İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1067 E. 2024/366 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/1067
2024/366
9 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1067 Esas
KARAR NO : 2024/366
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ...aklığı, adi ortaklık şirketi olarak faaliyet göstermekte olduğunu, adi ortaklık şirketi üzerine almayı planladıkları taşımazla ilgili olarak davalı-borçlu emlakçı ... ile davacı şirket ...aklığı arasında 30/09/2014 tarihinde alım-satım ön anlaşması imzalandığını, davalı ...'ın sözleşmede geçen ...'da taşınmazla ilgili ipoteklerin kaldırılması masrafı için davacı taraftan para istediğini, bunun üzerine davalı (borçlu), ...'a davacı şirketin ... Bankası hesabı üzerinden,
-01/09/2014 tarihinde 14.000,00 TL,
-09/09/2014 tarihinde 15.000,00 TL,
-18/09/2014 tarihinde 30.000,00 TL,
-26/09/2014 tarihinde 30.000,00 TL,
-02/10/2014 tarihinde 7.5000,00 TL,
Toplam olarak 96.500,00 TL parayı, davalı tarafa havale yaptığını, davalı tarafa gönderilen paraların dekontlarını dava dilekçesinin ekinde ibraz ettiklerini, bu ödemelere ilişkin olarak .... Adi ortaklığı şirketi mizan kaydını dilekçenin ekinde ibraz ettiklerini, davalı tarafın ipoteği kaldıramadığı için davacı şirketin, söz konusu taşınmazı alamadığını, banka havalesi ile aldığı paraları iade etmediğini, geçen sürede davacı şirketin bir çok kez borçludan söz konusu meblağı istemesine karşı borca ilişkin herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, davalı tarafın ödeme yapacağı konusunda davacı şirketi yıllarca oyaladığını, davacı şirketin verdikleri para, yıllar içerisinde değerini kaybetmeye başladığını, İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasıyla söz konusu alacak için davalı-borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu tarafça takibe itiraz edilerek icra takibini durdurduğunu, takibin durması üzerine arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, davacı şirket ile davalı ...'ın vekili ile 12/04/2023 tarihinde yapılan son oturumda taraflar müzakereler sonucunda anlaşmaya varamamış olduklarını, davacı şirketin kuyumculuk yapmakta olup o dönemde verilen parayla 1 kg üstünde altında altın alabildiklerini, davacı şirketin parayı gönderdiği tarihte ki değeri ile dava tarihinde ulaştığı alım gücü, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs. gibi ekonomik etkenlerin ortalamaları alındığında davacı şirketin büyük zarara uğradığının anlaşılacağını, davacı şirketin zararı takibe konulan miktardan da yüksek olduğunu, bu hususların bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, bu nedenle davanın kısmi olarak açtıklarını, izah edilen sebeplerle birlikte mahkemece de göz önünde bulundurulacak nedenlerle, davacı şirketin haklı alacağına kavuşturmasını sağlamak için davalı-borçlu tarafından yapılan haksız itirazın kaldırılması amacıyla huzurdaki davayı ikame etmiş olduklarını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin tüm haklarının (alacak, faiz fer'ileri) saklı kalmak kaydı ile İzmir .... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyasına davalı borçlunun yaptığı itirazın şimdilik 96.500,00 TL'lik (asıl alacak) kısmının iptalini ve icra takibinin şimdilik 96.500,00 TL'lik kısmı üzerinden devamını, haksız yere itiraz ederek icra takibinin durmasına neden olan davalı tarafın %20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından 28/12/2023 tarihinde açılmış olan ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali dava dilekçesinin 22/01/2024 tarihine davalı tarafa tebliğ edildiğini, aynı tarihte taraflarınca usulüne uygun olarak vekaletname sunulmuş olup süre uzatım dilekçesi verildiğini, mahkemece 23/01/2024 tarihinde verilen ara karar ile taraflarına ara kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık cevap süresinin sona erdiği tarihten itibaren 2 haftalık daha cevap süresinin uzatılmasına karar verildiğini, süresi içinde cevap dilekçelerini sunmuş olduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddialarda, İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasında davalı tarafa gönderilen 7 Örnek ödeme emri haksız ve usulsüz olduğunu, süresi içerisinde borca itiraz edildiğini, davalı tarafın, davacı şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını, ayrıca davacı tarafın alacaklı sıfatı bulunmadığından husumet yönünden de takibe itiraz edildiğini, bunların yanında zaman aşımı, yetki ve hak düşürücü süre yönünden de itiraz edildiğini, borca faize, faiz oranına, işlemiş faize, işleyecek faize ve borcun diğer tüm fer'i'lerine de itiraz edildiğinin görüldüğünü, davalı tarafın hesabına, davacı şirket tarafından gönderilmiş olan paraların, davalı tarafın, davacı şirket için yapmış olduğu iş ve işlemler dolayısıyla hak etmiş olduğu komisyon bedelleri olduğunu, davalı taraf ile davacı şirket arasında yapılmış olan işler dolayısıyla ticaret hayatına hakim olan güven oluştuğunu ve bu nedenle davacı şirketten gönderilmiş olan paraların dekontlarındaki açıklamalara davalı tarafça dikkat edilmemiş olduğunu, davalı tarafın 30/09/2014 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, bu sözleşmenin tarafı davacı şirket ve ... isimli şahıs olduğunu, davalı tarafın bu sözleşmede sadece komisyoncu olarak yer aldığını, bunun en büyük ispatının da davalı taraf ile dava şirket arasında, davacı şirketin diğer işlerine dair yapılan sözleşmelerin bulunması olduğunu, davacı şirketin 30/09/2014 tarihli sözleşmede alıcı olarak bulunan ... ile çeşitli sorunlar yaşadığını, davacı şirket alıcı dolayısıyla uğradığı zararlar nedeniyle davalı tarafı haksız ve hukuka aykırı biçimde rahatsız ettiğini ve mağdur etmeye çalıştığını, öncelikle göreve ilişkin itirazlarının bulunduğunu, çünkü davalı tarafın emlakçı ve erkek berberi olup, İzmir ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kaydının rastlanılmamış olduğunu, kısacası davalı tarafın tacir olmadığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odları Birliği'nden yazıyla .... Şeklinde bir unvana rastlanılmadığı bildirilmiş olduğunu, ayrıca davaya konu 30/09/2014 tarihli alım-satım ön anlaşmasına bakıldığında bu anlaşmayı satıcı olarak ...'un imzaladığının görülmekte olduğunu, yani bu anlaşma adi ortaklık şirketi adına değil şahsen... adına imzalanmış olduğunu, dolayısıyla açılan davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, dava .... adına açıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu 30/09/2019 tarihli alım-satım ön anlaşması satıcı ... ile alıcı... arasında yapıldığını, davalı tarafın bu anlaşmada sadece komisyoncu olduğunu, sözleşme tarafıyla davanın tarafı farklı olduğu için davanın reddedilmesinin gerektiğini, bu nedenle husumetin davalı tarafa yönlendirilmiş olmasının da doğru olmadığını, taraf yönünden ve husumet yönünden de davanın reddedilmesinin gerektiğini, bunun yanında zaman aşımı, yetki ve hak düşürücü süre yönünden de itirazlarının devam etmekte olduğunu, davaya konu 30/09/2014 tarihli sözleşmede davacı ...'un satıcı,... ise alıcı olduğunu, satış tarihi 15/10/2014 olarak belirlendiğini, dava dilekçesinde ise .... Üzerine bir taşınmaz satın almasından yani ....'nın alıcı olduğundan bahsedildiğini, dosya kapsamında bu hususun gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinde ön alım anlaşmasının davalı tarafa imzalandığın, gönderilmiş olan paraların ipoteklerin kaldırılması için gönderildiği ifade edilmiş ise de bunun gerçeklikle bir alakasının bulunmadığını sözleşmenin davalı tarafın sadece komisyoncu olduğunu, yani alıcı ile satıcıyı bir araya getiren, bu nedenle de sözleşmede açıkça yazılmış olan %3'er komisyona hak kazanan birisi olduğunu, bunun haricinde davacı tarafın yazmış olduğu gibi başkaca bir görevi veya yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafın iddiasına göre davalı tarafa gönderilmiş olan paralar "...'daki taşınmazla ilgili ipoteklerin kaldırılması masrafı" için gönderilmiş olduğunu, dikkat edilecek olursa davaya konu 30/09/2019 tarihli alım-satım ön anlaşması da "İş yeri, ..." için yapılmış olduğunu, davacı şirketçe dava dilekçesinde... Blok'taki iş yeri için açıklamalarda bulunmuşsa da ödemelere ait dekontlardan ikisi "...İş Yeri için teminat" denilerek gönderildiğini, sadece bu hususların bile davacı şirketin iddiaların birbiriyle olan çelişkisini ortaya koymakta olduğunu, davalı tarafın sadece komisyoncu olduğu, satıcı olmadığı için davalı tarafa bir teminat gönderilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, sadece alıcıyla satıcıyı bir araya getirmekten başka bir görev olmayan, sözleşmeye de başkaca bir yükümlülük yüklenmemiş olan davalı tarafa ipotek kaldırılması için masraf gönderilmesi de hem mantıksız hem de dava dosyasına sunulmuş belgelere de uyumsuz olduğunu, davalı gönderilen paraların, davalı tarafın, davacı şirket adına yapmış olduğu komisyonculuk görevleri nedeniyle hak etmiş olduğu komisyon ödemelerinden ibaret olduğunu, davacı şirketin iddialarının çelişkili olduğunun ispatına yarayan bir başka hususun ise 2014 yılında yapılmış olan ödemelerin 01/01/2021-31/10/2021 tarihleri arasındaki imzan kayıtlarında gösterilmiş olması olduğunu, davacı şirketin, alıcı ... ile olan sorunları dolayısıyla 2014 yılında yapıldığını iddia ettiği işlemleri, yasal bazı işlemlere başlamayı planladığı için ancak 2021 yılı mizan defterlerini gösterdiğini, davalı tarafın, önceki yıllarda davacı şirket adına 7-8 tane işlem yaptığını, davacı şirket tarafından gönderilen paralar, bu işlemlere dair komisyon ücretleri olduğunu, davalı tarafın 22 yıldır değişmeyen iş yeri ve adresinin mevcut olduğunu, ayrıca davalı tarafın 15 yıldır ... Mahalle Muhtarı olduğunu, bu süre zarfında icra takibi yapılana kadar, davacı şirket tarafından davalı tarafa hiç ulaşılmamış olduğunu, davacı tarafından tam aksi iddia edilse de davacı şirketi asla oyalamamış olduğunu, ispat yükünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi gereğince ispat yükünün davacı şirkette olduğunu, dolayısıyla davacı şirketin bu iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, mahkemece istenildiği takdirde davalı tarafın, davacı şirkete ait telefonlara ait HTS kayıtlarının istenmesi suretiyle karşı tarafın iddiasının aksine, davalı tarafın iddiasının ispatlanmış olacağını, davacı şirketçe açılan davaya konu olay sebebiyle davalı tarafın hiç aranmadığının anlaşılacağını, davacı şirketin hukuka ve hakkaniyete aykırı davasının reddini talep etme zaruretlerinin hasıl olduğunu, açıklanan tüm nedenlerden dolayı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: İzmir .... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı ....'lık ile alakalı bilgiler celp edilmiştir.
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden davacı ....'lık ile alakalı bilgiler celp edilmiştir.
İzmir Şirinyer Vergi Dairesi'nden davacı ....'lığın tacir olup olmadığı hususunda bilgiler celp edilmiştir.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı ....'lık ile alakalı bilgiler celp edilmiştir.
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden davalı ... ile alakalı bilgiler celp edilmiştir.
İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan davalı ...'ın tacir olup olmadığı hususunda bilgiler celp edilmiştir.
Dava dışı Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi'nde davacı şirketin hesapları ile ... arasındaki tüm hesap hareketleri ve ödeme bilgileri celp edilmiştir.
GEREKÇE : Dava; davacı tarafından, duran takibin devamı amacıyla açılan itirazın iptali davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesi'nin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanun'un 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanun'un 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakeme'leri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK.'nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanunu'nun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davalı tarafın işletme esasına göre defter tuttuğu, en son vergi beyannemesindeki gayrisafi hasıla miktarı dikkate alındığında bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin altında kaldığı, dolayısıyla davalı tarafın tacir sıfatını haiz olmadığı, davalı tarafın tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK.'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay .... Hukuk Daires'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 03/11/2015 tarihli,... Esas,... Karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla Mahkememiz'in görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
-
HMK.'nın 20. maddesi uyarınca kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde gönderilme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK.'nın 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32