İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/291 E. 2024/362 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/291
2024/362
8 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/291 ESAS
KARAR NO : 2024/362 KARAR
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/04/2024
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı Asil Mehmet Bilgin dava dilekçesinde özetle; Davalı ile aralarında 11.09.2019 tarihinde cihaz alım sözleşmesi yapıldığını, söz konusu cihazdan kaynaklanan sorunların çözülmesi için arabulucuya başvuru yaptıklarını, Batman Arabuluculuk Bürosunun ... Büro dosya numarası ve ... numaralı dosyasında düzenlenen son oturum tutanağıyla arabulucuk sürecinin sonuçsuz kaldığını, davalının sözleşme maddelerine uymadığı için davayı açtığını, satın alınan cihazın lambasının kullanım ömrünün sona ermesi üzerine cihazı servise gönderdiğini, cihazın servise gittiğinde davalı tarafından yeni olan başlık çıkarılarak yerine içinde su damlası olan başka bir başlık gönderildiğini, alınan cihazın başlığının seri numarasının ... olmasına rağmen gönderilen başlığın seri numarasının ... olduğunu, bu durumu cihazın tekrar servis ihtiyacı doğurduğunu ve servisle aralarındaki yazışmalardan sonra öğrendiğini, davalının cihazın Türkiye'deki tek yetkili satıcısı ve servisi olduğunu, davalıdan başka hiçbir yerde cihazın yedek parçaları bulunmadığından tamirinin mümkün olmadığını, cihazı ilk tamire gönderdiğinde cihazın lambasının İsrail'de değiştirilebildiğini, lamba değişim süresinin 1 ayı bulacağını, Türkiye'de tamir edilirse cihazın garantiden düşeceğinin söylendiğini, 1 Mart tarihinde cihazla servise gittiğinde davalının önce ellerinde lamba olmadığını söylediğini, sonra başlığın içinde su damlası oluştuğu gerekçesiyle tamiratının yapılamayacağını ve yeni başlık satın alması gerektiğini iddia ettiğini, yeni başlık satmaya çalıştıklarını, başlık daha önce servisten geldiğinde de başlığın içinde su damlası olduğunu belirttiğini, davalıya sadece lamba değişiminin yapılmasını veya lamba ve çipinin tarafına satılmasını başka yerde tamir ettirmek istediğini söylediğini, davalının bu durumda cihazın garantiden düşürüleceğini söylediğini, imzalanan sözleşmeye göre lamba bedelinin 700,00-EUR + KDV olarak belirlenmesine rağmen 05/04/2023 tarihli mesajlarda lamba için tarafımdan 1.200,00-EUR + KDV başlık değişimi için de 3.250,00-EUR + KDV belirlenmesine rağmen kendisinden 4.200,00-EUR + KDV istendiğini, cihazı kullanamadığından dolayı işlerinin aksamaması için davalıya 27/04/2023 tarihinde kredi kartı bilgilerini atarak ücretin kartından çekilmesini istediğini, davalı tarafından lamba ve başlık fiyatlarının arttığı ve lamba bedelinin 1.550,00-EUR + KDV başlık bedelinin de 5.900,00-EUR + KDV olduğunu, ancak ellerinde ikinci el bir başlık bulunduğunu, bunun fiyatının da 3.650,00-EUR + KDV olduğunu, cihazı ilk aldığında firma adına eğitmen olarak ... isimli bir şahsın eğitmen olarak geldiğini, cihazı satan kişinin aynı kişi olduğunu, eğitmenin cihazın tamirinin İsrail'de yapıldığını ve Türkiye'de yapılması halinde garantiden düşeceğini belirttiğini, eğitmen olarak gelen kişinin cihazın kullanımı konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını, açıkladığı nedenlerle; dava konusu cihazın değişimini, kabul edilmediği takdirde 22.000,00-EUR + KDV olarak belirlenen sözleşme bedelinden fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL'nin tarafına ödenmesini, iş yapamamaktan kaynaklı zararları için şimdilik 100,00-TL'nin davalıdan tahsilini, onarım bedellerinin sözleşmede belirtilen miktarlarda yapılması gerektiğine karar verilmesini, değiştirilen başlığın bedeli olarak şimdilik 100,00-TL bedelin tarafına ödenmesini, yargılama giderleri ile ileride tutacağı avukatın vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; Eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat davasıdır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K)
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.
Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2017/3898 -5384 E-K)
Eser sözleşmesinden kaynaklanan tazmiant davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Batman Vergi Dairesine yazılan müzekkereye 25.04.2024 tarihli yazı ile cevap verilmiş, cevabi yazıda davacının Basit usule tabi olduğu işletme esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir.
Defter tutma hadlerini düzenleyen Vergi Usul Kanunun 177.maddesinde defter tutma hadleri bildirilmiştir.
Davacının faaliyetlerinin sınırı esnaf faaliyetlerinin altında kalıp tacir olmadığından, ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur.
Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
-
HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde gönderilme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
-
HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32