceğinin belirtildiğinin sözleşmede mübrez PTF’lerdeki öngörülemez artışın mücbir sebep teşkil etmeyeceği ve imkânsızlıktan bahsedilemeyeceği sözleşmenin 14.9.3 un maddesinde mücbir sebeplerden etkilenen tarafın diğer tarafa en geç mücbir sebebin meydana gelişini izleyen 24 saat içinde ve yazılı olarak mücbir sebebin meydana geldiği tarihi ve etkileri ve tahmini giderme süresini açıklaması gerektiğini, davalının buna da uymadığını, mücbir sebep sayılamayacak olan kısıtlamaların satıcının alıcıya gün öncesi piyasada elektrik satmaya engel teşkil etmeyeceğini, davalının tüm dikkat ve özene rağmen öngörülemeyecek sebeplerden dolayı mücbir sebebin oluşması gerektiğini, mücbir sebebin oluşması dışında sözleşmeye aykırı da davranıldığını ve müvekkile bildirim yapılmadığını, sözleşmenin fesh edilmesinde sonra elektrik satışlarında devam edildiğini, TBK m. 138 e göre sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesi, davalının fesih ihtarnamesinde yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak içten temelinin çöktüğünü ancak TBK m. 138 uyarınca fesih edildiğini belirtmiş ise de öngörülmeyen hali ve sözleşmenin değişen durumlara göre ayarlanması sözleşmenin ayakta tutulması esasına dayandığı, davalının kur artışı ve kömür fiyat artışını zaten bildiğini, bu nedenle öngörülmeyen bir halin bulunmadığını, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve beklenmeyen bir durumun ortaya çıkmadığını, elektrik alım satım sözleşmesinin 17. maddesi ile sözleşmenin süresinden önce fesh edilmesi ile ödenecek fesh tazminatının belirlendiğini, 01.10.2021 – 31.12.2021 tarihleri arasındaki fesih tazminat tutarının 18.160.800 TL olarak hesaplandığı davalının temerrüde düştüğü halde ödeme yapmadığını, müvekkilinin sözleşmenin haksız fesih nedeniyle serbest piyasa ile günlük olarak elektrik aldığını, haksız fesihten dolayı uğramış olduğu diğer zararların da talep edildiğini, ancak bu haklara şimdilik saklı tutulduğunu, davalının müvekkil şirkete gönderdiği 6.987.960 TL Eylül elektrik faturasının bu zarardan mahsup edildiğini 11.172.840 TL olduğunu ihtiyati haciz taleplerinin bulunduğunu, belirterek sözleşmenin haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 17. maddesi uyarınca fesih bedelinden şimdilik 400.000 TL sini sözleşmenin 12. maddesi uyarınca AATUHK m. 51 gereğince aylık gecikme faizi ve KDV si ile birlikte tahsiline yine haksız fesih sebebi ile müvekkil şirketin Ekim ve Kasım ayında uğradığı dolaylı zararlara ilişkin fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL zarar bedelinin avans faizi ve faizin KDV si ile birlikte davalıdan tahsiline müvekkilinin Aralık ayına uğradığı zararın tam ve kesin olarak belirlenememesi sebebi ile HMK m. 107 uyarınca şimdilik 10.000 TL dolaylı zarar bedelinin avans faizi ve avans faizinin KDV si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 04.01.2022 tarihli cevap dilekçesi ile; müvekkili ile davacı arasında 13.11.2019 tarihli elektrik alım satım sözleşmesinin yapıldığını ve protokollerin feshi üzerine, Eylül 2021 döneminde fatura borcunun ödenmediğini, davacının bu davaya açtığını, ancak ülkenin enerji krizi ekonomisi ve ithal kömür fiyatlarındaki olağan üstü artış nedeniyle müvekkil açısından bu sözleşmeyi ayakta tutmayı mümkün olmadığını, davacının gabin teşkil edecek davranışlarda bulunduğunu, müvekkil şirketin akdi vefa ilkesine aykırı davranmadığını, müvekkilinin 6.987.960 TL elektrik arzından dolayı alacağının bulunduğunu, bu alacağa takas mahsup talebinde bulunduklarını, müvekkil şirketin gerçekleştirdiği feshin sözleşmesel şartlara uygun olduğunu, önce davacı ile aralarında 13.11.2019 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi imzalandığını, daha sonra 08.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli protokollerin yapıldığını, davacının dava dilekçesinde gösterdiği grafiklerde yer aldığı üzere kömür fiyatlarının 2020-2021 döneminde öngörülmesi mümkün olmayan şekilde arttığını, ayrıca Amerikan dolarının da TL karşılığında hızlı ve beklenilenden çok daha ötesinde değer kazandığını, protokollerdeki fiyatlandırma doğrultusunda enerji satışında sürdürmenin mümkün olmadığını, protokolden doğan zararın git gide artmakta olduğu, mevcut durumun devam etmesi halinde katlanılmayacak doğan zararların ahde vefa ilkesi gereğince sözleşmenin ayakta tutulabilmesi için davacı ile anlaşmak amacıyla yazılı olarak çağrıda bulunduklarını ancak bu çağrıya hiçbir cevap alamadıklarını, davacının dava dilekçesinin 16. maddesinde yer alan grafikte de yer aldığı üzere 2020/2021 yılı içerisinde olağan üstü bir ivme ile yükselişe geçen API2 ortalama endeksinin daha da arttığı, uzman bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağı üzere müvekkilinin basiretli bir tacir gibi davranmaması veya ticari bilgisizliği/öngörüsüzlüğü ve piyasaya pahalı elektrik satmak için kötü niyetli davranışı değil koşulların bu durumu doğurduğunu, tarafların kontrolü dışında öngörülemeyen nedenlerle ortaya çıkan bu sonuçların mücbir sebep teşkil ettiğini, 31.12.2021 tarihine kadar ABD dolarının Türk Lirası karşısında çok değer kazandığını, 20.12.2021 tarihinde 18,00 TL ye ulaştığını, müvekkilin ticari açıdan mahvına sebep olabilecek durumların ortaya çıktığını, Temmuz 2021 döneminden sözleşmenin fesh edildiği Ekim 2021 tarihleri 3 aylık süreçten müvekkilin ahde vefa ilkesinden sözleşme ayakta tutmaya çalıştığını, dava dilekçesinin 35. maddesinde belirtilen üretime halen devam etme durumunun ise kömür tedarikinde yaşanan olağan üstü durum nedeniyle müvekkil şirkete ait santralin bir ünitesinin yaklaşık 3 hafta boyunca durmak zorunda kaldığını, sözleşmenin 14.9 maddesi uyarınca olağan üstü durumun 2 aydan fazla sürdüğünü sözleşmenin imza tarihi ile fesih tarihi arasında müvekkil şirket aleyhine durumun değiştiğini, TBK 138 uyarınca kömür fiyatlarındaki artış ve döviz kurundaki değişiklikler nedeniyle öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum çıktığını, belirterek davanın reddini talep verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 24.01.2022 tarihli replik dilekçesi ile; müvekkilinin 511.000 TL üzerinden açmış olduğu davanın sadece 10.000 TL lik kısmı yönünden aralık ayındaki dolaylı zararların ileriye yönelik piyasa takas fiyatları bilinemediği için belirsiz alacak olarak talep edildiğini, davalının 510.000 TL üzerinden belirsiz alacak davasını açıldığını yersiz olduğunu, müvekkilinin aralık ayı içerisinde başka firmalardan elektrik temin etmek amacıyla katlanmak zorunda kalacağı diğer zararların belirlenemeyeceği, takas mahsup, defi sözleşmenin feshinin ikrarı niteliğinde olduğunu, davalının mücbir sebep iddialarının doğruyu yansıtmadığını, müvekkilinin davalı açısından gabin teşkil edecek hiçbir davranışının bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmenin devamı açısından sözleşmeyi feshi kabul etmediği için buna yanaşmadığını davalının eski bir elektrik üreticisi olduğundan, bu iddiaları ileri sürmesinin hukuka uygun olmadığını, hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını talep etmek yerine feshin neden zorunlu hale geldiğini izah edemediğini, emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın mücbir sebep teşkil edemeyeceğini, basiretli bir tacirin bunlara öngörebileceğini davalının farklı firmalara yüksek fiyattan elektrik satmak için sözleşmeyi fesih ettiğini, müvekkili ile sözleşmeyi akdederken fiyata göre teklif verdiğini, müvekkil şirketin ödeyeceği tazminat bedelinden daha yüksek kar ile satış yapmayı beklediğini, hukuk düzeninin bunu korumayacağını TBK m. 213 gereğince müvekkilinin tespit ettiği zararın talep edebileceğini, haksız fesih doğrultusunda teslim edilmeyen elektrik miktarının belli olduğunu, piyasadan satın alınmak zorunda kalınan elektrik ile satılacak elektrik bedeli arasındaki farkın zarar oluşturduğunu, kur farkındaki artışın sözleşmeyi fesihte haklı sebep teşkil etmeyeceğini, davalının kur artışında öngörmesi gerektiğini, bunun mücbir sebep teşkil etmediğini, Yargıtay içtihatlarında kabul edildiğini, sözleşmenin 14.9.2 maddesinde yer alan mücbir sebepler belirtildiği ve piyasa takas fiyatlarındaki öngörülmeyen artışlar mücbir sebep olarak kabul edilmediği, sözleşmenin 14.9 maddesinde öngörülmeyen durumun 2 aydan fazla sürmüş olması nedeniyle sözleşmenin tek taraflı fesh edildiği iddia edildiğini, ancak mücbir sebepten etkilenen tarafın 14.9.3 maddesi gereğince müvekkiline 24 saat içerisinde yazılı olarak mücbir sebeplerin bildirmesi gerektiğini, davalının elektrik üretim santralinin bir ünitesinin 3 hafta boyunca durduğunu iddia etmesinin diğer ünitelerde elektrik üretiminin devam ettiği anlamına geldiğini, davalının piyasaya elektrik satışının hiç durmadığını, Ekim ayı yıllık ortalama satış rakamlarına tekrar ulaşıldığını, yılda 8.5 MW elektrik üretimi yapmakla birlikte EPİAJ şeffaflık verilerine göre 2021 yılında 7.966.378,88 MW üretim yaptığını, bir yıl içerisinde müvekkili şirkete 219.000 MW elektrik satışı yaptığını bu miktarın yıllık üretimin %2,57 si olduğunu, davalının elektrik satışına devam ettiğine göre öngörülmeyen şartların gerçekleşmediğini, TBK 138 deki davalının delil dâhil ileri sürmediğini, ihtiyati haciz taleplerinin tekrar ettikleri belirtmiştir.

