SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/854 E. 2024/441 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/854

Karar No

2024/441

Karar Tarihi

31 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/854

KARAR NO : 2024/441

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 26/06/2015

KARAR TARİHİ : 31/05/2024

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İDDİA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 27/02/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkilinin davalıya dava konusu ...’a ait 31/05/2015 tarihli ... numaralı 95.000,00 TL bedelli, 30/06/2015 tarihli ... numaralı 95.000,00 TL bedelli, 31/07/2015 tarihli ... numaralı 95.000,00 TL bedelli, 31/08/2015 tarihli ... numaralı 98.000,00 TL bedelli ve 30/06/2015 tarihli ... numaralı 50.000,00 TL bedelli çekleri verdiğini, bu çeklerin bedellerinin ödendiğini, iade edilmesi gerektiği halde çeklerin iade edilmediğini, taraflar arasında imzalanan 09/04/2015 tarihli tediye evrakında “sözleşme gereği alınan çek bedellerinin ödendiğinin ve hangi çeklerin iade edilmesi gerektiğinin” belirtildiğini, müvekkilinin bu çeklerle ilgili olarak davalı tarafa hiçbir borcu bulunmamasına rağmen davalının çekleri iade etmediğini belirterek, müvekkilinin bu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline ve müvekkiline iadesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin yerleşim yerinin İzmir ili Torbalı ilçesinde olduğunu, davanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi’nde gerektiğini, yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin "..." marka mobilya ürünlerinin üreticisi olduğunu, davacının da 2010 yılından bu yana Mersin merkez ve Erdemli ilçesinde müvekkilinin bayiliğini yürüttüğünü, taraflar arasında karşılıklı cari hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişkinin olduğunu, yani davacının çeşitli tarihlerdeki ürün siparişlerine karşılık yine çeşitli tarihlerde çek ödemeleri yaptığını, davaya konu çek ödemelerinin 2 adet tahsilat makbuzu ile alındığını, davacının, müvekkiline 15/07/2015 tarihi itibariyle 1.072.085,50 TL tutarında cari borcunun bulunduğunu, çekte olağan olan ödeme şeklinin keşide tarihinde muhatap bankaya yapılması olduğunu, davacının ödemeleri muhatap bankaya değil de nakit olarak yapmış olduğu hususunu yazılı belgeyle ispatlaması gerektiğini, olayda böyle bir ödemenin bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde olduğu bildirilen 09/04/2015 tarihli evrakın tebligat zarfı içerisinden çıkmadığını, bu nedenle incelenemediğini, bu evraka ilişkin savunma haklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER ;

Sözleşme, çekler, banka yazısı, tahsilat tediye makbuzları, sicil kayıtları, Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma ve ...Karar sayılı dosyası.

GEREKÇE ;

Dava; ödeme nedeniyle bedelsizlik hukuki sebebine dayalı menfi tespit davasıdır.

Dava dosyası, Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 28/03/2017 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile onanan Erdemli ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi’nin 29/12/2015 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı yetkisizlik kararı ile birlikte Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Torbalı ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14/11/2017 tarihli ... Esas ve ...Karar sayılı görevsizlik kararı ile birlikte de mahkememize gönderilmiştir.

Taraflar arasında; “27/02/2013 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında cari hesap şeklinde yürüyen bir ticari ilişkinin bulunduğu, dava konusu edilen toplam 433.000,00 TL bedelli çeklerin bu ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenerek davalıya verildiği” konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacının, dava konusu çeklerle ilgili olarak davalıya ödeme yapıp yapmadığı, taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen 09/04/2015 tarihli belgenin davalı yönünden bağlayıcılığının bulunup bulunmadığı, bu belge kapsamında dava konusu çeklerin davacıya iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve bu çekler nedeniyle davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı” konularındadır.

Taraflar arasında 27/02/2013 tarihli bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeyle birlikte davacı şirket (bayi), davalı şirkete (üretici) ait “...” marka ürünleri sözleşme şartlarına uygun olarak satın alıp bu sözleşmede yazılı adresinde sözleşme koşullarına ve davalı şirketin talimat ve önerilerine uygun olarak satmayı kabul ve taahhüt etmiştir. “Ödeme ve teminat” konusu sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede “taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüleceği, bayinin cari hesap dönemi bitmesine rağmen fatura kesim tarihinden itibaren 10 gün içerisinde gecikme faizi ile birlikte borcunu kapatmaması veya kendisinin veya herhangi bir müşteri çekinin karşılıksız çıkması veya herhangi bir poliçe veya bononun vadesinde ödenmemesi halinde yine 10 gün içinde karşılıksız çıkan çek bedeli veya poliçe, bono borcunu ödememesi halinde mütemerrit duruma düşeceği” düzenlenmiştir. Sözleşme, imza tarihinden itibaren 5 yıl için geçerli olacak şekilde düzenlenmiştir.

Taraflar arasında ayrıca 09/04/2015 tarihli “sözleşme ve tediye evrakı” başlıklı belge düzenlenmiştir. Bu belgede “tahsilatı yapan taraf” davalı şirket, “ödemeyi yapan taraf” ise davacı şirket olarak gösterilmiştir. Belgede çek ile ödeme miktarının 100.000,00 TL olduğu belirtilmiş, bunun haricinde tablo şeklinde gösterilen bölümde “iade edilecek çekler” başlığı altında davamızın konusu olan çek bilgilerine yer verilmiş ve iade çekler toplamı 433.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Tablonun alt kısmında bulunan ve “kabul edilen şartlar” başlığı altında yer alan kısımda ise 4 numaralı başlık altında “27/02/2013 tarihinden sonra ... A.Ş.’nin ... Mobilya’ya kestiği faturalarda fatura altı iskonto % 23 olarak geriye dönük kesilecek ve bu miktar nakit olarak ... Mobilya’ya ödenecektir. Aşağıda belirtilen çekler ... Mobilya’ya iade edilecektir. (Çek vade ve miktarları yukarıdadır.) İade edilen çekler alacağından düşülecektir.” ifadelerine yer verilmiştir.

...’a yazılan yazıya verilen cevapta; ... numaralı çekin takastan ... A.Ş. Ayrancılar Şubesi tarafından sorulduğu, karşılıksız kodu gördüğü, diğer çekler için ibraz bilgisi belirlenemediği, ... numaralı çek için taahhüt bedelinin ödenmediği bildirilmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinin ekinde 03/06/2014 tarihli tahsilat tediye makbuzu örneği ile 14/11/2014 tarihli tahsilat tediye makbuzu örneğini sunmuştur. Bunlardan 03/06/2014 tarihli makbuzda; ... Erdemli Şubesi’nin 31/08/2015 tarihli 98.000,00 TL bedelli, 31/07/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli, 31/06/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli, 31/05/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli, 30/04/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli, 31/03/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli, 28/02/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli, 31/01/2015 tarihli 95.000,00 TL bedelli ve 31/12/2014 tarihli 95.000,00 TL bedelli çeklerle ilgili toplam 858.000,00 TL ödeme; 14/11/2014 tarihli makbuzda ... Şubesi’nin 30/06/2015 tarihli 50.000,00 TL bedelli 31/07/2015 tarihli 50.000,00 TL bedelli ve 31/08/2015 tarihli 50.000,00 TL bedelli çekleriyle ilgili olarak toplam 150.000,00 TL tutarında ödemenin olduğu görülmüştür.

Davacı vekili; taraflar arasında 27/02/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin bulunduğunu, dava dilekçesinde belirttikleri çeklerin müvekkili tarafından davalıya verildiğini ve karşılıklarının ödendiğini belirtmiştir.

Davalı vekili; her ne kadar cevap dilekçesinde belirtmemiş iseler de 09/04/2015 tarihli belge taraflarına ulaştırıldıktan ve bu belgeyi inceledikten sonra belge altında müvekkili adına atılan imzanın çalışanların imzalarıyla örtüşmediğini belirlediklerini ve bu yöndeki itirazlarını ikinci cevap dilekçesinde ileri sürdüklerini, bu konuyla ilgili olarak Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi verdiklerini, soruşturma başlatıldığını ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, ancak raporun aleyhe çıktığını, “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazın reddedildiğini, bu belgedeki imzalar müvekkili şirketin çalışanlarına ait bile olsa imzalayan kişiler müvekkili şirketin temsilcileri olmadığı için belgenin müvekkili yönünden herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını, diğer yandan davacı ile düzenlenen tüm sözleşmeler yetkili temsilciler arasında yapılmış olup, davacı tarafın söz konusu 09/04/2015 tarihli belgeyi imzalayan kişilerin müvekkili şirket yetkilisi olmadıklarını bilmekte olduğunu belirtmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istemiştir.

İmza sirkülerinden davalı şirketin 03/04/2014 tarihinden itibaren münferiden yetkilisinin ... olduğu görülmüştür.

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile; evraktaki ...’ın davalı şirketin “bölge satış müdürü”, ...’in de “Türkiye satış müdürü” olduğunu bildirmiştir.

Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ...Soruşturma ve ... Karar sayılı soruşturma dosyası incelendiğinde; müştekilerinin ... Day. Tük. Mal. San. ve Tic. A.Ş., ..., müşteki-şüphelilerinin ..., ..., şüphelisinin... olduğu, suç tarihinin 19/08/2015 olduğu, Erdemli ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasına delil olarak sunulan 09/04/2015 tarihli “sözleşme ve tediye evrakı” başlıklı belgenin sahte olduğunun, bu belgeyi şirket çalışanlarının imzalamadığının ileri sürüldüğü, soruşturma kapsamında sahteciliği ileri sürülen belge üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nden bilirkişi raporu aldırıldığı, bilirkişi raporunda belgedeki yazı ve imzanın ...’ın elinden çıktığı, belgenin “tahsilatı yapan ve şartları kabul eden taraf” bölümündeki “...” ibaresi ve atılı bulunan imzanın ...’in elinden çıktığı, belgenin “ödemeyi yapan taraf” bölümündeki “... Mobilya” içerikli kaşe üzerinde atılı bulunan imzanın İ...’in elinden çıktığı, diğer yazıların ise...’in elinden çıktığı hususlarının bildirildiği ve “taraflar arasında çok sayıda davanın bulunduğu, şüphelilerin atılı dolandırıcılık suçunu işledikleri yönünde yeterli delil elde edilemediği” gerekçesiyle “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildiği, bu karara karşı itiraz yoluna gidildiği, itirazın Mersin ... Sulh Ceza Hakimliği’nin 05/04/2016 tarihli ... D.İş sayılı kararı ile reddedildiği görülmüştür.

... isimli kişi Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma ve ... Karar sayılı soruşturma dosyasındaki 05/11/2015 tarihli ifadesinde; davalı şirketin Türkiye satış müdürü olarak görev yaptığını, ancak imza yetkisinin bulunmadığını, sözleşme ve tediye evrakı başlıklı belge altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, imzanın sahte olarak atıldığını bildirdiği görülmüştür. Aynı soruşturma dosyasında davalı şirketin temsilcisi ...da 11/11/2015 tarihli ifadesinde; ... ve ...’ın kendi firmasında çalışan elemanlar olduğunu, bu kişilerin şirketi borçlandırma ve imza yetkilerinin bulunmadığını, şirketin rutin işlemleri ve ürünlerin satış ve pazarlaması ile uğraştıklarını, 09/04/2015 tarihli evrakın sahte olduğunu bildirmiştir.

... Erdemli Şubesi’ne yazılan yazıya verilen 02/07/2015 tarihli cevapta; çek hesabının davacı şirkete ait olduğu, ... numaralı çekin takastan sorulduğu, karşılıksız kaydı gördüğü, ödenmediği, diğer çekler için ibraz bilgisi belirlenemediği bildirilmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu iki adet tahsilat makbuzu incelendiğinde; 23/06/2014 ve 14/11/2014 tarihli iki adet halindeki makbuzların toplam 12 adet çekin teslim alındığına ilişkin olduğu, bu çekler arasında davamızın konusu olan 5 adet çekin de bulunduğu görülmüştür.

6102 sayılı TTK'nın 727. maddesi uyarınca kendisine başvurulan veya başvurulması mümkün olan borçlunun, başvuru konusu olan bedeli ödeyince poliçe ve protesto belgesinin ayrıca doldurulacak bir makbuz ile birlikte kendisine verilmesini istemek hakkı bulunmaktadır.

Mahkememizce; “davacı vekilinin dava dilekçesi ile birlikte dava konusu çeklerin ödendiğini ileri sürdüğü ancak ödemeye ilişkin olarak 6102 sayılı TTK'nın 727. maddesi kapsamında bir belgeyi dosyaya sunmadığı, dava konusu çeklerin davalı elinde olması, davacı tarafın ödeme konusunda ayrıca açık bir şekilde yemin deliline dayanmamış bulunması karşısında ödeme yapıldığı yönündeki davacı iddiasına itibar edilmediği, diğer yandan; davacı vekili her ne kadar 09/04/2015 tarihli belgeye dayanarak çeklerin iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; bu belgenin ibra niteliğinde bir belge olması ve içeriği itibariyle davalı tarafı borç yükü altına sokan bir niteliğinin bulunması nedeniyle olağan olan uygulamanın bu belgenin şirket yetkilisi tarafından verilmiş ve imzalanmış olması olduğu, oysa ;belgenin davalı şirketin yetkilisi tarafından değil, çalışanları tarafından imzalandığı, bu haliyle de belgenin davalı şirketi borç altına sokacak yani bağlayacak niteliğinin olmadığı, davanın ispatlanamadığı” gerekçeleriyle “Davanın REDDİNE” ilişkin 17/05/2019 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir.

Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Mahkememiz kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 03/10/2023 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile ortadan kaldırılmıştır.

Kararın gerekçesinde;

“….Dava menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 9/4/2015 tarihli tediye evrakında sözleşme gereği alınan çek bedellerinin ödendiği, hangi çeklerin iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, taraflarca kararlaştırılmasına bu çeklerle ilgili müvekkilinin borcu bulunmamasına rağmen çeklerin iade edilmediğini beyanla sözleşme ve tediye belgesi başlıklı belgedeki çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.

Davalı vekili sözleşmede imza koyanların şirketi temsile yetkili olmadığı, bu kişilerin şirket adına böyle bir tasarruf yapma yetkisi bulunmadığı beyanıyla davanın reddini talep etmiştir.

HMK'nın 222.maddesi gereğince mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, davacı ve davalı tarafından delil olarak ticari defterlere dayanıldığının anlaşıldığı, buna göre , her iki tarafa ait ticari defter ve belgeler incelenmek suretiyle dava konusu çekler ile ilgili kayıtların bulunup bulunmadığı, defterlerde kayıtlı ise ne şekilde kaydedildiği hususları alanında uzman serbest mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenip denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.

O halde, yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.” denmiştir.

25/10/2023 tarihinde düzenlenen tensip tutanağı ile birlikte İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin kararı çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekil 13/11/2023 tarihli dilekçesiyle davacı şirkete ait defterlerin bulunduğu açık adresi bildirmiş, davalı vekillerinden ...’a (diğer davalı vekillerinin vekillikten çekilmeleri sebebiyle) defterleri sunması ya da yerini bildirmesi ihtaratını içeren 25/10/2023 tarihli tensip tutanağı usulüne uygun olarak 11/12/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, davalı vekili davalıya ait defterlerle ilgili olarak herhangi bir beyanda bulunmamıştır.

Davacı defterlerini talimat yoluyla inceleyen mali müşavir bilirkişi ... 04/04/2024 tarihli raporunda özetle; davacı şirketin unvan değişikliğine giderek unvanının 23/12/2015 tarihli 8974 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre ... İnş. Ltd. Şti. olduğunu, davacı ve davalı şirketler arasında 09/04/2015 tarihli sözleşme ve tediye evrakının düzenlendiğini, özetle “... şirketi ... Mobilya’dan tahsilat olarak kesilen miktarlardan 250.000,00 TL nakit olarak geri ödeme yapacak ve sözleşmede ve ek sözleşmede geçen tüm yasal haklarından feragat eder. ... Mobilyayı ibra eder” ibarelerinin bulunduğunu, buna göre söz konusu 433.000,00 TL’lik çeklerin ... Mobilya tarafından iade edileceğini, davacı şirketin 2015 yılı defterlerinin süresinde onaylandığını, 5 adet toplam 433.000,00 TL tutarlı ... çeklerinin defter kaydının bulunmadığını, 09/04/2015 tarihinde davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmeye göre verilen çeklerin geri alınacağını, delillerin ve değerlendirmelerin takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir.

Toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriğine göre; dava dilekçesinde dava konusu çeklerin ödendiğinin ileri sürüldüğü ancak ödemeye ilişkin olarak 6102 sayılı TTK'nın 727. maddesi kapsamında bir belgenin dosyaya sunulmadığı, dava konusu çeklerin davalı elinde olması, davacı tarafın ödeme konusunda ayrıca açık bir şekilde yemin deliline dayanmamış bulunması karşısında ödeme yapıldığı yönündeki davacı iddiasına itibar edilmediği; davacı vekili her ne kadar 09/04/2015 tarihli belgeye dayanarak çeklerin iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; bu belgenin ibra niteliğinde bir belge olması ve içeriği itibariyle davalı tarafı borç yükü altına sokan bir niteliğinin bulunması nedeniyle olağan olan uygulamanın bu belgenin şirket yetkilisi tarafından verilmiş ve imzalanmış olması olduğu, oysa; belgenin davalı şirketin yetkilisi tarafından değil, çalışanları tarafından imzalandığı, bu haliyle de belgenin davalı şirketi borç altına sokacak yani bağlayacak niteliğinin olmadığı; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin kararı çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılması yönünde ara kararı oluşturulduğu, davalı tarafın verilen kesin süreye rağmen defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığı, incelenen davacı defterlerinde ise dava konusu çekler ile ilgili kayıtların bulunmadığı, davacı tarafça davanın ispatlanamadığı anlaşıldığından, reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 7.394,56 TL harçtan düşülmesi ile kalan 6.966,96 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,

  3. Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,

  4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 66.620,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,

  5. Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/05/2024

Başkan ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Katip ...

¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

reddine”Menfi(KıymetliizmirEvraktanTespithükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim