İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/847 E. 2024/465 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/847
2024/465
6 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/847 Esas
KARAR NO : 2024/465
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2023
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu aleyhine İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile davacı şirketin fatura alacağının tahsili için icra takibinin başlatıldığını, icra takibine ilişkin ödeme emri davalı/borçluya tebliğ edildiğini ve borca, faize, faiz oranına ve takibin tüm fer'i'lerine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı/borçlunun itirazı üzerine arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... Büro, ... Arabuluculuk Numaralı dosyasının 18/11/2022 tarihli, sürecin "anlaşamama" ile sonlandığını gösterir Arabuluculuk Son Tutanağı dava dilekçesi ekinde sunmuş olduklarını, davalı/borçlunun borca, faize, faiz oranına ve takibin tüm fer'i'lerine ilişkin itirazı haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olup itirazlarının iptalinin gerekmekte olduğunu, davacı şirket ve davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olup, davalı taraftan,
-30/11/2018 düzenleme tarihli ... no'lu 29.500,00 TL fatura,
-30/11/2018 düzenleme tarihli ... no'lu 35.341,00 TL fatura,
-30/11/2018 düzenleme tarihli ... no'lu 29.500,00 TL fatura,
-30/11/2018 düzenleme tarihli ... no'lu 63.189,00 TL tutarında faturalardan doğan alacağını tahsil edemeyen davacı şirket tarafından hukuki yollara başvurmak zorunda kalındığını ve İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile davalı adına ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı sigorta şirketi herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz eder icra takibinin durmasına ve davacı şirketin mağduriyetine neden olduğunu, davacı şirketin davalı tarafın haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olduğun, mağduriyetinin giderilmesi için, takip bedelinin %20'sinden az olmamak üzere, icra tazminatına hükmolunmasını talep ettiklerini, davalı tarafın borca itiraz dilekçesinde asıl alacak ile birlikte, faize ve faiz oranına da itiraz ettiğini, davalı/borçlunun tacir olup, fatura alacağından kaynaklanan borç, davalı tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan, icra takibinde reeskont faizi talep edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olduğunu, davacı şirketin İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile davalı taraf aleyhine başlattığı icra takibinde, davalı tarafın borca itirazı üzerine açılan ve yargılaması halen devam eden İzmir ...Asliye Tiucaret Mahkemesi'nin ... sayılı İcra dosyasında 29/08/2022 tarihli ticari defter ve belgelerin incelendiği bilirkişi raporunda 2019 yılında, bir öcneki 2018 yılından davalı firma hesabının 1.157.530,00 TL borçlu olarak devrinin olduğunun tespit edildiğini, bu hali ile tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile sübut bulan alacağının tahsili için davalı taraf hakkında başlatılan icra takibinde, davalı tarafın borca itirazının davacı alacaklı şirketi zarara uğratmak maksadı ile kötü niyetle yapıldığı her türlü şüpheden uzak olduğunu, bu nedenle davalı/borçlunun itirazının iptalini sağlamak için dava açma zorunluluklarının doğduğunu, açıklanan tüm bu nedenler dolayı, davalı/borçlunun İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcrna İcra dosyasına vaki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli borca, faize ve borcun fer'i'lerine ilişkin itirazının iptalini, davalı/borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, taraflarınca belirtilen hususların Mahkemece araştırılması neticesinde açıkça ortaya çıkacağından davacı şirketin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan, herhangi bir somutlaştırma ihtiyacı dahi duymadığı iddialarının kabulünün mümkün olmayıp teknik, nesnel veriler incelendiğinde davanın reddi gerekeceği her türlü izahtan vares olduğunu, davanın hak düşürücü ve zaman aşımı yönünden itiraz ettiklerini, arabuluculuk yönünden, arabuluculuk tutanağının geçerli olmayıp, arabuluculuk süreçlerinin yürütülmemiş olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı şirketin aynı alacak kalemlerine ilişkin İzmir .... İcra Dairesi'nin ...sayılı İcra dosyası ile davalı aleyhine başlattığı icra takibinde, davalı tarafın borca itirazı üzerine açılan ve yargılaması devam eden İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile halen devam ettiğini, bu nedenle derdestlik yönünde itirazlarının bulunduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde herhangi bir somut gerekçeye dayanmamakta, herhangi bir kronolojik sıralama içermeyen şekilde tamamen gerçek dışı ve davalı tarafı sosyal ve ekonomik açıdan itibar kaybettirmeyi amaçlayan iddialarda bulunmakta olduğunu, davacı şirketin her vakayı hangi delil ile ispatlayacağını dava dilekçesinde göstermek zorunda olduğunu, davacı şirketin hangi vakıayı hangi delille ispatlayacağını dava dilekçesinde göstermediği gibi dava dilekçesine ek herhangi bir bilgi belge de sunmamış olduğunu, gelinen aşamada ayrı bir delil listesine ve tanık dinlenilmesine muvafakatlerinin olmadığını, HMK. 119 maddesi'nin "e) Davacının iddiasının dayandığı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği." olduğunun belirtildiğinin, davacı şirketin gerek yasada belirlenen gerek Mahkeme tarafından tensip ara kararı, ön inceleme tutanağı ve takip eden diğer tüm ara kararlarla ile yükümlü olduğu/olacağı süreli-kesin süreli işlerin süresi içine yerine getirmemesi nedeniyle ve/veya getirilmemesi halinde davacı şirkete bu işin yürütümü için yeni ve/veya ek bir süre verilmesine, davacı şirketin bu anlamdaki her türlü talebine, kesin süre bitiminden sonra yerine getirilen her türlü adli iş ve işleme muvafakat etmediklerini bildirdiklerini, bu beyanlarının yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulmasını talep ettiklerini, söz konusu dava dilekçesi itibariyle kötü niyetli, haksız kazanç elde etme amacı güden, teknik ve bilimsel gerekçelerden uzak ve gerçek dışı ifadelerle dolu, dayanaktan yoksun, afaki ve hukuka aykırı nitelikte olduğunu, dava dilekçesi ekinde bir bilgi ve belge sunulmamış olup taraflarına da tebliğ edilmemiş olduğundan, her türlü bilgi ve belgeye ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, davacı şirketin davaya konu alacak taleplerinde tamamen kötü niyetli ve açıkça davalı tarafa sektörel açıdan zor durumda bırakmak maksadıyla samimi ve güvene dayalı ilişkisini suistimal ederek tanzim ettiğini, davalı taraf ile davacı şirket yetkilisi arasında ticari ilişki öncesinde güvene dayalı bir ilişkinin söz konusu olup işçi olarak çalıştığı iş verene destek olan davalı tarafın kendi işini kurup davacı şirket yetkilisine rakip olması davacı şirket yetkilisi tarafından hazmedilemeyip davalı tarafın zarara uğramasını istediğinden bu davayı ve davaları tanzim ettiğini, dava konusu talep edilen bedeller davacı şirketin farklı tarih ve farklı ödeme kanalları ile ödenmiş olup belirtilen icra dosyasına ödemeleri ilişkin bir kısım delilleri ibraz ettiklerini, davalı taraf bir dönem davacı/alacaklı şirkete çalıştığını, bu çalışma esnasında iş verenlerini kendi ailesinden biri gibi gördüğünü, her türlü özveri ve fedakarlığı da gösterdiğini, ancak davacı/ alacaklı firma 2015-2016 yıllarında işlerin kötü gitmesi nedeniyle firma sahipleri ... ve ... borç arayışına girmiş olduklarını, davalı tarafın o sıralarda babasının kendisi için almış olduğu evi sattığın ve evin bedelini babasından banka hesabına yaptırdığını, ... bey ve ... hanımla çok samimi oldukları için bu bilgiyi saklamamış olduğunu, daha sonra ... bey işlerin iyi gitmediğini böyle giderse firmanın borca batık hale geleceğini çok zor durumda olduklarını söylediğini, bu nedenle davalı taraftan borç istediğini, davalı tarafın başta güvenememiş olduğunu ancak işverenlerini çok sevdiği için 35.000,00 TL borç para verdiğini, biraz zaman geçtikten sonra işverenleri davalı taraftan Kira, elektrik, internet, telefon faturalarını, çocuklarına harçlık gibi birçok şahsi giderlerini ödemesini istemişler bunları işleri düzeldikten sonra geri ödeyeceklerini de söylemiş olduklarını, davalı tarafı ikna etmek için eğer borçlarını ödemezlerse dükkanı davalı tarafa devredeceklerini söylemiş olduklarını, davalı tarafın, ailesi gibi gördüğü işverenlerini kıramamış onlara güvendiği için de bu ödemelerin karşılığında herhangi bir kayıt alma ihtiyacı hissetmemiş olduğunu, davalı tarafın işverenlerinin talimatıyla yaptığı bu ödemelerin toplam 230.000,00 TL'yi geçtiğini, ancak firma 2018 yılında işleri toparladıktan sonra davalı tarafa olan bu borçlarını ödememiş olduğunu, hatta maaşını dahi eksik yatırmaya başladığını, daha sonra davalı tarafın borcunu ...'dan istemiş olduğunu, ancak ...'nın davalı tarafa ikinci dükkanı açtıkları için nakitlerinin olmadığı biraz daha idare etmesi gerektiğini söylemiş olduğunu, o sırada ... yeni boyahanenin işlerini devralmış eski boyahaneyi de 230.000,00 TL karşılığında kardeşi ...'nın imam nikahlı eşi olan ...'a devretmiş olduğunu, ancak ... hanım'ın 150.000,00 TL ödeme yaptığını kalan 80.000,00 TL'yi ödemediğini, bu nedenle ...'nın dükkanı geri aldığını ve davalı tarafa dönerek "Senden aldığımız borçlara karşılık nakit para ödeyecek durumda değilim ancak bu boyahaneyi sana devredebiliriz." demiş olduğunu, davalı taraf da çok saygı duyduğu için boyahanenin devir teklifini kabul etmiş olduğunu, Hilmi beyin dükkanı davalı taraftan aldığı bu borçların bir kısmı karşılığında devretmiş olduğunu, kalan kısmı da 2 ton boya ve 5 top film ödeyeceklerini söylemiş olduklarını, ancak davalı tarafa 2 ton boya ve 5 top filmi vermemiş olduklarını, davacı şirketin kesinlikle davalı tarafa herhangi bir şekilde davaya konu fatura içeriği olan mal ve malzemeleri satın almamış, almadığı bir malın teslimi de mümkün olmamış olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde malın hangi şekilde, kime, kim tarafından teslim edildiğine dair herhangi bir beyanda da bulunmamakta olduğunu, arz ettikleri üzere Sevk İrsaliyesi, Teslim Tesellüm Belgesi almamış olup taraflar arasında da böyle bir satışın olmadığı her türlü izahtan vares olduğunu, davacı şirketin basiretli bir tacir olarak davranması gerekirken, davranmamış olup tanık beyanına dayanmakta olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarınca kabul edildiği üzere "Satım sözleşmesi hükümleri gereğince satıcının malın teslimini kanıtlaması gerektiğini, ispat yükü satıcı konumunda bulunan davacı şirkette olduğunu, davacı tarafını iddiasının yazılı belge ile ispat etmesinin gerektiğini, faturanın sadece davacı satıcının defterlerinde kayıtlı olması malın teslimine karine teşkil etmeyeceğini, yasada düzenlenen satım sözleşmesi gereğince satıcının malın teslimini kanıtlaması gerekeceğini, ispat yükümlünün davacı şirkette olduğunu, davacı şirketin iddiasını yazılı belge ile ispat etmesinin gerektiğini, dava niteliği ve mahiyeti gereği tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, alacaklı olduğunu ve takibe konu kesinlikle davalı tarafa tebliğ ya da teslim edilmeyen fatura içeriğine göre davalı tarafa herhangi bir şekilde mal ve malzeme satıldığını ve davalı tarafa teslim edildiğine dair iddiada bulunan davacı şirketin, gerek fatura teslimini gerekse mal teslimini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, tüm bu hususlarda ispat yükümlülüğünün davacı şirkette olduğunu, davalı tarafın, davacı/alacaklı şirkete kendi Halk Bankası Hesabı'ndan; davacı/alacaklıya anlaştığı gibi elektrik faturasını ve dükkanını kirasını ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ödediğini, bunun yanında davalı tarafın davacı/alacaklının talimatıyla davacı tarafın kızı ...'ya da çeşitli ödemeler yaptığını, bu konuyla alakalı Halka Bankası dekontlarını da dosyaya sunacaklarını, davalı tarafın bu ödemeleri tamamen davacı şirketin bahsetmiş olduğu faturaların karşılığı olarak yine davacı şirketin talimatı ile borç ödemek için yaptığını, davacı şirketin bu dava ile tahsilde tekerrüre gitmekte olduğunu, davalı tarafın, davacı şirkete herhangi bir borcunun ve yükümlülüğünün bulunmamakta olduğunu, davalı tarafın, davacı şirket yetkilisinin de bu ödemeleri inkar etmeyeceği düşüncesinde olduklarını, davacı şirket yetkilisinin isticvabla mahkeme nezdinde dinlenmesi halinde de açıkça bu ticari ve hukuki ilişkilerini ikrar edeceğini, davacı şirketin, davalı aleyhine başkaca takip ve davalarla sektörden çekilmesini hedeflemekte olup, davalı tarafın henüz iş kurma sürecinde davacı şirkete güvenerek gerçekleştirdiği işlemlerdeki işlemleri aleyhine faturalandırma vs. Yoluna giderek alaca konu hale getirmekte olduğunu, davalı tarafın, davacı şirket yetkilisinin iflasın eşiğinde olduğu süreçte destek olarak gerek makbuza dayanak olarak gerekse doğrudan davacı şirket ya da yetkilileri adına ödemeler gerçekleştirerek alacaklı hale gelmiş ise de davacı şirket yetkilisinin kötü niyetli, hakkaniyete aykırı davranışları ile fatura düzenlenmiş ve davalı taraftan alacaklı olduğu iddia eder hale gelmiş olduğunu, davalı tarafın davalı şirketin iddialarının aksine, davacı şirkete karşı borçlu olmayıp alacaklı konumda olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sundukları mesaj kaydı ile de davalı tarafa zarar görmesi için kasıtlı olarak dava ve takip süreçlerini yerine getirmekte olduğunu, davalı tarafın davacı şirket yetkilisinin bu denli hırs ve ihtiras içinde aleyhine işlem yapmasına anlam verememekte olup tanık anlatımlarıyla da ticari anlamda yaşadığı stresi ortaya çıkacağını, davalı tarafın kötü niyetini hukukun korumayacağının açık olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeni korumaz." hükmü gereği davacı şirketin, davalı taraf ile ilgisi olmayan, davalı tarafın herhangi bir borcu olmamasına rağmen rakip gördüğünden dolayı davalı tarafın ticaretini sonlandırmak maksadıyla husumetle bu işlemleri gerçekleştirdiğinden davacı şirketin tamamen kötü niyetinin ispatı olduğunu, ihtirai kaydıyla davalı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin söz konusu olmayıp bu alacak likit alacak olmayıp yargılamaya tabi bir alacak olduğunu, davalı tarafın halihazırda ödemiş olduğu faturalara ilişkin hiçbir borcu kabul etmemekle birlikte davacı şirketin borçla birlikte takip ettiği faiz ve faiz oranın fahiş olduğunu, yüksek oranda faiz yürütülmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin davalı taraftan çeşitli tarih ve sebeplerle borç aldığını ancak geri ödemediğini, davacı/alacaklı şirketin takibe koyduğu faturaların davalı taraftan aldığı borçların karşılığı olup bu ticari ilişkiden doğan alacak ve verecek hesabı kapanmış olduğunu, tüm nedenle davacı/alacaklının davasının reddini ve İİK.'nın 67'inci maddesi gereği davalı taraf aleyhine %20'sinden az olmamak üzere tazminat ödenmesini talep etme zorunluluklarının hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle davacı şirketin haksız kazanç peşinde olup takip ve itirazın iptali davasında kötü niyetli olduğunu, söz konusu davanın reddi ve davacı şirketin %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumu için Mahkemeye başvurduklarını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalması kaydıyla, davacı/alacaklı şirketin açmış olduğu haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, davalı lehine, alacaklının haksız ve kötü niyetli davası nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasının UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak dosya içerisine alınmıştır.
İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir.
İzmir Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı ...'nin Ba ve Bs tarafın BA ve BS formları celp edilmiştir.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı ...'nun esnaf veya tacir sayılıp sayılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden davalı ...'nun esnaf veya tacir sayılıp sayılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
İzmir Dairesi Başkanlığı'ndan davalı ...'nun esnaf veya tacir sayılıp sayılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
İzmir Menderes Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı ...'nun BA ve BS formlarının olup olmadığına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
SMM Bilirkişi ...'den 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
-29/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Her türlü hukuki tavsif ve takdir Mahkemeye ait olmak üzere, dava dosyasındaki tüm deliler ile taraflara ait ticari kayıtlarının tetkiki ve diğerlendirmeleri sonucunda;
-
Davacı ...'ne ait 2018. 2019 yılına ait ticari defteler incelemeye tabi tutulmuş, yapılan inceleme sonucunda davacı firmanın, 6102 sayılı Y. TTK.'nın 64/3. Maddesine göre, ticari defterlerinin mevzuatına uygun olarak Noter onaylarının süresinde alınmış olduğu, yerinde inceleme tarihi itibariyle ticari defterlerin 6100 sayılı HMK.'nın 222. maddesine göre delil niteliği haiz olduğu,
-
Davalı ...'na ait ticari defterlerin onay bilgileri tetkikinde; davalı işletmeye ait ticari defterlerin 2018 ve 2019 yılında İşletme Defteri olarak tutulduğu tespit edilmiş, buna göre, işletme defterinin Noter Onayları alındığı görülmekle, yerinde inceleme tarihi itibariyle ticari defterlerin 6100 HMK.'nın 222. maddesi anlamında delil niteliğine haiz olmadığı,
-
Davaya konu edilen 4 adet fatura kaydının taraflara ait ticari defter ve kayıtlarda birbiri ile örtüşür şekilde kayıtlı olduğu, yerine tarafların Gelir İdaresi'ne BA/BS formları ile beyan ettiği,
-
Davalı namına tanzim edilen 4 adet fatura davacı ile birlikte davalı taraf işletme defterine kaydedildiği, davacı taraf ticari defter incelemesinde, 31/12/2018 tarihli kapanış kayıtlarında ..., Alıcılar alt muavin hesabında 157.530,00 TL tutarında alacak devri 2019 yılına devrettiği, takip tarihi itibariyle borç kaydının bulunduğu,
-
Davaya konu edilen alacakla ilgili tanzim edildiği anlaşılan faturaların mal teslimini gösterir irsaliyeye dayandırılmadığı, faturaların ticari teamülden kaynaklı açık/kapalı olduğunun gösterir kaşe imza uygulanmadığının tespit edildiği,
-
Davalı işletme tarafından davacının alacak iddiasına karşılık 13.757,50 TL'lik kısmı 2017 yılında, 79.865,95 TL'lik kısmı 2018 yılında ve 92.488,33 TL tutar kısmı da 2019 yılında olmak üzere toplam 186.111,78 TL ödeme yaptığı savunduğu, ancak ödeme dekontları incelendiğinde davacıya borç karşılığı veya fatura bedeli ödenmesini gösterir herhangi bir açıklama dekont üzerinde bulunmadığı, davalı işletmenin işletme defterine kaydedilmediği,
Buna göre Mahkemenin takdirlerine sunulmak üzere alternatifi olarak yapılan değerlendirmede;
-Mahkemenin mal teslimine ilişkin irsaliye veya mal teslim belgesi olmaksızın tanzim edilen satış faturalarının hem davacı, hem de davalı işletme kayıtlarından tespiti neticesinde davacı tarafın alacağı olarak kabul ü halinde, davacının takip tarihi itibariyle 157.530,00 TL davalı işletmeden alacaklı olduğunun kabul edilebileceği,
-Mahkemenin davalı tarafın ibraz ettiği ve borç karşılığı ödeme iddiasında bulunduğu; 13.757,50 TL'lik kısmı 2017 yılında 79.865,95 TL'lik kısmı 2018 yılında ve 92.488,33 TL tutar kısmı da 2019 yılında yaptığı ödemelerin, borç karşılığı ödendiğinin kabulü halinde, davacı alacağının 186.111,78 TL ödemeden mahsup/takas edilerek, ilgili muhataplara ödendiği, dolayısıyla davalının borçlu olmadığının kabul edilebileceği, mahkemenin davalı ödemelerini borç/fatura karşılığı olmadığına karar vermesi ve davacı tarafından tanzim edilen faturaların davacı alacağı kabulü halinde, 157.530,00 TL davalı işletmeden alacaklı olduğunun kabul edilebileceği sonucu ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davalı namına tanzim edilen 4 adet fatura davacı ile birlikte davalı taraf işletme defterine kaydedildiği, davacı taraf ticari defter incelemesinde, 31/12/2018 tarihli kapanış kayıtlarında ..., Alıcılar alt muavin hesabında 157.530,00 TL tutarında alacak devri 2019 yılına devrettiği, takip tarihi itibariyle borç kaydının bulunduğu" tespit edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterlerinin yapılan incelemesinde de davacının takibe konu edilen faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının delil olarak dayandığı kendi ticari defterlerinin de söz konusu faturaları ödediğine ilişkin bir kayıt da bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare: 02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davanın KABULÜ ile;
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının 157.530,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
-
Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.760,87 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.902,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.858,30 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.902,57 TL peşin harç, 130,50 TL tebligat ve posta gideri ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.302,92 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 25.205,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.
06/06/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:19