Davacı vekili 05.05.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; zarar kalemlerinin ayrı ayrı belirtildiğini, Aralık ayı zararının dava tarihine kadar kısmının hesaplanamadığı, bu yüzden belirsiz alacak talebinde bulunduklarını belirterek beyanlarını tekrar etmiştir.

Dava; Elektrik satış sözleşmesinin feshi nedeniyle davacının uğradığını belirttiği dolaylı ve doğrudan zararların tazmini davasıdır.

Taraflar arasındaki ihtilaf; bu sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı öngörülemeyen şart ve durumların bulunup bulunmadığı, davacının TBK m. 138’e aykırı olduğunu belirttiği, fesih sebebi ile tazminat hakkının doğup doğmadığı, konularındadır.

Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.

Taraflar arasında yapılmış olan 13.11.2019 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi, 08.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli ek protokoller ve ihtarnameler incelenmiş bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

Davacı tarafın belirtmiş olduğu ihtiyati haciz talebinin ise taraflar arasındaki 13.11.2019 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi ve ek protokoller incelendiğinde sözleşmenin davalı tarafından feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, TBK m. 138 deki aşırı ifa güçsüzlüğünün oluşup oluşmadığı, davalının feshi haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, ancak yargılama ile belirlenebileceğinden davacının İİK m. 257 vd. göre muaccel bir alacağının bulunmadığı, ayrıca yine İİK m. 257/2 gereğince müeccel olan alacaklar yönünden de borçlunun muayyen bir yerleşim yerinin bulunması kaçmaya mallarını kaçırmaya yönelik hileli davranışlarda bulunduğu ispatlanmadığından davacının ihtiyati haciz talebinin yaklaşık ispat kurallarına göre belirlenemediğinden talebin reddine karar verilmiştir.

Bilirkişiler YMM ..., Elektrik Mühendisi ... ve teknik bilirkişi ...’dan alınan 04.04.2023 tarihli raporda; davacı ve davalının iddia ve savunmaları incelenmiş ve mahkememizce 20.04.2022 tarihli ara kararla “…13.11.2019 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi, 08.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli ek protokoller ve ihtarnameler de incelenerek davalının 01.10.2021 tarihinde yapmış olduğu feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, fesih şartlarının oluşup oluşmadığı, TBK m. 138’e uygun olarak fesih yapılıp yapılmadığı, davalının fesihten sonra elektrik üretimine devam ederek bu elektriği piyasada bulunan başka alıcılara daha yüksekten satmak gayesi ile sözleşmeyi fesih edip etmediği, sözleşmenin feshinin İthal kömür fiyatlarındaki artışı ile ABD dolarındaki beklenemeyen ve öngörülemeyen değişimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sözleşmenin fesih edilmemesi halinde davalının bu sözleşmeyi devam ettirme imkânının bulunup bulunmadığı, davalının davacıya sözleşmenin uyarlanması için teklif/bildiri/ihtarname ve görüşme teklif edip etmediği, davacının bu konuda sözleşmenin devamı için gerekli faaliyetlerde bulunup bulunmadığı, sözleşmenin feshi dolayısıyla davacının uğradığı fiili zararlar ile dilekçesinde yer alan ve Ekim – Kasım 2021 dönemini kapsayan dolaylı zararlarının hangilerinin gerçekleştiği, hangilerinin bulunduğu/bulunmadığı, yine dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak açılan 10.000 TL dolaylı zararının belirsiz olarak açılma gerekçesinde yer alan elektrik alımlarında piyasa takas fiyatının ileriye yönelik olarak tespit edilebileceğinden ve belirlenemediğinden açıldığı iddiasının da belirsiz alacak için haklı sebep teşkil edip etmediği, mevcut durumda bu zararın da belirlenip belirlenmediği, davacının haksız fesih olması durumunda sözleşmenin feshinden dolayı 12. maddesi ile doğan alacağı, Ekim – Kasım 2021 dönemine ait dolaylı zararları ile dava tarihine kadar Aralık 2021 dönemine ait dolaylı zararların belirlenmesine …” ilişkin inceleme yapılması istenmiş, yapılan incelemede taraflar arasında 13.11.2019 tarihli elektrik alım satım anlaşması yapıldığı, sözleşmenin 14.4. maddesinde feragat etmemeye ilişkin hüküm bulunduğu, yine m. 14.9’da mücbir sebepler başlıklı kısımda mücbir sebebin neler olduğu belirtilerek bu sebepler dışında kalan sebeplerle satışın engel olmadığı ve şartlarının belirlendiği, yine m. 15’te anlaşmanın süresinden önce sona ermesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği, m. 16’da anlaşmanın fesih şartlarının belirtildiği, m. 17’de anlaşmanın fesih edilmesinin sonuçları ve uygulanacak olan cezai şartın hesaplama koşullarının belirtildiği, davalı ... A.Ş tarafından davacı ... A.Ş.’ye gönderilen ihtarnamede sözleşmenin şartlarının 2021 yılı döneminde ağırlaştığı ve Türk parasının USD karşısında değer kaybettiği, sözleşme koşullarında üretim için gerekli olan kömürün tedarikinde zor duruma düştükleri ve bu nedenle elektrik ürünü üretip satamadıklarını bildirdikleri, davacı ... A.Ş.’nin bu fesih ihtarnamesine karşılık verilen cevapta davalının basiretli bir tacir olarak gerekli önlemleri alması gerektiği, gerekiyorsa ödemeler dengesi için HEDGE işlemi yapması gerektiği ve buna göre üretime devam etmesinin istendiği, feshin haksız olması nedeniyle tazminat talep edildiği, dosya üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin sözleşme kapsamında üretim yaptığı miktarın ve fiyatının belirlendiği, ürün satılmadığı takdirde ... A.Ş.’nin yeni piyasa koşullarıyla ürün almak durumunda kaldığını, davalının iddia ettiği USD’nin Türk parası karşısında aşırı değer kazanmasının belirtilen tarihleri kapsamadığı, kömür fiyatlarındaki artışın önceden ön görülerek maliyeti sabitlemek için riskin HEDGE edilmesi gerektiği, elektrik piyasasında takas fiyatının günlük olarak değiştiği, yapılan incelemeye göre sözleşmenin kurulmasından sonra yapılan değişikliklerin beklenebilir nitelikte olup olmadığı incelendiğinde davalının toptan elektrik üretimi yapan şirket olup, sözleşme şartlarına göre 5+10+10=25 MWH aktif elektik enerjisinin 01.01.2021-31.12.2021 tarihleri arasında 329TL/MWH fiyattan satmayı taahhüt ettiği, 30.09.2021 tarihinde ihtarnameyle TL’deki değer kaybı ve kömür fiyatındaki artış gözetilerek sözleşmeyi tek taraflı fesih ettiği, USD kurunun TL karşısında artış göstermesinin gerekçe olarak ileri sürüldüğü, artış oranının %20,63 olarak belirlendiği, ancak geçmiş yıllara bakıldığında bu artış oranının aşırı olmadığı, daha önceki dönemlerde daha yüksek artışların bulunduğunu, yine ithal kömür fiyatlarındaki ön görülemeyen artışında geçerli bir gerekçesinin bulunmadığı, davalının daha sonradan üretime devam ettiği ve başka şirketlere ürün sattığı, sözleşmenin 14. maddesindeki mücbir sebeplerin gerçekleşmediği, fesih tazminatının hesaplanmasıyla 18.160.800,00 TL zararın belirlendiği, buradan davalının alacağı olan 6.987.960,00 TL’nin mahsup edilmesiyle davacının fatura alacağının 11.172.840,00 TL olduğu, yine fesihten sonra davacı şirketin başka şirketlerle yaptığı anlaşmalardan doğan ve piyasa takas fiyatı üzerinden temin ettiği elektrik bedeli üzerinden doğan zararının da toplam 28.904.691,40 TL (KDV Hariç) olarak belirlendiği belirtilmiştir.

