SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1099 E. 2024/524 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1099

Karar No

2024/524

Karar Tarihi

4 Temmuz 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/1099 Esas

KARAR NO : 2024/524

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 03/06/2022

KARAR TARİHİ : 04/07/2024

İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, dosya görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafların, davalı tarafın tüm alacaklarını ödemiş olduğunu, davacı tarafların aile ferdi olan ...'in davalı taraftan almış olduğu tefe parası nedeni ile aile davacı taraflara senetler imzalatılmış olduğunu, davacı tarafların faize faiz ödemekten uzanıp 27/12/2021 tarihinde tüm borçları kapatmak adına avukat...'ın hukuk bürosunda taraflar ... (davalının annesi) ... (davalının kardeşi) ve davalı tarafa ait 200.000,00 TL elden naklen teslim edildiğini, teslim edilen ödemeye karşılık davacı taraf vekilinden feragat dilekçesi alınmış olduğunu, feragat dilekçelerinden ikisini davacı taraf vekilinin imzalamış olup, davaya konu olan feragat dilekçesini alacaklı davalı ...'nin bizzat imza altına alındığını, imza altına alınan feragat dilekçelerine karşılık, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası, ... 27/12/2021 tarihinde borcunun ödenmiş olduğunu, avukat...'ın vermiş olduğu borcunun olmadığının evrakı ve devamında 31/12/2021 tarihinde takibin kapandığını, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... alacaklı ...'in 27/12/2021 tarihinde borcunun ödenmiş olduğunu, avukat...'ın vermiş olduğu borcunun olmadığına ilişkin evrakı ile 31/12/2021 tarihinde takibin kapandığını, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra takip dosyasına ilişkin ödeme yine avukat...'ın ofisinde gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı taraf için evrak verilmemesi üzerine davacı taraflardan ..., davalı ...'den herhangi şekilde borcunun olmadığını alacağını aldığına ilişkin imza altına alınmış evrak alındığını, almış olduğu evrak yine hukuk bürosunda taraflar arasında imzalanmış olup sehven 27/12/2020 tarihi atıldığını, ancak feragat edilen icra takip zamanları dikkate alındığında söz konusu imza altına alınan evrakın 2021 tarihinde düzenlendiği net bir şekilde ortada olduğunu, tespit talebinde bulundukları icra takibinin İzmir ... İcra Dairesi'nde 2018 tarihinde açılmış olduğunu, 2020 tarihi kabul edilse dahi yine imza altına alınan tarihten önce olduğunu, davalı tarafın alacağını almış olmasına rağmen, davacı taraflardan almış oldukları para ile 2018 tarihinde arşivde bulunan İcra takibi dosyasını yenilemiş olduklarını, haksız yere almış olduğu ödemeye rağmen davalı tarafın tekrardan hak talep etmekte olduğunu, dava dilekçesinde ek olarak sunacakları ibraname nev'indeki evrak ile davacı taraflardan, davalı tarafa herhangi bir şekilde borcunun olmadığının net bir şekilde ortaya çıkacağını, davalı tarafın imzaya inkâr etmesi durumunda imza örnekleri ile yazının kendisine ait olduğu yine ortaya çıkacağını, davalı tarafın davacılar ile hiç buluşmadığını cebir altında olduğunu iddia etmesi durumunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na bulundukları suç ihbar evrakı (tehdit, tefecilik, yağma) ile temin edilecek HTS sonuçları ile tarafların imza altına aldıkları günde avukat...'ın ofisinde olduklarının anlaşılacağını, davacı tarafların ödeme yapmış oldukları gün davalı tarafın annesi, kardeşi ve davalı tarafa ödeme yapmak için bir araya gelmiş olduklarını, davacı tarafların diğer dosyalar için taraf avukatından almış olduğu evrakın yine tüm taraflar ödeme yaptıklarına karine teşkil eden bir unsur olduğunu, yine 27/12/2021 tarihinde davalı tarafın kocasının kardeşi olan ... hukuk bürosuna gelmiş olduğunu, ...'nin borcuna karşılık ödeme aldığına ilişkin görgü bilgi sahibi olduğunu, tüm bu hususların birlikte değerlendirildiğinde 27/12/2021 tarihinde ...'nin kendi el yazısı ile "...'den alacağım yoktur. Alacağım ... ile halletim. Kendi özgür iradem ile imzalıyorum demesi.." ve imza altına alması borcu ortadan kaldıran bir unsur olduğunu, ... ile ...'nin söz konusu icra takibinden başka alacak verecek meselesinin bulunmadığını, ...DEN alacağım yoktur demesi ile birlikte senette imzası bulunan diğer davacılardan da yani ...'in sebeple haksız ödemesi yapılmış icra takibinin durdurulması hukuka ve vicdana en uygun düşecek karar olduğunu düşünmekte olduklarını, açıklanan tüm nedenlerden dolayı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini, sunmuş oldukları deliller dikkate alınarak borcun ödendiğinin kabul görmesini, kabul kararı verilerek teminatsız veya makul görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine giden paranın davalı tarafa ödenmesini, haksız hukuka aykırı İzmir ... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasındaki takibin duruldurulmasını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile açılan haksız dava nedeniyle uğramış oldukları zararların ve de icra takibi güncel borcu üzerindeki bedelin yüzde 20'sinde (%20)'den az olmamak kaydı ile kötü niyetli davalı taraftan alınarak davacılara verilmesini, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava bononun bedelsiz olduğu iddiasına dayandığından ve bu bakımdan TTK.'da düzenlenen kambiyo senedine ilişkin mutlak nitelikte bir ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesi incelendiğinde, açılan dava ile hem borçlu olmadığının tespiti hem de takibin durdurulmasını talep edildiğinin görüldüğünü, eğer davacı tarafın aynı zamanda takibin durdurulması talepleri de varsa bu durumda davacı açısından harca esas değer olarak icra takiplerinde bugüne kadar işlemiş faiz tutarlarının da nazara alınmasının gerektiğini, işlenmiş faiz de dahil edildiği takdirde davacı tarafça dava ikame edilirken yatırılmış olan harcın eksik olduğunun hususunun açık olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, davacı tarafa iddiasını açıklattırmak ve gerekirse eksik harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesini, aksi durumda açılan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesine ortaya konulan gerçeğe aykırı iddia ve taleplerin kabulüne olanak bulunmadığını ve haksız davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davalı tarafından icra takibine konu edilen senedin tefecilik senedi ile yakından uzaktan ilgisinin bulunmamakta olduğunu, davacılardan ... ve dava dışı ...'in mahalle komşusu olup İzmir Kemeraltında kuyumculuk atölyesi işletmekte iken mahallesinde bulunan herkesi dolandırıp ellerinde nakit ve altınları toplayarak işleteceği konusunda ısrarcı davranıp davacılardan ...'in cami imamı olması nedeniyle çevreye güven sağlayarak sadece davacılardan değil birden fazla kişiyi organize bir şekilde dolandırmış olduğunu, bu hususun haber sitelerinde çıkan haberlerle de sabit olduğunu, davacılardan davalı tarafa olan borçlarını ödemek amacıyla, senet vermeyi teklif etmiş ve neticesinde davalı tarafın borç olarak vermiş olduğu bir kısım para ve altın karşılığı senedin düzenlendiğini, ancak bu senet vadesinde ödenmemiş olduğunu ve davalı tarafın bu şekilde kanunların kendisine bahşettiği hakkı kullanarak alacağı tahsil etmek amacıyla İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra takip dosyası ile hukuki işlem başlatıldığını, bu icra takibinin takipsiz bırakılması nedeniyle icra takibi durduğunu ve davalı taraf dosyanın yenilenmesini istediğini ve neticesinde icrai işlemlere devam edilmiş olduğunu, davalı tarafın icra takibine konu borcu tahsil edememiş olduğunu, ilgili icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere dosyada herhangi bir tahsilat olmadığı gibi davalı tarafın asil ya da vekilinin de dosyanın tahsil edildiğine dair herhangi bir beyanının bulunmamakta olduğunu, takipsiz bırakılan icra dosyasının 2018 yılında başlatılmış ve yenilenen takip dosyası 19/01/2022 tarihinde yenilenmiş olmasına rağmen davacılar tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmediği gibi, açılan dava tarihine kadar hiçbir şekilde hukuki yola başvurulamamış olduğunu, ne zaman ki davacı borçlular menkul mallar edinmiş ve bunların üzerine haciz işlemi uygulanmış o zaman davacı borçlular ödemekten imtina etmek amacıyla davalı taraf hakkında hem asılsız ithamlarla suç duyurusunda bulunmuşlar hem de açılan davayı ikam etmiş olduklarını, bunun ardından açılan bu dava ise tamamen gerçeğe aykırı ve ispatı da mümkün olmayan kurgu iddialara dayanmakta olduğunu, davalı tarafın İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasını tahsil edebilmiş olmadığını, davacı taraflarca dava dilekçesi ekinde sunulan haricen tahsil belgelerin davalı tarafın alacağıyla ilgili olmadığı gibi dosya numaraları ve tarafların dahi birbirinden farklı olduğunun açıkça ortada olduğunu, davacılar sadece davalı taraf değil, davalı tarafın annesine ve kardeşine de ayrıca borçlanmış olduklarını, irca dosyalarında kısmi ödeme ile anlaşma olduğunu ve vekilce haricen tahsil beyanında bulunulduğunu, bu anlaşma zamanına davalı tarafa aynı ofiste olduğu kendi alacağını da tahsil ettiği anlamına gelmemekte olduğunu, davalı tarafça imza altına alınan yazı incelendiğinde görüleceği üzere ilgili yazıda icra dosya numarası dahi belirtilmemiş olduğunu, ilgili ibra dilekçesinin bu icra dosyasına havi olduğu gösterir tek bir delil bulunmamakta olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan belgenin ibraname niteliğinde kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı tarafça yapılmış ne elden ne de hesabına bir ödeme bulunmamakta olduğunu, davalı tarafın annesi ve kardeşine icra dosyalarında tahsil yapıldığı tarihte davalı tarafın Avukat...'da dahi vekaletinin bulunmadığını, bir an içi davalı tarafın, davacıları ibra ettiği düşünülse dahi davalı tarafın başlatmış olduğu İzmir ... İcra Dairesi'nin ... (...) sayılı İcra takibinin, ilgili belgenin imzalandığı iddia edilen hem 27/12/2020 hem de 31/12/2021 tarihlerinde takipsiz olduğunun ortada olduğunu, böylece zaten açık olmayan icra takiplerine konu senet için davacılar tarafından ödeme yapılması da hukuken mantıksız olduğunu, böylece ilgili beyanın davalı tarafın alacağı olan İzmir ... İcra Dairesi'nin... sayılı icra sayılı takibe konu alacağının olmadığının aşikar olduğunu, davalı tarafın annesi ve abisi hakkında başlatılan icra takiplerinin ödenmemiş olması davalı tarafın alacağının da tahsil edildiği anlamına gelmemekte olduğunu, ayrıca açılan davadaki ispat yükü ile ilgili olarak davacılar senedin ödendiğini iddia ettiğinden ispat yükü her halükarda senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın iddialarının senede karşı senetle ispat kuralı ve dava değeri itibariyle senedin veriliş amacını veya senedin ödendiğini veya senedin bedelsiz olduğunu gösterir belgelerle ispatlamakla mükellef olduğunu, ancak dosya kapsamında bu çerçevede açıkça dosya borcunun ödendiğini gösterir davalının imzasını havi yazılı delil bulunmamakta olduğunu, dava dilekçesi ekinde bir takın belgeler sunulmuş ise de bunların dava konusu ile dava konusu senetle uzaktan yakından ilgisinin bulunmamakta olduğunu, salt bu nedenle dahi davanın reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, doya kapsamıyla uyumlu Yargıtay içtihatları da bu doğrultuda olduğunu, somut olayda senetlerin varlığı alacağın varlığını yazılı ve kesin ispatı olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacıların iddialarını ispatlayamamış olduklarını, bu bakımdan, salt temel ispat hukuku kuralları dairesinde davanın reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, bununla birlikte davacılar, dava dilekçesinde icra takip dosyası kapsamında icra veznesine yatacak paraların alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir talep edilmiş ve ara kararlar ile bu talepler kabul edilmişse de davacı tarafın talepleri ve ara karar gereği teminatı bugüne değin dosyayı yatırmamış olduğunu, HMK. madde 393 hükmü gereği tedbir gereği teminat yatırılması ve tedbirin ifasının 1 hafta içerisinde yapılması gerekmekte iken bunun yapılmaması nedeniyle tedbir hükümsüz kaldığını, salt bu durum dahi dava dilekçesinde iddia ve taleplerin gerçeğe aykırı ve dayanaksız olduğunu göstermekte olduğunu, açıklanan nedenlerle, icra takibine konu edilen alacaklar, hukuken mevcut ve talep edilebilir alacak niteliğinde olup, borçluların açmış olduğu menfi tespit davası haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava tamamen borçtan kurtulmak amacıyla ikame edildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öte yandan, alacak likit ve kesin-yazılı varlığı sabit bir alacak olmasına rağmen davacılar tarafından haksız ve mesnetsiz açılan bu dava sebebiyle uğranılan zararlar nedeniyle İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca davalı tarafın uğradığı zararın tazmini için davacı borçluların asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davacı borçluların haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca, davacının alacağının tahsilinin geciktirilmesi sebebiyle davacı borçluların icra takiplerine konu alacakların %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLAR:

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma, ... Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair dosya UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma, ... Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair dosya UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sonucunda Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair dosya UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma, ... Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair dosya UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.

İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı (eski ... sayılı) İcra dosyasından 28/06/2018 ödeme tarihli, 27/06/2018 düzenleme tarihli 225.000,00 TL değerinde senet aslı celp edilmiştir.

T.C. ... Bankası Anonim Şirketi ... Çarşısı/İZMİR Şubesi'nden duruma esnasında sunulan dekontlara ilişkin, ilgili hesaba gelen dekont suretleri celp edilmiştir.

Davacılardan ...'in Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır.

Davacılardan ...'in Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır.

Davacılardan ...'in Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır.

Davalı ...'nin Nüfus kayıt örnekleri UYAP sistemi üzerinden sorgulanmıştır.

GEREKÇE :

Dava, davacı tarafından, ...İcra Müdürlüğü'nün... (eski ...) sayılı dosyasında takibe konu edilen senet dolayısıyla borçlu olunmadığı yönünden İİK. madde 72 uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır.

Öncelikle uyuşmazlığa konu menfi tespit davası ve kötü niyet tazminatına ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

Borçlu, aslında borçlu olmadığı veya borçlu olmadığına inandığı bir borcu ödememek için, alacaklının takip yapmasını veya dava açmasını bekleyebilir. Bu durumda aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edebilir ve itiraz üzerine takip duracağından, alacaklı bu itirazı bertaraf ettirmek için harekete geçtiğinde, alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması talebi üzerine, borçlu bu konudaki savunmalarını genel mahkemede veya icra mahkemesinde ileri sürebilecektir.

Diğer hâlde borçlu, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması hâlinde borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir (İİK. m. 72/2).

Alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür (İİK. m. 72/3). Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açarak bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamayacaktır. Zira borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez H., Atalay O., Özkan, M. S., Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156-164).

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." hükmünü içermektedir.

05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 15. maddesi ile 2004 sayılı İİK.'nın 72/5. fıkrasında yer alan "yüzde kırkından" ibaresi "yüzde yirmisinden" olarak değiştirilmiştir.

Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335).

Başka bir ifadeyle; İİK.'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir.

Yargıtay GHGK ...E, ... K. 19.04.2022 "... Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK.) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK.) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK.’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372).

Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK.’nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.

... davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.

Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.

Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK.) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.

Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK.) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir...."

Davada, ispat yükü kural olarak davalı/alacaklıya aittir. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.

Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.

Menfi tespit davasında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüş ise bu kez hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.

Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.

Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakden" kaydı ile senede yazılmışsa artık buna uymak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmiş ise tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın olmadığını sürüyorsa lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Taraflar arasında İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yenileme sonrası ... Esas) sayılı dosyasına konu edilen 240.000 TL'lik 28/06/2018 tarihli senet nedeniyle başlatılan takip, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takip ve İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yeni ... Esas ) sayılı takibin konusu 225.000,00 bedelli 28/06/2018 Tanzim tarihli senet nedeniyle başlatılan icra takibi olmak üzere 3 ayrı takip yapıldığı, İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yenileme sonrası ... Esas) sayılı dosyasına konu edilen 240.000 TL'lik 28/06/2018 tarihli senet nedeniyle başlatılan takip ve İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takiplerin ibra nedeniyle kapatılmış olduğu ancak bu davaya konu edilen İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Yeni... Esas) sayılı takibin konusu 225.000,00 bedelli 28/06/2018 Tanzim tarihli senet nedeniyle ibra verilmediği iddiasıyla davalı tarafından davacı aleyhine takip başlatılmıştır.

Davacı tarafından dosyaya sunulu 27/12/2020 tarihli ve " ... isimli şahıstan alacağımı Selçuk Temel ile hallettim. ... T.C. nolu ...'den nakden alacağım yoktur." şeklindeki ibra belgesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda davalı tarafından 25/05/2023 tarihli celsede söz konusu belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak bu ibranın başka bir hukuki ilişkiye dayalı olduğuna yönelik savunmada bulunması nedeniyle ispat yükü başka bir hukuki ilişki nedeniyle ibra verildiğine ilişkin iddia olması nedeniyle ispat yükü davalı tarafa geçmiş olup davalının bu iddiasını ispat etmesi gerekmektir.

Davalı tarafın yapılan ödemelerin başka bir hukuki ilişkiye davayı olarak yapıldığı iddiasına yönelik yapılan incelemede; Davalı tarafın ibra evrakındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesinin yanı sıra ibra belgesindeki tarihe de bir itirazı olmadığı anlaşılmıştır. Davalının iddiası davacı taraf ile başka nakit para alacağına ilişkin hukuki ilişki bulunduğuna yöneliktir.Davacıların iddiası ise ...'in tefeciden aldıkları borç karşılığında davacılarla senet imzatıldığına ilişkindir. Davalı tarafın davalı tarafa borç ve nakit para verdiğine ilişkin iddiaları doğrultusunda davalının bildirdiği bankaya müzekkere yazılarak dekontlar dosya arasına celp edilmiştir. Dosyaya sunulan dekont ve Bankaya yazılan müzekkere cevaplarının incelemesinde; Davalının eşi olan ... tarafından davacıların kardeşi olan ...'e 19/12/2017 tarihinde ... Bankasından 24.010,00 TL, 15/12/2017 tarihinde 88.202,00 TL, davalı ... ... tarafından 4/05/2018 tarihinde 6.797,00 TL para gönderildiği görülmüşür. Ayrıca dosya içerisinde bulunan ve imzası davalı tarafça kabul edilen 27.12.2020 tarihli ibramanenin başka bir hukuki alacağa ilişkin olduğu iddiası gereğince davalı vekili 14.03.2024 tarihli celsede dekont sunulduğu, dekontların da yapılan incelemesinde; İlgili dekontların tarihi dikkate alındığında 15.12.2017 ve 19.12.2017 tarihine ait olduğu, Bankaya yazılan müzekkere cevabı doğrultusunda gelen dekontların tamamının, imzası kabul edilen 27.12.2020 tarihli ibra metninden önceki tarihler olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların tefecilik suçu olduğuna ve taraflar arasında birden fazla soruşturma dosyası bulunduğuna ilişkin yapılan incelemede; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı Soruşturma dosyasının yapılan incelemesinde müştekilerin ..., ..., ... ve ..., şüphelilerin..., ..., ..., ..., ... ve ... olduğu, suçun hukuki bir alacağın tahsili amacıyla yağma, birden fazla kişi ile tehdit, suçu olduğu, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, verilen karara itiraz edilmesi nedeniyle İzmir ...Sulh Ceza Hakimliği'nin ... Değişik İş dosyası ile müşteki ... tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği, yine müşteki ... tarafından Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Kanun Yararına Bozma Bürosu'na başvuruda bulunduğu, verilen kararın da Kanun Yararına Bozma Yoluna Gidilmesine gerek bulunmadığına ilişkin yazının müşteki ...'e tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı Soruşturma dosyasının yapılan incelemesinde, şikayetçilerin ..., ..., ... ve ..., Şüphelilerin ... ve ... olduğu, suçun tefecilik yapmak olduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı Soruşturma dosyasının yapılan incelemesinde, müştekinin ..., şüphelinin ..., suçun sesli veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçu olduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, verilen karara müşteki ...'in itirazı üzerine İzmir .... Sulh Ceza Hakimliği'nin ... Değişik İş dosyası ile reddine karar verildiği, verilen kararın 15/11/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı Soruşturma dosyasının yapılan incelemesinde, şikayetçinin ..., ... ve ... olduğu, şüphelilerin ... ve ... olduğu, suçun dolandırıcılık, başkasının bir malı teslimi veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak suretiyle yağma, tehdit suçu olduğu, şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin verilen kararların 20/12/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak; taraflar arasında 3 adet icra dosyası bulunduğu, Davalı tarafından verilen 3 adet ibra belgesi bulunduğu, 2 adet ibra belgesindeki icra dosya numaralarının ayrıntılı bir şekilde yazıldığı, davalı tarafından imzası ve tarihi kabul edilen ibra belgesinin başka bir hukuki ilişkiye dayalı verildiği iddiası nedeniyle ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafa delileri arasında bulunması nedeniyle yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı ancak davalı tarafın taraflar arasındaki soruşturma dosyalarının varlığı nedeniyle yemin teklif hakkını kullanmayacağını beyan ettiği, davalının iddia ettiği soruşturma dosyalarının dosyamız arasına getirtilerek incelendiği, soruşturma dosyalarında davacılar tarafından şikayette bulunulduğunu ve tüm soruşturma dosyalarında delil yetersizliğinden kaynaklanan kyok kararı verildiği ve verilen bu kararların kesinleştiği, ceza soruşturması aşamasında delil yetersizliğinden kyok kararı verilmesinin Hukuk Hakimini bağlamayacağı, davalı tarafından kabul edilen ibra belgesinin başka bir hukuki ilişkiye dayalı olduğuna ilişkin iddiası doğrultusunda dosya arasına getirtilen ve davalı tarafından dosyaya sunulan tüm dekontların incelemesinde ibra tarihli belgeden önceki tarihli olmaları yani borcun doğumundan sonra davalı tarafından tarihi ve imzası ikrar edilmiş davalı tarafından davacı tarafa verilen bir ibranamenin bulunması, davalı tarafından davacıların kardeşi olan ...'e gönderilen para miktarının da menfi tespit davasının konusunu oluşturan senet ile miktar açısından da (toplam miktarının da) örtüşmemesi nedeniyle davalının bu ibra evrakının başka bir hukuki ilişkiye davalı olarak verildiğini ispat edemediği anlaşılmakla davacıların davasının kabule karar vermek gerekmiştir.

Kötüniyet tazminatının yapılan değerlendirilmesinde: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmünü içermektedir.

Davacıların İİK 72/5 uyarınca talebi bulunduğu anlaşılmakla Davalının ibra ettiği bir borç nedeniyle takip başlatılmasının kötü niyet olarak kabulü ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

DAVACILARIN DAVASININ KABULÜ ile,

  1. İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (eski... Esas) sayılı dosyası ve bu dosyaya konu 225.000 TL bedelli 28/06/2018 tanzim tarihli senet nedeniyle BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,

  2. Davacıları menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından takip konusu alacağın % 20'ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

  3. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.373,86 TL nispi harçtan, peşin alınan 3.843,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.530,39 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  4. Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 3.843,47 TL peşin harç, 151,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 4.075,17 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine,

  5. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 35.750,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine,

  6. Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 04/07/2024

Katip ...

¸E-imza

Hakim ...

¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkanıarMenfidavasınınkabulüdavacıların(KıymetliizmirEvraktanTespithükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim