İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/810 E. 2024/550 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/810
2024/550
18 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/810
KARAR NO : 2024/550
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalının kendisinden talep etmiş olduğu faturada belirtilen tüm hizmetleri eksiksiz yerine getirdiği ve e-faturaları düzenlendiğini, buna karşın davalı yanın faturalara süresinde itiraz etmediği gibi bedeli ödememiş olduğundan hakkında İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu davalının ödeme emrine yapmış olduğu itirazı neticesinde takibin durduğunu, yasa gereği arabuluculuğa başvurulduğu fakat burada da anlaşılamadığını, işbu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini, İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca; İzmir ....lcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında, davalı şirket aleyhine, ilamsız icra yoluyla icra takibi başlatılmış olup yasal süresi içerisinde borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, buna mukabil olarak davacı yan, haksız ve dayanaksız bir şekilde eldeki davayı ikame etmiş olup iş bu davaya cevap verme sunma zarureti hasıl olduğunu, somut ispat yükü kendisinde olan davacı şirket, dava dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı şirket ile ticari ilişkinden kaynaklı ödenmememmiş fatura alacağının yanı sıra işlemiş faizden bahsetmiş olsa da delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbirinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davalı şirketin, ticari satıma konu malların bedelinden doğan borcunu ifa etmiş olduğundan bahisle talebe konu edilen fatura alacağı ve faiz kalemleri de söz konusu olmadığını, Öte yandan mal teslimine dair faturalara itiraz edilmediği iddiasının da isabetsiz olduğunu, bu hususun taraflar arasındaki ticari ilişkinin kayıt altına alındığı ticari defter ve kayıtların karşılıklı olarak incelenmesi ile ortaya çıkacağını, öte yandan asıl alacağı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, takip ve davaya konu edilen faiz ve oranının da ne şekilde belirlendiğinin ortaya konulmadığını, İşlemiş ve işleyecek faizin hesabında avans faizinin esas alınmasına dair talebin kanuna aykırı olduğunu, davacı /alacaklı şirketin belirlemiş olduğu faiz oranı kanun koyucu tarafından düzenlenen yasal faiz oranlarının oldukça üzerinde olduğunu, ayrıca bir başka husus da davalı şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğidir. Davacı yanca şirket dilekçesinde bu hususu ispata yarar hiçbir bilgi ve belge sunulmadığını, hal böyle olunca hem temerrüt olmadığından faiz başlangıcında hem de hatalı faiz oranı seçimiyle birlikte toplam faiz alacağında hatalı bir sonuca varılmadığını, bu itibarla haksız faiz talebinin reddinin gerektiğinin tartışmasız olduğunu, Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin fıkrasında düzenlenen karineden kaynaklanmakta olduğunu, buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerektiğini, fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, TTK'nın 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karine olduğunu, ikinci fikra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerektiğini, nitekim faturanın ispat gücünün ana hatları ve kriterleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarihli, ... E., ... K. Sayılı kararında belirleyici olarak açıklanmıştır. Anılan kararda "TTK'nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği kabul edilmiştir" ifadesine yer verilmiştir. Somut olayda davacı tarafça, salt düzenlenen faturalara dayanılarak taraflar arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan alacağın varlığı iddiası maddi gerçeğe, yasaya ve yargıtay içtihattı birleştirme genel kurul kararına aykırılık teşkil etmediğini, faturaların ticari defterlere geçirilmiş olması halinde artık bireysel olarak cari hesaplar ve faturalar değil, ticari defterlerin delil olması söz konusu olacağını, Faturadan doğan alacağa yönelik icra takibi yapmadan önce mutlaka karşı tarafa muacceliyet ihbarı gönderilmesi gerektiğini, İhbarın şekline dair kesin bir belirleme yoksa da her iki tarafın tacir olması halinde ihbarın noterle ya da taahhütlü mektupla yapılması gerektiğini, talep ve davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, somut olayda usulüne uygun bir muacceli yet ihbarı söz konusu olmadığından, müvekkil şirketin borçlusu olduğu bir fatura alacağının varlığından söz edilemeyeceğini. yine kabul anlamına gelmemesi kaydı ile, müvekkil şirketçe davacı şirkete yapılan ödemelerin tespitinin yapılması gerektiğini, zira ortada belirsiz bir alacak söz konusu olduğundan takibe bu haliyle devam edilmesi müvekkili mağduriyete uğratacak ve davacı lehine haksız kazanca sebep olacağını, bu itibarla asıl alacağın tespitinin yapılmasında davalı firmanın ticari defter ve kayıtlarının yine davalı firmanın yukarıda adı geçen adresinde incelenmesi ve buna göre bir sonuca varılması gerekmekte olduğunu, son olarak davacı yan dilekçesinde, kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğunu, kötü niyet tazminatının doğabilmesi için gerekli olan şartlardan belki de en önemlisi söz konusu alacağın likid yani belirlenebilir olmasıdır. Alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacağın likit olduğunu, borçlunun tespiti Hususu ise, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamında olduğunu, İşbu nedenlerle somut olaya dönecek olursak, belirsiz bir asıl alacak ve ne şekilde tespit edildiği belirsiz olan bir faiz oranı üzerinden başlatılan takibe konu edilen bahse konu alacak likit olmadığını, bu itibarla kötü niyet tazminatının reddi gerekmekte olduğunu talep etmiştir.