Bu rapora karşı davacı vekili 26.04.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin zararlarının tespit edildiğini, bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, TBK m. 138’e göre mücbir sebep ve ön görülemez hali olayda uygulanamayacağının tespit edildiğini belirterek şimdilik sözleşmenin 17. maddesi uyarınca 400.000,00 TL fesih bedelinin AATÜHK m. 51’de belirtilen gecikme faizi ve bu faizin KDV’sinin tahsilini ve fesih sebebiyle oluşan zararlarından şimdilik 100.000,00 TL’nin 3095 sayılı Kanun m. 2’de yer alan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Aralık ayı içerisinde müvekkilinin uğradığı zararın HMK m. 107 gereğince belirlenememesi gerekçesiyle 10.000,00 TL zarar bedelinin 3095 sayılı Kanun m. 2’de yer alan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Bu rapora karşı davalı vekili 26.04.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişilerin USD karşısında TL’nin değer kaybının doğru hesaplanmadığını, 9 aylık dönemdeki yüzdesel artışa bakıldığını, 2021 yılının tümünün baz alınması gerektiğini ve 2021 yılının döviz artış oranının % 83,5 olduğunu, ayrıca 2021 yılı sonunda USD’nin 18,00 TL seviyesine çıktığını ve % 46,5 artış oranının bulunduğunu, bu durumun ön görülemediğini (TBK m. 138), sözleşmenin 16. maddesinde düzenlenen haksız fesih tazminatının dönme cezası niteliğinde olduğundan başka bir zarar talep edilemeyeceğini, diğer zararların istenmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek bilirkişilerden ek rapor alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin beyan dilekçesine karşı davacı vekilinin 29.05.2023 tarihli beyanında; sözleşmenin 30.09.2021 tarihinde fesh edildiği, davalının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yer alan fesh tarihinden sonraki verilerin dikkate alınamayacağı, TBK m. 138’deki koşulların fesih tarihinde vuku bulup bulmadığının incelenmesi gerektiği, davalının 2021 yılında döviz artış oranının % 83,5 olduğunu iddia ettiği, bu artış oranının Türkiye’deki devalüasyonun dikkate alındığında yüksek olmadığını, daha öncelerde % 200 – 300’lere varan artış oranlarının da bulunduğunu, davalının sözleşmenin 16. ve 17. maddelerinde dönme cezası olarak kararlaştırıldığına ilişkin iddiaların kabul edilemeyeceğini, sözleşmede kararlaştırılan fesih tazminatının dönme cezası niteliğinde olmadığı m. 17’de fazlaya ilişkin zararların talep edilebileceği yer aldığından dolayısıyla uğradığı diğer zararların da istenebileceği, haksız şekilde sözleşmeyi feshederek müvekkilini zarara sokmakla müvekkilinin uğradığı zarara sebebiyet verip, zararın artmasına neden olduğunu, müvekkilinin sabit birim fiyatlı sözleşme yapmayarak PTF fiyatları üzerinden aylık sözleşme yaparak zararı arttırdığını iddia etmiş ise de, müvekkilinin yapılabilecek en uygun anlaşmaları yaparak zararı azaltmaya çalıştığını, sabit birim fiyatlı sözleşmelerin belirtilen dönemde yapılamadığını, bu yüzden PTF’ye endeksli olarak sözleşme yapıldığını, kaldı ki PTF fiyatlarının sabit fiyattan bazen daha indirimli olduğunu, müvekkili şirketin alacağından mahsup edilmesi gereken tutar yönünden faiz hesaplamasını yapılmadığına yönelik itirazların yerinde olmadığını, 18.160.800,00 TL bedelli fesih bedelinin davalıya 07.10.2021 tarihinde gönderilerek temerrüde düşürüldüğünü, davalının 20.10.2021 tarihinde mahsup talebini yaptığını, 21.10.2021 tarihinde mahsubun gerçekleştirildiğini, bakiye 11.172.840,00 TL’nin davalıya ödenmesi için bildirim yapıldığını belirterek itirazların reddini talep etmiştir.

Tarafların itirazları üzerine bilirkişilerden 31.08.2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda; tarafların itirazları değerlendirilerek yapılan incelemede davalının itiraz dilekçesinde yer alan dövizde ön görülemeyen artış oranının bilirkişiler tarafından dikkate alınmadığı iddiası incelendiğinde sözleşmenin fesih (30.09.2021) tarihi itibariyle döviz artış oranı dikkate alındığında USD kurundaki artış oranının % 20,63 olduğunu, geçmiş yıllara göre bu artış oranının bilakis düşük kaldığını, davalının diğer itirazı olan TBK m. 138’deki olağanüstü şartların gerçekleştiği ve sözleşmenin revize edilmesi gerektiği itirazı incelendiğinde fesih (30.09.2021) tarihinden sonra USD kurunda meydana gelen artışın davayla ilgisinin bulunmadığı, taraflar arasındaki 08.12.2020 tarihli protokolle 2021 yılında uygulanacak enerji brim fiyatları konusunda anlaştıkları, 2020 yılı başından 08.12.2020 tarihine kadar USD kurunun % 31 oranında arttığı, bu artışın daha yüksek olduğu, davalının basiretli bir tacir olarak ön görmesi gerektiği, USD kuruna bağlı olarak ithal kömür fiyatlarındaki artışın değişebileceğini ön görmesi gerektiği, davalının yıl boyu sabit 329,00 TL / MWH üzerinden enerji satmayı kabul ettiğini, döviz kurundaki artışın %20 olmasına rağmen sözleşmeyi feshettiğini, davacının ithal kömür fiyatlarındaki artışı öngörerek HEDGE işlemi yaparak fiyat sabitleyebileceğini, 2021 yılında uygulanabilecek fiyat konusunda anlaştıklarını, ancak pandeminin yaygınlaşmasıyla ithal kömürün üretildiği ülkelerde ocakların kapatıldığı görüldüğünden mutlaka HEDGE’nin yapılmasının zorunlu olduğu, davalının diğer itirazı olan sözleşmenin 16. maddesinde düzenlenen haksız fesih tazminatının dönme cezası niteliği taşıdığından davacının haksız fesih tazminatı dışında başka tazminat istemeyeceği iddiası incelendiğinde sözleşmenin 16. ve 17. maddelerinde yer alan fesih tazminatıyla birlikte davacının isteyebileceği tazminatın da düzenlendiği, TBK m. 179’a göre 3 ayrı cezai şartın bulunduğu, 1f’de seçimlik ceza koşulunun 2f’de ifaya eklenen cezai şart koşulunun, 3f’de ise dönme cezasının yer aldığı, dönme cezasının borçlunun sözleşmede öngörülen ceza koşulunu ödeyerek borcun yerine getirilmesinden kurtulmasına imkan sağladığını, davacının sözleşmenin feshi sebebiyle uğradığı zararın sözleşmeden kararlaştırılandan daha fazla olsa bile bu zararı isteyemeyeceği iddiasında bulunduğu, sözleşmenin 17. maddesinde fesih tazminatının yer aldığı ve bu maddede cezai şart dışında haksız fesih dolayısıyla ortaya çıkan veya çıkabilecek diğer zararları talep etme hakkının saklı tutulduğuna ilişkin hüküm bulunduğunu, teknik bilirkişiler tarafından bu zarar hesaplandığında sözleşmede yer alan TBK m. 179/2f’deki davacının ifaya eklenen cezai şart isteme hakkına sahip olduğu ve bu cezai şartın hem cezai şart hem de diğer zararları kapsadığı, cezai şart için alacaklının zararı ve kusuru ispatlamasına gerek olmadığı, ancak cezai şartı aşan kısım için zarar ve kusurun varlığını ispatlaması gerektiği, davalının her ne kadar kusuru olmadığını iddia etmişse de sözleşmenin ifa edilmemesinin mücbir sebepten kaynaklanmadığı, dolayısıyla davalının basiretli bir tacir gibi davranmayarak kusurlu davrandığını, davalının diğer itirazı olan zarar miktarının hatalı ve fahiş hesaplandığı iddiasının da 2021 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin EPİAŞ denetiminde oluşan piyasa takas fiyatları şeffaflık platformundan alının fiyatlara göre belirlendiği ve 2021 yılı Ekim ayı piyasa takas fiyat ortalamasının 669,93 TL / MWH olduğu, % 4 oranında satıcının komisyon / kar ekleyebileceği, bu rakamın 693,73 TL / NWH olarak hesaplandığı, yine 2021 yılı Kasım ve Aralık aylarında da aynı piyasa takas fiyat ortalamasına göre hesaplama yapıldığında 2021 yılı Kasım ayında % 4 komisyon dahil 864,20 TL / MWH olduğu, 2021 yılı Aralık ayında % 4 komisyon dahil 1.048,99 TL / MWH olduğu, davalının diğer itirazı olan fatura alacaklarına faiz işletilmediği iddiasına ilişkin olarak da yapılan incelemede davacının davalıya düzenlediği fesih tazminat bedeli 18.160.800,00 TL tutarlı faturanın 05.10.2021 tarihinde düzenlendiği, ödeme tarihinin 12.10.2021 olduğu, davalının belirttiği 20.12.2021 tarihli alacağının 18.160.800,00 TL tutarlı faturadan mahsup edildiği, 6183 sayılı AATÜHK m. 51 gereğince gecikme zammı oranı aylık % 1.6 olduğunu, sonuç olarak görüşlerinde bir değişiklik bulunmadığını belirtmişlerdir.

Bu rapora karşı davacı vekili 03.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi ek ve kök raporlarıyla haklılıklarının tespit edildiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini, TBK m. 138 de ki mücbir sebep hükümlerinin dava konusu olaya uygulanamayacağını, davalının sözleşmede belirlenen fesih bedeli ile bu fesih bedelini aşan müvekkilinin 3. Kişiler ve piyasadan elektrik satın alması nedeniyle uğradığı zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek kök ve ek raporlar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bu rapora karşı davalı vekili 19.09.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; raporda kök rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının tedarik ettiği enerji fiyatlarının piyasa koşulları, emsal sözleşmeler ve fiyatlar gözetilerek incelenmediğini, davacının uğradığı zarardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının söz konusu sözleşmeler doğrultusunda ödeme yapıp yapmadığının defter ve kayıtların incelenmesiyle tespit edilebileceğini, raporun bu yönüyle eksik olduğunu belirterek yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir.

Davacı vekili 11.10.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle; sözleşmenin 17. Maddesi kapsamında cezai şartın üstünde kalan kısmın davalının ödemesi gerektiğini, müvekkilinin zararı artırmadığını, davalının sözleşmenin bitiminden üç ay kala sözleşmeyi fesih ettiğini, fesih bedeli alacak olarak bilirkişiler tarafından 18.160.800,00 TL olarak hesaplandığını, bunun 6.987.960 TL’sinin davalının alacağı olarak mahsup edildiğini, bakiye 11.172.840,00 TL alacağının kaldığını, 400.000 TL’lik kısım dışında kalan fesih tazminat bedeli olan 10.772.840 TL’yi ıslah ederek toplam 11.172.840,00 TL talep ettiklerini, yine dava dilekçesinde üçüncü kişilerden temin edilen elektrik bedeli için oluşan zararları kapsamında bilirkişilerin 15.873.032,40 TL belirlendiğini, dava dilekçesinde 100.000 TL talep ettiklerini, bu kısmın mahsup edilmesi ile geri kalan 15.773.032,40 TL’lik artırarak ıslah ettiklerini, Aralık ayı için ise talep edilen bedel artırıma konu alacakları yönünden 10.000 TL belirsiz alacak davası açtıklarını, somut olayda davanın açıldığı tarih itibari ile ekim ve kasım ayı PTF ortalamasının belirli olduğunu, dava tarihi ile Aralık ayı itibariyle PTF ortalamasını belirleyemediklerini, 31.12.2020 tarihi itibari ile üçüncü kişiye fatura kesilebildiğini, Aralık ayı fesih bedelini aşan zararınında 10.000 TL’den 13.021.659 TL artırmak suretiyle 13.031.659 TL’ye yükselttiklerini ve ıslah harçlarını yatırdıklarını, yine Faiz ve faizin KDV’sine yönelik olarakta sözleşmenin 17. Maddesinde yer aldığı üzere 18.160.800 TL cezai şartın ödenmesi gerektiği, ve 13. Madde uygulanarak ihtarat yapıldığından davalının temerrüde düştüğü, tüm alacağı temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesini istediklerini, belirsiz alacak davası olan 13.031.659 TL yönünden ise dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini istediklerini yine faizin KDV’sini de talep ettiklerini, KDV Kanunu m. 24/c gereğince, vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz ve prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan hertürlü menfaat ve hizmet ve değerlerin, KDV’ye tabii olduğunu, bu yüzden de KDV talep ettiklerini beyan etmişlerdir.

Bu ıslah dilekçesine karşı davalı vekilinin 05.02.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişilerin hukuki nitelendirme ve tespit yaptığını, müvekkilinin sözleşmenin devamını sağlamak için gerekli girişimlerde bulunduğunu, feshin haklı olarak yapıldığını, bunun emsallerinin EPDK dan sorulmasını istediklerini, TBK m. 138 anlamında müvekkilinin öngörmesi mümkün olmayan artışların gerçekleştiğini, sözleşmenin işlem temelinin çöktüğünü, dönme cezası niteliği taşıyan sözleşmenin 16. Maddesi dışındaki hüküm dışında yeni bir zarar talep edilemeyeceğini, zararın fahiş ve hatalı hesaplandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre;

Davacı ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında 13.11.2019 tarihinden itibaren elektrik alım satım anlaşması yapıldığını, davalının, davacıya elektrik enerjisi satmayı taahhüt ettiği, sözleşmenin bir süre devam ettikten sonra davalı tarafın 30.09.2021 tarihli ihtarnameyle sözleşme ilişkisini devam ettiremeyeceğini, kömür fiyatlarındaki ön görülemeyen artış ve USD kurunun beklenenden çok daha ötesinde değer kazanması nedeniyle TBK m. 138 ve sözleşmenin 14.9 maddesi gereğince sözleşmenin feshedildiği, buna karşılık davacının 07.10.2021 tarihli yazıyla sözleşmenin haksız fesh edildiğinden bahisle sözleşmenin 17. maddesi uyarınca hesaplanan 18.160.800,00 TL uyarınca zararının ödenmesi için ihtarda bulunduğu, ihtarda yer alan alacaklarında davalının elektrik satış bedelinden doğan 6.987.960,00 TL alacağın mahsup edildiği belirlenmiştir.

Davalının ise taraflar arasında yapılan 13.11.2019 tarihli elektrik alım satım sözleşmesi ve alım, satım ve miktar fiyatlarını belirlemek için yapılan 08.12.2020 ve 24.12.2020 tarihli protokollere istinaden sözleşmenin yapıldığı tarihle feshin gerçekleştiği tarih arasında Türkiye ve Dünya’nın ekonomik durumunun değiştiği, USD kurunda ön görülemeyen artışın bulunduğu, dolayısıyla kömür fiyatlarının da arttığı, ön görülemeyen durum nedeniyle aşırı ifa güçlüğü ortaya çıktığından elektrik enerjisi brim fiyatlarının yeniden düzenlenmesini istediği, ancak bu istekleri gerçekleştirilmeyince sözleşmenin 30.09.2021 tarihinde fesh edildiği belirlenmiştir.

Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde teknik yönden yapılan değerlendirmelerle yapılan tespite göre elektrik enerjisinin üretimi ve satılması konusunda davacı ... Parekende Satış A.Ş.’nin alıcı olup, bunun dışında bundan birçok firmanın davalı gibi davacı kuruma belirli dönemleri kapsayacak elektrik alım satım işi yaptığı, feshin gerçekleştiği 30.09.2021 tarihi ve öncesi itibariyle pandemi döneminin ortaya çıktığı, ancak taraflar arasında çekişme konusu olan dolar kurundaki artışın incelenmesiyle belirtilen dolar kurunun artış oranının önceki dönemlerden daha düşük olup % 20,63 olduğu, bu artış oranının daha önceki dönemlerde % 25,47, % 41,60, % 23,75 gibi oranları kapsadığı, böyle durumlarda elektrik enerjisi satan ve büyük montajlı işler yapan şirketlerin risklerini iktisat politikaları ve işletme yönetimine uygun olarak riski HEDGE etmeleri gerektiği, dolayısıyla USD/Dolar kurundaki artış, yine üretime etki yapacak olan maliyet unsurlarını oluşturan girdilerin fiyatlarının (kömür, işçilik, taşıma bedeli ve genel işletme gideri gibi) yükselmesi / düşmesi gibi olabilecek dalgalanmalardan korunması için HEDGE politikası uygulamasının basiretli tacir olmanın gereklerinden olduğu, dolayısıyla davalının fesih tarihi itibariyle USD/Dolar kurundaki artış %20,63 olmasına rağmen bunu gerekçe göstererek kömürdeki fiyat artışlarını üretimi gerçekleştirmeye engel olduğu ve zararını oluşturduğu iddiasının dinlenemeyeceği, zira aynı şartlarda ve ekonomik koşullarda çalışan diğer firmalarında bulunmasına rağmen bu firmaların üretime ve satışa devam ettikleri tespit edildiğinden davalının fesih sebebinin haklı sebebe dayanmadığı, dolayısıyla bilirkişi raporunda belirtilen haklı fesih sebebinin bulunmadığı ve TBK m. 138’deki şartların gerçekleşmediği anlaşılmıştır.

Buna göre; taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri incelendiğinde fesih nedeniyle davacının istediği tazminatın cezai şart niteliğinde olup olmadığı, bu cezai şartın davalının belirttiği gibi dönme cezası (TBK m. 179/son) olup olmadığı, yoksa bu cezai şartın (TBK m. 179/2) ifaya eklenen cezai şart niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu cezai şartın yer aldığı sözleşme 16 ve 17. maddeleri incelendiğinde sözleşmenin 16. maddesinde anlaşmanın feshinin yer aldığı ve anlaşmanın feshine sebebiyet veren taraf diğer tarafa m. 17 hükümleri gereğince hesaplanacak fesih tazminatını ödeyeceğini kabul ettiği (sözleşme m. 16/1f-son cümle), bu hükme istinaden m. 17’de fesih tazminatının hesaplamasının yer aldığı ayrıca 1f’nin son cümlesinde “İş bu cezai şart dışında haksız fesih dolayısıyla çıkan veya çıkabilecek ve ticari olarak makul şekilde belirlenebilecek diğer zararları talep etme hakkı saklıdır” hükmünün yer aldığı, burada belirlenen kıstaslara göre yapılan hesaplamada davacının uğradığı zararın 92 gün x 24 saat / gün x 25 MWH x 329,00 TL / MWH = 18.160.800,00 TL olduğu ve davalının düzenlemiş olduğu fatura tutarı olan 6.987.960,00 TL’lik elektrik satış bedelinin mahsup edilmesiyle kalan alacağının 11.172.840,00 TL olduğu belirlenmiştir.

Davalının bu hesap yapılırken alacaklarının mahsup edilmediği ve faiz işletilmediği itirazları incelendiğinde bilirkişilerin yapmış olduğu hesaplamada davalının alacağının sözleşmenin fesih tarihi itibariyle davalının 20.10.2021 tarihli faturasından doğan 6.987.960,00 TL tutarındaki alacağın mahsup edildiği, böylece davacının temerrüde düşmediği, mahsubun usulüne uygun yapıldığı belirlenmiştir.

