İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/872 E. 2024/79 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/872
2024/79
2 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/872
KARAR NO : 2024/79
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/08/2018
KARAR TARİHİ : 02/02/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İTİRAZ ;
İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu ve dava dışı borçlu hakkında 635.278,25 TL’si asıl alacak, 40.080,39 TL’si faiz, 611,34 TL’si ihtarname gideri, 1.655,57 TL’si BSMV olmak üzere (1.911,65 TL ve 5.057,35 TL tutarındaki tahsilatlar düşüldükten sonra) toplam 670.656,55 TL nakit alacak ile 9.600,00 TL gayri nakit alacak toplamı 680.256,55 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Kendisine 26/07/2018 tarihinde usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilen davalı borçlu vekili aracılığıyla yasal süre içerisinde verdiği dilekçesi ile; her türlü imzaya itiraz hakkını saklı tuttuğunu, borcun tamamına, ferilerine, işlemiş ve işleyecek faiz ile faiz oranına itiraz ettiğini bildirmiştir.
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... ve Dan. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği kredi kullandırıldığını, davalının borçtan müşterek borçlu- müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, dava dışı şirkete Kredi Garanti Fonu teminatlı olmak üzere hazine destekli kefalet ile kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın Kahramanmaraş... Noterliği’nin 06/06/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kat edilerek borcun ödenmesinin istendiğini, ödeme yapılmaması üzerine İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takibe itirazın haksız olduğunu, ..., ... ve ... sayılı Bakanlar Kurulu kararları ile Kredi Garanti Fonu teminatlı olarak kullandırılan kredilerle ilgili olarak Kredi Garanti Fonu tarafından müvekkiline ödeme yapılan tutarlarla ilgili takip ve tahsilat yükümlülüğünün müvekkiline ait olduğunu, tahsilat yapılması durumunda tahsil edilen tutarın Kredi Garanti Fonu tarafından tazmin edilen kefalet oranında fona aktarılacağını belirterek, davalının itirazının iptaline, müvekkili yararına alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava 640.000,00 TL nakdi alacak miktarı üzerinden açılmıştır.
CEVAP ;
Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER ;
Genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası, bilirkişi raporu.
GEREKÇE ;
Dava; hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir.
İİK'nın 67. maddesi gereğince davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacı banka ile dava dışı ... ve Dan. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan 05/05/2017 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla yer alan davalının söz konusu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davacı bankaya borcunun bulunup bulunmadığı, davacı banka tarafından asıl alacak miktarına uygulanan faizin sözleşme ve yasaya uygun olup olmadığı, davalının borçtan dolayı sorumluluğunun olup olmadığı, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası çerçevesinde davalının davacı bankaya varsa faiz ve fer’ileriyle birlikte icra takip tarihi itibariyle ne miktar borcunun bulunduğu, takibe yönelik itirazında haklı olup olmadığı” konularındadır.
Dava dışı banka ile dava dışı ... ve Dan. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında 05/05/2017 tarihinde 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmede davalı 1.500.000,00 TL kefalet limiti ile müşterek borçlu- müteselsil kefil sıfatıyla yer almıştır.
Davacı banka davalıya ve dava dışı borçlu şirkete Kahramanmaraş ... Noterliği’nin 06/06/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "kredi hesabını 05/06/2018 tarihi itibariyle kat ettiklerini" belirterek, davalıdan ve dava dışı borçludan "toplam 635.278,25 TL nakdi, 9.600,00 TL gayri nakdi kredi borcunu tebliğden itibaren 24 saat içerisinde ödemesini" istemiştir. İhtarname dava dışı şirkete ve davalıya 11/06/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. İhtarnamede verilen sürenin eklenmesiyle davalının temerrüdünün 13/06/2018 tarihinde oluştuğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce uyuşmazlık konularında dava ve icra dosyası ile davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bankacı bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 10/05/2019 tarihli raporunda özetle; davacı bankanın Çeşme/İzmir Şubesi ile dava dışı asıl borçlu... ve Dan. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında 05/05/2017 tarihli 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeyi davalının 6098 sayılı TBK’nın kefalet hükümleri doğrultusunda kendi el yazısı ile kefalet türünü, tarihini ve limitini yazmak suretiyle imzaladığını, kefalet limitinin 1.500.000,00 TL olduğunu, sözleşmeye dayalı olarak dava dışı şirkete spot kredi, tüzel KMH’dan krediler kullandırıldığını, şirket kredi kartı tahsis edilerek kullanıma açıldığını ve hesabı üzerine çek karnesi verildiğini; ödemelerin aksaması üzerine hesapların kat edildiğini, davalının 13/06/2018 tarihinde temerrüte düştüğünü, ihtar sonrası kısmi ödemeler yapılmış ise de riskin devam etmesi nedeniyle İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının davacı bankaya icra takip tarihi itibariyle tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla 635.278,25 TL’si asıl alacak, 29.198,82 TL’si işlemiş akdi faiz, 1.459,95 TL’si BSMV ve 611,34 TL’si ihtarname gideri olmak üzere toplam 666.548,36 TL nakit borcunun ve 1.600,00 TL’den 6 adet çek için 9.600,00 TL gayri nakit çek depo tutarı borcunun bulunduğunu; istekle bağlı kalınması durumunda davalı borcunun 635.278,25 TL’si asıl alacak ve 4.721,75 TL’si faiz ve gider vergisi olmak üzere toplam 640.000,00 TL olduğunu, davacı bankanın takip tarihinden itibaren 599.786,46 TL spot kredi asıl alacağına yıllık % 50 oranında, 35.491,79 TL tüzel KMH ve şirket kredi kartı asıl alacağına 5464 sayılı kanunun 26.3 maddesi gereğince TCMB tebliğleriyle belirlenen yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini uygulama ve isteme yetkisinin bulunduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporu üzerine verdiği 17/05/2019 havale tarihli dilekçesi ile; 1 yıllık itirazın iptali davası açma süresi içerisinde eksik harcı tamamladıklarını belirterek, rapor doğrultusunda 635.278,25 TL’si asıl alacak, 29.198,82 TL’si işlemiş faiz, 1.459,95 TL’si BSMV olmak üzere toplam 665.937,02 TL nakdi alacak üzerinden takibin devamına ve 611,34 TL masrafın icra dosyasında dikkate alınmasına karar verilmesini istemiş, 15/05/2019 tarihinde eksik harcı tamamlamıştır.
Davalı yargılama sırasında 24/05/2019 tarihinde vefat etmiş, davalı mirasçıları olan ..., ..., ... ve ...’ın mirası red istemleri üzerine İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 26/06/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında “mirasın gerçek reddine” karar verilmiştir. Verilen bu karar da kesinleşmiştir. Aynı mahkeme tarafından verilen 16/10/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı ek karar ile “davalının terekesine tasfiye memuru olarak bu mahkemenin Yazı İşleri Müdürü ...’ın atanmasına” karar verilmiş, bu karar da 11/11/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu aşamadan sonra bilirkişi raporu ve duruşma günü davalının terekesine tasfiye memuru olarak atanan ...’a usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak tasfiye memuru rapora karşı herhangi bir beyan dilekçesi vermemiştir.
Davacı vekili 14/02/2020 tarihli açıklama dilekçesi ile; 640.000,00 TL'nin 635.278,25-TL'sinin asıl alacak, 3.914,68-TL'sinin faiz, 195,73-TL'sinin BSMV, 611,34-TL'sinin ihtar gideri olduğunu belirtmiştir.
Mahkememizce; "İİK’nın 67 ve devam eden maddeleri gereğince itirazın iptali davasının, takip borçlusunun itirazı üzerine duran icra takibine devam edilebilmesini sağlamak amacıyla açılan ve kabulü de alacağın varlığının ispat edilmesine bağlı olan bir dava türü olduğu, itirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkün olup, arttırılan kısım yönünden kurulacak hükmün tahsile ilişkin olacağı, zira; davaya konu miktarın ıslah yoluyla arttırılmasının itirazın iptali davasının niteliğini değiştirmeyeceği ve tamamını tahsil davasına dönüştürmeyeceği, bu nedenle; davacı vekilinin ıslahla artırdığı miktar yönünden itirazın iptali olarak değil, tahsil hükmü olarak değerlendirme yapıldığı; davacı banka ile dava dışı ... ve Dan. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında 05/05/2017 tarihli 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmede davalının 1.500.000,00 TL kefalet limiti ile müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak yer aldığı, genel kredi sözleşmesinde davalının el yazısı ile kefaletin türünün, tarihinin ve limitinin yazılı olması nedeniyle kefaletin 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine uygun ve geçerli bir kefalet olduğu ve davalının sorumluluğunu doğurduğu, kefaletin sona erdiğine ilişkin bir savunma olmadığı gibi bir bildirimin de bulunmadığı, tarafların özgür iradeleri ile düzenlenen sözleşmenin 22. maddesine göre müşterinin, muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına % 100 ilavesiyle bulunacak oran üzerinden hesaplanacak olan temerrüt faizi uygulanmasını kabul ve taahhüt ettiği, bu maddeye göre davacı bankanın 27/03/2014 tarihli faiz tebliğinde en yüksek kredi faiz oranının yıllık % 50 olduğu, % 50 akdi faizin % 100 ilavesiyle temerrüt faizinin % 100'e tekabül ettiği, davacı bankanın ise % 50 temerrüt faiz oranı istediği, bu oranın spot krediye uygulanabileceği, tüzel KMH ve şirket kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranlarının 5464 sayılı kanunun 26.3 maddesi gereğince 2016/8 sayılı tebliğ gereğince akdi faiz oranınını yıllık % 22.08, temerrüt faiz oranının yıllık % 28.09 olduğu, 01/07/2018 tarihinden itibaren ise 2018/4 sayılı tebliğ ile akdi faiz oranının % 24.24, temerrüt faiz oranınını % 30.24 olarak belirlendiği, dolayısıyla davacı bankanın faiz isteğinin ve uyguladığı temerrüt faizinin genel kredi sözleşmesinin 22. maddesine ve akdi ve temerrüt faizi oranlarının TCMB tebliğlerine uygun olduğu, BSMV yönünden ise gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi vasıtalı bir vergi olması nedeniyle ve sözleşme hükmü gereği borçlulara yansıtma yetkisinin olduğu, dava konusu kredi hesabının davacı banka tarafından 05/06/2018 tarihinde kat edildiği, davalının temerrüdünün 13/06/2018 tarihinde oluştuğu, davalının davacı bankaya İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamında 635.278,25 TL’si asıl alacak, 29.198,82 TL’si işlemiş akdi faiz, 1.459,95 TL’si BSMV ve 611,34 TL’si ihtarname gideri olmak üzere toplam 666.548,36 TL nakit borcunun ve 1.600,00 TL’den 6 adet çek için 9.600,00 TL gayri nakit çek depo tutarı borcunun bulunduğu, davalının belirtilen miktarda borca itirazında haksız olduğu" gerekçeleriyle; “1-Davanın KABULÜ ile; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında davalı ... terekesinin (tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla) 635.278,25 TL’si asıl alacak, 3.914,68 TL’si işlemiş akdi faiz, 195,73 TL’si BSMV olmak üzere toplam 639.388,66 TL nakdi borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, 2-Davacı vekilinin isteği doğrultusunda takip talebinde istenen 611,34 TL ihtarname giderinin icra dosyasında dikkate alınmasına, 3-Davacı bankanın takip tarihinden itibaren 599.786,46 TL spot kredi asıl alacağına yıllık % 50 oranında, 35.491,79 TL tüzel KMH ve şirket kredi kartı asıl alacağına 5464 sayılı kanunun 26.3 maddesi gereğince TCMB tebliğleriyle belirlenen yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini uygulama ve isteme yetkisinin bulunduğuna, 4-Hüküm altına alınan 639.388,66 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine, 5-Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile artırdığı 25.284,14 TL’si faiz, 1.264,22 TL BSMV olmak üzere toplam 26.548,36 TL alacağın davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine” ilişkin 18/12/2020 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir.
Mahkememiz kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkememiz kararı İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ’nin 12/10/2023 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır.
Gerekçesinde;
“….1-Dairemizce resen yapılan istinaf incelemesi sonucu:
a-Dava dilekçesinde davacı vekili fazlaya dair haklarını saklı tutarak dava değerini 640.000,00 TL nakdi alacak olarak açıklamış ve mahkemece bu tutar üzerinden 7.576,32-TL peşin nispi harç alınmış, davacı vekili ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda 635.278,25 TL asıl alacak, 29.198,82 TL işlemiş faiz, 1.459,95 TL BSMV olmak üzere 665.937,02 TL nakdi alacak üzerinden takibin devamı ve 611,34 TL masrafın icra dosyasından dikkate alınmasını talep ederek 453,38 TL tamamlama harcı yatırmıştır.
Dava değerinin ıslah dilekçesinde bildirilen 666.548,36 TL olarak kabul edilmesi halinde alınması gereken harç miktarı 11.382,97-TL olup, davacı yanca toplam 8.029,70 TL peşin nispi harç yatırılmıştır. Yargılama harçları tamamlanmadıkça müteakip işlemler yapılamayacağından usulüne uygun açılmış davanın varlığından söz edilemez. Mahkemece yapılacak iş, davacı vekiline eksik harcı tamamlatmak ve sonucuna göre hüküm vermekten ibarettir.
b-6100 sayılı HMK'nın 26/1 maddesinde” Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü bulunmaktadır.
Medeni hukuk yargılamasına hâkim olan ilkelerden biri taleple bağlılık ilkesidir. Bu ilke HMK’nın 26’ncı maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre, hâkim tarafların talepleri ile bağlıdır. Kanunlarda gösterilen sınırlı sayıdaki istisnalar bir kenara bırakılacak olursa talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Fakat hâkimin duruma göre talep sonucundan daha azına karar vermesinin önünde engel yoktur. Bazı durumlarda hâkim tarafların talebiyle bağlı değildir. Bu durumlar kanunda açıkça belirtilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi özü itibariyle hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olduğunu ifade eder. Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ilk anlam; tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceğidir. Buna göre tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur.
Taleple bağlılık ilkesinin taşıdığı ikinci anlamı ise; tarafın talebinden fazlasına mahkemece karar verilememesidir (HMK m.26). Taleple bağlılık ilkesine yüklenen bu anlam aynı zamanda 24’üncü maddede ifade edilen “tasarruf ilkesi” ve 25’inci maddesinde yer alan “taraflarca getirilme ilkesi” ile de bağlantılı ve uyumludur. Nihayet taleple bağlılık ilkesinin bir diğer anlamı ise; hâkimin talep edilenin dışında, farklı bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, dilekçenin talep sonucu kısmı ile verilen hükmün sonuç kısmının karşılaştırılması suretiyle tespit edilir. Bununla birlikte taleple bağlı olma, yargılama sonucunda davacının talep ettiği haktan daha azına sahip olduğunun belirlenmesi durumunda uygulanmaz (HMK m. 26). Talepten azına karar verme “çoğun içinde az da vardır” esasına dayanmaktadır. Bu kural ise davacının talep sonucu ile aynı nitelikte olan daha azına karar vermeyi ifade etmektedir. Nitekim dava açıldığında davacının talebi maddi hukukta karşılığa sahip olduğu oranda mahkemeden hukuki koruma sağlanmasıdır. (Yargıtay (kapatılan) 15.Hukuk Dairesinin 2019/1234 Esas, 2019/3335 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Somut olayda; davacı vekili, dava dilekçesinde itirazın iptalini talep etmesine rağmen, mahkemece talep edilmeyen 599.786,46 TL spot kredi alacağı hakkında hükmün üç numaralı bendi ile taleple bağlılık ilkesi aşılmak suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Zira davacı vekili ıslah dilekçesinde yer verse de, anılan talep yönünden usulüne uygun açılmış bir davanın varlığından bahsedilmesi mümkün bulunmamaktadır. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı dava türlerindendir.
Bu itibarla, davalı tereke temsilcisi vekilinin istinaf itirazlarının kamu düzenine ilişkin sebeplerden ötürü kabulü ile kararın anılan yönden kaldırılması gerekmiştir.
- Davalı tereke temsilcisi vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf itirazının incelenmesinde;
Davaya konu genel kredi sözleşmesi 05/05/2017 tarihnde imzalanmış olup, takip ve dava itibariyle TBK da öngörülen 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresi dolmamıştır. Davalı tereke temsilcisi vekili yargılama sırasında davaya dahil olduğundan dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmediğinden sadece bilirkişi raporu 07/02/2019 tarihinde tebliğ edildiğinden zamanaşımı definin süresinde ileri sürüldüğünün kabulü ile incelenmesi gerekir.
- Davalı tereke temsilcisi vekilinin kefalettin şartlarının somut olayda gerçekleşmediğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde;
Davalı muris dava dışı asıl borçlu şirketin kefili olarak genel kredi sözleşmesini imzalamış olup, mahkemece kefaletin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştu ise söz konusu kefalette eş muvafakati aranıp aranmayacağı yönünde mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi gerekçeli karar yerinde bu yönde bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuş, davalı tereke temsilcisinin bu yöne ilişen istinaf itirazının kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir.
- Davalı tereke temsilcisi vekilinin davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının ve eksik harcın ikmalinin mümkün bulunmadığına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Her ne kadar davalı borçlunun itirazı davacı alacaklıya 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1.maddesi gereğince tebliğ edilmemişse de, davacı alacaklı işbu itirazın iptali davasını 07/08/2018 tarihinde açtığından kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin 07/08/2018 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Davacı alacaklı vekili yargılama sırasında takibe giren ve davada talep edilmeyen bakiye alacağa ilişkin olarak 15/05/2019 tarihinde ıslah harcı yatırmak suretiyle harç ikmalinde bulunmuş, işbu harç ikmalinin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yapıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar ıslah süresinde ise de mahkemece ıslah edilen tutar sanki ayrı dava konusu imiş gibi alacak şeklinde hüküm fıkrasının beş numaralı bendinde hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Bu yöne ilişen davalı tereke temsilcisi vekilinin istinaf itirazı haklı görülmüş, kararın bu bakımdan da kaldırılması gerekmiştir.
- Kabule göre ise; genel kredi sözleşmesine konu iş bu alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan tüm nedenlerden ötürü, davalı tereke temsilcisi vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın HMK nın 26. 297. ve 353/1/a/6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir” denmiştir.
Davacı vekili söz konusu karar sonrasında mahkememize verdiği 29/01/2024 tarihli dilekçesi ile; mahkememizin önceki kararının 3 numaralı fıkrasının yeni bir alacak kalemi olmayıp itirazın iptali davasına konu alacak kalemlerine uygulanan faiz oranına ilişkin olduğunu, belirtilen alacak kalemlerinin ödeme emrinde ayrı ayrı gösterildiğini ve faiz oranlarının da ayrı ayrı gösterildiğini, bu hususun bilirkişi raporunda da açıkça yazıldığını, 3 numaralı hüküm fıkrasının da 1 numarada hüküm altına alınanın alacak kalemlerine uygulanacak faiz oranı olduğunu, yeni bir alacak isteğinin veya buna ilişkin bir ıslahın bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu yöndeki kararının hüküm fıkrasının yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını, dava açılırken dava değerinin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 640.000,00 TL olarak gösterildiğini, rapor doğrultusunda eksik harcın tamamlandığını, eksik harcın icra dosyasına yapılan itirazdan itibaren 1 yıllık itirazın iptali davası açma süresi içerisinde tamamlandığını, rapora göre 635.278,25 TL asıl alacak, 29.198,82 TL işlemiş faiz, 1.459,95 TL faizin % 5 gider vergisi olmak üzere toplam 665.937,02 TL nakdi alacak üzerinden takibin devamına ve 611,34 TL masrafın icra dosyasında dikkate alınmasına karar verilmesinin gerektiğini belirtmiştir.
Davalı borçlunun itirazı davacıya İİK’nın 67/1.maddesi gereğince tebliğ edilmemekle birlikte, davanın 07/08/2018 tarihinde açlması nedeniyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin 07/08/2018 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olması ve davacı tarafın ıslah harcını 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 15/05/2019 tarihinde yatırmış bulunması karşısında davalı tarafın hak düşürücü süre itirazı haklı bulunmamıştır.
Davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu 27 Mart 2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi örneği incelendiğinde; davalının, dava dışı kredi borçlusu şirketin yetkilisi olduğu görülmüştür.
6098 sayılı TBK’nın 584. maddesi gereğince eş rızası bulunmadan yapılan kefalet sözleşmelerinin geçersiz olacağı düzenlemesi bulunmakta ise de, 28/03/2013 tarihli değişiklikle ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketlerinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme ya da şirketle ilgili olarak verilen kefaletler yönünden eşin rızasının aranmayacağı düzenlemesi yapılmıştır. Takibe konu genel kredi sözleşmesinde verilen kefalet bu kanun değişikliğinden sonra yapılmıştır. Davalı ..., dava dışı kredi borçlusu ... ve Danışmanlık İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sahibi olup, anılan düzenleme çerçevesinde eş rızası aranmayacağından, buna ilişkin davalı itirazı haklı bulunmamıştır. 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için; kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır. Bu hususlar zorunlu şekil şartlarıdır. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalının kendi el yazısıyla kefalet türünü, limitini ve tarihini yazmış olması sebebiyle kefaletinin 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesine uygun ve geçerli olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda müşterek borçlu-müteselsil kefil durumundaki davalı, kefalet limiti doğrultusunda kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacaktır. Zira; 6098 sayılı TBK'nın 589. maddesi gereğince kefil, asıl borcun yanı sıra asıl borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından ancak kefalet limiti ile sorumludur. TBK'nın 586/1. maddesi gereğince kefil, müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilecektir. Bunun için muaccel olmuş esas borcun ifa edilmemiş olması ve esas borçlunun ihtar edilmesi yeterli olacaktır. Davalı kefil genel kredi sözleşmesinde toplam 1.500.000,00 TL için kefil olmuştur. Temerrüt tarihi 13/06/2018 olup, kat tarihinden temerrüt tarihine kadar takip konusu kredi için sözleşmede öngörülen akdi faiz oranının ve temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizinin uygulanması gerekecektir.
Genel kredi sözleşmeleri, nitelikleri itibariyle kredi işleminin temelini oluşturan ve kredi vereni öngörülen tutara kadar nakdi, ayni veya sorumluluk kredisi açmak, kullandırmak ve vadeye kadar geri ödeme isteğinde bulunmamak yükümlülüğü altına sokan sözleşmelerdir. Bu sözleşmeler nedeniyle doğacak olan uyuşmazlıklarda alacaklı bankanın, kredi alacağı için hesabın işlediği süreçte hesabın kat edilerek hesap kat ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihe kadar olan dönem için 6102 sayılı TTK'nın 8. maddesi ve sözleşme hükümleri gereğince belirlenecek faizin fer'ileri ile birlikte tahsilini istemesi mümkündür. Burada istenebilecek faiz “akdi faiz” olarak nitelendirilen faizdir. Hesap kat edildikten ve bu durum usulüne uygun olarak borçluya bildirildikten sonra ise temerrüt faizi işlemeye başlayacaktır. Bu durumda yapılacak iş; hesap kat tarihi ile banka alacağının belirlenmesi, kat tarihi ile temerrüt tarihi arasında bu alacağa akdi faiz uygulanması, bulunan akdi faizin ana paraya eklenmesiyle bulunan toplam alacağa da temerrüt tarihinden takip tarihine kadar olan dönemde temerrüt faizi işletilerek takip tarihi itibariyle bankanın toplam alacağının belirlenmesidir.
Bilirkişinin, davacı banka alacağının belirlenmesi için yaptığı hesaplama yasaya ve sözleşme hükümlerine uygun olduğundan ve düzenlediği bilirkişi raporu açıklayıcı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan, ek rapor aldırılması yönündeki istek haklı bulunmamıştır.
Davalı tereke temsilcisi 02/02/2024 tarihli duruşmada "sözleşmedeki kefil imzasının ...'a ait olup olmadığının belirgin olmadığını ileri sürerek imza incelemesi yaptırılmasını istediklerini" belirtmiş ise de; icra dosyası kapsamında davalı borçluya ödeme emri ekinde genel kredi sözleşmesinin de tebliğ edildiği ancak borca itiraz dilekçesinde sözleşmedeki imzaya ilişkin olarak açıkça ve ayrıca bir itiraz ileri sürülmediği gibi yasal süre içerisinde davaya da cevap verilmediği ve imzaya yönelik itiraz ileri sürülmediği hususları dikkate alındığında imzaya itiraza yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli görülmemiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararında da buna ilişkin bir ortadan kaldırma gerekçesi bulunmadığından davalı vekilinin imza incelemesi yaptırılması yönündeki isteğinin reddine karar verilmiştir.
Toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; davacı banka ile dava dışı ... ve Dan. İnş. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında 05/05/2017 tarihli 1.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmede davalının 1.500.000,00 TL kefalet limiti ile müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak yer aldığı, genel kredi sözleşmesinde davalının el yazısı ile kefaletin türünün, tarihinin, limitinin yazılı olması ve davalı borçlu kefilin asıl borçlu şirketin temsilcisi olmasından dolayı eş rızasının aranmayacak olması nedeniyle kefaletin 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine uygun ve geçerli bir kefalet olduğu ve davalının sorumluluğunu doğurduğu, kefaletin sona erdiğine ilişkin bir savunma olmadığı gibi bir bildirimin de bulunmadığı; tarafların özgür iradeleri ile düzenlenen sözleşmenin 22. maddesine göre müşterinin "muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına % 100 ilavesiyle bulunacak oran üzerinden hesaplanacak olan temerrüt faizi uygulanmasını" kabul ve taahhüt ettiği, bu maddeye göre davacı bankanın 27/03/2014 tarihli faiz tebliğinde en yüksek kredi faiz oranının yıllık % 50 olduğu, % 50 akdi faizin % 100 ilavesiyle temerrüt faizinin % 100'e tekabül ettiği, davacı bankanın ise % 50 temerrüt faiz oranı istediği, bu oranın spot krediye uygulanabileceği, tüzel KMH ve şirket kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranlarının 5464 sayılı kanunun 26.3 maddesi gereğince 2016/8 sayılı tebliğ gereğince akdi faiz oranınını yıllık % 22.08, temerrüt faiz oranının yıllık % 28.09 olduğu, 01/07/2018 tarihinden itibaren ise 2018/4 sayılı tebliğ ile akdi faiz oranının % 24.24, temerrüt faiz oranının % 30.24 olarak belirlendiği, dolayısıyla davacı bankanın faiz isteğinin ve uyguladığı temerrüt faizinin genel kredi sözleşmesinin 22. maddesine ve akdi ve temerrüt faizi oranlarının TCMB tebliğlerine uygun olduğu; BSMV yönünden ise gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi vasıtalı bir vergi olması nedeniyle ve sözleşme hükmü gereği borçlulara yansıtma yetkisinin olduğu; dava konusu kredi hesabının davacı banka tarafından 05/06/2018 tarihinde kat edildiği, davalının temerrüdünün 13/06/2018 tarihinde oluştuğu, davalının davacı bankaya İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamında 635.278,25 TL’si asıl alacak, 29.198,82 TL’si işlemiş akdi faiz, 1.459,95 TL’si BSMV olmak üzere toplam 666.548,36 TL nakdi borcunun bulunduğu, bu miktar borca itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, davalının bu miktar nakdi borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına; davacı bankanın takip tarihinden itibaren asıl alacağın 599.786,46 TL’lik kısmına yıllık % 50 oranında, 35.491,79 TL’lik kısmına ise 5464 sayılı kanunun 26.3 maddesi gereğince TCMB tebliğleriyle belirlenen yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini uygulama ve isteme yetkisinin bulunduğuna ve 666.548,36 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
- Davanın KABULÜ ile;
İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında davalı ... terekesinin (tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla) 635.278,25 TL’si asıl alacak, 29.198,82 TL’si işlemiş akdi faiz, 1.459,95 TL’si BSMV olmak üzere toplam 666.548,36 TL nakdi borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına,
-
Davacı bankanın takip tarihinden itibaren asıl alacağın 599.786,46 TL’lik kısmına yıllık % 50 oranında, 35.491,79 TL’lik kısmına ise 5464 sayılı kanunun 26.3 maddesi gereğince TCMB tebliğleriyle belirlenen yıllık % 30,24 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini uygulama ve isteme yetkisinin bulunduğuna,
-
Hüküm altına alınan 666.548,36 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 45.531,92 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 7.576,32 TL harcın ve 453,38 TL tamamlama harcının düşülmesi ile kalan 37.502,22 TL karar ve ilam harcının davalı ... terekesinden alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacının yatırmış olduğu 35,90 TL başvurma harcı, 7.576,32 TL peşin harç ve 453,38 TL toplamı olan 8.065,60 TL'nin davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine,
-
Davacının yapmış olduğu 293,80 TL'si tebligat. posta gideri ve 500,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 793,80 TL yargılama giderinin davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 99.316,77 TL vekalet ücretinin davalı ... terekesinden alınarak, davacıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı tereke temsilcisi vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:29