KANITLAR: -Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Davacı E defter (Elektronik) defter tuttuğu Açılış beratı yasal süresi içerisinde gönderdiği kapanış berat gönderme süresi bulunduğu rapor tarihi itibariyle takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere kendisi lehine HMK 222 maddesi delil teşkil ettiği. Davacı dava ve takip konusu faturaları Ticari fatura olarak düzenlendiği sistemden ticari faturaların davalı tarafından kabul edildiği (ekte ekran görüntüsü) Davacının 2023 Yılı ticari defter kayıtları sabit olmak üzere.:7 Adet 148.760,55 TL tutarlı davalıya fatura düzenlediği ticari defter kayıtlarına işlediği ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu takip ve dava konusu faturaların birbirini doğruladığı 148.760,55 TL davacının alacağına karşılık davalının ödemesine rastlanılmadığı takip ve dava konusu faturalardan olayı davacının takip tarihi itibariyle 148.760,55 TL alacağı bulunduğu Talebe bağlılık kuralı gereği 148.760,55 TL nin ANKARA BATI İCRA DAİRESİ ... esas sayılı dosyasındaki 146.994,86 kısmını talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
-SMMM ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;
Davalı... Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait 2023 yılı ticari defterlerin usulüne Uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin e-defter uygulamasına tabi olduğu anlaşılmakla berat belgeleri raporumuz ekinde sunulmuştur. Neticesinde davalı şirkete ait ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu hususunda kanaate varılmış olup takdir Yüce Mahkemeye bırakılmıştır.
Davalı şirketin 2023 yılı muhasebe kayıtlarından davacı şirkete ait muavin hesap kayıtları raporda 6.sayfasında sunulmuş olup incelendiğinde, ... SATICILAR ana hesabı altında... Ot. Tur. Ltd. Şti. alt hesabında kaydedilerek izlendiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin 2023 yılı öncesinden gelmekte olduğu muavin hesap kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davalı şirketin 2023 yılı defter kayıtlarında davacı ...Ot. Tur. Ltd. Şti. Hesabının 06/03/2023 tarihi itibariyle 146.994,86 TL alacaklı görünmekte olup, hesap bakiyesinin 2024 yılına devrettirildiği muavin hesap kayıtlarından tespit edilmiştir. Yevmiye defteri kapanış fişi kaydı rapor ekinde (EK-4) sunulmuş olup Sayın Mahkeme'nin davacının itirazın iptali ile icra takibinin devamı yönünde hüküm kurması durumunda; Davacı vekilinin işlemiş faiz talebi bulunmadığı, İcra takip tarihi 16/08/2023 den itibaren davalı borçlunun ödeme tarihine kadar olan süre için yıllık 616,75 oranı ile başlayan ve değişen oranlarda avans faizi talep edebileceği hususunda kanaate varılmış olup, nihai karar Yüce Mahkeme'ye ait olacaktır.
T.C.M.B. Reeskont ve Avans Faiz Oranları
Yürürlük Tarihi
Reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranı %
Avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı %
24/06/2023
15,75
16,75
01/09/2023
25,75
26,75
-Ankara Ulus Vergi Dairesi Müdürlüğüne , İzmir Ege Vergi Dairesine ve İzmir Konak Vergi Dairesine yazılan yazılara cevap verilmiştir.
-İzmir .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının Uyap üzerinden istenerek dosyamız arasına alındığı görüldü.
GEREKÇE :
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davacı dava ve takip konusu faturaları Ticari fatura olarak düzenlendiği sistemden ticari faturaların davalı tarafından kabul edildiği (ekte ekran görüntüsü) Davacının 2023 Yılı ticari defter kayıtları sabit olmak üzere; 7 Adet 148.760,55 TL tutarlı davalıya fatura düzenlediği ticari defter kayıtlarına işlediği ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu takip ve dava konusu faturaların birbirini doğruladığı, 148.760,55 TL davacının alacağına karşılık davalının ödemesine rastlanılmadığı takip ve dava konusu faturalardan olayı davacının takip tarihi itibariyle 148.760,55 TL alacağı bulunduğu Talebe bağlılık kuralı gereği 148.760,55 TL nin ANKARA BATI İCRA DAİRESİ ... esas sayılı dosyasındaki 146.994,86 kısmını talep edebileceği " tespit edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede " ... Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait 2023 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin e-defter uygulamasına tabi olduğu, davalı şirkete ait ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalı şirketin 2023 yılı muhasebe kayıtlarından davacı şirkete ait muavin hesap kayıtları raporda 6.sayfasında sunulmuş olup incelendiğinde, ... SATICILAR ana hesabı altında ... Ot. Tur. Ltd. Şti. alt hesabında kaydedilerek izlendiği, taraflar arasında ticari ilişkinin 2023 yılı öncesinden gelmekte olduğu muavin hesap kayıtlarından anlaşıldığı, Davalı şirketin 2023 yılı defter kayıtlarında davacı ... Ot. Tur. Ltd. Şti. Hesabının 06/03/2023 tarihi itibariyle 146.994,86 TL alacaklı görünmekte olduğu" tespit edilmiştir.
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sy. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapıldığı, her iki tarafın ticari defterlerini incelemeye sunduğu, her iki tarafın ticari defterlerinin delil niteliğine haiz olduğu, davacı tarafın alacağının davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacının ticari ilişkiyi ve alacağı olduğunu ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KABULÜ ile;
İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında davalının 146.994,86 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
-
Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.041,22 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.775,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.265,88 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.775,34 TL peşin harç, 60,00 TL tebligat ve posta gideri ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.105,19 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 23.519,18 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 18/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01