Davalının yine itiraz konusu ettiği davacının zararının artmasına sebebiyet verdiği ve uzun dönemli sözleşme yapmadığı itirazı da incelendiğinde davalının davacıya 1 yıl boyunca 329,00 TL / MWH üzerinden elektrik satmayı taahhüt ettiği, ancak davalının sözleşmeyi feshetmesiyle ihtiyaç olan elektrik enerjisini temin etmekle yükümlü olan davacı ... Perakende A.Ş.’nin gün öncesi piyasasından belirlenen fiyatlarla yeni piyasa koşullarında temin etmek durumunda kalacağı ve davacının ... A.Ş.’den yeni fiyatlarla enerji tedarik ettiği, bu fiyatlarında yapılan bilirkişi incelemesinde fahiş olmadığı, piyasa fiyatlarına uygun olduğu, bilirkişilerin EPİAŞ Piyasa Takas Fiyatları bazında Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yaptıkları değerlendirmelere göre makul fiyat üzerinden alım yapıldığı belirlenmiştir.

Buna göre; davacının oluşan zararı için sözleşme ve TBK hükümlerine göre zararını davalıdan isteyebileceği zarar miktarının yapılan tespitlere göre davalının alacağı mahsup edildikten sonra 11.172.840,00 TL olduğu, davacının bu alacağın dava dilekçesinde 400.000,00 TL’sini talep ettiği ve geri kalan 10.772.840,00 TL’yi ise 11.10.2023 tarihinden ıslah ile talep ettiğinden sözleşmenin 12. maddesine istinaden bu miktar üzerinden 6183 sayılı AATUHK m. 51 gereğince belirlenen oranda aylık gecikme faizi üzerinden 400.000 TL’nin dava tarihi olan 08.12.2021 tarihinden geri kalan 10.772.840,00 TL’nin ise ıslah tarihi olan 11.10.2023 tarihinden itibaren 6183 sayılı kanun m. 51 gereğince işleyecek aylık gecikme faizi ve bu faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,

Yine davacının istemiş olduğu 2021 yılı Ekim, Kasım aylarına ait zararına ilişkin olarak yapılan tespite 2021 yılı Ekim ayı için KDV hariç 6.580.568,40 TL, 2021 yılı Kasım ayı için KDV hariç 9.292.464,00 TL ve olmak üzere toplam KDV hariç ‭15.873.032,4‬0 TL olduğu, davacının şimdilik 100.000,00 TL dolaylı zarar bedelini talep ettiği ve 11.10.2023 harç tarihli ıslah dilekçesiyle ve bu miktarı 15.773.032,40 TL artırarak 15.873.032,40 TL’ye yükselttikleri belirlenmiş olduğundan ilk 100.000 TL’lik kısım için temerrüt tarihi olan dava tarihi olan 08.12.2021 tarihinden, geri kalan 15.773.032,40 TL ise ıslah tarihi olan 11.10.2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 2 gereğince işleyecek avans faizi ve bu faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.

Yine davacının istemiş olduğu 2021 yılı Aralık ayına ait zararına ilişkin olarak yapılan tespite 2021 yılı Aralık ayı için KDV hariç 13.031.659,00 TL zararının bulunduğu belirlenmiş olup, belirsiz alacak davası niteliğinde 10.000 TL üzerinden açılan davanın HMK m. 107/2 gereğince yasal süresi içerisinde harcı tamamlanması ile zararın 13.031.659TL’ye yükseltilmesi ile bu miktar üzerinden dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 2 gereğince işleyecek avans faizi ve bu faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:

Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;

Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;

  1. Davacının haksız fesih nedeniyle sözleşmenin 16 ve 17. maddelerine göre hesaplanan 11.172.840,00 TL fesih tazminatından talep edilen 400.000,00 TL’lik kısmın dava tarihinden itibaren, geri kalan 10.772.840,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 11.10.2023 tarihinden itibaren 6183 sayılı kanun m. 51 gereğince işleyecek aylık gecikme faizi ve bu faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,

  2. Davacının sözleşmenin feshi nedeniyle dolaylı zarar bedeli olan 2021 yılı Ekim, Kasım aylarında uğramış olduğu KDV hariç ‭15.873.032,4‬0 TL zararın talep edilen 100.000,00 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren, geri kalan 15.773.032,40 TL’sinin ıslah tarihi olan 11.10.2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 2 gereğince işleyecek avans faizi ve bu faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

  3. Davacının sözleşmenin feshi nedeniyle dolaylı zarar bedeli olarak 2021 yılı Aralık ayında uğramış olduğu zararının KDV hariç 13.031.659,00 TL zararının bulunduğu ve belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu belirlenmiş olmakla HMK m. 107/2 gereğince davacının yasal süresi içerisinde harcı tamamlanması ile 13.031.659,00 TL üzerinden dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 2 gereğince işleyecek avans faizi ve bu faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

  4. ) Davacının diğer taleplerinin (faiz başlangıcı) reddine,

Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.737.696,20 TL harçtan dava açılırken yatırılan 8.709,53 TL peşin harç ile ıslah ile yatırılan 680.000,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.048.986,64 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafça yargılama gideri olarak yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 8.709,53 TL peşin harç, 680.000,00 TL ıslah harcı, 571,90 TL keşif harcı, 10.500,00 TL bilirkişi ücreti, 157 TL tebligat-posta gideri olmak üzere toplam 699.997,73‬ TL masrafın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT m. 13/1 e göre hesaplanan 704.775,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak vekili lehine davacıya verilmesine,

HMK m. 333 gereği gider avansından artanın kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,

Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/02/2024

Başkan...

e-imzalı

Üye...

e-imzalı

Üye...

e-imzalı

Katip...

e-imzalı

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

aatuhkkısmenepiaşkabulü(TicariSatımdanepiajaatühkizmirhedgehükümKaynaklanan)Alacak

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim