SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1071 E. 2024/391 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/1071

Karar No

2024/391

Karar Tarihi

16 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1071 Esas

KARAR NO : 2024/391

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 28/12/2023

KARAR TARİHİ : 16/05/2024

Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra takip dosyasının alacaklısı konusunda olup 17/03/2019 tanzim tarihli bonoyu dayanak göstererek davacı tarafa karşı icra takibini başlattığını, icra takibine konu edilen takip talebindeki alacakların aşağıdaki gibi belirtildiğini,

"-6.000,00 USD Fiili Ödeme tarihi 17/03/2019 tanzim tarihli, 01/12/2020 vade tarihli kambiyo senedinden doğmuş olan alacağın fiili ödeme tarihindeki rayici üzerinden ödenmesi talepli ödeme emri, (İstenen: Yıllık Reeskont Avans),

-250,00 USD Fiili Ödeme Tarihi 01/12/2020-01/12/2021 tarihleri arasındaki faiz alacağın (İstenen: Yıllık TTK. 1530. Madde Temerrüt Faizi),

-480,00 USD Fiili Ödeme Tarihindeki 01/12/2021-01/12/2022 tarihileri arasında işlemiş olan faiz alacağın (İstenen: Yıllık TTK. 1530. Madde Temerrüt Faizi),

-1.353,69 USD Fiili Ödeme Tarihi 01/12/2022 tarihinden - Takip tarihine kadar işlemiş olan faiz alacağı (İstenen: Aylık TTK. 1530. Madde Temerrüt Faizi),

Alacağın tahsili tarihine kadar %16.75 faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili, kısmi ödemelerde BK. 100'e göre yapılmasını talep ederim. Kambiyo senedinden doğmuş olan alacağın fiili ödeme tarihindeki rayici üzerinden ödenmesi taleple ödeme emri" takibe dayanak bonodaki para alacağın 6.000,00 USD (Altı Bin Amerikan Doları) olup icra takibinde anapara olarak bu talep edildiğini, ancak davalı tarafça talep edilen faiz kalemlerinde yasaya aykırılık mevcut olduğunu, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'nun 4/a maddesi hükmüne göre sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödendiği en yüksek faiz oranı uygulanır, bu kapsamda, TBK. 99. maddesine göre alacaklının seçimlik hakkını fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası olarak ödenmesi yönünde kullandığı hallerde, talep konusu alacak, tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden, o alacağa 3095 sayılı Kanunu'nun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiilen ödeme tarihine kadar "devlet bankalarının o para birimi ile açılış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre" faiz işletileceğini, yabancı para alacağına Türk Lirası üzerinden temerrüt faizi işletilebilmesi için ise bunun vade tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek suretiyle talep edilmiş olmasının gerektiğini, huzurdaki davaya konu icra takibinde ise; icra takibi yabancı para üzerinden başlatıldığını, fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının talep edildiğini, taraflar arasında özel bir faiz oranı kararlaştırılmamış olduğunu, özetle davalı tarafın, yabancı para cinsinden alacağı fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı olarak talep etmiş olduğunu, ancak vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar geçen sürede bu alacağı Türk Lirasıymış gibi faiz işletmiş olduğunu, "faize faiz işletilemez" kuralı ile ilgili olduğunu, TBK. Uyarınca temerrüt faizine, ayrıca tümerrüt faizi yürütülemeyeceğini, TTK.'daki istisnai hükümler de uyuşmazlıkta uygulanma imkânına sahip olmadığını, ancak davalı tarafın faiz alacağı olarak talep ettiği 250,00 USD ve 480,00 USD'yi ayrıca yıllık temerrt faizi ile 1.353,69 USD'ye de aylık temerrüt faizi işletilmesini talep ettiğini, neticede dosya kapak hesabı buna göre yapıldığını ve davacı tarafın da buna göre ödeme yaptığını ancak bu işlemlerde hukukta aykırılığın mevcut olduğunu, TTK. 1530 maddesi hükmü "ticari işletmeler arası" durumlar için geçerli olup davaya konu icra takibinin dayanağının bono olması haricinde taraflar arasında böyle bir durumun da mevcut olmadığını, zira tarafların gerçek kişi olup ticari işletmede de işletmemekte olduklarını, söz konusu alacak kalemlerini ihtiva eden eden takip talebi uyarınca icra dairesince ödeme emri tanzim edilerek davacı tarafa gönderildiğini, davacı tarafın ödeme emrinden haberdar olmaması nedeniyle takibe itiraz etmek mümkün olmadığını ve neticede takibin kesinleştiğini, bunun üzerine davacı tarafın mal varlığına haciz tesis edildiğini ve davacı taraf da haciz baskısıyla dosya kapak hesabı talep ettiğini ve 09/11/2023 tarihli kapak hesabında belirtilen 291.66,17 TL'lik borcu aynı gün icra dosyasına ödediğini, ancak takip talebinin hukuka aykırı olduğundan, dosya kapak hesabı da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ve neticede davacı tarafın, davalı tarafından haksız yere fazladan bir ödeme yaptığını, bu fazladan ödeme, icra takibinin fer'i niteliğindeki diğer alacak kalemleri vekalet ücreti, tahsil harcı ve icra masrafını da haksız yere artırmış olduğunu, bilirkişi incelemesinin bu kalemler yönünden de yapılmasının gerektiğini, uygulanması gereken faiz türü yasalarla belirlenmiş olmakla beraber söz konusu fazla ödemenin miktarının taraflarınca belirlenmesinin mümkün olmayıp mahkemeden taleplerinin, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, faiz, vekalet ücreti, tahsil harcı ve icra masrafları olarak haksız ve fazladan ödenen miktarın tespit edilmesi olduğunu, bu belirleme yapıldıktan sonra alacak taleplerinin belirli hale geleceğini, davalı asilin bir avukat olup yasa hükümlerini de bilmekte olduğunu, ancak hazırlanan icra takibi adeta "borçlu zaten senetteki imzaya da 6.000,00 USD'ye de itiraz etmez, faizle ilgili taleplere de dikkat etmeyeceği için ne kadar para tahsil etsek kârdır" mantığıyla hazırlandığını, gerçekten de davalının öngörüsüne yakın bir şey gerçekleşmiş olduğunu, ödeme emrinden haberdar olmayan davacı tarafın, haciz baskısı altında önüne konan dosya kapak hesabına göre ne istenirse onu ödemiş olduğunu, dolarla başlatılan takibe Türk Lirası'ymış gibi faiz işletmek, faize faiz işletmek, hatta 1.353,69 USD'lik alacağına "aylık" faiz işletmek açıkça kötü niyetli ve ağır kusurlu hareketlerden olduğunu, bu nedenle davacı tarafa kötü niyet tazminatı ödenmesinin gerektiğini, arabuluculuk çözümü ile ilgili yapılan görüşmede fayda sağlanamamış olup olumsuz sonuçlandığını, uyuşmazlığın nazara alındığında dosyanın duruşma açılmaksızın, dosya üzerinden tensiple bilirkişiye tevdinin yargılama sürecinin hızlandıracağını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı mahkemece re'sen gözetilecek diğer nedenlerle İzmir .... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası üzerinden davalı tarafa haksız olarak ödenen şimdilik 10.000,00 TL'nin, ödeme tarihi olan 09/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa iadesini, taleplerinin HMK. 107 maddesi uyarınca belirsiz olup bilirkişi incelemesi sonrasında belirli hale geleceğini, davanın kabul edilen kısmı üzerinden davalı aleyhine %20'den aşağı olmayacak tutarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olan alacak belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunu imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davasının açılabileceğini, ancak davacı tarafından hesaplamanın yanlış yapıldığının belirtilmiş olması, hesaplamanın ne şekilde yapıldığını bildiğini göstermekte olduğunu, bu nedenle alacağın net bir şekilde hesaplayabileceği için dava konusu olan alacak belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, ancak davacı dava dilekçesinde söz konusu alacağın belirsiz olduğunu belirtmesi gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafın faiz hesaplamalarının yanlış olduğundan bahisle belirsiz alacak davası olarak açıldığın, ancak dava konusu edilen yanlış yapılan hesaplamanın değeri tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle belirsiz alacak davası olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi faiz kalemlerinden herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde her ne kadar yabancı para alacağına Türk Lirası üzerinden temerrüt faizi işletildiğini belirtmişse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, zira taraflarınca fiili ödeme tarihine kadar söz konusu para alacağı yabancı para olarak kabul edilmiş olduğunu, vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının dolar para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre hesaplama yapıldığını ve bu şekilde takibe konulduğunu, vade tarihinden ödeme gününe kadar geçen sürede bu alacağa Türk lirasıymış gibi faiz işletilememiş olup dolar üzerinden faiz işletilmiş olduğunu, alacaklı tarafın yabancı para cinsinden alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak ödenmesini talep ederse bu durumdaki alacak fiili ödeme tarihine kadar yabancı paraya ilişkin faiz hükümlerinin uygulanacağını, yani alacaklanın icra takibine konu yabancı para alacağına vade tarihinden fiili ödeme günü tarihine kadar bankalarının ilgili para cinsinden açıldığını ve 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde TBK. Uyarınca ilgili hükümlerin dikkate alınmasında bahsetmişse de bu dava konusuyla ilgilendirir bir husus olmamakla birlikte dava konusu icra takibinin dayanarak belgesi bir bono olup taraflarına bakılmaksızın ticari iş niteliğinde olduğunu, kaldı ki söz konusu icra takibindeki borçlu olan davacı tarafın tacir olup ticari işletme işletmekte olduğunu, her ne kadar iş veya fiil bir ticari işletmeyle ilgili olmasa da çek ve bonoya ilişkin düzenlemelerin TTK.'da yer alması, bunun ticari iş sayılmasına neden olduğunu, davacı tarafın iddialarının kabul etmemekle birlikte söz konusu icra dosyasında da görüleceği üzere davacı tarafın 09/11/2023 tarihinde ilgili icra dosyasında kapak hesabı talebinde bulunulmuş olduğunu ve akabinde icra dairesi'nce doya hakkında kapak hesabı yapıldığını, haliyle taraflarınca açılmış olan takibindeki alacak kalemlerinde bir yanlışlık olmadığına icra dairesi'nce de kanaat getirilmiş olduğunu ve buna göre hesaplama yapıldığını, davacı tarafın icra dairesi'nce yapılmış olan kapak hesabına göre bakiyeyi ödediğini, bu hususla ilgili herhangi bir hukuka aykırılığın ya da hesaplama hatasının bulunmaktaysa sorumluluk hesaplamayı yapan ilgili icra dairesi'nde olduğunu, bununla ilgili gidilecek yolun ise İcra Muamelesini Şikayet yolu olduğunu, gerçek alacaklı, alacağı geçerli bir senede bağlanmış, taraflarca da imza altına alınmış olan bono ile alacağını hukuki yollardan almak için kanunların kendisine tanıdığı hakkı kullanmak amacıyla takip başlattığını, ancak davacı tarafın bu en temel hakkı dahi kötü niyetli olarak nitelemesinin açıkça mesnetsiz ve kişisel yorumlardan ileri gitmediğini, davacı tarafın, davalı taraf hakkında hayali ithamlarda bulunmasının hukuki bir yaklaşık olmadığını, davacı tarafın ne düşündüğünü, ne hissettiğini ve ne yapacağını bilme kudretine sahip olmamakla birlikte geleceği bilme yeteneğinin de bulunmamakta olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle, davacı tarafın belirsiz alacak davası açmakta hukuken korunan menfaatinin olmaması nedeni ile talebinin usulden reddini, aksi halde davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLAR:

İzmir Karşıyaka .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.

GEREKÇE :

Dava; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72. Maddesi uyarınca açılan istirdat davasıdır.

İİK.'nın 72/7. Bendinde "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." hükmünü içermektedir.

İstirdat davasının şartları; geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması, borçlu-davacının ödemek zorunda olmadığı bir parayı ödemiş olması ve maddi hukuk açısından paranın istenebilir olmasıdır.

Geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması; istirdat davasının davacısı aleyhine yapılan icra takibi sonucunda, para, borçlu veya onun adına üçüncü kişi tarafından icra dairesine ödenmiş ya da borçlunun malları haczedilip satılması suretiyle para tahsil edilmiş olabilir. İstirdat davası açılmış olması için paranın icra veznesine girmiş olması yeterlidir. Paranın alacaklıya ödenmiş olması gerekmez.

Borcun cebri icra altında ödenmiş olması; icra dairesine yapılmış olan ödemenin, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itirazının kesin kaldırılması nedeniyle kesinleşmiş olan icra takibi sonucunda, söz konusu parayı nakit olarak ya da mallarının haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir.

Borçlu hakkındaki takip; borçlu takibe hiç itiraz etmemişse, borçlunun yapmış olduğu itiraz icra mahkemesince kesin olarak kaldırılmış ise, borçlunun yapmış olduğu itiraz icra mahkemesince geçici olarak kaldırılmış ve borçlu tarafından süresi içinde borçtan kurtulma davası açılmamış ise kesinleşmiş olur.

Borçlu itiraz süresi içinde itiraz hakkı varken borca ya da imzaya itiraz etmeyerek borcu öder ise cebri icra tehdidinden söz edilemeyeceğinden istirdat davası açamaz. Ancak sebepsiz zenginleşme davası açabilir. Yine süresinde borçtan kurtulma davası açmış ve bu davayı kaybetmiş olan borçlu istirdat davası açamayacağı gibi açtığı itirazın iptali davasını kaybeden borçlu da istirdat davası açamaz.

Borçlu ödemek zorunda olmadığı bir parayı ödemiş olması; hakkındaki icra takibi şu ya da bu nedenle kesinleştiği için takip konusu borcu ödemek zorunda kalan borçlu daha sonra ödediği paranın gerçek sorumlusu olmadığını yani maddi hukuk anlamında gerçekte sorumlu olmadığını ileri sürerek bu davayı açabilir. (Protesto olan senedini icra takibine konu yapılmaması için ödeyen borçlunun geri alma davası açamayacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 07.03.1989 T. 4479/1411)

Keza süresi içinde icra dairesine yaptığı itirazla hakkındaki takibi durdurmuş olan borçlu, daha sonra itirazından vazgeçerek takip konusu borcu, mallarının haciz ve satışını önlemek için öderse geri alma davası açamaz. (KURU, B. Menfi Tespit Davası Sayfa 241)

Maddi hukuk açısından paranın istenebilir olması; zaman aşımına uğramış borçlar, kumar ve bahis borçları, piyango ve diğer şans oyunlarından doğan alacakların ödenmesi nedeniyle istirdat davası açılamaz.

Geri alma davası açılabilmesi için, takip konusu paranın icra dairesine veya haricen alacaklı ya da vekiline ödenmiş olması yeterlidir. Paranın muhakkak icra Dairesince alacaklıya ödenmiş olması gerekli değildir. (Kuru,Menfi Tespit Davası, sh;238)

Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 29/03/2018 tarih ..., ... Esas sayılı ilamında "İİK.'nın 72/7. bendinde "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Bu madde içeriğine göre borcun tamamını ödememiş olan borçlu için hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı gözetilerek davanın esasına girilip taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/10/2016 tarih...-...-... Esas, ... Karar sayııl ilamında "Bilindiği üzere 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK.) 72/7.maddesi uyarınca takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere istirdat davası bir yıllık süre içerisinde açılabilir. Bu bir yıllık süre zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süredir. Bu nedenle, davanın süresinde açılıp açılmadığı, mahkemece doğrudan doğruya araştırılır (Uyar, Talih: İcra ve İflas Kanunu Şerhi 2.Baskı, İzmir 2004, s.6762-6763)" (aynı nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı 15.01.2014,2013/13-397;15, )

Davacı tarafından ödeme 09/11/2023 tarihinde yapılmış olup dava 28/12/2023 tarihinde açılmıştır. İstirdat davasında yukarıda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerekmektedir. Ödemenin 09/11/2023 tarihinde yapılması nedeniyle hak düşürücü sürenin 09/11/2024 tarihinde bitmesi gerektiği anlaşılmakla ancak yapılan ödemenin sehven 09/11/2022 tarihinde yapıldığı şeklinde yapılan değerlendirme nedeniyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-DAVANIN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  3. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,

  4. Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/05/2024

Katip ...

¸E-imza

Hakim ...

¸E-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkanıarİstirdat(TicariSatımdanizmirhükümKaynaklanan)

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim