SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1028 E. 2024/509 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1028

Karar No

2024/509

Karar Tarihi

28 Haziran 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1028

KARAR NO : 2024/509

DAVA : Menfi Tespit (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 19/12/2023

KARAR TARİHİ : 28/06/2024

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İDDİA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; takibe konu 08/05/2018 düzenleme tarihli 1.125.415,98 TL tutarlı alacağın temliki sözleşmesi incelendiğinde müvekkili ...'in davalı şirkete borçlu olmadığının anlaşılacağını, söz konusu temlikname ile müvekkili ...’in, ...Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’nden olan 1.125.415,98 TL tutarlı alacağını tahsil edip kendisine ödemesi amacıyla davalıyla anlaşmaya vardığını, aradaki inanç sözleşmesine binaen de müvekkili şirketten olan alacağını tahsil edip kendisine ödemesi için alacağın temliki sözleşmesi ile alacağını davalıya devrettiğini; müvekkili ... ile davalı şirket arasında alacak-borç veya ticari hiçbir ilişkinin bulunmadığını, müvekkil ile davalı arasında inanç sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme kapsamında... A.Ş'den olan alacağının tahsil edilip tekrar kendine ödenmesi adına davalıyla alacağın temliki sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin davalıya borcu olmadığı gibi aksine müvekkilinin kendisine ait bir alacağı tahsil etmesi için ivazsız olarak davalıya devrettiğini, yani aradaki inanç sözleşmesi uyarınca davalının, müvekkiline karşı “alacağı tahsil edip ödeme” borcu içerisinde olduğunu, bununla birlikte tarafların “alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının hiçbir şekilde müvekkilinden herhangi bir talepte bulunamayacağına” ilişkin temliknameye bir madde eklediklerini, bu madde uyarınca her ne surette olursa olsun davalının, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olarak müvekkili ...'den hiçbir istekte bulunamayacağını; kaldı ki davalı şirketin yetkilisi ...’in, ... A.Ş.'nin yetkilileri ... ve ... ile yaptığı mail görüşmelerinde “... sizin şirketiniz, sizin sigortanız, bu süreçte en önemli bir değer onun imkanlarını kullanmak görevini derhal alabilirsiniz, değerlendirebilirsiniz, tıpkı..., ..., ... gibi, benim asla bir planım bugüne kadar olmadı bugünden sonra da konuştuğumuzun sözümüzün dışında olamaz allah ne verecekse alın teriyle versin vermezse de vermesin bu allahın takdiri bir şey söyleyemem...” diyerek ... şirketi ile ilgili herhangi bir hakkı ve alacağı olmadığını açık ve kesin olarak ikrar ve itiraf ettiğini; müvekkili ... davalıya borçlu olmadığı hususunun TBK’nın 191/2 maddes hükmü ile de sabit olduğunu, davalının ise 1.125.415,98 TL'lik alacağın tahsili adına İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün... sayılı dosyasında müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin davalı şirketten hiçbir mal ve hizmet almadığını, davalı şirketin aslında bağımsız ve gerçekte faal olan bir şirket olmayıp ... A.Ş.’nin ortaklarının isteği doğrultusunda ... tarafından ... A.Ş.'nin yedeği olarak kurulan bir şirket olduğunu, davalı şirket yöneticisi ...'in de uzun yıllar ... A.Ş. bünyesinde çalıştığını ve güven kazandığını, bu güvene dayalı olarak müvekkillerinin talimatı ve isteği doğrultusunda davalı şirketin kurdurulduğunu, hatta şirketin isminde geçen "..." isminin bile İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında yer alan ... A.Ş.’nin yetkilisi ...'in kızının ismi olduğunu, davalı şirketin faal ve aktif bir şirket olmayıp,... A.Ş.'nin yedeği niteliğinde bir şirket olduğunu, ayrıca davalı... Şirketinin kayıtları incelendiğinde kayıtlarda ... A.Ş. dışında başkaca hiçbir cari işlemin olmadığının görüleceğini, başkaca hiçbir müşterisinin de olmadığını, arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılamadığını belirterek, İzmir .... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinin öncelikle teminatsız olarak şayet mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine; müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra takibinin müvekkilleri yönünden iptaline ve davalı taraf aleyhine takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın icra takibinden sonra açıldığını, davacı tarafın borcunun varlığının tartışmasız olduğunu, davacıların, imzalarının bulunduğu temliknamenin başka amaçla düzenlendiğini iddia ettiklerini, ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, icra dosyasında borcunu ikrar eden davacı şirket bakımından bu borcun artık çekişmeli olmaktan çıktığını, sırf bu nedenle dahi davanın reddinin gerektiğini; davacı şirketin konkordato davasının görüldüğü İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasında... A.Ş., ... ve ... vekilinin beyanında "şirketten olan alacakları ve ...'in şirkete zor dönemdeki katkıları nedeniyle olan alacakları itibariyle söz konusu kişiler arasında bir borç devri ve anlaşmanın söz konusu olduğunu, böylelikle ...'in temlik aldığı alacaklar ve kendi alacağı... Şirketi'ne temlik edildiğini ve bu nedenle ... Şirketi'nin müvekkilinden alacaklı olduğunu" açıkça ikrar ve kabul ettiğini, bu ikrarın mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, Yargıtay kararlarına göre menfi tespit davasında davacı şirketin ikrarı ile bağlı olduğunu, karşı taraf şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmeyip müvekkiline tahahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğini; diğer davacı ... hakkında başlatılmış bir icra takibinin bulunmadığını, bu nedenle dava açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacı ...’in davacı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, şirketin yöneticisinin ise ...’in kızları ... ve ... olduğunu, davacı ...’in kızları olan davacı şirket yöneticileri ... ve ... vekili Av. ...’ın Manisa... İcra Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında 08/05/2019 tarihli beyanlarında "... Ltd. Şti.'nin kurucusu ve ortağı ...'in uzun yıllar çeşitli pozisyonlarda ... A.Ş.'de yöneticilik yaptığını, şirketle gayrimenkul değerleme ve tedarikçilik de dahil çeşitli içeriklerde ticari ilişkilerinin olduğunu, hem şirket hem de müvekkilleri adına şirketin resmi vekaleti ile çeşitli süreçleri yürüttüğünü, ...'in şirketin bir çalışanı değil ticari partneri olduğunu, 97 yatak ve 45 çalışanı olan engelli bakım merkezi ...Ltd. Şti.'nin kuruluş ve işletilmesinde de ... A.Ş. ile ...'in ortaklık içerisinde bulunduğunu, ...'in şirkete ve müvekkillere ait çeşitli taşınmazların değerlendirilmesi ve imara açılması, parselasyonlarının yapılması ve atıl duran taşınmazların şirket ve aile ekonomisine kazandırılması konusunda son derece sonuç alıcı çalışmalar yaptığını, ...'in ... A.Ş.'nde her zaman bir cari hesabının olduğunu, ...'in şirketten ve aileden olan alacağının yıllara dayanan mesleki ve ticari işbirliğinin doğal bir sonucu olduğunu, ... ile ... arasında bir alacağın temliki sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme ile ...'in ...'den borç sağlama karşılığı oluşan 1.125.415,98 TL alacağı ve yıllık % 5 işleyecek faizi ...'in sahibi olduğu ... tarafından temlik alındığını, ...'in ...'den olan alacağının şirket defter ve hesaplarında görülebilen gerçek bir alacak olduğunu, ... ile ... arasında düzenlenmiş olan alacağın temliki sözleşmesinin işte bu gerçek alacaklar karşılığı yapılan sahih ve muvazaadan ari bir sözleşme olduğunu" kabul ve beyan ettiğini, aynı dosyada şirket yöneticilerinin 11/10/2018 tarihli dilekçelerinde "... LTD. ŞTİ.'nin alacağının gerçek olduğunu ve şirketin İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alacaklılar kuruluna dahi kabul edildiğini" beyan ettiklerini, davacı tarafın "temliknamenin inançlı ve ivazsız yapıldığı" vb. iddialarının çeşitli davalarda defalarca çürütüldüğünü, yani temlikin ivazlı olduğunu, alacağın mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ...'in çalışmaları hakkında davacıların ikrarını içeren çok sayıda belgenin İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında mevcut olduğunu, davacı vekilinin dilekçesinde "...taraflarca alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının hiçbir şekilde müvekkili ...'den herhangi bir talepte bulunamayacağını, temliknamede yer alan ilgili maddede bu hususun düzenlediğini" ileri sürmüşse de, emredici nitelikte olan TBK’nun 191. maddesinin buna engel olduğunu, temlikin ivazlı olması durumunda, temlik eden kişinin alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olacağını, yüksek mahkeme kararlarında da bu konuda davalının sorumluluğunun bulunduğuna değinildiğini, yani somut olayda; temlik ivazsız olmadığından, emredici hüküm uyarınca, davacı ...’in sorumluluğu ve borcunun olduğunun açık olduğunu, davacı tarafın dayandığı e-posta içeriğinde yer alan ifadelerin davacıların borcunun olmadığını göstermediğini, bunların davaya konu alacağa ilişkin dahi olmadığını, inanç sözleşmesinin bir adet e-posta ile ispatlanamayacağını ancak yazılı delillerle ispatının gerektiğini belirterek, davanın reddine, müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatın davacılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER ;

İcra dosyaları, ticaret sicil kayıtları, İzmir ... İcra Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası, Manisa ... İcra Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası, İzmir .... İş Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası.

GEREKÇE ;

Dava; temlik sözleşmesine dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.

İzmir... İcra Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; müştekisinin ... Tarım Ürünleri İhracat İthalat San Tic Ltd. Şti., sanıkların ... ve ... olduğu, suç tarihinin 07/02/2020 ve 09/11/2020, suç türünün alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek olduğu, şikayet dilekçesiyle birlikte; “borçlu ... Ür Tic ve San aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıkları, takibin kesinleştiği, borçlu firmanın 21/05/2018 tarihinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğu, konkordato mühleti verilmesi üzerine takibin durdurulduğu, mahkemece alınan 25/01/2019 tarihli kararda firmanın iflasına karar verildiği, kararı istinaf ettikleri, istinaf talebinin kabulü üzerine konkordato talebinin reddine karar verildiği, konkordato komiseri raporunda firmanın aktif toplamının borç toplamından 276.023,99 TL fazla olması nedeniyle borca batık olmadığının tespit edildiği, tedbirlerin kaldırılmış olması nedeniyle icra takibinin devam ettiğini, icra dosyasından yazılan talimat üzerine 20/07/2020 tarihinde 209.100,00 TL lik mal haczedildiği, 19/08/2020 tarihli ilave haciz için gidildiğinde 18.500,00 TL tutarında iki adet komprosör haczedildiği, fabrikada başkaca haczi kabil mal bulunmadığı, komiser raporunda yazılı diğer makina ve teçhizatın nerede olduğunun belirlenemediği, haczedilen mallar üzerinde taşınmazın değerini aşan miktarda ipotek ve öncelikli hacizler bulunduğu, firma adına kayıtlı 3 adet araç üzerindeki hacizlerin de sadece kayden hacizli olduğunu, öncesinde çokça haciz bulunduğu” hususlarını belirterek sanıkların cezalandırılmasını istediği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “şikayet dilekçesinde İİK’nın 351. maddesindeki düzenlemeye göre sanığın hangi eylemleri ile alacaklıyı zarara uğratmak maksadıyla mevcudunu eksilttiğinin açıklanmadığı, sanıkların yetkilisi olduğu şirket hakkında haczi mümkün mal bulunamamasının ve mevcut malların borcu karşılamamasının alacaklıyı zarara uğratmak maksadıyla mevcudunu eksiltme olarak nitelenemeyeceği” gerekçesiyle sanıkların beraatlerine ilişkin 22/02/2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararın verildiği, bu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi’nin 02/06/2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozma kararı sonrasında dosyanın aynı mahkemede ... Esas sayısını aldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda; “İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı konkordato davasında sunulan mal mevcudu defterinde taşıt, makine ve cihazların toplam 105 kalemde 4.162.734,00 TL değerinde taşınır tespit edilmiş olmasına rağmen makine ve teçhizatın bulunduğu fabrika binasına 20/07/2020 ve 19/08/2020 tarihlerinde taşınır haczi için gidildiğinde toplam 11 kalemde 227.600,00 TL tutarında taşınır tespit edilebildiği, komiser raporunda belirtilen diğer makine ve teçhizatı bulunamadığı, sanıkların taşınırların abileri...’e olan borcu sebebiyle devredildiğini beyan ettiklerini beyan etmelerine rağmen takibe konu borç ilişki sunmadıkları ve sanıkları arasındaki yakın akrabalık bağı birlikte değerlendirildiğinde taşınırların devrinin alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla yapıldığı hususunun anlaşıldığı, uzlaşmanın sağlanamadığı” gerekçesiyle sanıkların İİK’nın 331. maddesi gereğince cezalandırılmalarına ilişkin 04/04/2023 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararın verildiği, bu kararın da İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi’nin 04/10/2023 tarihli ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozma gerekçesinde; “1-Sanıkların yetkilisi oldukları borçlu... Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile ...'in yetkilisi olduğu ... Gıda İthalat ve İhracat firmasına ait ticari defterler ve kayıtların bulunduğu yerlerden temin edilmesinden sonra karşılaştırmalı olarak bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, inceleme ve karşılaştırma sonucu, borçlu ...Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile ... ve ...'in yetkilisi olduğu ... Gıda İthalat ve İhracat firması arasında 2016 - 2020 yıllarında ticari ilişki ile alacak-borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, var ise borçlu ... Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin, ... ve ...İthalat ve İhracat firmasına ne kadar borcu olduğu hususunda rapor alınarak bu hususunun kesin olarak tespiti gerekirken bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Şikayet dilekçesinde icra takip dosyasında haczedildiği belirtilen 11 adet taşınmazın satılıp satılmadığı, satılmış ise ne kadar bedel karşılığında satıldığı ve bu satıştan icra takip dosyasına para gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise ne kadar para gönderildiği hususlarının araştırılması, satılmamış ise taşınmazların değerlerinin tespit ettirilerek müşteki şirkete para kalıp kalmayacağı konusunda tespit yaptırılması gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma ve tespit yaptırılmadan eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi kapsamında 20.07.2020 tarihli haciz işlemi sırasında haczedilen 9 kalem eşya ile 19.08.2020 tarihli haciz işlemi sırasında haczedilen iki adet kompresörün satılıp satılmadığı, satılmış ise ne kadar bedel karşılığında satıldığı ve bu satıştan icra takip dosyasına para gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise ne kadar para gönderildiği hususlarının araştırılması, satılmamış ise değerlerinin tespit ettirilerek müşteki şirkete para kalıp kalmayacağı konusunda tespit yaptırılması gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma ve tespit yaptırılmadan eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması, 4-Borçlu firma adına kayıtlı olup alacaklı (müşteki) tarafından takip dosyasında haczedilen iki (2) adet markanın satılıp satılmadığı, satılmış ise ne kadar bedel karşılığında satıldığı ve bu satıştan icra takip dosyasına para gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise ne kadar para gönderildiği hususlarının araştırılması, satılmamış ise değerlerinin tespit ettirilerek müşteki şirkete para kalıp kalmayacağı konusunda tespit yaptırılması gerekirken bu hususta herhangi bir araştırma ve tespit yaptırılmadan eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı, sanıklar müdafii ve müşteki vekilinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmekle, hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-e maddesi gereğince BOZULMASINA,” dendiği bozma kararı sonrasında dosyanın aynı mahkemede 2023/172 Esas sayısını aldığı ve halen derdest olduğu görülmüştür.

Manisa ... İcra Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; müştekisinin ...San ve Tic. Ltd. Şti., sanıklarının ...,... ve... olduğu, suçun “sermaye şirketlerinin iflasını istememek, alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek, iflas ve konkordato işlerinde menfaat temin etmek, konkordato için kasten zarar vermek” olduğu; bu dava ile birleşen ... Esas sayılı dava dosyasında müştekinin ...Tek. Ltd. Şti., sanıkların ..., ... ve ... olduğu, suçun “sermaye şirketlerinin iflasını istememek, alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek, konkordato için kasten zarar vermek” olduğu, yapılan yargılama sonucunda “…somut olayda borçlunun konkordato mehili almadığı gibi uzlaştırma yoluyla yeniden yapılandırma da yapmadığı, borçluların İİK’nın 285 ila 309. maddelerinde düzenlendiği şekliyle konkordato mehili almadığı gibi uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma yapmadıkları, alacaklının bu konuda ayrıca bilgi ve belge vermediği, suçun unsurlarının dosya kapsamına göre oluşmadığı” gerekçeleriyle tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlerine ilişkin 17/12/2020 tarihli kararın verildiği, istinaftan feragat edilmesi sebebiyle tüm sanıklar yönünden kararın 23/01/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., takip borçlusunun ... Ürünleri Tic. San. A.Ş. olduğu, takipte toplam 369.917,61 TL kıdem tazminatı ve diğer alacaklarla faiz toplamının istendiği, takibin dayanağının İzmir .... İş Mahkemesi’nin 18/01/2022 tarihli ... Esas sayılı karar olduğu görülmüştür.

İzmir .... İş Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının ... Ürünleri Tic. San. A.Ş. olduğu, dava tarihinin 24/02/2020 olduğu, bu davada davacının “28/04/2018 tarihine kadar 16 yıl kesintisiz olarak çalıştığını, 14/06/2016 tarihinde emekli olup çalışmasına devam ettiğini, son aylık ücretinin net 8.000,00 TL olduğunu, 5 yıl boyunca aynı ücretle çalışqtığını, işine haksız şekilde son verildiğini” ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tahsilini istediği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının davasını kısmen kabulüne karar ilişkin 18/01/2022 tarihlhi kararın verildiği görülmüştür.

İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının ... Ür. Tic. ve San. A.Ş., dava tarihinin 21/05/2018 olduğu, konkordato isteminde bulunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda “yeminli mali müşavir ...’in 17/12/2018 tarihinde sunduğu raporunda ortaya konulduğu üzere konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşıldığı, İİK’nın 292/1-b maddesindeki halin ortaya çıktığı” gerekçesiyle “İİK’nın 292. maddesi uyarınca davacı ... Ür. Tic. ve San. A.Ş., hakkında kesin mühletin kaldırılmasına, konkordato isteğinin reddine; davacı ... Ür. Tic. ve San. A.Ş.’nin iflasına, 25/01/2019 günü saat 13:25 itibariyle iflasının açılmasına, iflasının açıldığının derhal İzmir İflas Müdürlüğü’ne bildirilmesine, konkordato komiserinin görevine derhal son verilmesine” ilişkin 25/01/2019 tarihli kararın verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu, mahkemenin kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 02/05/2019 tarihli ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile “… ilgili sektörden ve davacı şirketin malvarlığının niteliği konusunda uzman kişilerden oluşacak komiser heyeti oluşturularak şirket malvarlığının ve rayiç değerlerinin belirlenmesi gerek konkordato şartlarının oluşup oluşmadığı gerekse borca batıklığın tespiti yönünde rapor alınıp değerlendirme yapılması gerektiği” gerekçesiyle mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verildiği, bu aşamadan sonra davanın aynı mahkemede ... Esas sayısını aldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda “BAM .... Hukuk Dairesi’nin kararından sonra atanan komiser heyetince davacı şirketin malvarlığının değerlemesinin bilirkişilere yaptırıldığı ve bu değerleme esas alınarak komiser heyeti tarafından davacı şirketin borca batık olmadığının ortaya konulduğu” gerekçesiyle, “davacının konkordatonun tasdiki isteğinin reddine, kesin mühletin kaldırılmasına, komiser heyetinin görevine derhal son verilmesine” ilişkin 07/02/2020 tarihli kararın verildiği, istinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kararın 13/03/2020 tarihinde kesinleştiği; bu davanın 17/08/2018 tarihli duruşmasında davacılar vekilinden ... Ltd. Şti.’nin alacağının muvazaalı bir alacak olup olmadığının sorulması üzerine davacılar vekilinin “…Yaratılmış muvazaalı bir alacak değildir. 2 kız kardeşin diğer kardeşleri ve anneleri bu şirketin borçlarını evlerini satarak ödemişlerdir, böylece şirketten alacaklı hale gelmişlerdir, ... şirketinin tek ortağı ise ...'dir, bu şirket ile ... arasında alacak borç ilişkisi bulunmaktaydı, ...'in ekonomik durumu iyidir, şirketimize de danışmanlık vermekte ve bu sebeple şirketimiz çalışanlarından gözükmektedir, ancak kendisinin ekonomik durumu iyi olduğu için başka ekonomik faaliyetleri de vardır, şirketimizin halen ortakları 2 kardeşin diğer kardeşlerinin yukarıda belirttiğimiz şirketten olan alacakları ve ...'in şirkete zor dönemdeki katkıları nedeniyle olan alacakları itibariyle söz konusu kişiler arasında bir borç cevri ve anlaşma söz konusu olmuştur, böylelikle ...'in temlik aldığı alacaklar ve kendi alacağı ... Şirketine temlik edilmiştir, bu nedenle ... Şirketi müvekkilimden alacaklıdır.” şeklinde cevap verdiği görülmüştür.

08/05/2018 tarihli Alacağın Devri Temliki sözleşmesi incelendiğinde; temlik edenin ..., temlik alanın ... Ür. İhrc. İth. San. Tic. Ltd. Şti., borçlunun ... Ür. Tic. San. A.Ş. olduğu, bu temlik sözleşmesiyle temlik eden... ve temlik alan ... Ür. İhrc. İth. San. Tic. Ltd. Şti.’nin “... Ür. Tic. San. A.Ş.’den borç sağlamadan kaynaklanan temlik eden ...’in 1.125.415,98 TL asıl alacak ve işleyecek yıllık % 5 faizinden oluşan tüm alacağının temlik alan şirket tarafından temlik bedelinin ödenmiş olması nedeniyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın temlik alan şirkete devir ve temliki” konusunda anlaştıkları, sözleşmede “temlik alanın, temlik eden ...’e belirtilen borcu tüm ferileri ile birlikte ödediği, temlik edenin borçlu ... A.Ş.’den borç sağlama karşılığı oluşmuş borcu bu borcun temlik alan tarafından ödenmesi nedeniyle asıl alacak ve faizi başta olmak üzere doğmuş/ doğacak tüm ferileri ile birlikte ve bir bütün olarak ... Ür. İhrc. İth. San. Tic. Ltd. Şti.’ye gayri kabili rücu temlik edildiği, temlik alanın sözleşme tarihinden itibaren bu alacağın tahsili ve üçüncü kişilerde temliki hakkına sahip olduğu; temlik alan ... İhrc. İth. San. Tic. Ltd. Şti.’nin temlik konusu alacağa ve varsa icra dosyasına ilişkin hukuki mali ve fiili durum hakkında yeterli bilgi edindiği, bunların varlığı, tahsil kabiliyeti ve sürecine ilişkin fikir sahibi olduğu, TBK 191 ve 193. maddeleri çerçevesinde borçlunun acz içerisine düşmesi veya takip konusu alacağı kısmen veya tamamen tahsil edemediği ya da geç tahsil ettiği takdirde temlik eden ...’den herhangi bir talepte bulunmayacağını, alacağın tahsili hususunda temlik edenden garanti istemeyeceğini ve temlik edeni sorumlu tutmayacağını, temlik eden tarafından kendisine Güvence ya da Garanti verilmediğini, temlik edenden her ne nam ve ad altında olursa olsun herhangi bir iade, hak, alacak veya tazminat talebinde bulunmamayı ayrıca borçlularla olan ilişkilerini hiçbir şekilde temlik edene dermeyan etmeyeceğini, bu temlikle birlikte temlik edenden hiçbir talep hakkının kalmadığını ve temlik eden ...’i gayri kabili rücu şeklinde ibra ettiğini, icra takip dosyasını mevcut hukuki durumu ile temlik aldığını, bu temlik sözleşmesi sebebiyle ilgili her türlü resim, harç ve masrafların kendisi tarafından ödeneceğini gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ettiği” hususlarının kararlaştırıldığı, sözleşmenin altının temlik eden ve temlik alan tarafından imzalandığı görülmüştür.

İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının davalı şirket, takip borçlusunun davacı şirket olduğu, takipte diğer davacı ...’in yer almadığı, takibin dayanağının 08/05/2018 tarihli alacağın devri temliki sözleşmesi olduğu, takipte 1.125,98 TL’si asıl alacak ve 932,50 TL’si işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.126.248,48 TL alacağın tahsilinin istendiği; ödeme emrinini tebliği üzerine borçlu şirket yetkilisinin verdiği 16 Mayıs 2018 havale tarihli dilekçesi ile “Şirket kayırlarında yapılan inceleme neticesinde alacaklı firmaya borçlu olduğumuz tespit edilmiştir. Bu sebeple borcu kabul ediyoruz. Şu an için şirketin ödemeler konusundaki sıkıntıları neeniyle borcu ödeyemiyoruz. Nakit akışının dengeye oturması durumunda en kısa sürede borcu ödemeyi kabul ediyoruz” dediği görülmüştür.

İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden gönderilen yazı cevabında; “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı davacı şirketin faal olduğu, adresinin “.../ İZMİR” olduğu, eski adresinin “.../Manisa” olduğu, şirketin 01/02/2021 tarihinde gerçekleştkirilen olağan genel kurul kararı ile ...’in yönetim kurulu başkanı olarak, ...’in yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görevlendirilmelerine karar verildiği, şirketin yönetim kurulu başkanı ... ve başkan yardımcısı ... tarafından 3 yıl süreyle münferit imzaları ile temsil edilmeleri yönünde karar alındığı görülmüştür.

Alacağın temliki 6098 sayılı TBK'nın 183 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

TBK’nın 183. maddesinde; “(1) Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. (2) Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.” düzenlemesine; 184. maddesinde; “ (1)Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. (2) Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.” düzenlemesine; 190. maddesinde; “(1) Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiştir.

TBK’nın 191. maddesinde de; “(1)Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. (2) Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.”; 193. maddesinde; “(1)Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini. 2. Devrin sebep olduğu giderleri. 3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri. 4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; davacı ... ile davalı şirket arasında imzalanan 08/05/2018 tarihli sözleşmenin içeriği itibariyle TBK’nın 183 ve davam eden maddeleri kapsamında alacağın temliki sözleşmesi olduğu, olayda inançlı işlem koşulunun bulunmadığı, davacı ...’in bu sözleşme ile davacı şirketten olan 1.125.415,98 TL tutarındaki asıl alacağını ve işleyecek yıllık % 5 faizini davalı şirkete temlik ettiği, bu temlik ilişkisinin Manisa ... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında verilen dilekçe ve beyanlardan da anlaşıldığı, davalı vekili her ne kadar “temlikin ivazlı olduğunu ve temlikin ivazlı olması durumunda temlik eden kişinin alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olacağını” ileri sürmüş ise de; TBK’nın 191. maddesindeki düzenlemenin emredici nitelikte bir düzenleme olmadığı ve aksinin kararlaştırılabileceği, nitekim; taraflarca da sözleşmede “...TBK 191 ve 193. maddeleri çerçevesinde borçlunun acz içerisine düşmesi veya takip konusu alacağı kısmen veya tamamen tahsil edemediği ya da geç tahsil ettiği takdirde temlik eden ...’den herhangi bir talepte bulunmayacağını, alacağın tahsili hususunda temlik edenden garanti istemeyeceğini ve temlik edeni sorumlu tutmayacağını, temlik eden tarafından kendisine Güvence ya da Garanti verilmediğini, temlik edenden her ne nam ve ad altında olursa olsun herhangi bir iade, hak, alacak veya tazminat talebinde bulunmamayı ayrıca borçlularla olan ilişkilerini hiçbir şekilde temlik edene dermeyan etmeyeceğini, bu temlikle birlikte temlik edenden hiçbir talep hakkının kalmadığını ve temlik eden ...’i gayri kabili rücu şeklinde ibra ettiğini…kabul, beyan ve taahüt eder” ifadelerine yer vemrek suretiyle TBK’nın 191. maddesinin aksine bir anlaşma (kararlaştırma) yoluna gittikleri, bu düzenleme ile birlikte de davaya konu alacağın davacı...’den istenmesinin önüne geçtikleri, kaldı ki davaya konu icra takibinin de sadece davacı şirket aleyhine başlatıldığı, yani davacı ... aleyhinde davaya konu alacak ile ilgili olarak davalı tarafça başlatılmış bir icra takibinin bulunmadığı, 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartlarını sayıldığı, bunlardan birinin de “h” bendindeki “hukuki yarar” olduğu; davacı ... yönünden; sözleşmenin yukarıda belirtilen düzenlemesi nedeniyle kendisine gidilemeyecek olması yani garanti eden sıfatının bulunmaması ve aleyhinde davaya konu alacak ile ilgili olarak davalı tarafça başlatılmış bir icra takibinin de bulunmaması karşısında davacı ...’in eldeki bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve bu davacı yönünden davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı şirketin açtığı davaya gelince; davacı taraf, davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir mal veya hizmet almadığını ileri sürmüş ise de; takibe konu bu alacağın temlik sözleşmesinden kaynaklandığı, kaldı ki; davacı şirketin icra dosyasında ödeme emri tebliğ üzerine verdiği dilekçesi ile “borcu kabul ettiğini” bildirdiği, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyasında 17/08/2018 tarihli duruşmnada ...A.Ş., ... ve ... vekilinin “şirketten olan alacakları ve ...'in şirkete zor dönemdeki katkıları nedeniyle olan alacakları itibariyle söz konusu kişiler arasında bir borç devri ve anlaşmanın söz konusu olduğunu, böylelikle ...'in temlik aldığı alacaklar ve kendi alacağı ... Şirketi'ne temlik edildiğini ve bu nedenle ...Şirketi'nin müvekkilinden alacaklı olduğunu” bildirdiği, bu beyanın “mahkeme içi ikrar” niteliğinde olduğu, davacı şirketin mahkeme huzurundaki bu ikrarından dönemeyeceği, yine, davacı şirketin yöneticileri olan ... ve ... vekili Av. ...’ın Manisa ... İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 08/05/2019 tarihli beyanında “... Ltd. Şti.'nin kurucusu ve ortağı ...'in uzun yıllar çeşitli pozisyonlarda ... A.Ş.'de yöneticilik yaptığını, şirketle gayrimenkul değerleme ve tedarikçilik de dahil çeşitli içeriklerde ticari ilişkilerinin olduğunu, hem şirket hem de müvekkilleri adına şirketin resmi vekaleti ile çeşitli süreçleri yürüttüğünü, ...'in şirketin bir çalışanı değil ticari partneri olduğunu, 97 yatak ve 45 çalışanı olan engelli bakım merkezi ... Ltd. Şti.'nin kuruluş ve işletilmesinde de ... A.Ş. ile ...'in ortaklık içerisinde bulunduğunu, ...'in şirkete ve müvekkillere ait çeşitli taşınmazların değerlendirilmesi ve imara açılması, parselasyonlarının yapılması ve atıl duran taşınmazların şirket ve aile ekonomisine kazandırılması konusunda son derece sonuç alıcı çalışmalar yaptığını, ...'in... A.Ş.'nde her zaman bir cari hesabının olduğunu, ...'in şirketten ve aileden olan alacağının yıllara dayanan mesleki ve ticari işbirliğinin doğal bir sonucu olduğunu, ... ile ...arasında bir alacağın temliki sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme ile ...'in ...'den borç sağlama karşılığı oluşan 1.125.415,98 TL alacağı ve yıllık % 5 işleyecek faizi ...'in sahibi olduğu ... tarafından temlik alındığını, ...'in ...'den olan alacağının şirket defter ve hesaplarında görülebilen gerçek bir alacak olduğunu, ... ile ... arasında düzenlenmiş olan alacağın temliki sözleşmesinin işte bu gerçek alacaklar karşılığı yapılan sahih ve muvazaadan ari bir sözleşme olduğunu” bildirdiği, aynı dosyada davacı şirket yöneticilerinin 11/10/2018 tarihli dilekçelerinde “... LTD. ŞTİ.'nin alacağının gerçek olduğunu ve şirketin İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alacaklılar kuruluna dahi kabul edildiğini” bildirdikleri anlaşıldığından; diğer yandan davacı taraf “davalı şirketin faal ve aktif bir şirket olmayıp, davacı şirketin yedeği niteliğinde bir şirket olduğunu” ileri sürmüş ise de davacı şirketin kendi muvazaasına dayanması da olanaklı olmadığından, davacı şirketin davalı şirkete takibe konu miktarda borcunun bulunduğu, açtığı davanın haksız olduğu kanaatine ulaşılmış ve davacı şirket tarafından açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı aleyhinde verilmiş ve uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından, davalı tarafın koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir isteği reddedilmiştir.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

  1. Davacı ... tarafından açılan davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1. h ve 115/2 maddeleri gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,

  2. Davacı ... Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi tarafından açılan davanın esastan REDDİNE,

  3. Davalı tarafın koşulları oluşmayan tazminat isteğinin reddine,

  4. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 19.219,30 TL harçtan düşülmesi ile kalan 18.791,70 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,

  5. Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL'nin davada haksız çıkan davacılardan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,

  6. Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,

  7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak, davalıya verilmesine,

  8. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 153.795,76 TL vekalet ücretinin davacı... Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nden alınarak, davalıya verilmesine,

  9. Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/06/2024

Başkan ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Katip ...

¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

izmir”MenfiKaynaklanan)izmirbozulmasına”TespitSözleşmesindenhüküm(İnanç

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim